Sonsuz ihtimaller arasında mükemmel eşleşme

Modern Ferhat dağları delmek yerine, ihtimalleri aşıyor. Şirin ise algoritmalar ve filtreler arasında onu bekliyor. Leyla ve Mecnun aynı anda birbirini sağa kaydırıyor, Kerem ile Aslı ilk buluşmaları için hazırlanıyor. Sonsuz ihtimaller arasında tanışmamız gereken bir konu var. Başlayalım mı?

Yeni bir çağda, yeni alışkanlıklarımız var. Modern zamanlar yaşamın tüm bileşenleri gibi aşkı yaşayış halimizden tanışma biçimlerimize dek tüm süreci etkisi altında bırakıyor. Dünya tarihinde kısa ama ‘hız’ ile harmanlanmış bugünün hayatlarında uzun süredir var olan ‘dating app’ler, yani tanışma veya çöpçatanlık uygulamaları yeni olmanın ötesinde artık bir alışkanlık. Çünkü basit bir eşlemeden daha fazlasını; birçok kriterle filtrelenmiş, algoritmanın süzgecinden geçmiş ve ekstra özelliklerle zenginleştirilmiş olasılıklara sahip. Sizin için önemli olan ortak bir film zevki mi? Hay hay. Ciddi bir ilişki arayışında mısınız? Mümkün.

Hazırlayan: Baran Alışkan

“Ben seçilmem, seçerim” diyenlerden mi? Neden olmasın! “Ciddi bir ilişkiye hazır değilim ama biraz eğlensek fena olmaz” diyenler aramızda mı? Dijital dünyanın mobil çöpçatanlık hizmetleri herkese göre bir dünyanın kapılarını aralayabilir. Hepsi temelde tek bir amacı, aradığımız her neyse onu bulmayı veya mükemmel eşleşmeye olanak tanıyor. Gerçekten mükemmel eşleşme mümkün mü? Dikkat edin, ‘Tinder avcısı’ ile karşılaşmak istemezsiniz.

Tinder, OkCupid, Bumble, Hinge, Happn, Badoo ve daha birçok uygulama dijital tanışmalar için yaratıldı. Gemius’un Ocak 2022 tarihinde yayımladığı araştırmaya göre Türkiye’de 7,4 milyon gerçek kişi tanışma uygulamalarına erişim sağlıyor. Yaş aralıklarına baktığımızda ise 18-44 yaş arasında kullanım hayli popüler. Aralarında en yüksek oranda kullanım ise 25-34 yaş aralığında. Uygulama tercihleriyse Tinder, OkCupid ve Happn olarak sıralanmış. (Bu araştırmada Bumble’ın ölçümlemeye dahil olmadığını belirtelim.) Aynı araştırmaya göre, kişi başına geçirilen süre; Tinder’da 1 saat 25 dakika, OkCupid’de 37 dakika ve Happn’da 20 dakika olarak ölçülmüş. Bugün neredeyse hepimizin çevrimiçi olduğumuzu hesaba katarsak ve diğer uygulamaları da düşünürsek aramaya devam ettiğimiz çok net. Çünkü tanışma uygulamaları tabiatında arayışı ve bulma eylemini barındırıyor. Romantik arayışlarımız djitalleşerek şu zamana dek en konforlu dönemini yaşıyor ama her şey daha yeni başlıyor. Bildiğimiz internetin henüz 34 yıldır var olduğunu biliyor muydunuz?

SEÇİM EKRANI

Seçeneklerin bu denli fazla olduğu mecralarda doğru seçimi yapmak için bir ısındırma turuna çıkalım. Öncelikle seçenek bolluğu uygulamayı kullananlar için avantaj olarak görülüyor. İletişimin güvenli yollarla ve kontrol altında olması da buna eklenebilir. Uygulama bazlı filtreler sayesinde doğru veya mükemmel eşleşme şansı da artıyor. Sosyal anlamda çekingen ya da sosyal çevresi kısıtlı kişiler için de fayda sağlıyor. Diğer tarafta ise bahsettiğimiz bol seçenek hali karar verme konusunda elimizi zayıflatan bir madde. Aynı zamanda ‘daha iyisini’ ya da ‘mükemmeli’ bulma hissi belki de doğru bir adayın elenmesine neden olabiliyor. Sahte ve yanıltıcı profiller, siber zorbalar, art niyetli kişiler ve günün sonunda ortak beklentilere sahip olmayan eşleşmeler de olumsuz tarafta. Bu arada Tinder Avcısı’ndan bahsetmiş miydik? Bahsettiğimizi hatırlıyoruz, yalnızca yeniden hatırlatmak istedik. Merak edenler için, Netflix’in geçen yılın yayınladığı belgesel, ‘Tinder avcısı’ olarak nitelendirilen Simon Hayut ya da diğer adıyla Simon Leviev’in uygulama aracılığıyla tanıştığı kadınların hayatlarına nasıl etki ettiğini anlatıyor. Küresel anlamda ‘çok konuşulanlar’ arasında giren yapımdan sonra Simon, iddiaları reddettiğini ve bahsi geçenlerin gerçeği yansıtmadığını iddia etmişti. İşte, güven veren açıklama diye buna denir.

GERÇEK AŞKI BULMANIN FORMÜLÜ

Sağa-sola kaydırılan profiller, cüretkar ilk mesajlar ve eşleşme bildirimlerinin arasında dijital dünyanın gerçek yaşamın bir kopyası olduğunu unutmamakta fayda var. Tıpkı spor salonunda, mahallenin favori kahvecisinde ya da ofis koridorlarında olduğu gibi farklı insanlar, farklı beklentiler ve farklı hayaller burada da söz konusu. Kimilerimiz gerçek bir aşkın peşinde kimilerimiz tatlı kaçamakların kimilerimiz ise yalnızca tanışmanın. Bunu ilk bakışta her zaman ayırt etmek kolay değil. Yine de gerçek aşkı arayanlar için yazar Adil Yıldırım’ın kapısını çalıyoruz ve ona; “Gerçek aşkı bulmanın bir formülü var mı?” sorusunu yönelttikten sonra kulak kesiliyoruz: “Bir formülü var elbette. İnsanın kendini tanımasından geçiyor her şey; yani kendi ihtiyaçlarını, kendi heyecanlarını bilmesinden. Bir insan kendini ne kadar tanıyorsa aslında o kadar doğru bir kişiyi bulabilir. Kendini tanımayan, yani kendine yabancı bir insan asla gerçek aşkı bulamaz. Bazen karşımıza bizi gerçekten çok heyecanlandıran bir insan çıkabiliyor ve ‘sonunda doğru kişiyi buldum’ diye düşünüyoruz. Ancak ilişkinin devamında aslında her şeye karar veren ihtiyaçlarımız. İnsan ihtiyaçlarının ve dürtülerinin kölesidir. O ilk baştaki heyecan, bir süre ayaklarımızın yerden kesebilir. Ancak devamında bizi gerçekten bu aşkın içinde tutabilecek tek şey karşımızdaki kişinin bizim ihtiyaçlarımıza vereceği cevaplardır. Davranışsal ve duygusal olarak bizi ne kadar tatmin edebilirse ona bağlılığımız da o kadar sürebilir.”

YALNIZ KALMAMA ARZUMUZ

O halde gerçek aşkı neden aradığımızı düşünmeye başlıyoruz. Bu konudaki soru işaretlerimizi ise psikolog Dr. Gizem Sürenkök yanıtlıyor: “Gerçek aşkı arıyoruz çünkü sosyal varlıklar olarak bize iyi gelecek ilişkilere ihtiyacımız var. Bu ait olma ihtiyacı o kadar içimize yerleşmiş ki yalnız olma halinden hiç hoşlanmıyoruz, hatta yalnız kalmaktan korkuyoruz. Gerçek aşkın bizim görülme, anlaşılma, iyi hissetme ihtiyaçlarımızı karşılayacağına inanıyoruz. Bu yüzden de onun peşinden koşuyoruz. Gerçekten de iyi ilişkiler bu ihtiyaçlarımızı karşılıyor. Sorun şu ki iyi ilişkileri bulmaya çalışırken bazen bize hiç iyi gelmeyen ilişkilerin içerisinde de sırf yalnız kalmamak için kalmaya devam edebiliyoruz.” Modern zamanlarda hala aşkı arıyor olmamız tam da insana yakışır bir eylem diye düşünmeden edemiyoruz. İlkel atalarımızın romantik dünyasını bilemesek de türümüzün bugüne ulaşmasında aşkın, sevginin, biraz şansın ve aslan payına sahip cinselliğin hakkını verelim. Şüphesiz romantik ilişkiler günümüze dek birçok kez değişime uğradı. Yaşanan değişim aşkı algılayış biçimimizde ne gibi farklar yarattığı konusunda ise Psk. Dr. Gizem Sürenkök, eski romantik ilişkilerden farklı olarak aşkın daha bireysel ve kişisel bir deneyim haline geldiğini söylüyor ve ekliyor: “Eskiden aşk veya ilişkiler biraz daha görev gözüyle bakılan, bir ilişkinin içinde olmalıyız ya da sürdürmek zorundayız çünkü doğru olan budur şeklinde yaklaştığımız bir durumdu. Artık aşkın kişisel deneyim olma halinden dolayı hem partnerlerimizi kendimiz seçiyoruz, toplumsal beklentilere belki daha az uyum sağlıyoruz, yürümeyen ilişkileri bitiriyoruz.” Kargo bekleme ve dikkat süremiz gibi ilişkilere tahammülümüz de zamanla kısaldı anlaşılan.

FIRSATLARI KAÇIRMA KORKUSU

Tanışma uygulamalarının günümüz ilişkilerine etkisiyse en önemli soru işaretlerimizden biri. Psk. Dr. Sürenkök’e göre, bir yandan teknolojinin ve sosyal medyanın devreye girmesiyle aşk konusunda da bazı şeyler değişti ve çok daha farklı sayıda ve farklı karakterlerde partnerlere erişimimiz arttı. Artık parmaklarımızın ucunda binlerce kişiye ulaşabildiğimizi, böylece partnerlerden beklentilerimiz ve seçiciliğimiz arttığını söylüyor. “Birini seçtiğimizde ise kaybettiğimiz bir sürü seçenek olduğuna inanıyoruz. Bu durumda bir kişiye kendimizi adamak bizi zorluyor. Tanışma uygulamaları sayesinde birbirimiz hakkında çok yüzeysel bilgiye sahip oluyoruz. İnsanların fotoğraflarını görüyoruz, yapay ve yüzeysel ilk izlenimler yaratıyoruz birbirimiz için. Gerçekten birbirimizi tanımadan, duyguları ve derinliği anlamadan karar veriyoruz. Bu sebeple de sosyal medyanın gelişmesi ve jenerasyon değişikliğinin getirisi olarak daha hızlı tatmin olmak, daha hızlı bağlantı kurmak ve olup olmayacağını anlamak istiyoruz. Ama aşk böyle bir şey değil. Zamanla oturan, gelişen ve derinleşen bir duygu. Bu nedenle doymuyoruz ve doyum hissi almıyoruz. Tabii ki bu ilişkimiz varken seçenekleri kaçırma duygusu, bizim fırsatları kaçırma korkusu (Fear of missing out) olarak tanımladığımız korku devreye giriyor. ‘Şu anda bir başka insanla daha mutlu olabilirdim, bunu niye kaçırıyorum?’ düşüncesi bize iyi hissettirmiyor. Bence en temelde bunlar değişti. Yine de gerçek aşka ve özüne baktığımızda, temel ihtiyaçlarımız değişmedi. Hala hepimizde gerçek ve bize iyi gelen bağlantılar kurma ve ait olma ihtiyacı var. Karşımızdaki insana yakın hissetmeye ve bu yakınlık içinde karşı tarafın bizi kendi halimizle sevdiğini hissetmeye ihtiyacımız var. Bağlılığı görme ve sürdürme isteğine ihtiyacımız var. Bence hala en önemli ihtiyacımız aşkın bizim gelişmemize, büyümemize alan açmasını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. Bunları sağlayamayanlar bu dönemde daha çabuk eleniyor.”

HIZ SINIRINDA ROMEO VE JULIET

Renkli ve ışıklı küçük ekranlarımızda hızla verdiğimiz kararlar, belki de doğru eşleşmenin; doğrusu ideal partnerimizle buluşmamız ihtimalini olumsuz etkileyebileceği hakkında düşünelim. Dikkat süremizin -bazı araştırmalara göre- Japon balıklarıyla yarışır hale gelmesi elbette ürkütücü. Hal böyle olunca bir renkli ekran aracılığıyla son sürat aramak ne kadar doğru? Yazar Adil Yıldırım’a göre dünyada her yüzyılın kendine göre bazı garip özellikleri var ve milenyumun en büyük olayı kesinlikle hız. Yani sürekli hız yapma merakı içerisinde olduğumuzu; hızlı yaşamaya, hızlı düşünmeye, hızlı zengin olmaya çalıştığımız görüşünde. “Çünkü bize bunun doğru olduğunu empoze ediyorlar ve yavaş olan hiçbir şeyin aslında güzel olmadığına yönelik bir algı yaratıldı. Uygulamalar şu anlayışa hizmet ediyor: ‘Etrafta dolaşmana gerek yok. Oturduğun yerden bir uygulama indirip aşkı ayağına kadar getirebilirsin.’ Ben bunu son derece garip buluyorum. Çünkü hızlı olan hiçbir şey kolay hazmedilemez, hızlı yemek aynı şekilde zararlıdır. Aşkı da hızlı bir şekilde ve detaylı analiz etmeden yaşamaya çalışan insanlar için bu uygulamalar aslında birer kabusa dönüşüyor. Çünkü sadece mesaj yoluyla bir insanla iletişim kurmaya çalışmak zaten sağlıklı değil. En büyük hata, ne olursa olsun hiç görüşmeden hızlı bir şekilde yükselmek ve aşık olduğunu düşünmek, yani heyecan duymak. Oysa karşınızda oturup bir kahve içmeden kimseyi tanıyamazsınız. Asıl enerji transferi karşılıklı görüşmelerde yapılabilir. Karşılıklı tanışmaya ve oradaki enerji transferine inanıyorum; bence bu son derece kıymetlidir.” Tüm bu düşüncelerin yanı sıra Yıldırım, yüzeysel ilişkiler çağında doğru aşkı bulmanın yönteminin uygulamalarla olmayacağı görüşünde. Bir süre bu durumun moda olacağını ve sonrasında yeniden karşılıklı tanışmanın kıymetini anlayacağımızı düşünüyor.

Birçok tanışma uygulaması ortak noktalarda buluşabilen, ortak zevklere sahip, görsel olarak çekiciliği öne çıkaran ya da çok daha komplike noktalara dikkat eden kişileri bir araya getirmeyi hedefliyor. Bulunduğunuz konum, izlediğiniz filmler, dinlediğiniz şarkılar gibi filtreler algoritma perileri sayesinde uygun adayları karşınıza çıkarma gibi yeteneklere sahip. Elbette mümkün olduğu kadar… Doğru veya mükemmel eşleşmenin formülünde acaba ortak zevkler mi var? Öyleyse tanışma uygulamaları gayet yerinde bir yöntem izliyor. Hayatın doğal akışında tamamen rastlantısal olarak bir araya gelmek, belki de zıtlıklarla bir arada olabilmek duygusal tatminimiz açısından daha önemliyse bu tez boşa çıkıyor. Psk. Dr. Gizem Sürenkök, doğru eşleşmenin formülünün bizim kendi ihtiyaçlarımızı ve bir partnerde önemsediğimiz kriterleri, umduğumuz davranışları bir miktar bilmemiz, kendimizi tanımanın ve ondan sonra arayışımız içerisinde karşımıza çıkan insanları bunlar üzerinden değerlendirmemizden geçtiği görüşünde. Ayrıca spesifik olarak birini aramak değil de aslında tanışma uygulamaları gibi seçenekler üzerinden de birini arayabileceğimizi düşünüyor ve ekliyor: “Araştırmalara göre iyi bir eşleşme en çok keyif aldığımız şeyleri yaparken, kendi ilgi alanlarımıza odaklanırken, kendimizi ruhen beslerken bizimle ortak ilgi alanlarına, ortak beslenme şekillerine sahip insanlara denk geldiğimizde ortaya çıkıyor.”

TAM BANA GÖRE BİRİ…

Oysaki işaretlediğimiz ve seçtiğimiz, yani belirlediğimiz tüm kriterlerin ‘mükemmel’ şekilde uyum gösterdiği eşleşmelerin hüsranla sonuçlandığını da biliyoruz, değil mi? Bir arkadaşın başına gelmişti, biz de oradan biliyoruz. Psk. Dr. Gizem Sürenkök, ‘mükemmel eşleşme’nin olmadığını ve ‘tam bana göre’ hissinin nörokimyasallar sayesinde oluştuğunu söyledikten sonra şöyle devam ediyor:

“Karşımızdaki kişinin bizim için çok uyumlu olduğunu düşünmeye meylediyoruz ve o anda kişiyi idealize ediyoruz. Zihnimiz ortaklıkları arıyor ve oraya odaklanıyoruz. İlerleyen dönemlerde farklıklarımız ortaya çıkmaya başlıyor. Doğru eşleşmenin formülü, ortak zevklerle mümkün değil aslında. Çünkü ortak zevkler bir yere kadar götürüyor. Hobiler, ilgi alanları, ortak arkadaşlar önemli ve ilişkinin uzun ömür olması açısından faydalı. Ama benzerlikler neyi, ne kadar önemli bulduğumuzla ilgili. Aynı müziği sevmek, aynı takımı tutmak gibi benzerlikler çok da bir yere bağlanmayabiliyor. Zıtlıkların bazen birbirimizin eksik özelliklerini tamamlama konusunda faydalı olabiliyor.” Yani hikayenin olası mutlu sonu tüm ihtimalleri heybesinde saklamaya devam ediyor. Mutlu sona giden yolda belki de anahtar kelime ‘doğru’dur.

Hikayenin sonunda ister sağa ister sola kaydırabilir ya da şehrin sokaklarında mucizelere fırsat tanıyabilirsiniz. Bir metro vagonunda, bankamatik sırasında, kırmızılı veya mavili uygulamada, Instagram DM kutusunda, en yakın arkadaşınız vasıtasıyla ya da tüm senaryoların dışında bir mutlu son sizi bekliyor olabilir. Mükemmel veya kusurlu, ideal veya uyumsuz bir muhtemel partnerle buluşmadan önce, hepimize şans diliyoruz. ‘Mükemmel eşleşme mümkün mü?’ sorusunun yanıtını doğru eşleşmeden hemen sonra birlikte öğreneceğiz.

Sağa-sola kaydırılan profiller, cüretkar ilk mesajlar ve eşleşme bildirimlerinin arasında dijital dünyanın gerçek yaşamın bir kopyası olduğunu unutmamakta fayda var.

KENDİMİ ŞANSLI HİSSEDİYORUM
YANKI, TASARIMCI (28)
“Sevgilim olduğu zamanlardan hariç yaklaşık 8 yıldır kullanıyorum. Tinder, OkCupid, Bumble ve Hinge kullandım dönem dönem. Son dönemlerde, karşılaştığım profiller daha düzgün olduğu için Hinge kullanıyorum. Flörtümün olmadığı zamanlarda her gün uygulamaya göz gezdiririm. Birileriyle tanışmak için şansımızı artırdığını düşünüyorum. Bence büyük bir kolaylık. Saçma profillerle ve durumlarla karşılaştığım tabii ki oluyor. Normal hayatta sokakta kiminle karşılaşacağını bilmediğin gibi tanışma uygulamalarında da çeşit çeşit insanla karşılaşabiliyorsunuz. Şu ana dek sayıdan emin olmamakla birlikte 50 civarı buluşma gerçekleştirmiş olabilirim. Tanışıp sevgili olduğum, güzel bir ilişki yaşadığım hatta arkadaşlık kurduğum kişiler de oldu. Mesela Fransa’da yaşadığım bir dönem insanlara tanışmak için bu uygulamaları kullandım. Orada kadınlar ve erkekler için profilimi açtığımda bir kadınla tanışmıştım. Hala arkadaşız ve görüşüyoruz. Bana kattığı en güzel anılardan biri bu. Mutlaka kötü buluşmalar da gerçekleştirdim. Eşleştiğim profildeki fotoğraflarla ilgisi olmayan bir kişiyle buluştum ama buluşma boyunca fotoğraflardaki kişinin kendisi olduğunu iddia etti. Evlenmeye karar verdiğim zaman kullanmayı bırakırım diye düşünüyorum.”

SABRIN SONU SELAMET Mİ?
SELİN, GAZETECİ (46)
“Bumble’ı boşandıktan sonra denedim. İlk ay, tanıdık kimse var mı diye bakıyordum. Ve şuna çok şaşırdım; kadın olarak yaşımı dürüstçe sisteme girmeme rağmen, tanıdığım erkeklerin yaşlarını 4-5 yaş küçük yazmalarını bayağı komik buldum. Uygulamada kontrol kadınların elinde. Beğendiğiniz, ilginizi çeken erkeklere mesaj atıp sohbeti siz başlatıyorsunuz. 3 kişiyle sohbet ettim. İlkiyle sohbet akmadı, ikincisi ise ‘merhaba’dan hemen sonra telefonumu istedi. Bu arada uygulamayı bir kumarhaneye benzetti. Kendini ne kadar iyi görüyorsa artık, her zaman böyle kazanamazsın diyerek sohbeti bitirdi. Üçüncü ise mesleğimi öğrendiği anda nedense sohbeti sonlandırdı. Tanışma uygulamalarını kadınlar bence kendilerine uygun olan erkekleri toplu halde görebilme ihtimali olduğu için kullanıyor. Ama bence erkekler gerçek hayatta da bu aplikasyonlarda da aynı kafadalar; en kısa yoldan en kısa ilişkiyi yaşamak. Mükemmel eşleşme yaşayan arkadaşım çok oldu. Belki de biraz sabır istiyor bu uygulamalar. Sistemin sorduğu en basit sorulara bile dürüstçe verilmeyen cevaplar yüzünden mükemmel eşleşmeyi yaşamak da kolay değil gibi görünüyor.”

BİR SONRAKİ EŞLEŞMENİN PEŞİNDE
MUSTAFA, FİNANS UZMANI (32)
“Neredeyse 12 yıldır aktif olarak Tinder kullanıyorum. Böyle bakınca epey uzun zaman olmuş ama hala günde yarım saatimi sağa-sola kaydırmaya ayırıyorum. Yeni birileriyle tanışmak, flört etmek ve kısa süreli ilişkiler yaşamak için kullanıyorum aslında. Bence insanların artık rahat bir hayatı yok. Kariyerlerimiz sosyal yaşantılarımızı olumsuz yönde etkiliyor. Artık hayatın akışı içinde birileriyle tanışmak epey zor. Kendimi bir tüketim canavarı olarak görüyorum, bu ilişkiler için de geçerli. Hatta bu konuda bazen psikolojik destek almam gerektiğini düşündüğüm de oluyor. Bu zamana dek talihsiz bir olayla karşılaşmamış olmak en büyük şansım. Sonuçta tehlikeli birilerine denk gelebilirdim. En sık başıma gelen, yüz yüze görüştüğümüzde fotoğraflarıyla alakası olmayan insanlar. Yine de birkaç yıl önce hiç yüzünü görmediğim biri için şehir değiştirmiştim. Şahane bir hafta sonu geçirdikten sonra onunla İspanya’ya gidebilirdim. Gitmedim ama hala aklımda ve ara sıra konuşmaya devam ediyoruz. Ben, ilk görüşte aşka inanıyorum. O yüzden mükemmel eşleşmemi bulana dek karşılaştığım insanlara şans vermeye devam edeceğim. O zamana dek; next, next, next!”

NE İSTEDİĞİNİ BİLENLER VE BİLMEYENLER
ZUHAL, ÜST DÜZEY YÖNETİCİ (30)
“Bu dönemde hayatlarımız evden işe, işten eve olarak şekillendiği için sosyalleşmeye vakit bulamıyoruz. Boş zamanlarımda da arkadaşlarımla görüşmek varken yeni birileriyle tanışmaya vakit bulamıyordum. Sanırım 6 ay süreyle tanışma uygulamalarını kullandım. Oldukça enteresan insanlarla karşılaştım. Çünkü ne istediğini bilmeyen çok insan vardı. Ben de mutlaka uzun süreli bir ilişki aramıyordum ama bir süre görüşüp nereye gideceğine karar verebiliriz diye düşünüyordum. Buna rağmen gerçekten duygusal yönden baktığımızda artık insanların ilişkilere emek vermek istemediğini fark ettim. Uygulamayı kullandığım dönemde eşleştiğim insanlar oldu ama yüz yüze görüşmeye dönüşmeden iletişimimiz koptu. Elbette görüştükten sonra tekrar iletişime geçmediğim insanlar da oldu. Aralarında yalnızca bir tanesi nispeten uzun süreye yayıldı ama tam olarak ‘sevgili’ olduk diyemem. Bu konuda sanırım biraz eski kafalıyım. Muhabbetimiz yavaş yavaş aksın, flört edelim, birlikte vakit geçirelim isterim. En başta bahsettiğim gibi bazen ben de ne istediğini bilmeyenlerden biri olduğum dönemler yaşıyorum tabii.”

ÇOKTAN SEÇMELİ EŞLEŞMELER
CANSU, ÜRÜN MÜDÜRÜ (30)
“Şu an aktif olarak kullanmasam da 3 yıl boyunca tanışma uygulamalarını kullandım. Yoğun bir dönem geçiriyordum bu nedenle birileriyle tanışmaya fırsat bulamıyordum. OkCupid, Hinge ve Bumble uygulamalarını kullandım. Pandemi sonrası sosyal çevrenin ve imkanların daralmasından dolayı açmıştım. Daha önce kullanan arkadaşlarımdan pozitif anlamda fikirler almıştım. İnsanların tanışma uygulamalarında zaman geçirmesinin sebebi çok fazla seçeneğin olması. Fakat bu kadar seçenek bir noktadan sonra umursamazlık seviyesini de artırıyor. Toplamda dört kişiyle yüz yüze görüştüm ama maalesef çok kötü seçimler yapmışım. İlk buluşma seviyeli bir sohbetimiz olmasına rağmen devamında fantezilerini anlattığı ve beni de dahil etmek ettiği bir buluşmaya dönüştü. Bir diğeriyse beni akıllı bulduğunu söyleyerek şirketi için bir vaka çalışması (case study) göndermişti. Yine de iyi geçen bir buluşmam da oldu. Buluşmanın sonunda birbirimizden hoşlandığımızı belli etmiştik. Sonra olmadı tabii. Benim için iyi bir buluşmada mutlaka kartlar açık oynanmalı ve iletişim akmalı.”

İLK BULUŞMADA AŞK
ELİF, GİRİŞİMCİ (26)
“Bir yıldan kısa süre Bumble kullandım. Şu an kullanmıyorum. Çok uzun süre kullanmadım ama aktif olarak her gün bir kere mutlaka girip bakıyordum. Uygulama kadın pozitif bir özelliğe sahip olduğu için tercih etmiştim. Karşılaştığım profilleri pek beğenmedim. İnsanlar yeterince sosyalleşemiyor iş hayatları yüzünden, benim gibi. Ben tek buluşmada uygulamayı bıraktım. Çünkü bulmuştum. Profilinde tüm bilgiler yazdığı için direkt buluştuk, sohbetimiz uyuştu ve devam ettik. Zaten o gün uygulamayı sildim, hatta eşleştiğim kişi buluşmaya gelirken silmiş. Şimdi yaklaşık 8 aydır birlikteyiz.”

SORU&CEVAP

Mükemmel eşleşme mümkün mü? Bize ‘mükemmel eşleşmenin’ anatomisini çizmeniz gerekse onu nasıl anlatırdınız?
Yazar Adil Yıldırım: Mükemmel eşleşme bence kesinlikle mümkün. Doğru insanı iki temel koşulla bulabilirsiniz. Birincisi, kendini tanımak yani bir insan kendini tanımıyorsa kesinlikle kendisiyle yüzleşemiyorsa doğru insanı bulamaz. Mesela birisi ilişkide çok dominant olabilir ve sadece yönetecek birini arıyor olabilir. Ancak bununla yüzleşemiyorsa kendi ihtiyacını kabul edemiyordur ve doğru insanı kesinlikle bulamaz. İkinci koşul ise sadece biraz sosyal olmanız ve sürekli yeni insanlarla tanışmanız gerektiği. Elbette çok sayıda insan sizi değiştirmeye çalışacak ve bazı özellikleriniz -belki de- onları rahatsız edecek. Ancak önemli değil, siz aramaya devam edecek ve sürekli yeni insanlarla tanışmaya devam edeceksiniz. İşte o zaman doğru insanı bulmak konusunda gittikçe daha avantajlı konuma geleceksiniz. Çünkü daha fazla deneyim ve insanları görünce onların niyetlerini hemen anlamak gibi önemli bir kazanç elde edeceksiniz ve bir gün karşınıza bir insan çıkacak ve sizi olduğunuz gibi yani değiştirmeye çalışmadan kabul edecek işte buna mükemmel eşleşme diyoruz.

Kendi kusurlu ya da mükemmel eşleşmemizi ararken veya beklerken ne yapmalıyız?
Psikolog Dr. Gizem Sürenkök: Kendi mükemmel eşleşmemizi ararken veya beklerken birincisi, karşımızdaki insanlara fırsat vermiyoruz, onları yeterince ve daha derinden tanımak için zaman ve emek ayırmıyoruz. Bu durumda çok derinleşmeden ilişkiler bitiyor. Aklımızdaki başka seçenekleri kaçırıyor olma ihtimali olduğunda, diğer insanları yedekte tutma gibi davranışlar sergiliyoruz ve hali hazırdaki ilişkiye yeteri kadar emek harcamayabiliyoruz. Aslında karar verme konusunda da paralize olabiliyoruz. Araştırmalar, bizim için bize iyi gelebilecek özelliklere sahip insanla kurduğumuz ilişki için yeteri kadar emek harcarsak, sağlıklı iletişim geliştirebilirsek, kendi sınırlarımızı koyabilirsek, sınırlarımıza saygı duyulursa, karşılıklı olarak olduğumuz halimizle kabul edebilirsek, birbirimizi besler ve büyütürsek, emek harcayarak güzel başlayan bir ilişkiyi çok daha güzel bir hale getirmek mümkün. Mükemmel eşleşmeyi sağlayamıyoruz ama güzel bir ilişkiyi kendimiz oluşturabiliyoruz.

Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan'ın kızları Su 15 yaşına girdi! Eşi ve kızlarıyla Mauritius'a giden Sinem Kobal'dan yeni kareler İşte Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin Osman'ı Emir Berke Zincidi 90'lı yılların yakışıklısıydı... İşte Kaan Girgin'in son hali... 'Kızılcık Şerbeti'nden yeni 2. fragman: Daha önce tanışmış mıydık Demet Şener: Sevgilime gönülden bağlıyım, evlilik şart değil