Farklı bir Ayça Bingöl

‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’nin güzel ağlayan güzel gözlü kadını olarak tanıdı Türkiye onu. 1 sene televizyona ara verdi, çok sevdiği tiyatroyla yoluna devam etti. Şimdi yeni projelere hazırlanıyor. Cemile’ karakterini çoktan üzerinden sıyırıp atan Ayça Bingöl hiç görmediğiniz yeni tarzıyla karşınızda

Güzel, çok güzel! Yetenekli, çok yetenekli! Samimi, içten… Bu, Ayça Bingöl’le bir araya geldiğimiz üçüncü çekim. Her seferinde ben de dahil olmak üzere tüm ekibi samimiyeti, sevecenliği, iyiliğiyle etkisi altına alan, herkesi kendine hayran bırakan bir kadın o. Bütün ekip, her ara verdiğimizde ‘ne tatlı kadınmış’ diye teker teker yanıma geldi. Üzerimizde bıraktığı etkiyi anlatmak zor! ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de canlandırdığı Cemile karakteri yüzünden herkes onu acıların kadını zannediyor ama aslında o, yüzünden gülümsemesi eksik olmayan çok yetenekli bir oyuncu. İçinden çıkaramayacağı karakter yok. Cemile’nin ardından heyecan duyacağı bir karakter var hayallerinde. İlk okuduğu andan itibaren kalp atışlarını hızlandıracak, sürprizlerini değişim ve dönüşümlerini hiç kaybetmeyecek rollerin peşinde. Biz de onu daha önce hiç canlandırmadığı bir karakterde çekmeye karar verdik. Bugüne kadar hiç görmediğiniz, bilmediğiniz bir başka kadın var bu fotoğraflarda. Huzurlarınızda yeni Ayça Bingöl.

Yaz için bir sinema filmi ya da gelecek sezon için görüştüğünüz bir dizi projesi var mı?

Görüştüğüm projeler var, sürprizlerim olabilir. Televizyonu özledim. Bu kadar çabuk tüketilen bir sektörde seyirciye bir şeyler anlatabilen ve inanarak, zevkle çalışılan projeler, oyuncular için bir şans. Teslim alacağım yeni rolümde de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. Umarım hep beraber zevkle izleriz.

Uzun evliliğin sırrı ne?
Kendimi bu konuda bilirkişi olarak tayin edemeyeceğim. Hayata aynı yerden bakabildiğim, beraber yol alabildiğim bir insanla evlendim. Ancak galiba asıl önemli olan güzel geçirilen, her şeyin güllük gülistanlık olduğu zamanlarda değil de zor ve sıkıntılı dönemlerde birlikte durmayı becerebilmek. Özellikle bu noktada hayatınızdaki insanın yol arkadaşlığı daha çok önem kazanıyor. İşte böyle dönemlerde elinizi sımsıkı tutacak, omuz omuza verebileceğiniz ve kendinizi güvende hissedebileceğiniz birinin varlığı belki de her fırtınadan daha da güçlenerek çıkmanızı sağlıyor ve uzun yol alabiliyorsunuz.

Eşinizle konservatuvarda sınıf arkadaşıymışsınız. Aşkınız o zaman başladı ve bugüne kadar hiç sekteye uğramadı mı?
Bizim arkadaşlığımız sonradan aşka dönüştü. Ve en güzeli de hala çok iyi arkadaşız ve birlikte çok eğleniyoruz. Elbette her ilişkide olduğu gibi inişli çıkışlı dönemlerimiz oldu ama aşkımız sekteye uğramadı.

Evlilik aşkı öldürüyor mu?
Aşk, içinde yüksek heyecan ve tutkuyu barındıran, harika ama geçici bir duygu. O duygunun aynı şiddetle uzun yıllar devam edebileceğini düşünmüyorum. Bu, aşkın doğasına aykırı bir durum. O nabızla ne kadar yaşanabilir? Önemli olan o duygunun ne kadarının korunabildiği ve neye nasıl dönüştüğü.

Eşiniz ne yapıyor şimdi?
İBB Şehir Tiyatroları’nda oyuncu ve yönetmen olarak çalışıyor. Aynı zamanda üniversitede oyunculuk bölümünde ders veriyor.

Doğru insanı bulduğunuz için şanslı mısınız, yoksa bu ilişki için hala çok çabalıyor musunuz?
Şanslı olduğumu kabul ediyorum fakat karşılıklı bir çaba olmadan hiçbir ilişkinin yürüyebileceğini zannetmiyorum. Evliliğiniz, ailenizle olan ilişkiniz, iş ilişkileriniz, arkadaşlıklarınız yani ilişkinin her boyutunda karşılıklı özveri ve çaba esas olmalı.

Magazinden uzak durmayı nasıl başarıyorsunuz?
Korunaklı bir dünyam var. Kendi yaşam tarzım içinde magazinden uzak durmayı tercih ediyorum. Oyuncu hayatın içinde ama bir o kadar da gizemli olmalı. Magazinle kesiştiğimiz noktalar da oluyor, bu da gayet normal bir durum.

Yeni nesil oyunculardan kimleri beğeniyorsunuz?
Bir önceki dizimde genç ve yeni yeteneklerle bir araya gelme şansı buldum ve hepsinden çok etkilendim. Bence şu anda dizilerde oynayan tüm genç arkadaşlarım takdiri hak ediyor. Çok zor şartlarda ve aslında ciddi bir rekabet ortamında çalışıyorlar. Gösterdikleri azim ve çaba bence ileriye doğru daha umutla bakmamıza sebep oluyor.

Uzun bir süreden sonra hayatınızda sadece tiyatro olması nasıldı?

Tiyatro hayatımın her döneminde vardı ve bundan sonra da olmaya devam edecek ama uzun bir süreden sonra ilk kez sadece tiyatroya ağırlık verdim ve tadını çıkardım. ‘Nehir’ oyununun ekim ayında başlayan serüveni haziran ortasında 151’inci oyunla noktalanacak. Türkiye’nin birçok şehrine turne yaptık, özel bir tiyatronun sahneleyebileceği oyun sayısında neredeyse maksimum rakama ulaştık. Oyun Atölyesi’nde çalışmak da bir oyuncu için her zaman bir ayrıcalık. Bu sene keyfini çıkararak sonuna kadar tiyatroyu yaşamak istedim.

Neden bu sene elinizi eteğinizi çektiniz dizi setlerinden?
Üç sene boyunca her anlamda dolu dolu geçen, oldukça keyifli ve başarılı bir projede yer aldım. Böyle bir sürecin ardından oyuncunun bir süre durması gerektiğine inanıyorum. Kendinize yatırım yapmanız, yeni heyecanlara yer açmanız, enerji toplamanız ve seyirciyle birbirinizi özlemeniz lazım. Bu bir oyuncunun en büyük lüksü ve yenilenme süreci.

‘Öyle Bir Geçen Zaman ki’de canlandırdığınız Cemile karakterinin ardından sanki sizinle ilgili bir yargı oluştu ve üzerinize yapıştı bu karakter...

Cemile karakteri çok gerçekti ve herkesin  kendine yakın hissettiği bir özelliği vardı. Anaç, mücadeleci, vefakar, özverili ve en önemlisi de güçlü bir kadındı. Seyirci Cemile karakteriyle özdeşleşti ve onu çok sevdi ama yine de bahsettiğiniz gibi bir yorum yapmak için çok erken olduğunu düşünüyorum. Daha oynayacağım çok rol var. Gelen bütün teklifler bu yönde değil elbette. Bu konuda oldukça şanslıyım, çok farklı projeler ve karakterler de teklif ediliyor.

Nasıl bir rol sizi mutlu eder peki?

Her oyuncu gibi ben de heyecan duyacağım, ilk okuduğum andan itibaren kalp atışlarımı hızlandırıp sürprizlerini, değişim ve dönüşümlerini hiç kaybetmeyecek roller peşindeyim. Yeni yer alacağım projelerde oynayacağım rolü seçerken karar vermemde etkili olacak birçok faktör var. Televizyonda seyirciye ulaşabilecek işler yapabilmek için doğru ekip ve güvenebileceğiniz iş ortakları ile çalışabilmek bence en önemlisi. Başarının tamamen doğru bir ekip çalışmasıyla gerçekleşeceğine inanıyorum.

İnsan sarrafı mısınız yoksa hemen herkese  güvenir misiniz?


Hayat zamanla size hemen herkese güvenmemeniz gerektiğini öğretiyor ama ben sezgilerine güvenen, iç sesine göre hareket eden biri oldum hep. Karşımdakinin ne kadar samimi ne kadar gerçek ve iyi niyetli olduğu çok önemli. Yüreğinde bu içtenliği ve sıcaklığı taşıyanlara güvenebilirim.

Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Annem ve babam çalıştığı için babaanne, anneanne ve dedelerle büyüdüm. 17 yaşına kadar tek çocuktum, dolayısıyla tüm ailenin en kıymetlisiydim. Çocukluğumun keyfini de sonuna kadar çıkardım.

Sizin için affedilmez olan ne?

Hayata bu kadar keskin bakmıyorum. Bugün affedilmez olan yarın affedilebilir. Ya da bugün affedebildiğinizi yarın affedemeyebilirsiniz.

Siyaset ve gündemle olan ilişkiniz ne boyutta?

Ülkemizde ve dünyada olan biten beni doğrudan etkiliyor. Yaşananlara ve olanlara tepkisiz kalmak mümkün değil. Yarından umutlu olmak istiyorum. 

Şu sıralar en çok nelere kızıyorsunuz?

Adaletsizliğe ve vicdansızlığa.

Hayatlarını bu kadar göz önünde yaşamalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Onlar mı çok göz önünde yoksa biz mi onları çok yakından takip ediyoruz pek emin değilim. Ama herkesin içinde bulunduğu yaşın hakkını vererek yaşaması gerektiğine inanıyorum. Oyunculuk bu anlamda kritik bir meslek. İşimizin sorumlulukları fazlasıyla özveri gerektiriyor. Galiba herkesten biraz daha özenli olmaya dikkat etmeliyiz.

30’lu yaşları tamamlıyor olmak ve 40’a yaklaşmak neler hissettiriyor size?

Benim için her anlamda hayatımın en keyifli dönemi. Tecrübelerle birlikte hayatı anlamlandırma biçiminiz de değişip dönüşüyor. Bu da her durumda etkisini gösteriyor. Daha sade daha basit daha dingin ve daha huzurlu olmaya çalışıyorum. Önceliklerim farklılaşıyor.

Sormadan edemeyeceğim; evlilik, aşk, kariyer, hepsi tamam da, çocuğa ne zaman sıra gelecek? Anne olmak istiyor musunuz?
Annelik bir kadının yaşayabileceği en mucizevi duygu. Elbette anne olmak istiyorum. Sıra ona da  gelecek en kısa zamanda.

Peki, yaşınız ilerlerken, estetik müdahaleler konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bunlar çok kişisel tercihler... İnsanın kendini daha iyi hissettiği şekilde görünme isteği çok doğal ama bence bir oyuncunun ifadesini yok edecek, en önemlisi sıradanlaştıracak büyük müdahalelerden kaçınması gerek.

Spor, cilt bakımları, diyetler… Bunlar hayatınızın ne kadarını kaplıyor?
Bunların hepsi çabanın ötesinde bir yaşam biçimi olmalı. Bedenime iyi bakarak hayatımı daha kaliteli ve sağlıklı yaşamaya özen gösteriyorum.

Yakın çevrenizin ve arkadaşlarınızın üzerinde nasıl bir etkiniz var? Çözümcü bir insan mısınız, şamatacı mı, sığınılacak bir liman mı?

İnsanın kendini tarif etmesi en zoru. Arkadaşlık, dostluk bunların hepsini barındırıyor. Eğlenceli ve uyumluyumdur. Bunların yanında sanırım, iyi bir dinleyici olduğumu da söyleyebilirim.

Korkularınız neler?
Ölüm de hayatın bir parçası ama sevdiklerimi kaybetmekten korkuyorum.

Mutluluk karenizi anlatır mısınız?
Çoluklu çocuklu, kedili, köpekli kalabalık bir aile...

Şu anda hayatınızdaki en büyük yenilik ne?
Evimizin yeni üyeleri; iki aylıkken sokakta bulduğum iki kedimiz. Kızlarımız ‘Arwen’ ve ‘Arya’ yeni neşe kaynağımız.

Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan'ın kızları Su 15 yaşına girdi! Eşi ve kızlarıyla Mauritius'a giden Sinem Kobal'dan yeni kareler İşte Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin Osman'ı Emir Berke Zincidi 90'lı yılların yakışıklısıydı... İşte Kaan Girgin'in son hali... 'Kızılcık Şerbeti'nden yeni 2. fragman: Daha önce tanışmış mıydık Demet Şener: Sevgilime gönülden bağlıyım, evlilik şart değil