Şişkinliğin nedeni gıda intoleransı mı, irritabl bağırsak sendromu mu?

Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Salih Boğa, sık tekrarlayan şişkinliğin irritabl bağırsak sendromu ve gıda intoleranslarıyla ilişkisi, beslenmenin belirtiler üzerindeki rolü hakkında merak edilenleri anlattı.

Şişkinliğin nedeni gıda intoleransı mı, irritabl bağırsak sendromu mu?

Sabah saatlerinde daha az hissedilirken gün içerisinde giderek artan karın şişkinliği, yemeklerden sonra belirginleşen gaz ve karın ağrısı birçok kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Bu şikâyetlere kabızlık, ishal veya dışkılama düzenindeki değişiklikler eşlik ediyorsa irritabl bağırsak sendromu, diğer adıyla hassas bağırsak sendromu akla gelebilir. Bununla birlikte bazı gıda intoleransları da benzer şikâyetlere yol açabildiği için yalnızca belirtilere bakarak iki durumu birbirinden ayırmak her zaman mümkün değildir.

Şişkinliğin nedeni gıda intoleransı mı, irritabl bağırsak sendromu mu? - Resim : 1
 Prof. Dr. Salih Boğa

 IBS yalnızca hassas bir bağırsak değildir

Tıbbi terminolojide irritabl bağırsak sendromu olarak adlandırılan IBS, bağırsak ile beyin arasındaki iletişimin değişebildiği bağırsak-beyin etkileşimi bozuklukları arasında yer alır. Tekrarlayan karın ağrısıyla birlikte dışkılama sıklığında ve dışkının formunda değişiklikler görülebilir.

Kabızlık, ishal veya her ikisinin dönemsel olarak birbirini takip etmesinin yanı sıra gaz, şişkinlik ve dışkılama sonrasında tam boşalamama hissi de IBS’nin sık görülen yakınmaları arasındadır.

IBS’de şişkinliğin tek nedeni bağırsakta fazla gaz birikmesi değildir. Bağırsak hareketlerinde meydana gelen değişiklikler, bağırsak duvarının gerilmeye karşı daha hassas hale gelmesi ve bağırsaktan gelen uyarıların daha yoğun algılanması da şişkinlik hissini artırabilir. Bu nedenle başka bir kişide belirgin bir rahatsızlık oluşturmayan bir öğün, IBS’li bir kişide karın ağrısı ve şişkinliğe neden olabilir.

Gıda intoleransı ile IBS aynı şey değildir

Gıda intoleransı ve IBS benzer belirtiler oluşturabilse de aynı durum değildir. Örneğin laktoz intoleransında, süt ürünlerinde bulunan laktozun yeterince sindirilememesi sonucunda gaz, karın ağrısı, şişkinlik ve ishal ortaya çıkabilir.

IBS’de ise tek bir besine veya enzim eksikliğine bağlı bir mekanizma bulunmaz. Stres, beslenme alışkanlıkları, bağırsak hareketleri, bağırsak hassasiyeti ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler belirtilerin ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Ayrıca IBS ve gıda intoleransı aynı kişide birlikte de bulunabilir.

Bazı besinler neden şişkinliği artırabilir?

Bazı besinlerde bulunan fermente olabilen karbonhidratlar bağırsakta yeterince emilemediğinde bağırsak içerisine su çekilmesine ve bağırsak bakterileri tarafından fermente edilmeleri sonucunda gaz oluşumuna neden olabilir. Süt ve süt ürünleri, bazı bakliyatlar, soğan ve sarımsak gibi besinler bazı kişilerde bu tür yakınmaları artırabilir. Özellikle bağırsak hassasiyeti bulunan kişilerde bu süreç karın şişkinliği, gaz ve ağrı gibi belirtilerin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir.

Ancak belirli bir besinin tüketilmesinden sonra şişkinlik yaşanması, tek başına o besine karşı intolerans bulunduğunu göstermez. Şikâyetlerin hangi besinlerle, ne miktarda ve ne sıklıkta ortaya çıktığının değerlendirilmesi önemlidir. Bu nedenle rahatsızlık verdiği düşünülen besinlerin gelişigüzel şekilde beslenmeden çıkarılması yerine, kişinin genel beslenme düzeni ve belirtileri birlikte ele alınmalıdır.

Düşük FODMAP diyeti nedir, nasıl uygulanmalıdır?

FODMAP; fermente olabilen oligosakkaritler, disakkaritler, monosakkaritler ve polioller olarak adlandırılan, bağırsakta tam olarak emilemeyebilen kısa zincirli karbonhidratları ifade eder. Düşük FODMAP diyeti ise bu karbonhidratları yüksek miktarda içeren besinlerin belirli bir süre azaltılmasına dayanan bir beslenme yaklaşımıdır.
IBS’de beslenmeye yönelik üzerinde en fazla bilimsel çalışma bulunan yaklaşımlardan biridir. Ancak bu beslenme modeli, ömür boyu uygulanması gereken bir yasak listesi değildir.

İlk aşamada yüksek FODMAP içeren bazı besinler belirli bir süre sınırlandırılır. Daha sonra bu besin grupları kontrollü şekilde yeniden beslenmeye eklenerek hangi besinlerin ve hangi miktarların şikâyetleri artırdığı değerlendirilir. Son aşamada ise kişinin tolere edebildiği besinlerin mümkün olduğunca yeniden beslenme düzenine dahil edilmesi amaçlanır.

Yüksek FODMAP içeren besinlere soğan, sarımsak, mantar, elma, armut, karpuz, inek sütü ve yoğurt, bazı baklagiller, buğday ve çavdar ağırlıklı ürünler, kaju, Antep fıstığı ve bal örnek verilebilir.

Diyetin ilk aşamasında bu besinlerin yerine düşük FODMAP içeriğine sahip havuç, salatalık, patates, kabak, kivi, portakal, mandalina, ananas, laktozsuz süt, sert peynirler, yumurta, sade et ve balık, yulaf, pirinç ve kinoa gibi alternatifler tercih edilebilir. Besinlerin FODMAP içeriğinin tüketilen porsiyona göre değişebileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu nedenle düşük FODMAP diyetinin uzun süre kontrolsüz şekilde uygulanmaması ve mümkünse diyetisyen desteğiyle planlanması önem taşır.

Her şişkinliği besinlere bağlamamak gerekir

Sık tekrarlayan şişkinlikte yalnızca tüketilen yiyecekler değil; stres, uyku düzeni, bağırsak hareketleri ve kişinin günlük yaşam alışkanlıkları da değerlendirilmelidir. Açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, makattan kanama, kanlı veya siyah dışkı gibi bulgular eşlik ediyorsa gastroenteroloji hekimine başvurmak gerekir.

Hastanın şikâyetlerine ve öyküsüne göre kan ve dışkı tetkikleri, çölyak hastalığına yönelik testler veya bazı karbonhidrat intoleranslarının değerlendirilmesi amacıyla nefes testleri uygulanabilir. Endoskopi ve kolonoskopi ise her IBS hastasında rutin olarak gerekli değildir; yaş, aile öyküsü, belirtilerin özellikleri ve alarm bulgularına göre gündeme gelebilir.

Yapılacak değerlendirme sonrasında şişkinliğin IBS, belirli bir gıda intoleransı veya farklı bir sindirim sistemi problemiyle ilişkili olup olmadığı belirlenebilir ve beslenme ile ilaç tedavisi planı kişiye göre oluşturulabilir.