Sadeleşmek üzerine

Okumaya başlamadan önce herhangi bir müzik aplikasyonundan ya da Youtube’dan Casey Abrams’dan Simple Life şarkısını aç ve dinlemeye başla...

Eveeet, müzik arkada tatlı tatlı çalmaya başladığına göre okumaya hazırsın.

Ocak 2018! Tabii ki yılın ilk günü bu satırları okumanı beklemiyorum. Yılbaşı gecesi sonrası muhtemelen uzuuun bir uyku uyudun ve dinlendin tüm gün.

Ya da benim gibi boş günlerinde evde dergi, kitap karıştırmayı seviyorsan uyanınca bir gazete bayisine gittin ve ocak ayı dergilerini alıp eve koştun, battaniye altına girdin. Eğer öyleyse yeni yılın ilk gününde merhaba arkadaş... Umarım gecen güzel geçmiştir. Hayal ettiğin gibi karşılamışsındır yeni yılı. Eğer tatsız sürprizlerle karşılaştıysan tüm yılın böyle geçeceğine kendini inandırmaya çalışma. Hep şunu hatırla, her yeni gün sen nasıl uyanır ve güne başlarsan öyle geçer ve yeni sürprizlerle seni karşılar... O yüzden her yeni gün gülümsemeyi denemekten asla vazgeçme ve iyi şeyler olacağına hep inan.

Bu satırları yazarken halimi görmeni çok isterdim. Göremediğine göre hayal etmeni sağlayabilirim. Antalya’da konuk oyuncu olduğum bir film setinde karavanın içindeyim. Set sıramı bekliyorum (set, beklemek demektir), karavanın arkasında koltukta oğlum uyuyor ve ben sana ikinci yazımı yazıyorum. Şunu itiraf etmeliyim ki ikinci yazıyı yazmak ilkinden daha zormuş. Yine de kararımı veriyorum, bu defa sana yazımda son zamanlarda fazlasıyla ilgi duyduğum ve hayatıma uyarlamaya çalıştığım sadeleşme, diğer adı ile minimalizmden bahsedeceğim.

Ama başlamadan önce yazımın ilk cümlesine açıklık getirmek istiyorum. Artık her yazımı bir şarkı eşliğinde okumanı isteyeceğim senden. Çünkü, buna Murakami etkisi diyebilirsin ama bence hayatın içinde hep bir melodi var ve ben de her yazımın bir melodisi olsun istedim. Umarım keyif alırsın.

Efendiiimmm, gelelim minimalizme.

Mimar Ludwig Mies van der Rohe demiş ki; “AZ, ÇOKTUR!”

Bu cümle beni çok etkiledi ve araştırmaya başladım. Okuduklarımdan sonra kafamda beliren şuydu; minimalizm hayatını olabildiğince sadeleştirmek demek. Yani burada söylenmek istenenin en ihtiyaç duyduğun eşyalarla yaşamak; fazla olan her şeyden, iki tane olanın bir tekinden, bir yıldır kullanmadıkların ya da giymediklerinden, nasılsa lazım olur diye sakladıklarından kurtulmak demek olduğuna karar verdim. Evini oda oda dolaşıp tüm bu ihtiyaç dışı kalabalığı saptayıp vedalaşmaktan, ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktan, telefonunda kullanmadığın tüm aplikasyonları, fazla fazla çektiğin fotoğrafları, telefon rehberini ve elektronik postalarını temizlemekten, hatta hayatında görmek istemediklerini görmemek, gitmek istemediğin yere gitmemek, yapmak istemediklerini yapmamaktan bahsediyorum. Biliyorum bunu okuduğunda içinden ‘imkansız’ diyeceksin. Kesinlikle haklısın, ben de başlarda öyle düşündüm. Ve inanıp harekete geçmem zaman aldı. Yaklaşık iki aydır denemeler yapıyorum. Fena ilerlemiyorum bence. Tahmin edemeyeceğin kadar kıyafet ve eşya kolileyip ihtiyaç sahiplerine yolladım. Mutfak ve gardırop bölgesini oldukça rahatlattım diyebilirim. Hala da evin içinde çeşitli zamanlarda eşya elemeye ve vedalaşmaya devam ediyorum. Zor ama rahatlatıcı. En güzeli alışveriş için aldığım karar. Net olarak alışveriş yapmıyorum. Mağazalara girip hiçbir şey almadan elin boş çıkmak iradenle arandaki bağı güçlendiriyor. Tavsiye ederim! Dayanamayıp bir şey alırsam da aldığım şey için evde benzer olandan vazgeçiyorum. Hayatın içinde kendine daha fazla zaman ayırmak, fuzuli harcamaları hayatından çıkarttığında eline kalan parayı biriktirip seyahat etmek, her eşyanın hakkını vererek kullanmak, daha az eşya sayesinde ev işine daha az zaman ayırmak ve evin genelinde hareket alanının çoğalması gerçek bir özgürlük ve hafiflik hissi veriyor. Hayatın diğer alanlarındaki sadeleşmeler başlı başına bir yazı konusu. Ne kadar karmaşık plan ve programlarla nefessiz bırakmışım kendimi çoğu zaman. Bunu fark edip sadeleşmeye başladıkça yaşanan rahatlığı ve dinginliği sana anlatamam. Tabii ki hobilerin ya da yerini dolduramayacağına inandıkların ya da hatırası büyük dediğin eşyalarından ve alanlarından bahsetmiyorum. Bunlar sadeleşmenin dışında kalan detaylar elbette ama sadeleştikçe ister istemez onları da gözden geçiriyor insan.

Zor ama başarılmaz değil. Sonu büyük ferahlık. Haydi bugün denemeye başla. Sana küçük tüyolar veriyorum aşağıda. Ocak ayı arınma ayı olsun, şubatı hafiflemiş karşıla.

Aşk ayında görüşmek dileğiyle...

7 günlük azaltma maratonu
• Ivır zıvır çekmeceleri
• Evrak ve fotoğraflar
• Elektronikler
• Yatak odası
• Diğer odalar
• Mutfak
• Banyo



Sade yaşamak için
Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle, Topla, Rahatla
Marie Kondo/Epsilon



Sade
Begüm Başoğlu, Ege Erim/Okuyan Us Yayınları



Sade yaşamak için
• Borç altına girmekten kaçın. Daima bütçene göre hareket et.
• Seyahatlerini lüksten kaçınarak gerçekleştir.
• Daha az satın al.
• Armağan ekonomisi, hediye çemberi, takas pazarı ile tanış.
• Listesiz alışverişe çıkma.
• Almak istediğin şeyi almadan mutlaka kendine sor; ‘gerçekten ihtiyacım var mı?’
• Var olanın yenisini ya da değişiğini alırken evde olan ile vedalaş.
• Kendine daha çok zaman ayır.
• Kendine daha geniş bir hareket alanı yarat.
• Daha üretken ol.
• Tasarruf et ve geri dönüşüme inan.
• Hayatına daha çok yeşil kat.
• Sadece vücudunun ihtiyaç duyduğu şeyleri ye ve kilo ver
• Sadece ‘gerekli’ olan şeyleri satın alıp tüketmeye çalış.

Hayat enerjinin yükseldiğini göreceksin.



Belki şehre bir oyun gelir!
En güzel etkinlik bu aralar tiyatro izlemek bence. Evde sadeleşme telaşı seni yorduysa küçük bir mola iyi gelir bence...
• Martı (Pürtelaş Tiyatro)
• Arzu Tramvayı (BKM-ID)
• Kızgın Damdaki Kedi (Mam’Art Tiyatro)

Tüm yazılarını göster