Doğum hikayemiz

Işıl ışıl, güneşli bir yaz gününde kavuştuk kızımızla...

22 Temmuz 2015, yerel saat 13.27... Dünya üzerinde en sevdiğim şehirde, en sevdiğim insanlarla birlikte kızıma kavuştum...Hikayelerin, kitapların ilk önce sonlarını okumayı çok severim bu sebeple bizim hikayemizin de sonunu en başa yazmak istedim :) 
Öncelikle dualarımı hep duyan, beni hiç üzmeyen kızıma teşekkür ederim! Hatırlarsınız hamilelik günlüğüme kızımız henüz karnıma düşmeden önce ve varlığını öğrenmeden önce aldığım notlarımla başlamıştım... Şimdi yine yaşanan anlarda sıcağı sıcağına aldığım notlarımla sizi hikayemizin paylaşılabilecek kadarının içine davet ediyorum…

14.05.2015
En başından beri doğum anını biliyorum, sahnesi ezberimde... Hemen kavuşacağız seninle, hiç korkmayacaksın. Ben sana dünyaya kafanı çıkarttığın an dokunuyor olacağım. Biliyorum bizimkisi çok normal bir doğum olacak, doğanın kuralına bırakacağız ana kız seninle kendimizi... Biliyorum aynen böyle olacak? Hissediyorum. Sana hep anlatıyorum; korkma ben hemen seni kucaklayacağım asla seni karnımdan kesip almalarına izin vermeyeceğim bebeğim diye... İstediğin zaman, normal doğan gereği gelmen gereken yoldan gel bebeğim. Ben seni o yolun sonunda bekliyor olacağım!
25.06.2015
Kızım bugün 2. kontrolümüz vardı. Tam haftandasın; 35. Son iki aydır olduğun gibi yine çıkış pozisyonundasın.  Bu gece tüm gece regl ağrısı çektim, az önce doktoruma yazdım doğuruyor muyum diye sordum, hayır doğurmuyorsun bunlar hazırlık sancıları dedi… Lütfen babanı bekler misin?
02.07.2015
Kızım bugün 3. kontrolümüz vardı, çok iyiyiz. Lütfen bana bir işaret ver de baban yanımızda olsun... 
(Buraya bir parantez çünkü kızım beni duydu ve bana işaret verdi, babasını çağırdı… Bunu yazarken tüylerim diken diken…)
17.07.2015
Dün tüm gece regli ağrısı çektim. 3 hafta önce de aynısı olmuştu. Tüm gece süren yine aynı ağrıydı… Saat sabah 09.26 nişanım geldi (daha doğrusu bir kan pıhtısı geldi, ismi nişanmış) Kan daha sonra durdu ve kahverengi leke şeklinde gelmeye devam etti.  (İşte bu nişan, yukarıda kızıma yazdığım ricaya kızımın cevabıydı… Annesi ve babasını bir arada yanında istedi, teşekkürler!)
Baban geliyor? İyi ol kızım. Ben hiç korkmuyorum.
21.07.2015
Kızım babanla kavuştuk, hasret giderdik. Bugün 39 haftayı doldurdun. Dün gece ciddi karın ağrısı çektim!!! Baban ellerini hep ağrıyan karnıma koydu. Elleri sanırım sihirli çünkü o şekilde uyuyup kalmışım, ağrım hafiflemiş. Kafanın olduğu yer ağrıyor… Bu sabah babanla çektiğim ağrıların süresini yazmaya çalıştık. Gelen ağrılar düzenli gibiydi ama bu sıklıkla gelen ağrının ancak doğuma çok yakınken geldiğini tahmin ederek günlük hayatımıza devam ettik. Zaten herkes belin ağrıyacak diyip duruyor, belim ağrımıyor. Karnım ağrıyor.
 
(Bu notumdan 22 saat sonra suyum geldi)
Yine de baban beni doktorumuza götürdü, doktorum ‘artık 9 aylık hamilesin zaten her an doğum olabilir ancak şu an açılma yok, şu an doğurmuyorsun’ dedi. Biz de tüm gün dolaştık. Bu akşam üzeri babanla sahilde çok uzun bir yürüyüş yaptık, ağrılarıma çok iyi geldi. Hem baş başa buradaki eski günlerimizi andık babanla… Akşam annem köfte, patates yaptı oleeey! Ayrıca son 3 gündür elim ve ayağım şişti. Sanırım geliyorsun...

22.07.2015 Doğum…
Gece karın ağrımdan dolayı deliksiz uyuyamıyor sürekli dönüp duruyordum. Çok yürüdüğümüz için yorgunluktan uykuya dalıp, uyanıyordum. En sonunda uykumdan gece saat 03.25'de bir pıt sesine uyandım, sanki bir tıpa açıldı, bu ne dememe kalmadan bacaklarımın arasından sıcacık bir su boşaldı. Suyum gelmişti!!! Hemen kocamı uyandırdım;‘ Suyum Geldi! "Nee! Emin misin, altına çiş yapmış olma…’‘ Bilmiyorum ama bu kadar çiş yapmış olamam’ ‘O zaman kalk hadi kızımız geliyooor!’ Kalktım ve hemen diğer odada uyuyan anneme koştum. ‘Anne kalk suyum geldi!" "Nasıl, emin misin?"… Sanırım kimse doğuracağıma inanmıyormuş :)
(Buraya bir not; Acemi anne adayı merak etme suyun geldiği zaman anlıyorsun, anlaşılmaması mümkün değil ve suyun hemen bitmiyor yani panik yapmana gerek yok. Ben son haftalarda duş yaparken suyum gelir ve ben fark etmem çocuk susuz kalır vs. diye evham yapıyordum. Boşunaymış. Ben hastaneye gittiğimde bile suyum bitmemişti. Sadece su geldikten sonra geri dönüş yok, o çocuk doğacak, doğum başlıyor... Günlerce insanlar bana doğum ağrısı bele vurur, bunlar yalancı sancı, bel ağrısı çekeceksin deyip durdu. Ama ben doğumum boyunca hiç bel ağrısı çekmedim. Hep regli ağrısının aynısı karın ağrısı çektim. Diyeceğim o ki kimseye inanmayın, kendi vücudunuza inanın.)
Annem ve kocam giyinirken ben kendimi çoktan sıcak banyoya atmıştım. O sırada iç çamaşırımın hafif pembemsi bir kanlı su ile ıslanmış olduğunu fark ettim. Güzelce sıcak suyla yıkandım, suyla oynadım, göbeğimi son kez sevdim, sancılarımın başlaması ve suni sancıya gerek kalmaması için dua ettim. Çıktığım anda günlerdir çektiğim karın ağrılarının aynısının biraz daha kuvvetlisi başlamıştı. Bunlar beklediğim kasılmalardı. Resmen doğuruyordum! Bizim kız geliyordu! Saçlarımı taradım, giyindim, su şişemi elime aldım (doğum boyunca yani 10 saat boyunca toplam 3 litre su içtim) ve hep beraber hastaneye doğru yola çıktık. Arabayı kullanan eşim yolu bilmesine rağmen sürekli benden yolun teyidini alıp duruyordu :)
Hastaneye vardığımızda saat sabah 04.07 idi... Hastane kayıt, evrak işleri derken bizi doğum odasına aldılar. Hastane zaten doktoruma ulaşacağı için ben doktorumu hiç aramadım, sormadım. Tesadüf o ki doktorum o gece nöbetçiymiş, odaya girdikten hemen sonra karşımda ‘Daha öğlen görüşmüştük halbuki’ diye gülümsüyordu. İlk kontrolde, saat sabah 04.17, açılmamın 2 cm olduğunu öğrendik. Doktorum diyeceğin bir şey yoksa ben gidiyorum doğumda görüşürüz dedi. Ben de güle güle dedim ve gitti. Hemşirelerimiz harikaydı, her şey bana sorularak, iznim alınarak yapıldı. Bebeğin doğduktan sonra standart medikal uygulamaları yapılacak mı, yıkanacak mı, tentene temas, hemen emzirmek istiyor musun, kordon kanı vs. konuşuldu… Bu sırada biz kocamla el ele odanın içinde sallanıyorduk. Hemşire belime bir şey bağlamıştı ve tüm odada kızımızın kalp sesi yankılanıyordu. (O kalp sesi çoook uzun bir süre kulaklarımdan gitmedi…) Tatlı hemşiremiz bana hissettiğim ağrıya 10 üzerinden puan vermemi istiyordu, ben ilk 3 demiştim (epidurali istediğimi söylediğim anda da aynı soruyu sordu, cevabım 100'dü:) ). Bilinmezliklere doğru zaman su gibi akıp gidiyordu, şimdi düşününce fark ediyorum ki önceden çalışılmış, öğrenilmiş vs. hiçbir şey o an aklıma gelmemiş, sadece kendimi akışına bırakmıştım… Sancılar artmaya başlamıştı, odada dolanıp duruyor sevgilimin kollarına, omuzlarına kendimi bırakıp sallanıyordum. Sevgilim monitörden kasılmaların gelişi, gidişini bana anlatıyordu...
 
En başından beri hayal ettiğim doğum epidural normal doğumdu, epidural almamayı hiç düşünmedim, hayal ettiğime kavuşunca çok huzurlu olacaktım, hiç bağırmadan, çıt sesi çıkarmadan sessizce doğurmak istiyordum Beren’i… Doğum için en gerekli olan şey benim huzurumdu. O yüzden, tamam yeter bu kadar ben epidural istiyorum dedim. Meğer açıklık 7 cm olmuş. Epidural takılırken en büyük korkum o anda kasılmaların gelmesi ve hareket etmemdi. Tabii ki böyle bir saçmalık olmuyormuş, işin uzmanları her şeyi ayarlıyor. Hiçbir kasılmama denk gelmeden epidural takılmıştı bile ve ben takıldığını hissetmemiştim. Saat sabah 8'de epidural almış, yatağımda keyifle yatıp ayaklarımı oynatarak kocamla sosyal medyada arkadaşlarımıza, ailemize paylaşımlar yapıyor, anneme pozlar veriyorduk. Annem ve kocam çoktan kahvelerini ellerine almış, telefonlarında oyun oynamaya başlamışlardı :) Her şey çok huzurluydu en önemlisi ben kendimi epiduralin bana çok iyi geleceğine şartlamıştım bu yüzden çok mutluydum ve her şey yolunda ilerliyordu. Epidural kısa bir süre sonra etkisini gösterdi, artık kasılmaların geliş ve gidişini kocamın monitöre gözlerini aça aça bakmasından ve ‘Of çok şiddetli ve uzundu’ demesinden anlıyordum. Epidural alınca bacaklarımı, ayaklarımı oynatamayacağımı sanıyordum yanılmışım, meğer ayaklarım ve bacaklarım oynuyormuş ve hissediyormuş, sadece doğumda etkilenen alanlar hissizleştirilmişti. Bunu öğrenince keyfim daha da yerine gelmişti :) Allah epidurali bulandan razı olsun. Saat öğlen bire doğru bizimkilere kafasını hissediyorum, aşağıda bir baskı var diyip durmaya başladım. Artık çıksın istiyordum :) O sırada hemşire geldi açıklık 9 cm olmuş. Doktor tam 13.00'de burada olacak dedi, oda içerisinde düzenlemeleri yapmaya başladı, ameliyat ekipmanları kurulmaya başladı. Saat 13.00 olduğundan sevgili doktorum tüm pozitifliği ile kapıdan girdi, ‘Haydi itme zamanıııı‘ dedi. Yatağımın alt kısmında bir şeyleri değiştirdiler, ışıklar yandı. Doktor sağ ayağımı sevgilimin sağ eline, oksijen maskemi de sol eline verdi. Annem video kaydına başlamıştı. Ve itme aşamasına başladık. İtiraf edeyim bana çok komik geldi. Sevgilim ve annem de benimle ıkınıyorlardı, dayanamadım güldüm. Hatta bir ara kocam sanırım ben de doğuruyorum diyordu :) Doğumda meğersem nefesini tutarak ıkınıyormuşsun. Doktor ilk it dediği an ben nefesimi vererek ıkınınca doktor gülerek bana baktı, azıcık utandım ve keşke biraz araştırsaymışım dedim :) Neyse sonra hemen kaptım olayı, doktor daha doğrusu tüm oda 10'a kadar sayıyor ben de nefesimi tutup ıkınıyordum. İtme, ıkınma için kasılmaların gelmesini bekliyorduk. Doktorum haydi şimdi it it it it it it diye bağırıyordu. Sonra itmeler sıklaşmaya başladı. Hatta kocam olaya o kadar kaptırdı ki kendini itme safhasında oksijen maskemi çıkarmayı unutmaya başladı :) Sonra birden doktor hareketlenmeye başladı, annem ağlamaya, kocam ise ‘başı gözüküyor, çıkıyor, sakın bırakma, it it it it!‘ diye bağırmaya başladı. Hatta çocuk doktoru dahil tüm oda ‘İT’ diye bağırıyordu yine içimden baya güldüm. Kocam ayaklarımdan o kadar kuvvetli itiyordu ki mutlu sona yaklaştığımızı anlamıştım… Doktorum da artık sürekli 10'a kadar sayıyordu. Nefes almaya çok az bir sürem kalmıştı. Bir ara beynim çatlayacak sandım, sonra aman bunca kadın doğurmuş çatlamaz dedim. Beynimle sohbet halindeydik anlayacağınız. Sonra kızımı o yoldan geçerken hayal ederek, Allah'ım onun ellerinden tut diyerek bir kez daha ittim ve ‘Çıktıııı çıktıııııı!’ diye bağıran kocamın sesiyle birlikte doktor kızımızı kucağıma fırlattı. Saat 13.27'yi gösteriyordu... Beren'i hemen tuttum göğsüme çektim. Zaten üzerim çıplaktı, ten teneydik. Kızımızın başını çenemin altına soktum, sıcacıktı… Üzeri tertemizdi, kendi bembeyaz-pembeydi ve üzeri sadece kanlıydı. Ellerini tuttum o da benim elimi tuttu. Ağladığımı fark ettim. Beren ise hiç ağlamadı, gözleri açıktı… İlk bana sonra ona ‘Merhaba kızım’ diyen babasına baktı. Annem tabi ağlamaktan perişan :) Kordonunu hemen kesmediler, beklediler. Bize hiç dokunmadılar, kızım göğsümde öylece kaldık.
 
Doktorum içeride birkaç yırtık var onları dikeceğim dedi, sanırım cevap bile vermedim :) Beren'i sevmeye başladık, öptük, kokladık. Bir ara karı koca ağzımız kanlıydı :) Saat 14.10 olduğunda hemşiremiz hemen ayak ucumda duran tartım yerine Beren’i almak için benden izin istedi. Babasına verdim, baba kız orada oynaştılar, babası göbek kordonunu kesip klipsledi, kundakladı ve bana geri getirdi. Beren 3070 gram ve 51 cm doğdu. Saat 14.20'de Beren’i ilk kez emzirdim. (Sütüm ilk gece indi) Sonra ayağa kalktım, Beren’i kucağıma aldım ve saat 14.40'da 2 gece kalacağımız odamıza geçtik. Beren’i yıkatmadık sadece kanları temizlettik. Akşam üzeri annem eve döndü. Biz kocamla 2 gece 3 gün hastanede kaldık. İlk gece çok yorgundum, sonra fark ettim ki vücudum sanki dayak yemiş gibiydi… Kocam sağ olsun bana o kadar yardım etti ki… Hakkını ödeyemem. Yatıp kalkıp kendisine teşekkür ediyorum ancak yettiğini hissetmiyorum tekrar ediyorum... Doğum sancılarını birlikte atlattık, suyumun gelmesinden doğuma kadar geçen toplam 10 saat boyunca tahmin - hayal edemeyeceğim desteği bana verdi, en sona, yani itme aşaması geldiğimizde ben sadece onun sesine odaklanabildim ve en son 'başı çıktı görüyorum it sakın bırakma' diyerek bana güç verdi ve Beren'i kucaklamamızı sağladı...Tutmayan kollarım yüzünden göğsümü o tuttu ben emzirdim, uyudum… Lütfen uyurken başında dur dedim 2 gece uyumadan kızımızı kucağında uyuttu, beni şoklara uğrattı... Sakinliği ile Beren'i ve beni birbirimize alıştırdı, yapamıyorum dediğim noktalarda beni zorladı, yaptırdı... Kızımızın kontrollerini, testlerini, aşılarını hep ilk gece o yaptırttı, o aldı götürdü, getirdi… 22 Temmuz 2015 gece saat 03.25 suyum geldi ' sahnesinden beri birlikte çok şey öğrendik... Kısacası hayat değişti çünkü sevdiğim adam hayallerimin ötesinde bir babaya dönüştü... Sanırım her aşamada yan yana olmanın faydası... Simdi hem onu hem Beren 'i ağzım açık izliyorum ?  Beren’in dünyaya kafası çıktığı andan beri sadece anne ve babasıyla birlikte. Sevgilim yıllık izinlerini de kullanınca Beren 25 günlük olana kadar üçümüz 24 saat bir arada kaldık. Herkese anne, baba ve çocuk üçlüsü olarak olabildiğince uzun zaman geçirmelerini tavsiye ederim. 
Kaç insana doğumda bir yanında annesinin, bir yanında sevgilisinin durması nasip olur… Çok şansıyım! Sevgilim ‘ne başardığının farkında mısın, daha ötesi yok’ diyerek gözlerimin içine uzun uzun günlerce baktı… Annem de beni normal doğumla doğurmuş ama ‘insan kendi doğumunu bu kadar detaylıca izleyemiyor, kendi doğumunda bu mucizeyi tam olarak anlayamıyor bugün seni, bir kadın olarak neleri başarabildiğini görünce bu mucizeyi net olarak anladım’ dedi… Olayın şokunu annem de sevgilim de uzun süre atlatamadı, hatta hala dönüp dönüp bana ‘nasıl bir şeydi inanılmazdı’ diyorlar. (Sanırım fazla detaya şahit oldular :) ) Doğumun her anı hafızamda kayıtlı olsa bile karşıdan geçip izleyemediğim için sanırım ben de torunumun doğumunu görürsem onları daha iyi anlayacağım :) İyi ki doğuma annem girmiş, iyi ki kocam doğuma girmiş ve iyi ki doğurmuşum! Canım annem, canım kocam, canım ailem siz olmasaydınız ben bunları asla başaramazdım. Bana gözünüz gibi, en iyi şartlarda baktınız. Hepinize binlerce teşekkür ederim. 
Kızım…İsminden bahsetmezsem bu hikaye yarım kalmış olur. Babana ve sana olduğum gibi ismine, isminin her bir anlamına aşık olduğum canım kızım; Beatrice Beren... Beatrice; Who brings joy and happiness, blessed, voyager (Neşe ve mutluluk getiren, kutsal, seyyah) Beren; Güçlü, akıllı…İsmin; babanın isminin baş harfiyle başlasın, annenin isminin baş harfiyle devam etsin ki annen ve baban uzun bir ömür hep yan yana senin yanında olsun istedik... İsminle, isminin anlamlarıyla yaşa! Sen birbirini çok seven, çok öpüşen, çok sevişen, çok eğlenen iki insanın çocuğusun, sen bir aşk çocuğusun bunu hiç unutma! Bu sana ömür boyu yetecek en güzel hediye inan… Seni bu dünyaya hep çok sevmek için getirdik, bizim eğlencemizi kaçırmanı istemedik. Seni çok seviyoruz ve hep seveceğiz. Aramıza hoş geldin!
Annen ve Baban


Tüm yazılarını göster