Hakan Kurtaş Onun zamanı

Martıların Efendisi filmiyle o şimdi beyaz perdede... Hakan Kurtaş'ı yakından tanımak ister misiniz?

Her konuşmasında ‘an’lardan bahsediyor... Bizim de onu tam şu –an- sayfalarımıza davet etmemizin tabii ki bir nedeni var. Geçtiğimiz ayın sonunda vizyona giren Martıların Efendi’sindeki performansı etkileyiciydi ve ‘belli ki daha çok çıkacak karşımıza’ dedirtti. Dizi setinden film galasına koşuşturduğu bir zaman diliminde onu yakalamak kolay olmadı tabii. O zaman bir oyuna çevirelim bunu. Biz kısacık sorular soracağız o kısacık cevaplar verecek. Ve karşınızda en yalın haliyle Hakan Kurtaş...

Ezel’in son sahnesinde ilk kez ekranda göründüğünde eminiz kendisi de bir gün Mehmet Günsür, Nejat İşler, Timuçin Esen gibi dev isimlerin kadrosunda yer aldığı bir filmde başrollerden birine hayat vereceğini tahmin etmiyordu. Ama hayal etmekten çok daha fazlasını yaptığı için oldu tüm bunlar... Öyle dramatik bir hayatı yok. Yani şımarıklık yapsa yapabilecek standartlara sahip aslında. Ama o öyle biri değil işte. Doktor bir baba, öğretmen bir annenin üç oğlundan en büyüğü. Konservatuvar mezunu. Okul yıllarından beri tiyatronun tozu ile besleniyor; sahnede yaşadığını, nefes aldığını hissedenlerden. Yakışıklı! Genç! Bilinçli! Daha mı? Çok daha fazlası var... Küçük bir özet geçersek; basketbolu profesyonel denilebilecek kadar iyi oynuyor. Bir müzik grubu var; hem gitar çalıyor hem beste yapıyor. Çeşitli mizah dergilerinde çıkan karikatürleri var ve hala yanından ayırmadığı bir çizim defteri. İzmirli... Yetenekli... Hevesli... Aşk adamı olduğu da gözlerinden bile belli oluyor. En basit tabiriyle adam gibi adam. En takıntılı olduğu şey de bu nedenle dürüstlük. Filinta, Bir Çocuk Sevdim ve Dolunay dizilerinde kendisini fark ettirmeyi başardı. Şimdi onun satır aralarında neler yazıyor onun merakındayız.



1- Ve sahne... İlk kez üzerindesin. Spot ışıkları seni işaret ediyor. Karşında seni  izleyen onlarca göz var... Ne hissediyorsun?
O anda olanın o anda kaldığı, zamanı hiçbir şekilde geri alamadığımızın en net kanıtı sahnede olmak. Her günün, her anın birbirinden farklı olduğunu canlı kanlı tecrübe etmek. İnsana hata payıyla yaşamaya devam etmesini hiç unutturmayan bir şey. Kısaca sizi izleyen gözler varken, içgüdüleri özgür bırakmak paha biçilemez.

2- Oynamaktan en zevk aldığın karakter hangisiydi?
Punk Rock oyununda William karakteri; ilk  profesyonel tiyatro deneyimimdi. Vücut filmindeki İzzet karakterinin de yeri ayrıdır bende. Ayrıca o da ilk set tecrübemdi… İlkler özel.

3- Oyunculuk sürekli kendini yenilemen gereken bir meslek. Neler besliyor seni?
Anlar! Kırılan, sürükleyen, sarsan, şaşırtan, aniden değişen bütün anlar. Tabii ki içgüdülerim de benim için önemli. Onları dinliyorum.

4- Martıların Efendisi modern bir Don Kişot hikayesi. Ya da ‘bizim’ Don Kişot hikayemiz de denebilir galiba. Filmde de ismin Hakan. Nasıl biri o?
Şanssız bir hayata doğmuş, hayatta kalmak için korkarken korkutmayı, kaçarken kovalamayı seçmiş tehlikeli bir bıçkın.

5- Sevdin mi onu?
Eleştirel bakabileceğim çok yanı var. Ama elbette oynarken değil...

6- Senaryoyu okudun. ‘Bu işte olmalıyım’ dedirten ne oldu?
Film fantastik bir hikayeyi anlatıyor gibi ama aslında gerçek. Mehmet Ada Öztekin ile çalışacak olmak ve tabii ki güçlü oyuncu kadrosu benim için en büyük etkenlerdendi.



7- Projeleri seçerken nelere dikkat ediyorsun? En önemli kriterin ne?
Başka hikayeleri, başka karakterlerle anlatmalıyım. Birbirine benzeyen işleri sevmiyorum. Farklı olmalı. Bu sebeple okuduğum senaryoda önce buna dikkat ediyorum. Martıların Efendisi filminde canlandırdığım Hakan da daha önce deneyimlemediğim ve beni bir hayli heyecanlandıran bir karakter.

8- Oynamaktan en çok hoşlandığın karakterler...
Gelgiti bol olmalı. Hepimiz bu çağda duygusal virajlar alıyoruz. Bu iniş-çıkışların gerçekçi anlatıldığı karakterler daha çok ilgimi çekiyor.

9- Hayatında müzik var, resim var, oyunculuk var... Sanat ne zamandan beri seninle?
Ailemden gelen bir şey bu galiba. Bir de hikayeleri paylaşmayı sevmemden... Galiba içgüdüsel. Anlaşılabildiğin bir yol bulmak istiyorsun hayatta. Benim için bu sanat.

10- Çizmeye devam ediyor musun peki?
Yedi yaşımdan beri resim var hayatımda aslında. Babam çizgi romanları biriktirirdi. Annem de zaten resim öğretmeni. Aramız çizgilerle hep iyi oldu. Hala evde akrilik boyayla kendi çapımda çalışmalar yapıyorum. Karikatür dolu eskiz defterlerim de benimle.

11- Yapmak istediğin her şeyi yaptın mı? Öğrenmek isteyip de öğrenemediğin bir şey var mı?

Henüz yok...

12- Bir oyuncu neye katlanamaz?
Sahtekarlık ve tabii ki kısıtlama!