"Bir yere ait olma fikri beni korkutuyor"

Yeni romanı İskender için yollara düşeli çok olmuştu Elif Şafak’ın.
Röportajdan iki gün önce elime geçti İskender. Bütün işi gücü bırakıp heyecanla okumaya başladım. Romanın ilk cümlesi; ‘Benim annem iki kez öldü.’ Daha baştan beni, bizi sarıp sarmalayan, yaralarımıza neşter vuran bir kitabı elimde tuttuğumu anladım. Ve yanılmadım… Kitap anne-oğul ilişkisini, ‘oğulları’, ırkçılığı, kadına şiddeti, aileyi, sevgiyi, erkeğe dayatılan toplum kurallarını, sevgisizliği, hırsı, aşkı, inançları… İnsana dair pek çok şeyi sorgulamama sebep oldu. Sanırım O’ndan ‘havadan sudan’ hikayelerle dolu bir kitap bekleyen de yoktu… Kitabı bitirip çekim ve röportaj için Şafak’la birlikte şehrin biraz dışına çıktık. Onu çok sevdiği yollara düşürdük; “Neden sürekli yollardayım bilmiyorum, hakikaten… Bazen diyorum ki Allah beni de böyle yaratmış herhalde, hani hepimizi çeşit çeşit yaratmış ya, kimini sakin, kimini taşkın, benim payıma da hikayeleri kovalayıp durmak düşmüş sanırım...” Şafak yol sevdasını böyle anlatıyor ama bir yere tamamen yerleşme fikrinin onu korkuttuğunu da itiraf ediyor ve ekliyor: “Bence üç türlü insan var: Göçmenler, çiftçiler ve bir de göçebeler.” Şafak’la ‘muhabbet’teyiz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.