Pardon! Geçebilir miyiz?

Geçen haftaların çok konuşulan bir konusu vardı...

Elif Karslı

Elif Karslı


“Biz gerekiyorsa ağızlığını ve tasmasını da taktığımız köpeklerimizle dünyanın birçok şehirinde olduğu gibi ve hatta kendi ülkemizin vapurlarında olduğu gibi raylı toplu taşıma araçlarında seyahat etmek istiyoruz” cümlesi normalden çok daha fazla duyuldu...

Haklı bir istek. Doğal bir istek. “Neden yasak?” diye sorulduğundan mantıklı bir açıklaması olamayan bir konu. Amerika ve tüm avrupa ülkeleri dahil olmak üzere dünyada böyle bir kısıtlama yok. Bırakın toplu taşımalarda köpeklerle birlikte seyahat edimemesini, köpeklerin girişinin yasak olduğu yer sayısı çok az. Amerika’da çok rahatlıkla her mağaza içersinde sahibiyle dolaşan köpekleri görebilirsiniz. Bu mağazalar isterse dünyanın en büyük teknoloji markasının mağazası, en büyük kozmetik/parfümeri markasının mağazası isterse de dünyanın en lüks kıyafet mağazası olsun farketmiyor. Hepsinin içerisinde sahipleri alışveriş yaparken onlara eşlik eden köpekler görüyorsunuz. Aynı şey restoranlar için de geçerli, en pahalısından en ucuz restorana kadar hepsini köpeğinizle birlikte girebiliyorsunuz. Kimse köpeğinize ya da size karışmıyor.
 


Bu haklı ve doğal isteğe imza kampanyası oluşturuldu. Buyrun imza toplanması için oluşturulan dilekçe örneği,



Ben imzamı attım. Siz de imza atmak isterseniz aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz;
http://www.change.org/tr/kampanyalar/b%C3%BCy%C3%BCk-evcil-k%C3%B6pekler-metro-tramvaylarda-da-seyahat-edebilmeli-ibbbeyazmasa-istanbul-ulasim
Yanlız önemli bir nokta, bir gerçek var. Ben de dahil olmak üzere hayvan sahipleri ve hayvan severler bu konuda ülkemizi diğer ülkelerle karşılaştırıyoruz ancak diğer ülkelerin hayvan sahipleri Türkler gibi değil. Bu da işin acı tarafı. Türklerin aksine yabancı ülkelerin insanları, hayvanlarının, çevresindeki insanların sağlığı ve refahı için her şeyi yapıyorlar, her önlemi alıyorlar. En basit örneği, köpeklerinin aşılarının tam olduğundan, insanlara zarar vermeyeceğinden emin oluyorlar, önlemlerini (ağızlık vs.) aksatmadan alıyorlar çünkü aksi bir durumda ne kadar yüklü bir ceza ödeyeceklerini, köpeklerinin ellerinden alınacağını biliyorlar. Bu mantığı ülkemize görebilmek sizce mümkün müdür? Şahsen ben insan/hayvan sağlığı ve refahı için şu soruların cevaplarından tam olarak emin olmak istiyorum;
- Hayvanlardan çok korkan bir insan metrobüse ya da metro ya bindiği zaman, yanında bir grup hayvan sahibi sırf eğlence olsun diye köpeklerini korkan insanın üzerine götürmeyecek mi? - Köpeğine duyulan saygıya karşılık korkan insana hayvan sahipleri saygı duyabilecek mi?
- Köpeğine kalabalığın içerisinde (İstanbul’da raylı toplu taşıma kullanan bir insan “kalabalık” ne demek çok iyi bilir!) itaatlere uyması için eğitim vermiş olacak mı?
- Hayvan sahibi köpeğine hakim olabilecek mi?
- Köpeğin toplu taşıma aracını kirletmesini önleyebilecek mi?
- Köpeğine tuvalet eğitimi vermiş olacak mı? Olası bir kaza için elinde, çantasında, cebinde her daim bir poşet taşıyor olacak mı?



Son olarak, biliyorsunuz sosyal medya artık inkar edilemeyecek kadar kuvvetli. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından da kendileri ile bu konu hakkında iletişime geçebilirsiniz.

Sevgilerimle.