Oyununuz bol hastalığınız geçmiş olsun çocuklar...

Hoş geldin kış ayları, canınız sağ olsun mikroplar, bakteriler, sefanız olsun grip ilaçları, ateş düşürücüler, ateş ölçerler, hava nemlendiricileri veeee burun spreyleri.

Sizin evi bilmem ama üç çocuğun sürekli dip dibe yaşadığı bizim evde aralık ayı itibari ile mutfakta özel bir bölüm oluşuyor. Önce ateş ölçer çıkıyor piyasaya, hoop yanına ateş düşürücüler yerleşiyor, bir bakmışız ıhlamur kavanozu da yanlarında yerini almış… Aaa, vitaminler, burun spreyleri, mendiller, portakallar, mandalinalar hepsi toplanıp gelmiş… Bütün bir kış mutfaktaki bu bölüme gözümüz sevimsiz sevimsiz baksa da zamanla alışıyoruz. Nisanda kışlıkları kaldırırken onları da kaldırıyoruz. Bizde durum bu. Fakat, “Benim çocuğum hiç hasta olmaz”, “Daha bir kere kööhh dememiştir” diyen annelere de insan dudağı bükük, gözleri nemli bakıyor. İster istemez, “Acaba yeterince iyi bakamadım mı, iyi besleyemedim mi, üşüttüm mü?” diye kendi kendine soruyorsun. Neyse ki bu duyguyla çabuk baş edip, “Çocuk dediğin düşe kalka, hasta ola ola büyür” sloganıyla hareket ediyor ve önce ruhuma, sonra duruma el koyuyorum. Çocuklar hasta olunca içime sanki on kaplan gücünde yeni bir anne gelip yerleşiyor. Kendimi bütün hastalıkların üstesinden gelebilecek, özel güçleri, sihirli elleri olan bir anne gibi hayal ediyorum. Bildiğim en güzel çorbaları yapıp onlara bu çorbanın sağlıklı insanlar diyarından gelen güçlendirici ve çok özel bir çorba olduğunu söylüyorum. Ben bile inanıyorum, onlar nasıl inanmasın? Bitkileri karıştırıp daha önce kimsenin bulamadığı gizli bir formülle bitki çayı yaptığımı ve bunun bizi anında iyileştirebildiğini hayal ediyorum, öyle ki herkes tarifin peşinde koşuyor! İçmiyorlar tabii, olsun yine de çok havalı. “Buhar iyi gelir”, “Terlesin iyi gelir” dedikleri için banyoda sıcak suyu sonuna kadar açıp buhar yapıyor ve banyoda masallar anlatıyorum. Her an her yerden cüceler, devler, periler çıkabilir… O derece duman altı, o derece büyülü bir mekan. Habire uyduruyorum… Vücutlarını mikroplar sarmış, içeride düşman askerleri var ve içtiğimiz şuruplarla, çorbalarla, çaylarla o mikropları tek tek alt ediyoruz, hepsinden kurtuluyoruz. Siz çişin neden sarı olduğunu sanıyorsunuz, işte hep o düşman mikroplar çıkıp gidiyor vücudumuzdan. Tabii canııım, ne sandınız? Ha babam uyduruyorum. Ellerime sihir tozu döküp karınlarını ovalıyorum mesela, gariplerim inanıyor, “İyi geldi anne” diyorlar. Onlar hasta olunca 1050 beygir gücünde, çift motorlu, dört kanatlı hibrit bir anne oluyorum, bütün anneler gibi. Kendime ben bile inanamıyorum. Hasta yatağında oyunlar oynatıp hastalıklarını unutturmaya çalışıyorum çocuklara. Çünkü kendimden biliyorum, insan en çok hastayken istiyor annesini yanında.

Aile albümlerine bakmak…

Benim çocuklarım albümlere bakmayı çok seviyor. Hem bizim eski hallerimizi görmek hem de kendi küçüklüklerini hatırlamak onlara keyif veriyor. Ben de onlara kendi çocukluk fotoğrafları ile ilgili hikayeler anlatıyorum. “Sen bu fotoğrafını çektiğimizde iki yaşındaydın, meyve suyuna ‘buukana buuukana’ diyordun, çok komiktin…” “Sen bu fotoğrafı çektiğimizde suya ‘ufut’ diyordun” gibi.

İyileştiren oyunlar

‘Hastalığını bana sat’ oyunu
- Neren ağrıyor?
- Karnım…
- Uzun zamandır karnım ağrımıyor, hadi karın ağrını bana sat. Ne kadar?
- Üç lira.
- Al parayı, ver karın ağrını.
- Neren ağrıyor?
- Başım…

Hastane çadırı

Odasına bir çadır kurup oranın bir hastane çadırı olduğunu söylüyorum. Yatağını içine koyuyorum, orada yatıyor, uyuyor, ben de bir hasta bakıcı ve doktor gibi sık sık ziyaret ediyor, şikayetlerini soruyor, ilaç veriyor, ateşini ölçüyorum. Bir çeşit doktorculuk oynuyoruz yani. Hasta gerçek, doktor mahsuscuktan.

Sihirli içecek hazırlama

Hasta olduklarında bol sıvı tüketmeleri söylenir ama içirmek ne mümkün! Çocuklara sihirli bir içecek hazırlayacağımızı söylüyorum. Zencefil, tarçın, ıhlamur hepsinden bir tutam koyuyorum. Siz dilediğinizi koyabilirsiniz. Hazırlanmasını, kaynamasını birlikte izleyin. Çıkan dumanların sihir dumanları olduğunu söyleyebilirsiniz. Hatta bu karışımı, bir kavanoz ve şişenin içerisine koyarak, üzerine en sevdiği çizgi karakterin resmini yapıştırarak hoşlanmasını sağlayabilirsiniz.

Hastalığı balona koyup gönderme 

Ona hastalığını bir balonun içine üfleyeceğinizi söyleyip ve balon şişirebilirsiniz. Böylece balonun içi hastalık doldu. Her şişirdiği balonda hastalığının biraz daha azalacağını söyleyin, o hafifçe üflesin, yorulmasın, siz şişirin. Sonra da o balonları camdan dışarıya rüzgara bırakın birlikte… Pis mikroplar, pis hastalıklar gelmeyin bi daha bizim evimize… Aaaa!

Klasikler…

Birlikte kitap okumak, resim yapmak, sinema keyfi yapmak, eski videolarınızı izlemek, masal anlatmak da hasta çocuklarla yapılacak etkinlik alternatifleri arasında yerini alsın. 

Yattığınız yerden oynayabileceğiniz oyunlar 

Yattığınız yerden kağıt uçaklar katlayıp uçurabilir, küçük topları uzaktaki bir kutunun içine atabilirsiniz. Pipetlerin içine kulak çubukları ya da kağıt rulolar koyup üfleme yarışı yapabilirsiniz.

Tüm yazılarını göster