Yeniden başlamak! Ailece veya 2 kişilik kaçış rotaları

Seyahat etmeyi öyle çok özledik ki... Yakın ya da uzak, tek başına ya da sevdiklerinizle şehrin sınırlarından çıkmaya ve her şeyi sıfırlayıp yeniden başlamaya hazır mısınız? Hayal etmesi bile iyi gelecek...

Deniz Çakmakçı
@onbesdakika

Orhan Veli böyle diyor. Ve daha nice şiir, şarkı... Bahar... Yani yeniden doğmak, aşık olmak, gençleşmek, mutluluk... Boşuna mı tüm bu yazılanlar, söylenenler? Bahar geldi hadi artık, iki yıldır kafamızı ama az ama çok gömdüğümüz yerlerden çıkartmanın zamanı şimdi. Bahar aylarında sadece doğanın bütün o sert kışa, kara, rüzgara, soğuğa rağmen yeniden dirilme çabasına şahit olmak bile başlı başına ‘hadi sil baştan’ diye bağırmıyor mu zaten?

Sanıyorum hepimiz eski hayatlarımıza ne zaman döneceğimizi düşünüyoruz sık sık. Eski hayatlarımız, endişelenmeden kalabalıklarda yaşamak nasıldı sahi? Bu noktadan sonra tam bir eskiye dönüş yaşamayacağımızsa ortada. Artık yeni yaşamlarımız, alışkanlıklarımız, yeni doğrularımız var. Değiştik. Bundan önce bu yaşadıklarımızı bir film olarak seyretsek ‘amma da abartmışlar’ derdik muhtemelen ancak kendimizi bu senaryoda birer oyuncu olarak bulduk. İçimiz karardı, umutsuzluğa düştük, kimimiz daha zor günler geçirdi, korku ve ruhsal olarak hızla dibe doğru gidişler yaşandı. Kimimiz daha hafif yaşadık bu süreci. Ama her ne olursa olsun her birimizin ruhunda derin değişimlere sebep olan bir dönemden geçtik, geçiyoruz. Üstüne ekonomi ve siyasi çalkantılar da eklenince içimizi dolduracak derin ve taze bir nefes arar olduk.

Artık içimizde sıkışan bütün o eski hayat özlemini, üşengeçliği, negatifliği bir kenara bırakıp derin, içimizi dolduran bir nefes almanın zamanı geldi. İlkbaharla birlikte ‘sil baştan’ deyip, hayata dört elle sarılmaya ve buna kendinizi en iyi hissedeceğiniz şeylerden biri ile başlamaya ne dersiniz?

Kendinizi en çok ne yaparken rahat ve özgür hissedersiniz? Benim için bunun cevabı, yakın ya da uzak fark etmez, seyahat etmek. Her şey bir yana, bilmediğim yerleri görmek, keşfetmek, başka kültürlerle tanışmak, uzaklaşmak, özgürleşmek beni yeniliyor. Bir çoğunuz için de böyle olduğuna eminim.

Pandeminin korkutucu bir bilinmez olduğu ilk döneminde, bunun geçeceğini ve güzel günlerin yeniden başlayacağını hissedebilmek için Amsterdam’a uçak bileti almışlığım var. O an kendimi ne kadar iyi hissettiğimi anlatamam. Sonradan o bileti açığa almam gerekmiş olsa da o an için bana yaşattığı ‘düzelecek’ hissi benim için çok kıymetliydi. Sağlığımız ve imkanlarımız el verdiği sürece her şeye rağmen var olduğumuzu hissettirecek şeyleri yapmak, hayata karışmak için bir neden aramak yaşamanın kuralı. Bahar da gelmişken, bir nefeslik adım atmak, dünyanın hala ve her şeye rağmen döndüğünü hatırlamak ve yeniden başlamak gerek diyerek benim gibi seyahat düşkünü, özgür ruhlu, keşfetmeye meraklı ve çantasını kapıp sadece gitmeyi fazlaca özlemiş olanlar için küçük ve keyifli rotalar seçtim.

Büyük planlar yapmadan, arabayla bir kaç saatte ulaşabileceğiniz ama sizi dünyanın nefis bir köşesindeymiş gibi hissettirecek minik kaçış noktaları için rota oluşturuldu. Birkaç kilometre düz ilerleyin...

“Ben ki her nisan bir yaş daha genç, Her bahar biraz daha aşığım.”

AİLECE KAÇIŞ

Longosphere: Glamping İngilizce’de büyüleyici anlamına gelen ‘glamorous’ ve kamp yapmak anlamına gelen ‘camping’ kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmış bir kavram. Bildiğimiz çadır konseptindeki sadelik ve doğallığı konforla birleştiren bu yeni nesil tatil kavramını tam anlamıyla yaşayabileceğiniz Longosphere’de bir doğa tatilinden beklenebilecek her detay kusursuzca bir araya getirilmiş.

Öncelikle tam olarak hayal edebilmeniz için şu bilgiyi vermeliyim; Longosphere’in bulunduğu İğneada Longoz Ormanı dünyanın en büyük üçüncü longoz ormanı. Dünyada sadece 11 adet longoz ormanı olduğunu da ekleyeyim. Diğer longozların Amazon, Afrika ve Kongo’da olduğunu düşünürsek Longosphere’in ekosistem olarak benzersiz bir bölgede olduğunu söyleyebiliriz. Bu muhteşem doğanın üzerinizde bıraktığı ilk etki her mevsim değişen büyüleyici renkleri, kuş sesleri, tertemiz havası ile hayranlıktan ağzınızın açık kalması oluyor tam anlamıyla. Akşamları çadırınızda, ağaçların arasından yıldızları seyretmek masal gibi. Üstelik tek bir ağaç bile kesilmeden bu çadırların yerleştirildiğini bilmek bu anı daha da güzelleştiriyor. Burada yapabileceğiniz etkinlikler oldukça fazla. Bisiklet ve atv turlarından enfes doğa yürüyüşüne, heyecanlı macera parkı etkinliklerinden, longoz ormanını derinliklerine kadar keşfetmenizi sağlayacak mantar turuna ve yoga, meditasyon, nefes eğitimine kadar yapacağınız tüm etkinlikler ile keyifli, dingin veya heyecanlı saatler geçirebilirsiniz. Tercih size kalmış. Biraz klişe gibi gelecek biliyorum ama burası ‘şiir gibi’ tanımını kesinlikle hak ediyor; kitabınızı alıp doğa ile baş başa bir gün geçirmek de bence başlı başına şahane bir alternatif.

Yeme içme olanakları oldukça fazla. Hem ciğerinden, sucuğuna ve köftesine kadar bulunduğu bölge olan Trakya’ya özgü lezzetler hem de dünya mutfağından alternatifler sunan restoranı Food&Wood çok başarılı. Ancak dilerseniz barbekü alanında kendi etlerinizi pişirip, keyfin bu boyutunu da yaşayabilirsiniz. Bunun için de mini bir alışveriş sokağı olan kasaba sokağında bir kasap bulunuyor. Yemek sonrası ise Ying Yang barın Longosphere’e özgü imza kokteyllerini kamp ateşi eşliğinde yudumlayarak geceyi sonlandırabilirsiniz. Günün nasıl geçtiğini anlamayacağınız, tadının damağınızda kalacağına emin olduğum Longosphere çocuklarınızla birlikte yapacağınız bir tatil için benzersiz bir lokasyon. Detaylı bilgiyi longosphere.com adresinden alabilirsiniz.

İKİ KİŞİLİK KAÇIŞ

Grandma’s Wonderland: Burası sadece bir otel değil, doğanın kucağında, üzüm bağları, meyve ve sebze bahçeleri, özenle tasarlanmış odaları, enfes aromaterapik masajlar yaptırabileceğiniz spa’sı ile misafirlerini taze bir nefese, topraklanmaya, doğanın kucağında misafir etmeye çağıran bir kendini şımartma merkezi. Ben burayı böyle tanımlıyorum. Çünkü İstanbul’dan sadece kırk dakika uzaklıkta ama içinde bulunduğunuz doğanın renkleri, mimarisi, ortama romantik bir hava katan göletleri, üzüm bağları, harika mutfağı ve ince düşünülmüş detayları ile kendinizi Toscana’daymış gibi hissedeceğiniz bir cennet.

Şimdi gözlerinizi kapatın ve hayal edin. Her türlü konforu düşünülmüş odanızdan çıktınız ve çepeçevre doğa ile sarılısınız... Günün her saatinde değişen renklerin arasında kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra göletin yanında uzandınız. Sol yanınızda uzanan bağlarda yetişen Merlot üzümleri ile damağınızı da keyiflendiriyorsunuz. Hem bedeninize hem de ruhunuza şifa verecek spa’da geçireceğiniz mutlu saatleri çiftliğin yeme içme merkezi The Barn’da çiftlikte yetişen ürünler kullanılarak hazırlanan yemekler ile taçlandıracaksınız. Böyle geçecek bir hafta sonundan sonra şarj olmamak mümkün değil, siz ne dersiniz? Burada ister partnerinizle ister annenizle isterseniz de en yakın arkadaşınızla geçireceğiniz iki gün nefis bir tazelenme olacak. Hatta bana kalırsa kendinize burada bir hafta sonu hediye edebilir, yenilenmeye doğru tek başına da yola koyulabilirsiniz.

Grandma’s Wonderland’de toprakla bağ kuracağınız harika bir hafta sonu deneyimi için, grandmaswonderland.com adresindeki wonder weekend takvimlerine göz atabilirsiniz.

ARKADAŞLAR İLE KAÇIŞ

Bozcaada: Havasına, kokusuna hayran olduğum, hep özlediğim güzel ada... Yaz kalabalığındansa kendi halinde, sakin, sessiz haline bayıldığım, sabahını, akşamını, rüzgarını, denizini ayrı sevdiğim benim güzel Bozcaada’m... Bu cümlelerden bir Bozcaada hayranı olduğum anlaşıldı sanırım. Bana göre nisan, mayıs, eylül, ekim ayları adanın en güzel zamanı. Bozcaada bir deniz tatilinden çok bahar aylarında verilecek bir mola için mükemmel bir seçenek bence. Yazın tadı da ayrı tabii, dört bir yanı deniz olan bir yerden bahsediyoruz sonuçta ama benim gibi kalabalık sevmeyenler için bahar ayları kesinlikle daha iyi bir alternatif. Bozcaada’nın stres alan etkisini daha feribottan adaya ayak bastığınız an hissedeceksiniz. Havadaki kekik kokusunun etkisi olabilir mi bu bilmiyorum ama buraya ilk kez geliyorsanız bunun son olmayacağını daha ilk adımda anlayacaksınız. Neler mi yapmalı? Sokaklarında yürüyün, bol bol fotoğraf çekin, piknik sandalyelerinizi bir sahile atıp içeceklerinizi yudumlayın. Güneşi batırın, uzanıp kitabınızda kaybolun, hayaller kurun. Uzun akşam yemekleri yiyin, memleketi kurtardığınız sohbetler edin. Gelecekten, güzel günlerden, umuttan, hayattan, güzelliklerden konuşun. Bakın adanın iyileştirici gücü nasıl sızacak damarlarınıza. Benim Bozcaada’da tercihim her zaman merkezde kalmak. Her yerin yürüme mesafesinde olması hoşuma gidiyor. Sabah uyanınca kahvaltı öncesi Çınaraltı’nda bir çay keyfini, uzuuun saatlere yayılan akşam yemeklerini, yemek sonrası otele dönmek için arabaya binmemeyi seviyorum. Adada otel alternatifi çok. Özellikle ilk kez gidiyorsanız mutlaka tavsiye alın derim. Benim gibi bir ada sevdalısının önerisi sadece sekiz odası olan sadeliğin içindeki konforu yaşayabileceğiniz, mükemmel kahvaltısı, temizliği, dozunda ilgisi ve her daim güler yüzü ile Bozcaoda olur. Bu ismi bir yere kaydedin ve geçirdiğiniz tatlı günlerde beni hatırlayın. bozcaoda.com adresine göz atmadan yola çıkmayın.

TAM KAÇIŞ

Alexandroupoli (Dedeağaç): Son durakta mesafeyi biraz daha açıyoruz. Ama hala hayatımızda uçak yok. Arabanızla şehirden üç saat sonra sınırdasınız. ‘Birkaç gün kaçmak istiyorum’ diyenler için zahmetsiz, enfes bir seçenek olan bu seyahat, yeniden başlamak için mükemmel bir destinasyon. Birkaç saat içinde sınırı geçiyorsunuz ve ta taaaaa başka bir ülkedeki küçük bir Ege kasabasındasınız. Yunanistan’a hoş geldiniz! Kalimera! İlkbahar rüzgarlarının tadını çıkarmak, yemek, içmek, dinlenmek, farklı insanlar, farklı alışkanlıklar, farklı bir dil ile bir arada olmak son iki yıldır oluşturduğumuz küçük dünyanın kapılarının aslında ne kadar geniş bir evrene açıldığını hatırlamamızı sağlayabilir. Her ne kadar bizimkine çok benzese de mükemmel yemekler yiyebilir, uçsuz bucaksız Makri sahillerinde uzanabilir, içinizi umutla dolduracak planlar yaparak motive olabilirsiniz. Sınır kapılarından geçişler artık serbest. Üç aşılıysanız AB Dijital aşı kartı sertifikası ile problemsiz özgürce seyahat edebilirsiniz. Aşı sertifikası ile her yere girip çıkabiliyorsunuz. Aşısız kişiler ise hem ülkeye girişte test yaptırmalı hem de 48 saatte bir bu testi yenilemek zorundalar. Bu konuda bir sorun yoksa ve vizeniz varsa elbette bütçeyi bir parça daha yükseltebiliyorsanız Alexandroupoli, harika bir yeniden başlama noktası olacaktır. Benim otel tercihlerim daha merkezde, yaşamın kalbinde konumlanan ve tatlı, şık butik otellerden yana oluyor her zaman. Kendimi iyi hissettirecek, küçük detaylara özen gösteren işletmeleri seviyorum. Bu bilgiler ışığında sınırın öte yanında da favorim Sali Boutique Hotel. Modern dekorasyonu, aynı zamanda bir sanat galerisi olması, tasarım ürünlerini satın alabilme özelliği ve konforu ile hep hatırlayacağınız bir otel olacak. Detaylar için sali.gr adresini tıklayabilirsiniz.

Her yeni gün yeniden başlamak için bir fırsat. Nefes aldığımız her günü yaşanılır kılmak, anlardan keyif almak, mücadele etmek ve yönümüzü bulmak bizim elimizde. Ben kötü günleri arkamda bırakmayı tercih ediyorum. Yeni, güzel bir gelecek umut ediyorum... Sil baştan başlıyoruz! Bana katılır mısınız?

Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan'ın kızları Su 15 yaşına girdi! Eşi ve kızlarıyla Mauritius'a giden Sinem Kobal'dan yeni kareler İşte Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin Osman'ı Emir Berke Zincidi 90'lı yılların yakışıklısıydı... İşte Kaan Girgin'in son hali... 'Kızılcık Şerbeti'nden yeni 2. fragman: Daha önce tanışmış mıydık Demet Şener: Sevgilime gönülden bağlıyım, evlilik şart değil