Ya şundadır ya bunda!

Doğru insan kim? Neden o çok iyi anlaştığımız adam ‘kanka’mız? Yanlış insan olduğuna adımız gibi emin olduğumuz adama neden aşığız?

Yazı: Nilgün Yıldız

Etrafınıza bakın! Yalnızlığını paylaşmak isteyen birçok kadın görüyorsunuz değil mi? Yoksa siz de mi onlardan birisiniz? ‘Neden?’ diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz değil mi? Siz de yalnız olan diğer kadınlar da; güzel, başarılı, akıllı ve bakımlı! Yani olması gereken her şey var, tek bir şey hariç... Bir ilişki! Aslında küçük bir kız olduğumuz zamana dönersek yanlış seçimlerimizin taa o zamanlardan başladığını görebiliriz. Biz kadınlar hiçbir zaman sınıfın en yakışıklısına aşık olmadık, dersleri kötü olan, teneffüslerde eteğimizi kaldıran ya da ismi yaramazlar listesinin ilk sırasında yer alan çocuğu seçtik ve hep onu sevdik. Peki neden iyi erkekler varken hep kötüden yana olmayı tercih ettik? Aslına bakarsanız günümüzde yalnızlığı yaşayan kadınların en büyük sorunu da bu. Çünkü yıllarca etrafımızdaki o ‘masum erkeği’ görmedik ya da ona hep ‘kanka’ dedik. Ve sevgili kankamız şu anda evli, mutlu, çocuklu... 

Kadın ve erkek modeli değişiyor mu?
Bu sorunun cevabını EnaTherapia Psikoterapi Merkezi’nden Bireysel ve Grup Psikoloğu Esin Nur Akyıldız şöyle veriyor: “Çağımızın değişen koşullarında kadın olmak ya da erkek olmak gibi kavramların sorgulanmaya başlandığı noktada, ilişkilere yüklenen anlamlar ve ilişkiyi yaşayış şeklinde, ciddi değişiklikler gözlemleniyor. Kadın ve erkeği tanıdığımız yer, önce doğup büyüdüğümüz yer oluyor. Anne ve babamızı gözlemleyerek ve model alıp taklit ederek büyüdüğümüz bir ortamda, haliyle onlar gibi kadın ya da onlar gibi erkek olmaya çalışarak bir gelişim sürecine giriyoruz. Zamanla birlikte, yaşımız ilerledikçe, içinde bulunduğumuz çevre değişip geliştikçe, çevrenin de etkisiyle başka kadın ve erkek modelleriyle karşılaşmaya başlıyoruz. Derken aklımız ve mantığımızdaki anne ve babamızın temellerini attığı kadın ve erkek modeli, çevresel koşullarla biraz daha farklılaşmaya ve değişmeye başlıyor.” 

Mükemmel erkek var mı?
Kadınların mutsuz olmasının nedenlerinin en önemlisi ‘mükemmel erkeği’ aramak oluyor. Biz kadınlar erkekler hakkında yüzlerce yazı okusak, binlerce olay duysak da ümidimizi yitirmiyor ve hep en mükemmelinin geleceğine inanıyoruz. Bu inancın altında beyaz atlı prens masalıyla büyümenin de rolü yok değil. Psikolog Esin Nur Akyıldız, “Mükemmel insan diye bir kavram, gerçek anlamda olmadığı için mükemmel anne ve mükemmel baba da yoktur. Dolayısıyla mükemmel kadın ve mükemmel erkek de yoktur. Her insanın olumlu olduğu gibi olumsuz yönleri de var. Tıpkı anne ve babamızda olduğu gibi. Bu çevresel koşulların da etkisiyle görmeye başladığımız olumsuz özellikleri, kendimizde barındırmamak için özel çaba gösteririz. ‘Annemin ya da babamın yaptığı hatayı yapmayacağım!’ diyerek kendimize sınırlar koyarız. Ya da ‘annem kadar ... bir kadın ve babam gibi … bir erkek olmalıyım’ diye düşünür dururuz” diyor.

Neye göre seçiyoruz?
Kişinin erkek ya da kız arkadaşını neden seçtiği, ne tarz bir ilişki yaşadığı, bu ilişkiden ne kadar beslenebildiği ve mutlu olduğu, ilişkinin analizini yapabilmek adına önemli başlıklar. “Her seçim bilinçaltımızla ilgili önemli bilgileri yansıtıyor” diyen Psikolog Esin Nur Akyıldız ekliyor: “Kişi bazen hep aynı kişilik özelliğine sahip insanları farkında olmadan seçebiliyor ve sonrasında da ‘Neden hep beni bu tarz insanlar buluyor? Neden mutlu birliktelikler yaşayabileceğim insanlarla karşılaşmıyorum?’ diye düşünebiliyor. Ya da ‘İlk evlendiğimizde böyle değildi, sonradan neler oldu da değişti? Ben severek evlenmiş olabilirim ama çocuklarımın annesi ya da babası olarak yanımda görmek istediğim kişi, o olmayabilir mi acaba?’ gibi soruları cevaplandırmaya çalışabiliyor.” Aslında sağlıklı ve mutlu bir ilişki yaşayabilmenin yolu, kişinin kendisi için doğru kişiyi seçmesinden önce, kendini doğru tanımasından geçiyor. Kendini gerçek anlamda tanıyabilmiş olan bireyler, nasıl biriyle mutlu ve sağlıklı bir birliktelik kurup kurmayacaklarını biliyor. Bu nedenle de karşılarına ilk çıkan insanları değiştirebileceklerini düşünerek çaba ve zaman harcamaktansa, kendileri için doğru olan insanın kim olduğunu bilerek, o yönde seçim yapıyorlar. Ve mutlu, sağlıklı, alış ve verişlerin karşılıklı olduğu ilişkiler yaşıyorlar. Bir diğer gerçek ise, kişi kendi ailesinde ilişkiyi yaşama şeklini nasıl görürse, dışarıdaki hayatında da farkında olmadan bilinç dışı bir şekilde, onu arıyor. Örneğin karı-koca ilişkilerinde kadının dominant olduğu bir aile düzenine alışık bir kadın, kendi ilişkisinde de baskın olma girişiminde bulunuyor. Ya da kendini yok sayan bir kadın ya da erkek model alındıysa, bireyin kendi ilişkisinde de kendini yok saydığı görülebiliyor.

Psikolog Esin Nur Akyıldız, “Diğer taraftan ailede öğrendiklerimizi kendi hayatımızda da devam ettirmek dışında, öğrendiklerimizin tam tersi davranışlarda da bulunup, beklentiler içinde olabiliyoruz. Bu da tamamıyla yine ailemizden öğrendiğimiz ‘ters öğrenme’ dediğimiz bir etkiyle meydana geliyor. Kısacası ailemizde doğrudan ya da ters şekilde öğrendiğimiz her şey hayatımızı bir şekilde ve önemli düzeyde etkiliyor. Hayatta hiçbir şey tesadüf olmadığı gibi hiçbir seçim de tesadüf değil. İlişkilerimiz dahil olmak üzere, bütün seçimlerimiz bilinçaltımızın eseri oluyor. Bu nedenle de kendini gerçek anlamda çözüp tanıyamamış biri, farkında olmadan hep birbirlerine benzeyen kişileri seçiyor. Bilinmelidir ki, kişinin mantığıyla açıklayamadığı bu seçimler, psikoterapi desteği ve bilinçaltı çalışmalarıyla çözülebilir” diyor.


Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan'ın kızları Su 15 yaşına girdi! Eşi ve kızlarıyla Mauritius'a giden Sinem Kobal'dan yeni kareler İşte Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin Osman'ı Emir Berke Zincidi 90'lı yılların yakışıklısıydı... İşte Kaan Girgin'in son hali... 'Kızılcık Şerbeti'nden yeni 2. fragman: Daha önce tanışmış mıydık Demet Şener: Sevgilime gönülden bağlıyım, evlilik şart değil