Karizmatik ikili

Engin Hepileri ve Caner Cindoruk... İki yakışıklı! İki düşünceli adam! İki iyi oyuncu! Yeni bir filmde başrolleri paylaşıyorlar... ‘Çalsın Sazlar’ filminin hikayesini dinler dinlemez heyecanlandık. Neden mi? İşin içinde bir kadın, iki adam ve bolca aşk var.
Röportaj: Sinem Gürleyük
Fotoğraflar: Semih Kanmaz/RPRSENTER

‘Çalsın Sazlar’ sizi içine nasıl çekti?
Öncelikli olarak tabii ki Nesli Çölgeçen! Birçok filmini severek izlediğim bir yönetmen. Ayrıca ‘Çalsın Sazlar’ kendi senaryosu. Çok incelikle yazılmış bir iş, gerçekten. Herkesin bir draması var. Önemli olan karakteri ne kadar süslediğin, ne kadar derine indirebildiğin, gerçek kılabilmek için  köşedeki kıyıdaki, ekmekleri ne kadar toparlayabildiğin. Tüm bunların olduğu dolu dolu bir senaryo geldi benim önüme. Karşımda yılların tecrübesiyle bir yönetmen ve müthiş oyuncular… Yapmamam için hiçbir sebep yoktu.

Bu filmde oynamamış olsaydınız ve izledikten sonra birine anlatacak olsaydınız neler söylerdiniz?
Keyifli bir film. Hem günümüz hem de geçmiş var. 60’ların Türkiye’sindeki insan ilişkileriyle şimdiki insan ilişkileri var. O zamanki insani değerler ile şimdiki insani değerler var. Dolayısıyla müthiş bir karşılaştırma var. Bunun dışında gerçekten aslen üç karakter üzerinden gidiyor hikaye. Dolu dolu üç karakter, hepsinin yaşama sevinci, niyetleri, hayata bakışlarıyla ortada çok güzel sabredilmiş bir aşk hikayesi var.  Bir yandan da çok coşkuyla yaşanmış bir aşk hikayesi... Ve merakla yanıtı beklenen bir soru var. Aslında filmin başında bir soru soruluyor; ‘Hacı Baba kim?’ Bu sorunun yanıtı aranıyor film boyunca. Yani içinde merak da var. Dolayısıyla hayatın içinden gerçek bir film izlemek istiyorsan, muhakkak izle derim.

Barba nasıl bir karakter?
Dingin, hayatı kontrollü yaşamayı seven, pozitif, meyhaneciliği bir iş olarak değil, yaşam biçimi olarak gören bir adam. Yani iyi meze yapmanın yanında dostlarıyla güzel bir akşam geçirmenin peşinde. Hayatın tadına sonuna kadar varmaya çalışan, müthiş bir dost, cesur yürekli bir adam. Evet, pek çok iş yaptım ama ‘Çalsın Sazlar’ tırnak içinde Barba özel bir yerde benim için.

Nesli Çölgeçen’le çalışmak nasıl bir deneyimdi?
Nesli Çölgeçen bana hem yönetmenlik yaptı hem hocalık. Onun jenerasyonundan Yıldız Kenter’in öğrencisiyim. Dolayısıyla onu ve işe bakışını çok iyi anladım. Bambaşka bir bağ kurduk. Caner Cindoruk ve Belçim Bilgin’e de daha ikinci gün söyledim; “Bu sette çok rahat edeceğiz, göreceksiniz.” Gerçekten de öyle oldu. Bütün oyunlarda, set arasındaki sohbetlerde, pozitif enerjimiz sayesinde, oyunculuk ve sahneye gösterilen özenli çalışmayla çok güzel bir film çıkardık. Eminim ki seyirciler de bunu hissedecek.  
Aynı kadına aşık olan iki adamın hikayesi var filmde. Peki siz böyle bir aşk yaşasaydınız mücadele eder miydiniz yoksa kenara mı çekilirdiniz?
Mücadele eder insan muhtemelen. Hep aynı şeyi söylüyorum samimiyettir önemli olan. İnsanın iç duygusu ve kendiyle hesaplaşmasıdır. Barba da böyle bir hesaplaşma yaşıyor içinde. Bu hesaplaşmanın sonucunda da beklemesi gerektiğine karar veriyor. Çünkü dostuyla aşık olduğu kadının arasında bir ilişki var. O da bunu gözleriyle görüyor ve diyor ki şimdi zamanı değil ama benim yüreğimdeki gerçek aşksa ben bunu beklerim, günü gelir, ona kavuşurum. Ben de çok Barba’nın yolunda bir adamım. Yani evet, bir şeye yürekten inanıyorsam gerçekten, samimiysem Barba gibi davranırım.

Aşk sizin hayatınızda nasıl bir yerde duruyor?
Önemli bir yerde duruyor çünkü yaşam gücü veriyor bana. Ayrıca ben her şeye aşk duyabilen bir adamım. Mesela mesleğime, tiyatroya çok aşığım. Yaşadığım çok büyük aşklar da oldu elbette gençliğimden beri. Aşk her zaman bana büyük bir heyecan ve yaşama sevinci verir. Ve gerçekten herkes bir kere bile olsa tatsın isterim bu duyguyu. Çünkü aşkı bir kere tadan insan değişir, dönüşür. Hayata karşı daha farklı yaklaşır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.