Emre Aydın

Acaba aşık olmaya mı çalışıyoruz hep ve onu kendimiz mi yaratıyoruz?


Hoşçakal, olacaklar sensiz olsun, daha durmam boşluklarında ben, unutuyorum…” Bence sıradaki klip, ‘Hoşçakal’a gelmeli, ne dersiniz?
‘Hoşçakal’ ve ‘Alıştım Susmaya’ arasında gidip geliyoruz açıkçası. İki şarkının da klibi olacak ama mutlaka… Şarkıların şu anda evli olan eski bir sevgiliye yazıldığını söylemişsiniz…

Bu eski sevgili ne kadar da şanslıymış farkında mı acaba? Öğrenmiş olmalıdır, herhangi bir tepki verdi mi?
Aslında onu vurgulamadım ben. Yani sorulunca söyledim, evet; ama üzerine basayım gibi bir niyetim yoktu. Bütün şarkılar değil zaten, iki şarkı. “Şu anda evli” kısmını da şarkı sözünde geçiyor nasıl olsa diye söyledim. Öğrenip öğrenmediğini bilmiyorum ve merak da etmiyorum doğrusunu isterseniz. O hikâyenin bana ait olan kısmını anlatmaya çalıştım iki şarkıda. Üstünden yıllar geçmiş zaten, bitmiş gitmiş...

Şimdi biz bu şarkıları dinleyince; ‘kadın hata yaptığını anlar ve adama geri döner, çok mutlu olurlar’ gibi bir son bekliyoruz Mümkün mü böyle bir şey?
Ortada hata olmadığı için böyle bir şey olması da mümkün değil. Söz konusu şarkılarda, “hatalısın ve hatanı kabul et de barışalım” gibi bir durum da yok. Dediğim gibi, onlar, yani şarkılarla anlattıklarım, bende kalan izler. Yoksa ben mutluyum. O da mutludur herhalde. Herkes mutlu yani şu anda, bir sorun yok.

Şarkı sözleriniz içimize çok dokunuyor. Güzel bir parça sözü olması için illaki yaşamak mı lazımdır?

İlla yaşamak lazım olmayabilir ama şarkının bir derdi olmasını ve kurgu dahi olsa hissedilerek yazılmış olmasını dinleyici olarak ben de tercih ediyorum.

Sizin için çağdaş ozan diyorlar, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Teşekkür ederim. Çok onur verici… Albümün adı neden, ‘Kağıt Evler’ oldu?
Yapımı zor, yıkılması kolay bir metafor aradım. Albümün liriksel konsepti, ‘unutmak’ çünkü. Unutmak bana hep öyle gelmiştir; binbir emekle yaptığınız bir şeyi unutursunuz, unuttuğunuzu sanırsınız aslında; sonra bir şey olur, herhangi bir şey; unuttuğunuzu sandığınız ne varsa, teker teker hortlar yeniden. Kağıt eviniz yıkılır yani…

Peki, size en çok dokunan parçanız hangisi albümde?

Stüdyo aşamasında şarkılarla fazla haşır neşir olduğunuz için bir süre sonra o şarkılar size dokunmuyor, ama ‘ayrı ayrı’ benim için diğerlerinden biraz farklıdır. Aslında değişiyor sık sık; bir hafta önce de ‘Hoşçakal’cıydım. Bugün mesela provada, ‘Kağıt Evler’i söylerken en çok o dokunuyormuş gibi geldi. Bilemiyorum.

Aşk sizin için ne ifade ediyor?

Dünyanın en saçma ve en güzel şeyi.

Aşık olacağınız kadın nasıl biri olmalı? Peki, dış görünüşü?

Belirli kriterlerim yok. Şöyle bir düşününce hep birbirlerine benzemeyen kadınlara aşık olmuşum. Ya da aşık oldum sanmışım. Zaten o durumu da anlayabilmiş değilim. Acaba aşık olmaya mı çalışıyoruz hep ve onu kendimiz mi yaratıyoruz? Ya da yok mu aslında aşk diye bir şey? Bunu da bilemiyorum.

Güzel bir aşk insanı besler, siz şimdilerde bunun özlemini duyuyor musunuz?
Duymuyorum gerçekten. İşimle fazla haşır neşirim. İnsanı besleyenin aşk mı, ayrılık mı olduğu konusunda şüpheliyim.

Siz aşık olunacak bir adam mısınız? Nasıl bir partnersiniz?
Pek iyi bir partner değilim herhalde ya… Bunu ben bilemem ki zaten. Elimden gelenin fazlasını yaptığım zamanlar da oldu, kendi içime çekildiğim ilişkiler de yaşadım. En azından istikrarlı bir Be partner değilim sanırım.

Çapkın mısınız?
Hayır, değilim.

Çılgınlıklarınız var mıdır?
Pek yoktur.

Sizi en çok ne güldürür?
Boş zamanlarımda hala Avrupa Yakası izleyen tayfadanım ben. Burhan Altıntop`a her zaman gülüyorum. Engin Günaydın’ın her işi çok iyidir zaten…

En son ne zaman, neden ağladınız?
Yasmin Levy dinlerken ağladım. Sebepsiz. İlginç yanı, kadının neden bahsettiği hakkında hiçbir fikrim olmaması. Ladino (İspanyolca, İbranice karışımı) dilinde yazıyor şarkılarını. Ama, o neyce söylerse söylesin, aynı dille söylüyor ve o dil bir şekilde benim anladığım bir dil.

Yapmayı en çok özlediğiniz şey ya da şeyler neler?
Tatil yapmayı özledim. Sıcak bir yerde tatil yapmayı. İki gün yeterli. Zaten üçüncü gün sıkılıyorum. Ama gerçekten yoruldum bu aralar.

İstanbul’da nerelere gitmekten hoşlanırsınız?
Cihangir`i seviyorum. Eskiden sevmezdim hiç, ama rahat ediyorum artık orada. Onun dışında her iki yakanın sahil şeridini de seviyorum. Denize karşı bir şeyler yapmak, en azından o havayı solumak hep dinlendirir beni.

Sizi daha çok kimler dinliyor? Peki, hedef kitleniz kimler?
Hedef kitlem yok. Güzel olduğunu düşündüğüm şarkıları iyi bir şekilde sunmaya çalışıyorum sadece. Gerisini planlamak bana hep mantıksız gelmiştir. 13-14 yaş ve üstü dinliyor sanırım. Hangi yaş grubu çoğunlukta bilmiyorum, ama 35 yaş ortalamasına konser verdiğim de oldu, 15`e de…

Sürprizleri sever misiniz? Mesela, en son sevgilinize, ne hediye etmiştiniz?
Çok sevmiyorum sanırım. Huzursuz hissediyorum genellikle. Hediye konusunda da pek başarılı değilim. Hatırlamıyorum mesela en son ne aldığımı. Epey zaman geçti üstünden, onun da etkisi vardır mutlaka.

Siz hediye almayı sever misiniz? Ne getirseler size çok mutlu olurdunuz?
Düşünülmüş olması yeterlidir benim için ama düşünülmediyse de aklıma bile gelmez. Çok takılmıyorum galiba o tip şeylere.

Hiç tanımadığınız birinin hayatını nasıl kolaylaştırdınız en son, hatırlıyor musunuz?
Genellikle zorlaştırıyormuşum; öyle diyorlar. Basın danışmanım benden çok şikayetçi mesela.

İlk albümden bu yana, aradan 4 yıl geçti ve siz 30’unuza yaklaştınız. Nasıl bir Emre Aydın var şimdi karşımızda?
Hala 29 yaşındayım. Biraz yoruldum sanırım. Genel bir yorgunluk. Yorgunluk dememek lazım aslında; duruldum diyebilirim. Ama çok büyük değişiklik de geçirmedim sanırım 25’imden bu yaşıma…

Siz şarkılarınız kadar sakin, hüzünlü biri misiniz?
Moduma göre değişiyor. Çok hüzünlü, devamlı başı önde birisi değilim. Ama sakinimdir, çok fazla gürültü patırtıdan hoşlanmıyorum gerçekten. Peki, kendinizi 3 kelimeyle tanımlamanızı istesem… Yoğun, yoğun, yoğun...

Hiç bilmediğimiz bir yönünüz var mı? Bir huy, bir uğraş vs…
Gerçekten yok. Ne kadar bazı şeyleri kendime saklamak istesem de ve bunun için uğraşsam da illa bir şekilde ortaya çıkıyor o. Herkes bilmiyor tabii ama yakından takip edenler biliyorlar hakkımdaki her şeyi hemen hemen…

En değerli şeyiniz nedir şu hayatta?
Ailem. Asla yapmam dediğiniz ve gerçekten yapmadığınız şey?
Saç uzatmak.

Ritminiz hızlandığında, yavaşlamak için ne yaparsınız? Sizi ne rahatlatır?
Kedilerimle ilgileniyorum. Daha rahatlatıcı bir şey yoktur sanırım.

Siz kimleri dinliyorsunuz? Türk ve yabancı şarkıcılardan?
Sıla ve Feridun Düzağaç dinliyorum şu sıralar. Placebo hayranıyım.

En son hangi filmi izlediniz?
O kadar uzun zaman oldu ki hatırlamıyorum.

Kitap okuyabiliyor musunuz? Vaktiniz oluyor mu?
Şu sıralar olmuyor.

Ünlü olmanın bedeli ağır mı gerçekten? Nelerden vazgeçtiniz?

Eskisi kadar rahat hareket edemiyorsunuz. Ama çok ağır bir bedeli olduğunu da düşünmüyorum. Gerçi o biraz da neler yaptığınıza ve o ünü hayatınızda nasıl bir yere konumlandırdığınıza bağlı. Dediğim gibi, çok fazla rahat dolaşamamanın dışında öyle aman amanlık bir durumu yok bence… Bir de eleştirilerden etkilenmemeyi öğrenmeniz lazım, ama bu zaten kolay edinebilinir bir şey. ‘6. Cadde’ zamanı çok genç olmanın verdiği duygusallıkla biraz yıpranmıştım, ama sonra deriniz kalınlaşıyor.

Hayat yolculuğunuzda, istediğiniz yerde misiniz?
Evet. Şöyle 10-15 beş albüm yapabilirsem hepsi içime sinen, o zaman tam olarak istediğim yerde olacağım.

Mutlu musunuz?
Mutluyum.

Sahne dışında, Emre Aydın, günlük yaşamda neler yapar?
Bu sıralar uyur. Sekiz saat uyuyabilecekse mutluluk içinde gider yatağa.

Yaşlandığınızda kendinizi nerede, nasıl, kiminle birlikte hayal ediyorsunuz?
İzmir’de yaşamak isterdim. Hala şarkı söylüyor olmayı, bir şeyler yazıyor olmayı gerçekten çok isterim. Yanımda olmak isteyen herkes yanımda olabilsin, o benim için yeterli olur.

Çocuğunuz olsun istiyor musunuz?

Zannetmiyorum. Çok büyük bir sorumluluk o.

Nasıl bir baba olurdunuz hiç düşündünüz mü?

İyi bir baba olmaya çalışan bir baba olurdum herhalde.

Evlenmeyi düşünüyor musunuz? Bunun için bir tarih var mı düşündüğünüz?

Hayır. Zaten hayatımda birisi yok. İnsanların özellikle hayatlarında birileri yokken, bu tip planlar yapmaları bana çok rasyonalist geliyor. Fazlasıyla hem de…

Son sorumuz; siz nasıl bir oğulsunuz? Bizim aracılığımızla, Anneler Günü için annenize bir şeyler söylemek ister misiniz?

Aslında bunu anneme sormak lazım, ama ailesini üzmemeye gayret eden biriyim. “Anneciğim kutlu olsun Anneler Günü’n, “Çiçek gönderip gereksiz masraf yapma” desen de, orda bir türlü hemfikir olamıyoruz.

Şöyle 10-15 beş albüm yapabilirsem hepsi içime sinen, o zaman tam olarak istediğim yerde olacağım…