Yazın favorileri

Bahçeler, rooflar ve gastronomi vahalarına devam...

Geçen hafta "yaz geldi" diye başladım yazıma! Halbuki şiddetli yağmurlarla, kışın ılık havası yaza taşındı. Bu yıl İstanbul "buenos aires"e döndü... Biz yağmurdan mutluyuz neyse ki! İnadına gene bahçeli, "üstsüz" mekanları yazacağım size... Bazen yağmurun tadı bile açık havada çıkıyor!

Ortaköy'de...
İki geniş teras, önünde Boğaz köprüsü, Ortaköy camii... Lüks, rahat, huzurlu... Naneli, satsumalı, dereotlu ve light limonatası revaçta... House Cafe Ortaköy favori mekanlarımdan biri bu yüzden. Öte taraftan sessizliği de sevdiğim için biraz alengirli de olsa otelin içinden üst kata çıkmayı ve en azından öğle vakti pek kimsenin olmadığı bar katında takılmayı tercih ediyorum. Servis iyi, manzara daha da şahane...

Kuruçeşme'de...
La Mancha Restaurant adını La Mancalı Don Kişot'un memleketinden aldığı için ilk başta sempatimi kazandı. Sahiplerinden Aslı Pasinli misafirlerini en iyi şekilde ağırlıyor. Üstünün cam olması, denizi iyi bir noktadan görmesi, güler yüzlü servisi de cabası. Calvados ateşinde pişen el yapımı taze makarna ise bir kez mutlaka denenmesi gerekenlerden. Zira böyle ritüellere pek rastlamıyoruz İstanbul'da...  

Cihangir'de...
Cihangir'de İtalya havası yaşamak için Mona güzel bir alternatif. En güzel tarafı bahçesinde oturduğunuzda şehirle ilgili her şeyle ilginizi kesebilmeniz. Kendinizi Avrupa'da bir kentte hissedebilirsiniz. Pazartesi geceleri de canlı müzik var. Pizza, makarna ve et yemekleri güzel.

   
Gayrettepe'de
İnsan böyle bir destinasyonda böyle bir yer hayal etmiyor, dışarıdan da belli olmuyor... Bosphorus Brewing'in içine girdiğinizde sizi güzel bir bahçe karşılıyor, cam duvarlar kaldırılabildiği için bahçe ile iç mekan birleşiyor. Barın arkasında ise taze bira tanklarını görebiliyorsunuz. Bira menüsünde klasikleşen lezzetler de var, yeni üretilenler de... Bira severler yaz akşamlarında kesinlikle tercih edebilir. Mutfakta da yetenekli şef Çiğdem Alagöz Coşkun var.    


Şişli'de...
La Petite Maison Nice, Londra ve Dubai'den sonra İstanbul'da da açıldı. Fransız Akdeniz ve Nice mutfağını tadabileceğiniz bir adres. Nişantaşı’ndaki Maçka Palas’ta açılan restoranı Türkiye'ye Arjun Waney getirdi. Fransız Rivierası’nın tatlarını, kültürünü ve atmosferini rahatlıkla hissedeceksiniz. 200 metrekarelik terası ise şahane. Mutfakta şef Liam Smith-Laing'in ekibi var. Çeşitli otlar ve baharatlarla işlenmiş ızgara kuzu budu, Niçoise salatası ve baharatlı dondurma ile sunulan Pain Perdu'yu deneyin bakalım beğenecek misiniz?   

Tüm yazılarını göster