Sonbaharın içinden...

Tatlı, hafif soğuk, bolca sarı yapraklı ekim günlerinden merhaba.

Sen bu satırları okurken ben üç gün süren ve hayatıma harika şeyler katan ‘ilişkilerin biyolojisi’ eğitimimden çıkmış olacağım ve tam olarak 10 saat sonra da kızımın ilkokul hayatının ilk günü başlıyor olacak. Sağ dizimde evimizin yeni üyesi üç aylık Eros (kedimiz), fonda cırcır böceklerinin sesi. Sakinim ve yazmaya hazırım. O kadar karmaşık duygular içindeyim ki sana anlatamam. Yoo aslında geldiği gibi yazarak anlatmayı deneyebilirim. Ama önce müzik... Satırlarımı okurken seni rahatlatacak bir müzik dinlemeni istiyorum. Meselaaa en sevdiklerimden birini önerebilirim; Betsy Rose’un Calm Down Boogie albümünü açabilirsin. Son zamanlarda Melisamın en sevdiği albüm bu. Sevgili Nilüfer Devecigil tanıştırdı bizi Betsy ile. Her şarkının sözü çok anlamlı ve çocuklara farkındalık öğreten, mutluluk yükleyen şarkılarla dolu albümü. Bence sen de dinleyince çok mutlu olacaksın. Evet hazırsan kaldığım yerden devam edebilirim.

Önce kızımla ilgili duygularımı satırlara sığdırmaya çalışacağım. Heyecanlıyım, mutluyum ve ağlamak istiyorum... Nasıl bu kadar büyüdü, ne ara büyüdü hiç anlamadım. Ve gerçekten okula başlayacak kadar sağlığına kavuşmuş olmasına, bu günü, bu heyecanı yaşadığımıza çok şükür ediyorum. Doğduğu yıl sağlığı için koştururken; acaba bir gün bana ‘anne’ diyebilecek mi, ellerini kullanabilecek mi, baktığını görüp gördüğünü anlayabilecek mi, ayakları vücudunu taşıyacak mı diye düşünürken, birbirinden büyük kaygı ve korkularla boğuşurken bugün Melisamın okula başlayabiliyor, kendini ifade edebiliyor olması, okuma-yazma öğrenmeye başlaması ve birçok konuda yardıma ihtiyacı olmaması çok çok büyük bir şans. Bugünüme şükür... Kızımın azmine bin teşekkür. Gece yatmadan anı olsun diye video çektim. Ona hislerini, büyüyünce ne olmak istediğini, onu neyin mutlu neyin mutsuz ettiğini, sevdiği renk, müzik ve kitabı ve son bir mesajı olup olmadığını sordum. Her sene okul öncesi aynı videoyu çekmeyi planlıyorum. Bakalım neler söyleyecek? En azından üniversiteye başlarken ona harika bir anı hediye edebilirim diye düşündüm. Allah’ım üniversite mi dedim ben!

Gelelim kursuma... Gerçekten hayatımda yepyeni bir sayfa açılmasına sebep olan ve hamilelik sürecinde yükselen ve halen düşmeyen trombosit oranımın sebebini bulmamı sağlayan, daha da birçok ödev bırakan üç günün özetini yapmam gerekirse:
• Her ne kadar öyleymiş gibi görünse de hiçbir şey bizim öz bilincimiz ve seçimimiz değil; hepsi atalarımızdan gelen bilinçaltı kodlarımızla beynimizin kendini güvende hissetmek için yaşamı tekrar edişinden ibaret. Bunları tek tek keşfedip bulduğumuz zaman deneyimlerimizin sonuçlarını değiştirebiliyoruz.

• Sorunlar karşısında kendimize sürekli neden sorusunu sorarak ve sorduğumuzda hep yeni cümlelerle yanıt vererek ilerlersek gerçek kaynağa inebiliriz. Çocuklar da hep ‘neden?’ diye sorarak gelişiyor...

• “Bilincimize çıkmayan düşünceler kaderimiz olur.” Carl Jung

• Her hastalık içinde bir sorun, korku ya da genetik kod barındırır. Elbette modern tıp yardımı alınmalı ama biyolojik nedene de bakıp çatışmaları bulmamız gerekiyor.

• Yas tutmak çok önemli... Bizi üzen tüm kayıp ve durumlar için mutlaka yas tutmalıyız.

• Rüyalarımız çok önemli. Mutlaka not almalı ve yorumlamalıyız.

Bunlar en aklımda kalan ve notlarımda yıldız koyduğum başlıklardan bazıları. Böyle madde madde yazınca basitmiş gibi duruyor ama çooook işimiz var aslında. Kendimiz olabilmek, sorumluluklarımızı üstlenmek ve evlatlarımız üstüne binen yükleri hafifletmek için, onları da kendimizi de özgürleştirmek için kendimizle çok çalışmamız gerekli...



Bu arada farkındalığın da öneminin altını çizmeden edemiyorum ve hemen sana tam da şu anda (son yazımda da yaptığım gibi) bir ödev veriyorum. Şu andan itibaren ağzına ilk atacağın lokmada dur!!! Hemen yutma. Kapa gözlerini, ağzına attığın yiyeceğe odaklan. Dokusunu, kokusunu, gerçek tadını ve damağında bıraktığı hissi fark et. Sana yararını düşün. Vücuduna katacaklarını. Hatta zaman varsa sana ne şekilde ulaştığını da hayal edebilirsin. Bir tarladan mı mesela? Ufak çapta bir meditasyon, bir seremoni gibi yani... Bu sayede farkındalığın değişecek ve gerçekten ne yediğini bence ilk kez fark edeceksin. Bu denemeyi ilk yaptığımda yaşadıklarım çok ilginç geldi. Hayatın içinde yediğim hiçbir şeye gerçekten odaklanmadığımı fark etmek çok şaşırtıcıydı. Son zamanlarda en sakin ve miktar olarak da en makul, yani olması gerektiği kadar yediğim, fazlasını yiyemediğim ve tokluk hissimin çok çabuk ortaya çıktığı öğünüm bu oldu diyebilirim. İnternet üzerinden online aldığım sekiz haftalık farkındalık kursumdan bir ödev bu. Yapabilirsen çok keyif alacaksın.

Eee mevsimin döndüğü şu günlerde her zamanki gibi sağlık mühim elbet. Sabahları sunduğum Günaydın Doktor programından da sana ödevlerimle, ödev dolu yazıma son vermeyi planlıyorum. Kızın okula başlamasından sebep (her ne kadar onu ödev vermeyen bir okula yazdırmış olsam da) sana ebeveyn olarak hayat ödevi vermekten çekinmemenin haklı mutluluğu ile satırlarımın sonuna doğru geliyorum. Mevsim dönümü malum. Bu sebepten sağlık kontrolü önemli.

İşte sağlık ödevlerin:
• Kapsamlı kan tahlili yaptır
• Dişçinden randevu al
• Bir yakınınla birlikte herhangi bir hastaneden organ bağış formu doldurup yakınını şahit göstererek organ bağış kartını al, cüzdanına koy ve tüm ailene organlarını bağışladığını ilan et.
• Omurilik kontrolü şart. Boynunu belini kontrolden geçirt ki ona göre önlemlerini al. Hangi sporu hangi şartlarda yapman gerektiğini öğrenmiş olacaksın ki, bu oldukça önemli. Belki çalıştığın ortamını da ona göre şekillendirmen gerekir.

Evet arkadaş, anlayacağın pek boş durmuyorum. Öğrendikçe yaşadığını hissedenlerdenim. Bu yolculuğu seviyorum. Paylaştıkça da çoğalması bence çok büyüleyici. Kitap önerilerim ve dopdolu ekim etkinlik takvimim yine benden sana özel...

Tabii ki Melimelek ajandamın ekim ayı mottosunu da (ki böyle bir eğitim ardından kendi ellerimle yazdığım ekim ayı mottoma inanamadım!!!) seninle paylaşıyorum. Ekim ayı çok güzel geçsin. Güzel anların, unutulmaz anıların olsun. Aşk dolu yaşa. Her anın tadını çıkart. Sevgiyle...

Ekim ayı Melimelek mottosu
Beni ben yapan geçmişime baktığımda,
tüm hatalarıma ve şanssızlıklarıma ‘hoşçakal’ diyebiliyorum.
Şimdi yepyeni deneyimlerimin ve yeni doğacak günün hazırlığındayım.
Öğrendiklerimi hep aklımda tutuyorum.
Her yeni an, taptaze başlangıçlar için.
Ve ben hazırım.

Kitap önerilerim
• Pınar Gogulan-Işık Her Zaman Bir Yolunu Bulur
• Joe Vitale-Zero Limit
• Byron Katie-Olanı Sevmek
• Paramahansa Yogananda-Bir Yogi’nin Otobiyografisi

Tüm yazılarını göster