Bilimadamları meditasyonu neden öneriyor- 2

Bir önceki blogda strese girdiğimiz her an fizyolojik olarak vücudumuzda oluşan değişiklikleri ve vücudumuzun verdiği bu stres tepkilerinin gün içerisinde sıkça yaşanması sebebi ile bağışıklık sistemimizin zayıf düşerek, bize hastalıkların kapısını araladığını açıklamıştım.

Ebru Şinik

Ebru Şinik


Meditasyon bu rahatsızlıkların önlenmesinde çok önemli bir rol oynamakta. Çünkü düzenli meditasyon sayesinde bedenimizin verdiği bu stres tepkilerini telafi eden ve fizyolojik değerlerin normale döndüğü ve beden, zihin ve ruh sağlığımızı dengeleyen bir ‘Dingin Farkındalık’ durumuna kayarız. Dingin farkındalık, beden fiziksel olarak dinlenmedeyken, uyanık fakat sükunet içerisindeki bir zihinle birleşimi ifade etmektedir.
Meditasyon esnasında deneyimlediğimiz bu durum özellikle yaşadığımız yüzyılda her zamankinden çok daha değerlidir. Bu duruma kaydığımızda fizyolojik olarak kalp atışlarımız yavaşlar ve kalbe daha az kan pompalanır, kan basıncımız normale döner, oksijen tüketimi ve karbondioksit çıkışımız artar, terleme azalır, böbrek üstü bezleri daha az adrenalin ve kortizol salgılamaya başlar, nefes alıp vermemiz normale döner, stres hormonları yerine yaşlanma karşıtı olan DHEA  (anti-aging) hormonu salgılaması başlar ve kan pıhtısı yapışkanlığı da normal seviyesine iner.

Düzenli meditasyon sayesinde kazanacağımız yüksek farkındalık hallerini tüm gün boyunca meditasyon uygulaması haricinde de sürdürebilme yeteneği kazanır ve karşılacağımız muhtemel stres yaratma potansiyeli olan olay ve/veya kişiler karşısında bu yeni şuur seviyemiz ile orantılı olarak, stres ile  rahatlıkla baş edebilme yeteneği kazanır  ve yukarıda bahsettiğimiz stres kaynaklı hastalıkları da kendimizden uzak tutma gücüne sahip oluruz.
Her gün düzenli meditasyon yaparak, zihnimize ve bedenimize huzuru, sükuneti, sakinliği ve dinginliği kazandırabilir ve böylelikle kendimiz ve kararlarımızdan etkilenen etrafımızdaki herkes için daha çok sevgi, memnuniyet ve tatminle dolu bir hayat yaratabiliriz. Nitekim yarım saat meditasyon yapmak tüm gece uyumaktan çok daha fazla psikolojik dinlenme sağlar.
Harvard Tıp Fakültesi, Massachusetts Institute of Technology, Yale Üniversitesi, Massachusettes  General Hospital’e bağlı olan ‘Benson-Henry Beden ve Zihin Tıbbı Enstitüsü’ vb.  gibi bilim dünyasındaki son derece saygın ve önemli kurumlarca meditasyonla ilgili yapılan araştırmalar ne diyor?
Meditasyonun bağışıklık sistemine, strese, kansere, uykusuzluğa, bağımlılıklara, yaşlanmaya, kalp hastalıklarına faydaları neler? Mutsuzluğa, kaygı ve korkulara, ilişkilere, depresyona, panik atağa faydaları neler?
Dünyadaki en itibarlı üniversitelerden olan Massachusetts Institute of  Technology  ve Harvard Üniversitesi nörologları tarafından yapılan ve 2011 Nisan’ında ‘Brain Research Bulletin’  isimli dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre düzenli meditasyon kronik ağrıları olan hastalarda bu semptomların hafiflemesini sağlıyor ve ağrıları yatıştırarak, rahatlatıyor.
MIT nörologlarından Christopher Moore ve Harvard Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Catherine Kerr  ‘Araştırmaya katılan hastaların dikkatlerini odaklama yetenekleri ve bu konudaki farkındalıkları yükseliyor, böylece beyinlerindeki ağrılı alanlarda mahsur kalmadan, konsantrasyonlarını bilinçli olarak yönlendirebiliyorlar’ diyor.
Massachusetts General Hospital’da 20 yıldır yüksek tansiyon programları direktörlüğünde bulunan Dr. Randy Zusman uzun yıllar yazmış olduğu yüksek tansiyonu dengeleyen ilaç reçetelerinden sonra, Boston’da bulunan Benson-Henry Zihin ve Beden Sağlığı Enstitüsü ile beraber yürütmüş olduğu araştırmalardan neticesinde, yüksek tansiyon hastalarına reçete başında artık meditasyon uygulamasını öneriyor. İlk defa 30 sene önce kardiyalog Herbert Benson tarafından açıklanarak, Harvard Tıp Fakültesinde yüksek tansiyon hastalarına uygulattırılmaya başlanan düzenli meditasyon sayesinde kan basıncı somut bir biçimde düşüyor ve buna orantılı olarak yazılan ilaç miktarları da düşürülüyor.
Massachusetts Üniversitesi ‘Farkındalik Geliştirme Merkezi’ tarafından yürütülen bu klinik araştırma neticesinde öğrenme ve hafıza işlevinin direk bağlı olduğu,  ayrıca öz farkındalık hali, şefkat ve iç gözlem yapabilme yeteneği ile de ilişkilendirilen beyin hipokampındaki gri yapı yoğunluğunda yani sinir hücreleri bağlantıları ve ilişkilerinde artış yaşandığı tespit edilmiş. Nöro-plastisite denilen bu oluşum beynin kimyasının evrimleşme yönünde hızlandığı anlamına gelmekte. Hergün ortalama 27 dakika düzenli meditasyon yapan katılımcılar ile hiç meditasyon yapmayan katılımcıların neticeleri karşılaştırıldığında, meditasyon yapan grubun farkındalık testlerinde çok ciddi somut gelişim gösterdikleri belirlenmiş.
Yale News tarafından 2011 Kasım ayında yayınlanan başka bir araştırmaya göre deneyimli meditasyon uygulayıcıları, otizm ve şizofreni gibi psikiyatrik rahatsızlıklar, dalgınlık hali ve konsantrasyon bozukluğu ile ilişkili olan beyin bölgelerinin devre dışı bırakılmasını başarabiliyorlar. Psikiyatri Ana Bilim Dalı Profesörlerinden Judson A. Brewer  ‘Meditasyonun farklı hastalıklara karşı fayda sağladığı kanıtlandı. Bunlar arasında sigara bırakmak gibi bağımlılıklardan özgürleşmek, kanser hücreleri ile başa çıkmak, alzheimer ve hatta sedef  haslağını dahi önlediği ispatlandı’ dedi.
Unutmayın, eğer meditasyonu öğrenmeye karar verirseniz yıllardır düzenli bir meditasyon uygulayıcısı olarak sizlere hararetle işinin ehli bir meditasyon eğitmeninden  mantra meditasyonları öğrenmenizi öneriyorum.


Sağlık, Mutluluk ve Huzur Dolu Güzel bir Yeni Yıl Diliyorum,
İyi Ol, Mutlu Ol!


www.yukselencag.com



Etiketler: #ebru şinik #blog