"Aptallar mizah yapamaz!"

Gülse Birsel yazan, oynayan, gülen, güldüren ve en önemlisi insanların hayatına dokunabilen bir kadın.
Onunla geçirdiğimiz bir günde hayatı nasıl gülümsetmeyi başardığını bir kez daha gördük. Sokakta, yolda, tatilde, ülkede yaşananlar onun en büyük malzemeleri. Bazıları için sıkıcı olan olaylar, onun penceresinden dünyanın en komik hikayeleri. Mesela bu yaz ‘Yalan Dünya’dan rol arkadaşları Sarp Apak ve Gupse Özay ile çıktığı Kabak Koyu tatilinde yaşadığı trekking macerasını anlatışı... Sakin bir yürüyüş yapacaklarını zannederken tehlikeli bir parkurda devam ettikleri yolculuk, onlar için biraz korkutucu olmuş. Ama o anlattı; biz kahkahaya boğulduk... Şimdi size neler söylediğini yazmak isterdim, fakat Cem Yılmaz gösterisinden çıktığımda yaşadığım ‘anlatma özrü’ burada da ortaya çıktı. Öyle bir kurgu yapıyor ki ben söylesem komik olmayacak. O yüzden en iyisi röportaja geçelim…

Türkiye’de bir Gülse Birsel gerçeği var... Hem yazan hem oynayan hem güldüren bir kadın olarak siz ayrı bir kategoridesiniz. Tanıyan tanımayan herkes önce ‘zeki kadın’ sıfatıyla tanımlıyor zaten sizi. Bu algıyı nasıl yarattığınızı düşünüyorsunuz?

Vay! Çok iddialı başladı röportaj. Özel olarak böyle bir algı yaratmak için çaba harcamadım, ben sadece işini sevdiği için çok çalışabilen biriyim aslında. Bir de tabii aptallar mizah yapamaz. 

Bugün bulunduğunuz noktaya gelmek öğrencilik yıllarında öngörebildiğiniz bir hedef miydi, yoksa akışa kapılarak ulaştığınız bir kariyer mi bu?
Ailelerin en küçük çocukları ilgi seviyor. Hatta böyle bir istatistik var, sanatçıların çoğu ailelerinin küçük çocuklarıymış. Gösteri dünyasını hayal eden bir çocuktum. Lise sona kadar oyuncu olmayı hayal ettim, sonra sınav sisteminin akışına ve Boğaziçi’nin popülerliğine kapılıp iktisat okudum. Dergilerde yazı yazmaya başlayınca ‘Tamam demek ki ben gazeteci olacağım’ dedim ama 30 yaşında hayatım bir daha değişecekmiş meğer.

Hayatınızda basamak olarak nitelendirdiğiniz olaylar neler?

Basamak değil de dönüm noktası diyelim. Aktüel dergisinde yazmaya başladığım gün, g.a.g programında sunuculuk teklif edildiği gün ve ‘Sadece sunmasam, metinleri de ben yazsam, komik şeyler yazabilirim sanırım’ dedikten bir hafta sonrasındaki diğer bir gün! İki yıl sonra ise ‘Ben bir sitcom yazayım yav’ kararını verdiğim an.