Uyku Saatlerinize Dikkat Ederek Genç Kalın

Well-Aging (İyi Yaş Alma) sürecinin yani Sağlıklı ve Mutlu Yaş Almanın birincil gerekliliği şüphesiz dengede bir uyku düzenine sahip olmakta yatıyor.

Ebru Şinik

Ebru Şinik


Uyku Saatlerinize Dikkat Ederek Genç Kalın

Organizmaların içindeki hücreler sirkadiyen ritimlere ayak uydurur ve günün farklı saat dilimlerine göre fonksiyonlarını değiştirirler. Örneğin gün ışığını gördüğümüzde beynimizdeki hipotalamus bölümü hücrelere mesaj iletir ve fizyolojik fonksiyonlar değişime uğrar. Ve hücrelerimizin içinde yer alan biyolojik saat genleri hücrenin protein yollarını değiştirir.

Çoğu kişi geceleri televizyon seyrederken, bilgisayarda çalışırken geç saatlere kadar kalıyor,  akşam yemeğini geç yiyor, bir de yemek sonrası üstüne meyve, kuruyemiş, çikolata vb. abur cubur atıştırıyor. Ve sabah işe gitmek veya çocukları okula göndermek için saat çalmaya başladığında kendilerini yataktan kazıyarak çıkarıyor veya bir kamyon dayak yemiş gibi hissediyorlar.

Yoksa siz bu hissin normal olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Kesinlikle hayır.

Bu ancak sirkadiyen ritimlere karşı bir yaşam tarzında ısrar eden kişilerin yaşadığı bir durumdur. İdeal olan sabah çalar saate gerek olmadan gözünüzü 06.00-08.00 arası bir saatte açmanız ve tamamen yenilenmiş ve enerjik olarak güne uyanmanızdır. Yoksa beynimiz ve sindirim sistemimizin tam randımanlı olarak çalışabilmesi için gerekli olan yeterli dinlenmeyi gerçekleştirmemiş oluyorsunuz.

Bilim insanları sağlıklı bir yaşam için her insanın günde ortalama 7-8 saat uykuya ihtiyacı olduğunun altını çiziyor. Tabii ki uyku süresi kadar, ne zaman yatağa gidip uyuduğunuz da çok önemli. İşte burada Sirkadiyen Ritimler devreye giriyor.

Sirkadiyen ritimdeki bozukluklara hücrenin cevabı DNA hasarı şeklindedir.  Sirkadiyen Ritim bilim dünyasında uzun süredir bilinmekle birlikte, bu ritmin hücresel düzeyde de geçerli olduğu bilgisi Nobel Ödüllü biliminsanımız Aziz Sancar ve ekibi tarafından da geçtiğimiz yıllarda keşfedilmiştir.

Demek ki hem ayurvedik yaşam, hem de son klinik araştırma neticelerine göre sağlık, mutluluk ve denge ancak doğanın ritimlerine ayak uydurduğumuz zaman kuruluyor.

Uyku Saatlerinize Dikkat Ederek Genç Kalın - Resim : 1

Yani güneş doğarken doğanın uyanmasıyla güne başlamak ve güneş battıktan birkaç saat sonra ortalama 22.30-23.00 civarı uyumak için yatağa girmek en sağlıklısı. Çünkü bedenin kendini hem fizyolojik, hem de zihinsel seviyede yenilediği, toksinleri tahliye ettiği, hücresel yenilenmeyi gerçekleştirdiği saatler 22.30-04.00 aralığındadır.

Doğanın ritimlerine uyum sağlamadan, bedenin detoks saatleri dışında uyuyorsanız beden kendi tamir mekânizmalarını gerektiği gibi çalıştıramaz. Buna göre yaklaşık 22.30-02.00 saatleri aralığında fiziksel bedendeki detoks işlemleri gerçekleşirken, 02-00-04.00 aralığında da zihinsel detoks süreci gerçekleşmektedir.

Bu açıdan akşam yemeklerinin hafif geçirilmesini öneririz. Çünkü eğer akşam yemeğinde sindirim sistemine yük getiren ağır bir menü seçimi yapılmışsa, bedenin kendini tamir etmek ve yenilemek için kullanması gereken enerjinin bir kısmı besinlerin hazmedilmesi için harcanmaya başlanır. Dolayısıyla bedenin günlük olarak gerçekleştirdiği fiziksel yenilenme ve detoks süreci randımanlı bir şekilde gerçekleştirilememiş olur. Hele bir de yatağa 24.00’den, 01.00’den önce girmeyenlerdenseniz, o durumda zaten fiziksel detoks saatlerinde uyanık olduğunuz için bedenin günlük olarak yaptığı kendini yenileme mekânizmasının tam randımanlı şekilde işleyişine izin vermemiş olursunuz ve erken yaşlanma süreci hızla çalışmaya başlar. Geceleri uyuyamayıp, sabaha karşı yatağa gidenlerinse psikolojik rahatsızlıklardan kaçma şansları yok çünkü zihinsel detoksun gerçekleştiği 02.00-04.00 saat aralığında ayakta olanlar için zihin detoksu ve onunla bağlantılı olan bilinçaltı rahatlaması gerçekleşemiyor.

Kendinizi daha sağlıklı, daha mutlu ve daha enerjik hissetmek ihtiyacı mı duyuyorsunuz?

Eğer uykularınızı yeterince ve düzenli alamıyorsanız, sağlıklı alışkanlıkları edinmeniz oldukça zor olabilir.

Eğer bugüne kadar daha sağlıklı ve mutlu olmak adına bazı günlük alışkanlıkları sürdürememişseniz, bunun nedeni iradenizden ziyade, fizyolojinizi düzenleyen biyolojik saat genlerinizi inkar etmeniz olabilir.

Uyku Saatlerinize Dikkat Ederek Genç Kalın - Resim : 2

Gece makul bir saatte yatağa giderseniz, sabahları da taptaze bir şekilde güne uyanırsınız ve ayrıca fizyolojinizde fazla yağ hücresi varsa kilo da vermeye başlarsınız. Ayrıca reflü, baş ağrısı, horlama ve ufak tefek ağrı ve sızılarda biter. Çünkü doğru saat aralıklarında düzenli uyku neticesinde bedeninizdeki oksidatif stres faktörü ve inflamasyon oluşumları azalır ve hatta şifalanır. Unutmayın, fizyolojimizdeki inflamasyon oranı sadece bedenimize zarar vermekle kalmayıp, yaş ile ilişkili olan zihinsel problemlerin de tetikleyicisidir.

Bir de bunun üzerine sabah 20 dakikalık bir egzersiz eklerseniz gün boyunca psikolojik modunuz çok daha yüksek olur. Evet, temiz beslenme önemli. Evet, düzenli olarak egzersiz ve hareket etmek de öyle.

Ama yüzyılımızda insanların yaşamında eksik olan en can alıcı parça, bedenin sirkadiyen ritimlerine uyumlu olan bir günlük plan, program oturtulamamasıdır.

Uyku Sadece Sağlığınız İçin Değil, Güzelliğinizin de Temel Taşlarından Biridir


Düzenli ve Yeterli Uykunun Faydaları

  • Dengeli bir uyku düzeni kan akışının cilde verimli ve etkin bir şekilde gerçekleşmesini sağlar,
  • Bu cildin kendini günlük olarak yenilemesini ve otomatik tamir mekânizmalarını çalıştırmasını desteklediği gibi, Gözaltı morluklarının da oluşmasını engeller ve stres kaynaklı göz seğirmesi hareketini de sakinleştirir.
  • Dengeli bir uyku düzeni stresi azalttığı için, beslenme alışkanlıklarını ve sindirim sistemini de olumlu olarak etkiler.
  • Yukarıdaki maddeye bağlı olarak sağlıklı besinler ile cilt tonunun daha berrak olmasını sağladığı gibi, düzenli bir uyku neticesinde her gün konforlu bir dışkı tahliyesinin destekçisidir.
  • Ayrıca optimum düzeyde uyku,  bedenin salgıladığı Büyüme Hormonu GHA ve stres ile baş etmemizi sağlayan, inflamasyon önleyici DHEA hormon salınımını da artırır. GHA hormonu otomatik olarak kolajen üretimini çoğaltır yani cildimiz hem daha berrak, hem de daha elastik formuna kavuşarak, ışıldamaya başlar.