Son 6 hafta…

İnanamıyorum, bir çok şeye inanamıyorum.

6 hafta sonra doğum yapacak ve anne olacak insan benim... O ufacık nokta büyüdü karnımı şekilden şekle sokuyor... Sesimizi tanıyor, söylediğimiz şarkılara tepki veriyor... Şaka gibi! İnsanlar doğum ve bebek konularında konuştukça sanki kendime uzaktan bakan biriymişim gibi hissediyorum. Bahsettikleri doğum yapacak olan kadın başka biri sanki... Mevcut ruh halimi pozitif karmaşık olarak tanımlayabilirim. Bu yazım da karmaşık olacağa benziyor, içimi dökeceğim =)
İlk başlarda bana bu hamilelik süresi çok uzun geliyordu ama doğa işini biliyor ve hamileliğin neden 40 hafta sürdüğünü artık anlıyorum. Bebeğin büyüme süreci bir yana kadının bedeni, ruhu, beyni ancak 9 ayda bu işe hazırlanıyor. Düşünsenize 2 ay içerisinde kedi gibi doğurduğumuzu ve kucağımıza bir bebek geldiğini... Bağ kurmamız imkansız olurdu. Korkunç. 
Bence hamilelik trimesterleri bedenin değişiminin yanında ruhen de değişiklikleri ifade ediyormuş. Geçen sürede bunu tecrübe ettim. İlk trimesterde olan düşüncelerim üçüncü trimesterde evrim geçirdi. İlk trimesterde ne olduğunu anlamama ağır basarken, ikinci trimesterde olayı kabullenme ağır basıyor ama üçüncü trimesterde önceden ne düşündüğümü hatırlamıyorum ve RESMEN HAMİLEYİMMM! düşüncesi ağır basıyor. Hepsinin ortak özelliği tarifsiz güzellikte ve her anın bir ömür sürmesini dileyerek geçmesi...
 
Bir insan 8 ay boyunca neye alışmaz ki... Her şeye alışır. Bu beden 8 aydır içerisinde bir bedene daha ev sahipliği yapıyor ve artık bu duruma iyice alıştık. Doğumdan sonra annelerin yaşadığı bazı psikolojik gelgitlerin sebebini artık anlıyorum. Geçen süre içerisinde 9 ay bedenimde taşıdığım çocuğumu doğduktan sonra yine tenimde wrap-sling ile taşımaya karar verdim. Tenimden uzağımda olsun istemiyorum.
İçimde büyüyen insan ile artık çok net olarak iletişim kuruyoruz. Sevdiği şarkılar, tatlar, uyuma-uyanma saatleri vs. artık belli. Bazen sırf tekme atması için sevmediği Mozart şarkısını açıyorum =) oyun bile oynuyoruz. Ayaklarını yakalayıp gıdıklıyorum mesela... Bizimki neredeyse her gün hıçkırıyor, doktorum normal olduğunu söyledi. Ortalama 6-7 dakika hıçkırıyorsun ufaklık... 
Hata mı yapıyorum bilmiyorum ama doğuma hiç hazırlanmıyorum. Kitap okumuyorum, çok sıkıldım. Annemin yanına kaçtım ve fabrika ayarlarıma geri döndüm. Onu yiyeceğim, bunu yemeyeceğim diye kapris yapıyorum. Fazla aktif geçen 32 haftanın acısını çıkartıyorum. Doğal bir süreç olduğuna inandığımdan dolayı doğum işini akışına bıraktım.  Bebeğimizle konuşmak ve onu sevmek dışında hamile olduğumu bile düşünmüyorum, rahatım. Hala bazen hamile olduğumu unutuyorum.
İnsanlar son 2-3 haftanın çok zor olduğunu söylüyorlar onlara da inanmıyorum çünkü çok zor denilen 3. trimesterde ben hala fosur fosur uyuyorum, hatta yorulmuyorum gün içinde daha aktifim. Hala bir yerim ağrımıyor. Neden bilmiyorum.
Ben hamileliğimde hamile olduğum için hiçbir şeyi hayatımda değiştirmedim. Bu konuda ailem de bana bu şekilde davrandı. Sevgilimle aramızda hamile olduğum için engellenen bir alışkanlığımız olmadı, izin vermedik. Aşkımızı da kavgamızı da hayatın getirdiklerini de normal, eskisi gibi yaşadık. Günlük aktivitelerimde de kendimi hiç kısıtlamadım, bedenime hep güvendim ve güveniyorum. Artık annelik iznime ayrıldım, işe gitmiyorum ama hala her gün araba kullanıyorum. Araba kullanmama şaşıran insan sayısı nedense fazla, anlamadım. Acaba hamileyken araba kullanmak yasak mı? 
Ailem her geçen gün karnımın büyüdüğünü söylüyor onu da fark etmiyorum yani üzerimde bir ağırlık hissetmiyorum sanıyorum vücudum geçen 8 ayda bu duruma alıştı. Ya da Allah o gücü veriyor kadınlara...
30-31. haftalarda Gebelik Kolestazı denilen bir hastalık şüphesiyle biraz üzüldüm. Benim bir hatamdan dolayı bu sorun karşıma çıktı sandım... Sonra bu hastalığın nedeninin bilinmediğini, tamamen gebeliğe bağlı olduğunu, bebeğe ve anneye bir zararı olmadığını sadece 37. hafta civarlarında doğumun gerçekleşmesi gerektiğini doktorum söyledi. Önce çok üzüldüm ama sonra amaaan en kötüsü böyle olsun dedim. Nasıl oldu derseniz, 27. haftada rutin kan tahlillerimde doktorum karaciğer enzimlerimden AST ve ALT'nin yükseldiğini fark etti. 30-31. haftada tekrarlayalım dedi ve haklı çıktı. Üst ve alt değerlerim normalin 6-7 katı seviyedeydi. İşte bu sebeple Kolestazdan şüphelendi. Hemen vitamin kullanımını bırakıyorsun ve dahiliye uzmanına gidiyorsun dedi. Bu durumda ertesi sabah kendimi Haşmet abinin ofisinde buldum. Beni ondan başka kimse rahatlatamazdı. Tekrar kan verdim ve karaciğer ultrasonu yapıldı. Ultrasonda ufacık bir kolestaz çıktı ama genel durumum ve bilirubin değerlerimden dolayı Gebelik Kolestazı tablosuna uymadığım da eklendi. Gebelik kolestazında kaşıntı olurmuş benim hiç şikayetim yoktu. Bu sırada kan sonuçlarım çıktı ve 3 günde değerlerimin oldukça azaldığını gördük. Haşmet abi 5-6 gün sonra tekrar kan alalım bu Kolestaz gibi durmuyor dedi. Ertesi hafta Üst-Alt değerlerim önceki sonuçlarımın da yarısına inince doktorum bunun Kolestaz olmadığını ve erken doğuma gerek olmadığını söyledi. Yükselmenin birçok sebebi olabilirmiş, vitaminler ağır gelmiş olabilirmiş, genetik bile olabilirmiş... İki doktorum birbiri ile görüştü ve sonunda bana kararlarını bildirdiler, ağrın vs. olursa tekrar değerlendiririz sen takılma hayatına devam et, bu değerlerle 37. haftada doğurmana filan gerek yok, keyfine bak dediler. Ben de Kolestaz mıyım değil miyim sorgulamamaya ve doktorlarıma güvenmeye karar vererek bu konuyu kapattım. Her işte bir hayır olduğuna inanırım. Yaşanan bu olay bana hamileliğin sürprizlerle dolu olduğunu ve doğumun planlı bir olay olmadığını anlamamı sağladı. Daha önce böyle bir ihtimali bile düşünmemiştim. Hata yapmışım. Her an sağlık sebepleri yüzünden doğum sürecine müdahale edilebilirmiş, öğrendim. Mesela bunu 1. Trimesterde asla düşünemiyorsunuz.
Kolestaz şüphesinden dolayı 32. haftadan beri hiçbir vitamin kullanmıyorum. Doktorum tüm vitaminleri kesince demir hapı verdi  artık sadece günde 1 kez demir hapı içiyorum. 34 haftada toplam 10 kilo aldım. En başında doktorumla birlikte doğuma 10 kilo ile girerim diyorduk. Ama 3. Trimesterde değişen fikirlerimden biri de bu oldu. Kilo umurumda olmamaya başladı. Yani umurumda değil derken yine aynı şekilde bu zamana kadar beslendiğim gibi sağlıklı, şekersiz beslenmeme devam ediyorum, sadece evimde ev yemekleri yiyorum ama artık ay yemedim ama neden kilo aldım filan demiyorum. Ayrıca yabancı kaynaklar boyuma ve kiloma göre 13 kg almam gerektiğini söylediğinden dolayı bebek büyüsün diye çoğu zaman zorla yiyorum. Şu çocuk sağlıkla doğsun başka bir şey düşünemez oldum...
Yavaş yavaş bebek alışverişine başladık ama hala bebek arabası vs. almadık. Hastane çantam da hazır değil. Çok tembelim!!! Diyorum ya bunlar benim gözümde acelesi olmayan, zamanla hal olacak şeyler... Yeter ki sağlıkla kavuşalım çocuğumuza... Bebeğimizin kocaman yatağı geldi. Odası beklediğimizden de güzel oldu. Yatak gelmeden önce odanın içinde sarıldık sevgilimle... Bu aralar sevgilime ayrı bir titizleniyorum, üzerine titriyorum. Her zamanki halim mi yoksa hormonlar yüzünden mi bilmiyorum ona da sormuyorum. Hepimizin keyfi yerinde sonuç olarak... Arada kendisine inanabiliyor musun bu yatakta artık 3 kişi uyuyacağız diyorum... Biz zaten 8 aydır üç kişi uyuyoruz diyor... Haklı adam. Birbirimizle anne baba olunca şunu yapacağız-yapmayacağız diye hiç konuşmama kararı aldık ve bu karardan dolayı çok mutluyuz. 
Geçen süre içerisinde Ayşe Öner’in Anneler Anlatıyor radyo programına konuk oldum. Çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu sohbet Karnaval Radyo Baby Joy FM üzerinden yayınlandı. Bebeğimize çok güzel bir anı olarak kaldı. Zaten tüm bunlar sırf çocuğumuza anı kalması için... Umarım ve dilerim ileride birlikte bu yazıları keyifle, mutlulukla okuruz.
Kendi web sitem olan www.annetavsan.com'u aktif hale getirdim. Taslaklarda duran 1000'e yakın yazımı yavaş yavaş yayınlamaya başladım. Annetavsan.com benim çok detaylı, özel ve direkt çocuğumuza anı olarak ona seslenerek yazdığım online not defterim. O yüzden her yazdığımı yayınlayamıyorum. İleride tüm yazılarımı derleyip kitap basıp sadece aile bireylerimize dağıtacağım. Yazıları düzene sokmam için biraz zamana ihtiyacım var. Bana en çok sorulan ne yiyorsunuz, ne içiyorsunuz sorularına karşılık olarak web sitemde hafta hafta ne yediğimi yayınladım. Hamilelik beslenme menülerim yazımdan pdf. olarak menülerimi indirebilirsiniz.
Mutlu sona çok az kala tekrar görüşmek üzere...
Sevgilerimle,
AnneTavsan @ Instagram


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.