Evliliğe yakın anneliğe uzağım

‘En güzel’ ve ‘en çok beğenilen oyuncu’ listelerinde ilk sıralarda yer alıyor!

Resim yapıyorum, sergi açabilirim
Neşeli ve sempatik tavırları iyi güzel de, bir yandan da hanım hanım havasından çıkıp zincirlerini kırmasını, ya da en azından kırmış olduğu dönemlerin mutlaka olduğunu bilmek istiyorsunuz; fakat yok, öyle bir kadın değil Pelin. “Hiçbir zaman serseri, çılgın bir yanım olmadı, rahat davranmak, rahat yaşamak bana uymuyor. Hep planlı, hep tertipli oldum. Geleceğe dair planım yok ama günlük planlarım var. Her şey belli olsun isterim, öyle belirsizlik durumlarını sevmiyorum.” Dizinin yazın da devam etmesi ise, elbette onun elini ayağını bağlayan büyük bir engel, bu yüzden öyle atraksiyonlu bir hayatı zaten istese de olamıyor. Şu sıralarsa vakit buldukça, yağlıboya resimler yaptığından bahsediyor. “Altı aydır resim yapıyorum, kursa gidiyorum. İleride sergi açmak istiyorum. Bunun yanı sıra alışveriş yapmayı çok seviyorum. Modayla aram çok yok ama alıveriş takıntım var. Her gün mutlaka bir şeyler alırım.” Bu arada, Pelin kesinlikle ekranda göründüğünden çok daha zayıf. Hatta 34 beden, düşünün. Çok yiyen ama kilo almayan gruptan olması da bir miktar can sıkıcı! “Mıy mıy yiyorsun derler ama çok yiyorum” diyor. Yavaş yiyin diye boşuna demiyor uzmanlar, bir bildikleri var; bakınız şekil A’da görüyoruz. Pelin’in estetik kaygıları olmasa da, boyunun kısa olması tek takıldığı nokta. “Biraz daha boyum uzun olsun isterdim açıkçası. Bir 10 cm uzun olsam fena olmazdı. Onun dışında kendimle barışığım” diyor.

Kıskanç, nazlı ve huysuz olabiliyorum
Pelin’in aşk hayatı ise dolu dolu! Önce ailesi geliyor. Kendinden epey ufak, 4,5 yaşında bir kız kardeşi var. Kendisine son olarak sürpriz yapan kişi de o olmuş. “İstanbul’a sık gelemiyorum ama dün eve gittiğimde kardeşim bana resim yapmış, onu verdi. Çok sevindim, çünkü daha çok küçük ve bunu düşünmesi bile benim için çok önemli...” Ailesine olduğu kadar memleketine de aşık olan Pelin, hiç öyle parayı bulup kendini yurt dışına atma hayalleri kurmuyor. Ama Paris’ten çok etkilendiğini de söylemeden geçemiyor. “Geçen yaz Paris’e gittim ve aşık oldum. İlk kez, ‘Ben burada yaşarım’ dedim. Buradan evimden ayrılmak istemem. Vatan, toprak önemli benim için ama Paris öyle bir şehir ki, beni kendine çekti” diyor. Dizlerini titreten aşkı ise, dizideki rol arkadaşı İbrahim Kendirci. İki yıldır İbrahim ile birlikte olan Pelin, evlilik söz konusu olduğunda, ‘bana ters’ triplerine girmiyor. “Evliliğe çok sıcak bakıyorum. Şu yaştan önce ya da sonra gibi bir takıntım yok. Her an her şey olabilir. Bence evlilik çok güzel bir şey. Kimisi çok korkar, kaçar ya da zaten mutluyuz diye evlenmek istemez... Ben bunlara hiç katılmıyorum!” Peki, sevgiliyle aynı sette olunur da kaçamak yapılmaz mı? “Günde 18 saat çalışıyoruz, kimsenin kimseyi gözü görmüyor. Sevgililik durumu sette yok. Herkes nasılsa, o da öyle benim için. Sonra kalan zamanda özel hayatımızı zaten yaşıyoruz. Sette ekstra bir durum olmasına gerek yok. Olmasın da zaten. Bu durum avantaj mı? Kişiden kişiye değişir ama benim için avantaj, çünkü her zor durumda yanımda olabiliyor.”
Hani Pelin şeker bir kız ya, ilişkide de kaprissiz bir tiptir diye düşüneceksiniz, ama sonunda onun da arızalı olduğu bazı noktalar olduğunu duyuyor ve rahatlıyoruz. “Evet zaman zaman zor biriyim. Benim de çok kıskanç olduğum, çok naz yaptığım, çok huysuzluk ettiğim zamanlar var, ne yalan söyleyeyim. Mükemmel değilim sonuçta. Ben de kıskancım, İbrahim de kıskançtır. Kadın olarak daha narin, daha alıngan olduğum ya da ısrarcı olduğum zamanlar oluyor, onun önüne geçemiyorum. Hiçbirimiz dört dörtlük değiliz. Zaman zaman zıt zaman zaman uyumlu bir çiftiz” diyor. Çocuk fikrine ise uzaktan bakıyor. En güzel çocuk başkasının çocuğu fikrinde hala. “Evlilik evet ama çocuk sonra. Hayatı bağlayan bir şey çocuk” diyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.