Konumuz: Rus erkekleri



OLİMPİYAT MEŞALECİSİ
Hayatımda ilk defa geçen ay Rusya’ya gittim. Sochi Kış Olimpiyatları’nın meşalesini taşımak üzere 27 yıldır olimpiyatlara sponsor olan Visa tarafından, bu tarihi ‘olayı’ yaşamak için seçildim. 
Hayatımın en büyük onuru, tecrübesi ve duygusu oldu. Kesin! Meşale taşımak için aday olabilmek ve dahası seçilmek. Efsane! 
Koşan, koşuya gönül veren bir insan olarak hele, on binlerce özel insandan biri olmak beni benden aldı. Kendimde değilim hala. Çok büyük hayalimdi. 
Hatta size şöyle diyeyim; Belgrad’da Tito’nun evini gezerken, kendisine meşale uzatan bir atletin fotoğrafı vardı devasa. Ben o atletin önüne geçip sanki benmişim gibi poz verip yürekten dilemiştim, ‘bir gün bana da nasip kısmet olsa da olimpiyat meşalesi taşısam’ diye.
İnanmak müthiş bir şey! 
Hayaller gerçek oluyor. 
Ne olur siz de inanın hep. 
Benimle birlikte Hürriyet Daily News’dan Barçın Yinanç da vardı meşale taşımak için seçilen. Ve bir de Fikret Keman. 
Barçın da Uluslararası Gazeteciler Kayak Kulübü üyesi. Sıkı kayakçı. İlk defa böylesi bir olaya, basından kendisi de spor yapan iki kişinin seçilmiş olması da beni ayrıca mutlu etti. Bu vesileyle Nizhniy Novgorod’da meşaleyi taşıyıp dönüşte de arkadaşımda, Moskova’da kaldım. Azıcık Rusya kokladım.
Yonca 'olimpik'

MOSKOVA
Akıllara durgunluk verecek kadar her türlü zenginliğe sahip Rusya’yı ve insanlarını bu kadar geç tanımak feci çarptı beni.
“Yarın yaşamaya gidiyorsun” deseler, anında bavulu toplar gider yerleşirim Moskova’ya. Öyle sevdim. Öyle doyamadım. Öyle merak içinde kaldım.
Çok kere gidip çok iyi keşfetmek gerek.
Ben bir şeylere, bir yerlere kimilerine göre daha geç vakıf oluyorum gibi. Hiç de fena olmuyor aslında. Hayırlı bir gecikme bence. Bu sayede bambaşka görüyorum her şeyi.
Başka türlü eğlenip tadına varıyorum.
Çok değerli her anım, çok!
Harbi delice eğlenip delice tadına varıyorum.
Küçükken de kendi başıma süper eğlenirdim.
Büyüdükçe buna daha cesur bir hal eklendi.
Maşallahım var yani!
Hiçbir detayı kaçırmıyorum. Dibine tavanına kadar tadıyorum, deniyorum, gittiğim yerin en kendine has ve özel her şeyini. 
Her yerini karışlıyorum, adımlıyorum.
Anlatamam size nasıl bir keyif almaktır benimkisi.
Yonca 'keyfihane'

KADINLAR İÇİN SİHİRLİ DİLEK
Biz kadınların en az benim kadar tek başına karnaval olabilmesini dilerim.
Ruhu bağımsız, özgür ve cesur...
“Devam” diyen bir aile ve çevre!
Çocuklarımız da az daha büyüsün, sırtta çanta dünya turuna çıkalım mesela.

ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SİHİRLİ DİLEK
1. Kendi başına her ortamda her şekilde mutlaka eğlenebilmek!
2. Bir şeyleri yerinde gezip görmek anlamak.
3. Önyargıları silmek, unutmak.
4. Soru sorabilmek ve doğru ile yanlışı etki altında kalmadan ayırt edebilmek.

RUSYA ŞAHANE!
İşi gücü bırakın, kesin gidin görün!
Biz yıllarca Rusya’yı Amerikalılardan dinlemişiz. Ne saçma!
Sinir oldum.
Soğuk savaş, komünizm filan bize işin ‘akıllı reklamcı’ Amerikanı tarafından pek bir kasvetli, kapalı, daralmalık filan anlatılıp aktarılmış. Sanırsın adamlar onca sene dışa kapalıyken hiç yaşamamış, kös kös durmuş. Oysa ne inanılmaz donanımlı bir halk! Ne açık bir vizyon! Nasıl gelişmiş bir kültür! Ne derin bir diyar.
İlk bakışta bir an sanki 80’ler Ankara’sındayım sandım. Ama tıpkı mimarisindeki o koca ‘soğan’ gibi; Rusya’yı, Moskova’yı, Rusları -yani kabuklarını- soymaya başlayınca
bambaşka bir koku ve tat çıktı ortaya. Her gittiğin yerin ‘ambiyans’ı denen şey var ya, hah işte onun en alasından.
En alakasız yer sanacak olduğun yerde bile müzik süper!
Köşedeki ‘büfe’ gibi yerde bile süper house filan çalıyor. Dans edesin gelir sürekli. Zaten o köşedeki büfemsi yer bile harika bir tasarım ürünü!
Boş iş ve boş şey yok.
Dahası, ne yediysem ağzımın suları aktı, tadı damağımda kaldı.
Kesin hem toprağı hem suyu lezzetli memleketin. Havası da cabası.
Bir de şaşırdım ama halk inanılmaz çevreci ve duyarlı.
Kar buz dinlemiyor kimse. Hayat devam ediyor son sürat; hem de gece gündüz!
Güvenlik sorunu da hissetmedim. Gecenin körü, karanlıkta ormanın içinde tek başıma koşmak dahil hiçbir yerde sorun yaşamadım.
Tarihine doyamadım en esas. Kızıl Meydan... Katedraller, tiyatrolar... Amerika da kocaman ama, burası bir başka! Caddeler, binalar bambaşka bir derinlik ve
ihtişamla salınıyor önünde. Kendini küçük değil, tam tersine kudretli hissediyorsun yanlarında.
Değerli hissediyorsun.
Alfabeyi sökmezsen hayat zor. Okuman gerek bu güzel dili. Anlaman gerek az da olsa; çünkü tek bir İngilizce kelime yok. Alfabe de zorluyor malum. Anlama şansın sıfır. Konuşan da az, tek tük.
Kaba saba gibi hareketleri, ama anlıyorsun ki beden dilleri öyle. Kabalık değil yapmak istedikleri.





Dersimiz: Rus kadınları
Bir şey sordun mu, yardımcı olmak için çok çabalıyorlar. Tarihini bilmeyeni, en ufak detaya kadar anlatamayanı yok.
Metroda dikkatini çekecek kadar çok kitap okuyan insan var her yaşta.
Rusya, kitabı sübvanse ediyormuş ki herkes kolay ulaşsın kitaba ve okuyabilsin diye.
Yonca ‘bilginç'



RUS ERKEKLERİ
Biz hep Rus kadınlarını dinledik. Bize kimse erkeklerden bahsetmedi. 
Az eski jenerasyon biraz iri, kaba saba ve sanki pardon ama azıcık patates tipli. 
Ama gel beri, bize yaklaşan güncel jenerasyona bak, gençliğe... İşte her şey orada farklılaşmaya başlıyor. 
Acayip bakımlı, yakışıklı, biraz daha az dev ve hoş adamlar... 
Saç kesimi sorunları olduğu kesin ama. Bence saçları uzatmalarını söylemeli onlara birileri. O yapıya o saçlar bozuyor görüntüyü. 
Ama beni şaşırtan şey gerçekten hep kadınlara bakmaktan Rus erkeklerini görmemiş olmamız. 
Ya da Rusya’yı hep erkeklerden mi dinledik ne! 
Odak noktası değişmeli. 
Yalnız istisnasız herkes Rus erkeklerinin kadınlarına karşı kabalığından bahsetti. 
Ruslar da! 
Her şeyi kadından bekleyen bir yapıları varmış. Umursamıyorlar kadını. Nezaketsizler. 
Kadınlarına karşı hal, tavır ve fikirleri sert. 
Oysa insan o kadınlara bakınca, adamlar sanki kul köleymiş gibi düşünüyor. Meğer paçavra gibi davranıyorlarmış...
Yonca 'hayret'

RUS KADINLARI
O nasıl bir tendir kardeşim; pürüzsüz, kaymak gibi ve duru. Işık saçıyor Rus kadınlarının teni. 
Bir kere havanın soğuk olmasının bir katkısı kesin var. 10 yılı aşkın süredir güneş ve sıcak içinde, Dubai’de çölde yaşıyorum; gitgide çöle benziyorsun çölde kaldıkça. 
Güneş içini kurutuyor, yoruyor ruhunu da cildini de bir süre sonra. Su çok önemli sonra. 
Dahası hava inanılmaz güzel ve oksijen dolu Rusya’da. 
Taze! 
Cilt dirileşiyor canlanıyor belli. En yaşlısının bile bu kadar parlak pürüzsüz cildi olmasına bakakaldım. 
Bir de ne fark ettim biliyor musunuz? 
Rus kadınlarının kılı tüyü yok! 
Yani hepsi epilasyon yapmış gibi. Ağdayla jiletle bu tüysüzlüğü yakalamak olamaz. 
Ya da beş yaşında yapıyorlar epilasyonu! 
Açık tenli olanların hepsi kirpiklerini siyaha boyatıyormuş. 
Ben de diyorum bu nasıl bir göz derinliği ve bakış diye! 
Renk kontrastı güzel belki de kirpikleri boyatınca; ten açık renk, göz renkli, kirpikler siyah zifiri... 
Her şeyi bırakın kenara, kadınlar her ortamda kadın! 
Dişi! 
Seksi ve inanılmaz bir özgüven hepsinde. 
Yo sadece taş bebek olanları değil, eciş bücüş olan Rus kadınları da müthiş özgüvenli. 
O duruş var ya o duruş, bence esas o duruştur üzerinde durup ders alınması gereken. Bakın erkekleri tarafından yüceltilmiyorlarmış, ama kendilerine verdikleri ve biçtikleri değerdir bence esas mesele. Ondan Rus kadınlarına bakıp hayran kalıyoruz bu kadar.
Rus kadınlarından güzellik dersi değil ama kesin;‘kim sana nasıl bakarsa baksın, senin kendini değerli bulman, kendine güvenmen ve kendini mutlaka sevip beğenmen gerek’ dersi almalıyız!
Özgüvendir tüm mesele kızlar, özgüven!
Kendine güven.
Kendini sev!
O zaman bak bakalım herkes sana nasıl bakıyor.Senin kendine biçtiğin değerdir sana biçilecek değer...
O kadar diyorum bak.
Yonca 'hayran'


MOSKOVA TAVSİYELERİM
1. Nazım Hikmet’in mezarının olduğu o muhteşem mezarlığı ziyaret etmeden dönmeyin.
2. Blues ve caz dinleyin Ruslardan...
3. Her yere topukluyla gidin.
4. Votki için. Votka tekil votki çoğul.
5. Mojna kelimesini bilin... Mojna ‘mümkün’ anlamında. ‘Mojna English mönü’ dediniz mi, ‘İngilizce mönü alabilir miyim?’ gibi oluyor mesela.
6. ‘Çayhane’ denilen yere gidin çay için! Bir şey yiyin.
7. Mevsim ne olursa olsun Gorki Park’a gidin. Wind of Change dinleyin Scorpions’dan.
8. Lakerdalarından yiyin; hele de herring kesin yiyin.
9. İncecik porselenden el boyası bir kahve fincanı alın kendinize özel.

Tüm yazılarını göster