Aşk olsun: 7 efsane aşk ve kült çiftin öyküsü

Popüler kültürün damarlarından akan gül ve dikenin, yani aşkın peşindeyiz. ‘İki’ olmanın verdiği cesarete dayanarak, isimlerini tarihe kazımış çiftlere ve hikayelerine hep bir ağızdan ‘aşk olsun’ diyoruz.

Doludizgin sevgililer ve bazen de kalp kırıklıkları, dağıtılan mavi boncuklar, toplanan eşyalar, tesadüfler, yaratıcı öpücükler, popüler kültürün damarlarından akan gül ve diken; yani aşk. ‘İki’ olmanın verdiği cesarete dayanarak, isimlerini tarihe kazımış gerçek ve kurgusal çiftlerin hikayelerinden peşi sıra aşka düşüyoruz.

Yazı: Simay Engür, Baran Alışkan

İçindekiler

  1. KURBAĞA KERMIT & MISS PIGGY
  2. JOHN LENNON & YOKO ONO
  3. PICASSO & DORA MAAR
  4. MARILYN MONROE & ARTHUR MILLER
  5. MERAL & HALİL
  6. CARRIE BRADSHAW & MR. BIG
  7. JANE BIRKIN & SERGE GAINSBOURG

KURBAĞA KERMIT & MISS PIGGY

İnişli, çıkışlı ve kesinlikle taban tabana zıt bir ikili… Kurbağa Kermit ve Miss Piggy, ilk kez 1976 yılında The Muppet Show’un pilot bölümünde bir araya geldi. İlerleyen yıllarda, hayranlarına evlendiklerini düşündüren bir skece imza atacaklardı. Ne var ki pek çok spekülasyonun ardından Kurbağa Kermit’in ‘ben sadece bir aktörüm ve iki oyuncu sahnede evlendiğinde sadece rol yapıyor’ açıklamasıyla hayallerimiz suya düşmüştü… Kurbağa Kermit ve Miss Piggy, 2005 yılında ise ‘kalplerimiz evli’ açıklamaları ile mutlu bir beraberlikleri olduğuna dair aşk sinyallerini verdi. Ne yazık ki bu açıklamadan tam 10 yıl sonra Miss Piggy resmi olarak ayrılıklarını Twitter hesabından şu sözlerle duyurdu: “Derin bir değerlendirme ve ciddi bir münakaşadan sonra, romantik ilişkimizi bitirmek için zor bir karar verdik.” Miss Piggy, daha sonra People dergisine içini şöyle dökecekti: “Ben bir star gibi yaşamak istiyordum. O ise bir kurbağa gibi. Ben Hollywood’u istiyordum. O, üzüm asmalarını.” Peki, ya Denise? Kurbağa Kermit’in, Miss Piggy’den sonraki sevgilisi Denise ile de işler pek yolunda gitmedi… Zaten Denise’i hiç sevmemiştik!

JOHN LENNON & YOKO ONO

The Beatles’ı dağıtan kadın olarak ‘sevilmeyenler’ kulübünün bir nevi onursal başkanı ilan edilen Yoko Ono ve The Beatles grubunun yanık sesli üyesi John Lennon… Barışçıl bir isyan ve savaş karşıtı bir asilikle aşklarını, yükseklik içeren bir saygı mertebesine taşımayı başardılar. 1969 yılında Vietnam Savaşı’na tepki olarak gerçekleştikleri ‘Bed-ins for Peace’ protestosu ise en bilinen barışçıl eylemlerinden. John Lennon ve Yoko Ono, bir hafta boyunca sabah 9 ve akşam 9 saatleri arasında ikamet ettikleri yatağın çevresinde pek çok gazeteciyi ağırladı. Şimdi, fonda John Lennon’ın efsanevi şarkısı Imagine -ki nakaratında Yoko Ono’nun yazmış olduğu şiirlerden dokunuşlar var- çalıyor… 

PICASSO & DORA MAAR

İlişkileri başlamadan önce Fransa’da ünlü bir fotoğrafçı olarak tanınan Dora Maar, Picasso ile tanışmasının ardından tam 9 yıl boyunca ‘Picasso’nun sevgilisi’ olarak anılacağı bir itibarla yaşamak zorunda kaldı. Picasso’nun gölgesinde filizlenen bu büyük aşk, ressamın pek çok tablosuna ilham verdi ve Dora Maar’ın portreleri, Picasso’nun en çok bilinen tablolarından oldu. Picasso, 1937’de Nazi Almanyası’nı eleştiren ünlü tablosu Guernica’yı üretirken bile yanı başında Dora Maar vardı. Dora Maar ve Picasso tarihin en yaratıcı ve tutkulu aşıklarından olsa da; iki kişilik bir aşk, yalnızca ‘Picasso’ ismiyle yaşanamazdı. Gölgesinden kurtulan Dora Maar, seni seviyoruz!

MARILYN MONROE & ARTHUR MILLER

Entelektüel, muhalif bir yazar ve Hollywood’un biricik güzellik ikonu. Marilyn Monroe ve Arthur Miller, ümitsizce biteceğine dair eleştirilerle çevreleri kuşatılmış, büyük bir aşkla evlendi. 6 yıl süren evlilikleri bittiğinde, geriye düğün fotoğraflarının arkasına Marilyn Monroe tarafından yazılmış ‘hope (umut), hope, hope’ notu kaldı. Bu aşk, gerçek ismi Norma Jeane Mortenson olan Monroe için, ‘Norma’ olabilme umuduydu. Marilyn Monroe, sonu ümitsizliğe varan umudunu şu sözlerle anlattı: “Yaşamım boyunca Marilyn Monroe’yu oynadım. Her zaman her şeyi daha iyi yapmaya çalıştım. Peki sonuç ne? Yalnızca kendi taklidimi oynuyorum. Beni Arthur’a çeken şey de işte buydu... Onunla evlendiğimde, onun sayesinde Marilyn Monroe’dan uzaklaşmayı başaracağımı sanıyordum.”

MERAL & HALİL

Metin Erksan’ın Türk sinemasına kazandırdığı en güzel aşk hikayelerinden, 1965 yapımı Sevmek Zamanı filminin Meral ve Halil’i, aşkın gerçek ve hayal arasındaki ince çizgisine şiirsel bir sızı bırakıyor. Meral’in bir ada evinin duvarına asılı resmine aşık olan ve resmi hayranlıkla seyreden boyacı Halil, içinde sadece kendisine yer olan bir aşka tutuluyor: “Seni sevsem benim düşüncelerimi yıkarsın, resmin beni bırakmaz, bana kızmaz, beni hep sevebilir. Oysa seni sevsem bu kadar mutlu olamam.” Meral ve Halil’in ezber bozan aşkı, postmodern rüyalara dalan dijital çağımızda; ‘keşfet’te ansızın kalbimizi çalan tüm @Halil ve @Meral’ler için belki de şöyle dile getirilebilir: “Sen Instagram postun değilsin ki, o benim dünyama ait bir şey.”

CARRIE BRADSHAW & MR. BIG

Kendi peri masalını yaşamakta ısrarcı Carrie ve onun sezonlar süren büyük sevdası Mr. Big ile aşkın kanunu yazsak yeniden… Şehri Manolo Blahnik’lerinin topuk sesleriyle inleten Carrie, uğruna nicelerinden vazgeçtiği büyük aşkına olan inancını hiç kaybetmedi. Mr. Big ise modern erkeğin sığınmakta sakınca görmediği ‘bağlanma sorunları’yla imkansız bir aşkın başrolü olmayı seçti. Mr. Big, Carrie’den bağımsız bir evlilik yaşadı ve sonlandırdı, sonrasındaysa esas kızı düğün günü terk ederek yaşayan bir nefret paratonerine dönüştü. ‘And Just Like That…’ ile yıllar sonra mutlu bir evlilikle sonuçlandığını gördüğümüz anlar ise ‘büyük aşk’ın varlığına hepimizi ikna etmişti. Elbette, John (namıdiğer Big) egzersiz sırasında hayatını kaybedene kadar. Bu adam, her şartta kaçmanın bir yolunu buluyor diyebilir miyiz? Belki de tüm bunların sorumlusu çaktırmasa da fazlasıyla toksik biri olan Carrie’nin hak ettikleridir. İçimizde kalmasın: Aidan’ın ahı var!

JANE BIRKIN & SERGE GAINSBOURG

Tartışmasız karizmatik, aykırı, müzisyen, senarist, yönetmen ve daha fazlası Serge Gainsbourg ve sansasyonel aşklarının arasında bir güneş gibi parlayan Jane Birkin, unutulmaz bir ikili. Güzellik algılarına ters düşen hatlarıyla, büyük yeteneğiyle ve cazibesiyle hayranlık uyandıran bir figürdü Serge. Oyuncu ve şarkıcı Jane ise dillere destan güzelliği, stili ve yetenekleriyle gerçek bir ikon. İkili, romantik rutini bozan ve ses getiren aşklarıyla hafızalardan silinmeyecek izler bıraktı. İkonik bir aşkın paydaşları olarak 1969’da birlikte çıkardıkları ‘Je t’aime… moi non plus’ şarkısıyla birçok iddiaya ve tartışmaya bile sebep oldular. Çünkü söylentiye göre, yatak odası seslerini de şarkıya eklemişlerdi. Büyük aşklarını şiddetli anlaşmazlıklarına yitirerek beraberliklerini sonlandırmaları ise tutkuların bir ilişki için yeterli olmadığını göstermişti. Serge’nin hayatını kaybettiği ana dek süren dostlukları ise büyük aşklarının en önemli kanıtı. Skandallarıyla, yarattıklarıyla, etkisiyle ve seksi tavrıyla bu dünyadan büyük bir aşk geçti…

Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan'ın kızları Su 15 yaşına girdi! Eşi ve kızlarıyla Mauritius'a giden Sinem Kobal'dan yeni kareler İşte Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin Osman'ı Emir Berke Zincidi 90'lı yılların yakışıklısıydı... İşte Kaan Girgin'in son hali... 'Kızılcık Şerbeti'nden yeni 2. fragman: Daha önce tanışmış mıydık Demet Şener: Sevgilime gönülden bağlıyım, evlilik şart değil