Ben bir online alışveriş bağımlısıyım!

Her şey kredi kartımın son üç hanesini yazmamla bir anda değişti!

Nasıl oldu valla ben de anlamadım, her şey kredi kartımın son üç hanesini yazmamla bir anda değişti! Online alışveriş butiklerinde ne varsa gardırobumda var. Kargocuyu, sevgilimden daha çok görüyorum ve bir gün evde olmayayım kapıya kağıtlar yapışmış oluyor. Sürekli eksik bir şeyler var sanki evde. Üstelik alışverişin adı da değişti. Artık, eş dost akraba arkana yapışmıyor. Satış elemanı ensenize ensenize üflemiyor. Dünyanın en güzel kıyafetini de giysen, o aynalarda hiç yakışmıyormuş gibi durmuyor. ‘Yanlarım fırtladı aman kabinin dışına çıkmayayım. Ne güzel olmuş sarı pantolon kıza ya, bir de bana bak, Adana turuncu!’ Bunlar da sona erdi. Yani dünyanın en güzel şeyini keşfettim, eve bir paket geliyor. Ve o paketi ben almamışım gibi heyecanlanıyorum! Sanki içinde ne olduğunu bilmiyormuşcasına parçalıyorum hatta. Sonra, dolap hiç giyilmemiş dandik kıyafetlerle dolu oluyor. Eğer siz de bu illet hastalığa düşmüşseniz, silin o siteleri sık kullanılanlardan, görmeyin o siteleri... Ancak o zaman bırakıyorsun. Yoksa, bir ayakkabı, aman sezonu geldi bir eldiven derken, hooop yine ev çul çaput doluyor!

Siz de bağımlı mısınız?
• Her sabah ilk yaptığınız işler arasında alışveriş sitelerini gezmek var mı? Üstelik her hafta birbirinin aynı olmasına rağmen, birini bile es geçemeden duramıyor musunuz?
• Alışveriş sepetiniz hep tıka basa dolu mu? Ay şu butikten alayım, yok bundan bir tane aldım şimdi ayıp olur bitanecik ürün için paket yapmasınlar… Hatta ben bazen kredi kartı limitim bittiğinde, sepetimi doldurup doldurup mutlu oluyordum. Siz de mi öylesiniz?
• O düz, dar, siyah elbiselerin her markasından aldınız mı? Arkası dantelli, kolu düğmeli, önünde kesik var. Küçük bir elbiseyi her şekle soktular ve siz de bunların her şeklini aldınız değil mi?
• Ayakkabı denenmeden alınmazmış! Kim demiş? Tutkalı kırk metre ileriden belli olan, plastik ayakkabı doldu ev. İnternetten alışveriş nasıl yapılır diye öğrenene kadar çoluğumu çocuğumu verdim be ben oralara! Yazın sandaletlerim yırtıldı yırtıldı durdu. En son bu kadar ayakkabı patlamasını, çocukken sokağa çıktığımda yapıyordum. Terliklerimin kenarları hep kopardı. Güya iyi marka diye alıyorum, ama ilk giyişte cartttt!
• Sürekli olarak kargo şirketleriyle kavga etmeye başladıysanız; hatta hangi kargo şirketinin müşteri hizmetleri iyi onu bile biliyorsanız zaten iş işten geçmek üzeredir. İlk günler size mutluluk veren o karton kutuları açma duygusu bir süre sonra işkence haline gelecek. Kargo elemanı görmekten utanacaksınız. Onlara hep bir şey açıklamak zorunda hissedeceksiniz.
• Dolabınız daha etiketini bile çıkartmadığınız penye elbiselerle dolduysa, her elbisenin en az iki rengi varsa ve ikisini de giymiyorsanız, manken kızlara tiril tiril olan şeyler sizde, korkunç duruyorsa...
• Aynı dandik porselen tabağı yedi farklı isimle satmalarına rağmen en az dört tanesine sahipseniz...
• Sanki akşamüstü değişecekmiş gibi, sürekli butiklerin sitesine girip girip kontrol ediyorsanız...
• Bir süre sonra, etrafınızdaki insanlar, ‘yine mi aldın ya, kızım bak batacaksın!’ diye söylenmeye başladığı için onlardan gizli gizli alışveriş yapıyorsanız...
• Sokaktaki insanların kıyafetlerini nereden kaç paraya aldığını bilecek seviyeye geldiyseniz...
• Görmeden alma olayını iyice abartıp, parfümlerinizi bile internetten ısmarlıyorsanız...
• En önemlisi; ‘Japonyadan gelen ürünlerin bedenleri küçük yaaa!’ bilgisine sahipseniz...
• Geçmiş olsun; umarım o kredi kartını güzel güzel ödersiniz!

NOT: Bu arada Pucca Günlük serisinin dördüncü kitabı olan, ‘Ay Hadi İnşallah!’ çıktı! Neredeyse yedi senedir, internette blog tutuyordum. Kendi günlüğümü yazıyordum. Sonra bunları kitap haline çevirdiler. İletişim mezunu, işsiz, parasız, çok aşık ve evsiz bir kızken o blog’u tutmaya başladım. Şimdi ulusal bir gazetede köşem, Elele’de sayfam, evden çalışacağım bir işim, bahçeli her yanı Instagramlık bir evim, barınaktan son dakika kurtarılmış bir köpeğim var. Yani o blog’da tuttuğum bütün dilekler kabul oldu. Ne eksik, ne fazla blog’a yazdığım bütün dileklerim gerçekleşti. İşte bu yüzden, bir de artık diğer sosyal mecralardan sıkıldığım için, blog’a da geri dönüyorum! Hatta haydi siz de dönün, yine çok eğleneceğiz!
Blog: passiflora-rapunzel.blogspot.com

Tüm yazılarını göster