Veteriner hekimler anaokullarına koşuyor…

Çocuklara hayvan sevgisinin aktarılması üzerine keyifli sohbet...

Annemin söylediğine göre yürümeye başladıktan sonra hep hayvanların peşinde koşmuşum ve hayvan doktoru olmak istiyorum dediğim zaman 3 yaşındaymışım. Ailem bana bunun bir meslek olduğunu ve adının da Veteriner Hekimlik olduğunu söyleyince başlamışım ben veteriner hekim olacağım diye etrafta dolanmaya. Daha sonra yaşım biraz daha büyüdüğünde benim isteğimin gerçek bir ideal olduğunu ailem iyice anladı ve beni elimden tutup veteriner kliniklerini gezdirmeye, mesleği tanıtmaya götürdüler (O zaman gezdiğim tüm veteriner kliniklerine veteriner hekim olduktan sonra da gittim, bir kaçı beni hatırladı –sanırım bu şekilde onları ziyaret eden o zamanlarda hiç kimse olmadığından- hatta bazılarının yanlarında staj bile yaptım) O günlerden sonra ben başka bir meslek hayal dahi etmedim. Fazla sayıda çok bilen yetişkinin “Amaan bu daha çocuk! ileride kim bilir başka ne meslekleri isteyecek” laflarına çok maruz kaldım ama kulak asmadım çünkü bu cümleyi bir gün bile ailemden duymadım. Ailem bu mesleği, mesleğin ne kadar önemli ve değerli olduğunu bana anlatmasaydı, ben bugün mesleğime belki de sahip olamayacaktım çünkü okullarımda böyle bir eğitim, böyle bir bilgi paylaşımı maalesef o zamanlarda yoktu. Hatırlıyorum anaokulunda meslekleri tanıtmak için bizi itfaiyeye, karakollara, müdürlerin odalarına götürürlerdi. Şimdi keşke o zamanlarda da veteriner hekimlerle çocuklar bir araya getirilseymiş ve bu mesleğin doğru aktarımı, tanıtımı yapılsaymış diyorum. Belki o zaman veteriner fakülteleri Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi saygın, sadece işi seven insanların yapabileceğine inanılan fakülteler arasında yer alırdı. Maalesef Türkiye’de veteriner fakültelerinde okuyan öğrencilerin %80'i üniversite sınavından çok yüksek puan alamadığından dolayı bu fakülteyi mecburen seçmiş, veteriner kelimesini ilk defa üniversite seçim listesinde görmüş ve üniversite okumuş olmak için okuyan öğrenciler.  Ben günümüzde çocukların hayvanlar ve veteriner hekimlik hakkında yetişkinlerden çok daha fazla doğru bilgiye sahip olduğuna inanıyorum. Bugün hala veteriner hekimliği mesleğini sadece veteriner kliniği açmak olarak gören yetişkin insanlar var ve bilmiyorlar ki veteriner hekimliği mesleğinin andında yer alan şu cümleyi “Hayvan ve insan sağlığına çağdaş anlamda hizmet sunmayı ilke edineceğime ant içerim” misyon olarak kabul etmiş olan her sektörde veteriner hekimler çalışmaktadır. Mesela bu yazıları yazdığımdan dolayı insanlar sürekli olarak bana ‘neden mesleğini yapmıyorsun?’ diye soruyor :) İşte bu yanlış mantıktan uzaklaşmak sadece gelecek nesillere doğru bilgi aktarımları sayesinde olacaktır. Bu sebeple umarım anaokulları ve ilkokullar veteriner hekimlerle, veteriner klinikleriyle ve veteriner fakülteleri ile daha çok iletişim içerisinde olur, böylece bu meslek dünyada gördüğü saygınlığa ülkemizde de artık kavuşur diyerek sözü bu yazının kahramanlarına bırakıyorum. Veteriner Hekim Gizem ve Evren ile birlikte çocuklara meslek bilgisinin, hayvan sevgisinin aktarılması üzerine keyifli bir soru-cevap sohbeti gerçekleştirdik. Gelen cevaplar içerisinde yer alan zıtlıkların İstanbul ve Antalya hayat şartlarına bağlı olduğunu düşünüyorum…
Vet. Hek. Gizem Taktak , stanbul Ataşehir Patisev Veteriner Kliniği’nin sahibi. Kendisi sayısız hayvan sahiplendirmesi yaptığından dolayı Türkiye’nin en çok hayvan sahiplendiren veteriner hekimi.  Facebook sayfasından kendisi hakkında daha geniş bilgiye ve sahiplendirme ilanlarına ulaşabilirsiniz. Kendisine bu konuda yaşadıkları hakkında başka bir yazıda uzunca yer vermek açıkçası çok istiyorum. Gizem Taktak, Ataşehir Yeni Dünyalar Anaokulu'na veteriner hekimlik nedir, veteriner hekim ne iş yapar ve hayvanlar üzerine keyifli bir ziyaret gerçekleştirdi.



Vet. Hek. Dr. Evren Esin, Antalya’da Lara Antalya Hayvan Hastanesi’nin ortağı. Henüz 1,5 aylık olan kızı Defne’yi de evinde ve hastanesinde hayvanlarla bir arada büyütüyor. Kendisi mesleki eğitimlerin yanı sıra sosyal ve yardımlaşma projelerinde sıklıkla yer alıyor. Geçtiğimiz hafta Antalya Bahçeşehir Perge Anaokulunu ziyaret etti, çocuklara mesleği, hayvanlar ve hayvanları koruma günü hakkında bilgiler verdi.



Çocuklarla iletişime geçme fikri nasıl gelişti?
Gizem Taktak:
Bu güzel teklif Yeni Dünyalar Anaokulu'ndan geldi. Ben de hemen seve seve kabul ettim. Çünkü hayvan sevgisini oluşturmakta yetişkinlerden çok, çocukları etkilememiz daha kolay çünkü onların yüreklerinde zaten bu sevgi var sadece yanlış yönlendirmeler sonucunda hayvanlardan zamanla uzaklaşıyorlar.
Evren Esin: Veteriner hekimliği mesleğini seçtiyseniz hedef kitlenizin sadece hayvanlar değil, aynı zamanda hayvanların sahibi olan çocuklar olduğunu da görürsünüz. Hastanemize günlük yapılan ziyaretlerin bir kısmı hayvanlara meraklı olan çocuklar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu ziyaretler bizim için çok değerli... Çünkü hayvan sevgisinin küçük yaşta aşılandığı çocuklar, çevrelerine ve diğer canlılara karşı daha duyarlı ve sorumlu bireyler olarak yetişiyorlar. Hastanemize lokasyon olarak yakın anaokullarından zaman zaman bu tarz ziyaret talepleri alıyoruz. Bahçeşehir Koleji Perge Anaokulu, hayvanları koruma gününe denk gelecek şekilde böyle bir etkinlik düzenledi ve bizi davet etti. Böylelikle çocuklarla hali hazırda kurduğumuz temas resmi ve organize bir boyut kazandı. Bu ziyaretlerimize başka okullarla devam edeceğiz.

Şimdiki neslin, çocukların hayvanlara tepkileri nasıl, ilgisizler mi?
Gizem Taktak:
Aslında çocuklar hayvanlara karşı hep sevgi dolu. Çocukların hayvanlara tepkileri ailelerine bağlı olarak değişiyor. Ebeveynlerinin tepkileri çocuklara yansıyor. Aileler her yerden ulaşabildikleri, öğrendikleri bilgiler sebebiyle çocuklarına karşı çok daha korumacı olmaya başladılar. Çocuklar her ortamda hayvanlarla temas etmeye çalışırken özellikle annelerin ön yargıları, korkuları yüzünden çocuklarda da doğal olarak korkular başlıyor.
Evren Esin: Tam tersine hepsi hayvanlara ve doğaya son derece ilgili ve büyükleri bile şaşırtacak şekilde hayvanlar ve hayvan besleme konusunda bir takım doğru bilgilere sahipler. Geçmiş yıllara oranla evlerde hayvan besleme oranının artması, belediyelerin/sivil toplum örgütlerinin hayvanlara verdiği değerin artması ve özellikle sosyal medyada yer alan etkinlikler çocukları olumlu yönde etkilemiş diyebilirim.

Sizlere en çok ne tarz sorular yöneltildi?
Gizem Taktak:
Yanımda getirdiğim balık, su kaplumbağası ve papağanımız çok ilgilerini çekti. Soruları genel olarak onlar üzerinden sordular; cinsiyet ayrımı nasıl yaparız, canı sıkılıyor mu, onu sevebilir miyim gibi.
Evren Esin: Aslında sorudan çok hepsi evlerinde ve ya mahallerinde besledikleri hayvanları anlatmak istediler. Hayvanların oyuncak olmadıklarının çok farkındalar! Yetişkinlerden bile gelmesini beklemediğim "kemikler köpeğimin karnını acıtır mı?" sorusu da geldi; "kuşum elimi neden ısırıyor?" sorusu da.. Şunu özellikle belirtmeliyim ki; 3-6 yaş grubu çocuklar geçtiğimiz kuşakların 3-6 yaş gurubundan daha fazla bilgililer. Zamanında ve doğru yönlendirmeler ile hayvan besleme kavramını, gelişmiş ülkelerdeki gibi ülke kültürü haline getirmemiz çok yakındır.

Ailelerinden hayvanlara nasıl davranılması gerektiğine dair eğitim almışlar mı?
Gizem Taktak: Çocukların yüzde doksanı hayvan beslemiyordu. O yüzden hayvanlara nasıl davranmaları gerektiğini bilmiyorlardı. Hepsi çok heyecanlı ve sevgi doluydular ama hayvanlara nasıl davranmaları gerektiğini bilmiyorlardı.
Evren Esin: Gözlemlerime göre çocukların yarısından fazlasının evinde hayvan besleniyor. Evdeki hayvanın bir canlı olarak beslenme, egzersiz ve tuvalet gibi ihtiyaçlarının olduğunu biliyorlar. Zaten hayvan besleyen ebeveynler çocuklara bu eğitimi verebilecek düzeyde. Şahsım adına, hastanemize gelen çocuklu ailelerde, hasta kaydını mutlaka çocuğun adına düzenliyorum ve eve alınan evcil hayvandan onun sorumlu olduğu bilgisini ve ebeveynlerin kendisine yardımcı olacağını söylüyorum. Bu tavrımın geri dönüşleri inanılmaz olumlu oldu.

Veteriner hekimlik mesleğinin ne olduğunu bilen çocuk var mıydı? Aklınızda kalan tanımları paylaşır mısınız?
Gizem Taktak:
Benim gittiğimde anaokulu öğretmenleri veteriner hekimlikle ilgili bilgilendirmeleri çocuklara daha önceden yaptıkları için meslek ile ilgili bilgileri vardı. Hepsi veteriner hekimliğin hayvanları iyileştiren bir meslek olduğunu söylediler.
Evren Esin: İnanın her şeyin farkındalar... Hayvan veterineri, Rex'in doktoru, veteriner abi gibi terimler duydum.. Hiçbiri de konuya yabancı bireylerin söyleyeceği şeyler değil.

Hayvanlardan korkan çocuklar var mıydı?
Gizem Taktak: Genel olarak hepsi hayvanlara ilgili ve meraklıydı. Korktuğunu belli eden yoktu. Çocukların ilgisini çekmesi için getirdiğim balık, papağan ve su kaplumbağasından gözlerini alamadılar.
Evren Esin: Hastanemizin maskotu Poodle ırkı olan köpeğimiz Lara'yı da ziyaret sırasında yanımda götürdüm. Lara ilgiden oldukça çekindi. Bir iki çocuk dışında korkan olmadı. Hepsi sevmek dokunmak istedi. Korkanlar da öyle ortalığı ayağa kaldıracak tepkiler vermediler. Belki biraz çekindiler bu da gayet normal; çünkü okulda ve evde kendilerine ait olmayan hayvanlara her zaman dikkatli yaklaşmaları gerekliliği öğretilmiş. Sahibinden izin almadan hiç bir hayvana dokunmamaları konusunda bilgileri var.

Evinde hayvan besleyen çocuklar var mıydı?

Gizem Taktak: Maalesef yukarıda da belirttiğim gibi çocukların yüzde doksanı evcil hayvan beslemiyordu. Kedisi olan bir kız çocuğu kedisinin fotoğrafını getirmişti. Bir de iki köpeği olan bir çocuk daha vardı. Diğer birkaç çocuğun balık ve kuşları vardı.
Evren Esin: Yarıdan fazlası kedi-köpek besliyor. Kuş ve balık besleyenler de var. Evinde hayvanı olmayanlar da aileleriyle birlikte mahallerindeki sahipsiz hayvanları besliyormuş.

Hayvan sahibi olmanın ne demek olduğunu ve sorumluluklarını biliyorlar mı? Mesela benim bir kedim var ve kumunu ben değiştiriyorum diyen bir çocuk oldu mu?
Gizem Taktak:
Sanırım hayvan sahibi olmanın ne demek olduğunun tam bilince değillerdi. Sadece içlerinde balığı olan bir çocuk balığının çok düşündüğünü söyledi. Bende akvaryumun boyutunu sordum, sadece ufak bir fanus olduğunu öğrendim. Balığı için daha büyük bir cam akvaryum ve arkasına saklanabileceği mercan, yosun ve kayalıklar almasını önerip o zaman daha çok hareket etmek isteyeceği için daha mutlu olacağını söyleyince çok şaşırdı.
Evren Esin: Bu konu çok önemli ve çocuklar bu sorumluluğun farkında. Vücutlarının elverdiği ölçüde sorumluluğu paylaşmışlar. Belki kumu değiştirmeye ve ya köpeği gezdirmeye güçleri yetmiyor olsa da bunu yapan ebeveynlerinin yanında yardımcı olarak sorumluluğu paylaşıyorlar. Örneğin kedi kumu değiştirmenin nasıl yapıldığını tarif edebiliyorlar.

Ailelerinden hayvanlara nasıl davranılması gerektiğine dair eğitim almışlar mı?
Evren Esin: Bu eğitimi aile evcil hayvan edinmeden önce vermeli. Evcil hayvan edinmek için bize başvuran ailelere bu konuda bilgilendirmeyi yapıyorum. Okul ziyaretinde gördüğüm kadarıyla da diğer meslektaşlarım da bu konuda hassas ve aileler gerektiği ölçüde bilgili. Bu bilgileri çocuklara aktardıklarına da şahit oldum.

Aile bireylerinin hayvanlar korktuğunu ancak kendisinin korkmadığını size aktaran çocuklar oldu mu? Ya da “annem hayvanlardan korkuyor ama benim onlarla iletişim kurmamı engellemiyor” şeklinde bir iletişim yaşadınız mı?
Gizem Taktak: Aileleriyle ilgili hiç bilgi vermediler. Hayvan kelimesi bile onları çok heyecanlandırdığından dolayı getirdiğim hayvanlarla ilgilendiler.
Evren Esin:  Zaten ülkemizde hayvan besleme kültürünün yaygınlaşmasının temeli bu. Çocuk evcil hayvan ister; baba bir kedi alır; anne, her ne kadar ben karışmam dese de kedi evin sevgilisi haline gelir. Bu süreçte en mutlu birey çocuktur. Bahçeşehir Koleji  Perge Anaokulu yöneticileriyle ortaklaşa bir mektup hazırlayarak, ‘Hayvan Sevgisi’ konusunda aileleri bilgilendirmeye karar verdik. Bunun da olumlu katkıları olacağına inanıyorum.

Büyüdüğü zaman yapmak istediği meslek hakkında bilgi veren oldu mu, mesela veteriner hekim olmayı isteyen çocuk var mı?
Gizem Taktak: Sanırım benim gittiğim anaokulunda yaş ortalaması biraz küçüktü bana ileride şu mesleği yapmak istiyorum diye belirten bir çocuk olmadı.
Evren Esin: Birkaç yıl öncesine kadar çocukların idolü öğretmenlerdi. Günümüzde çocuğun sosyal hayata daha fazla katılmasıyla değişik mesleklere olan ilgileri de artmış görünüyor. Veteriner hekimliği mesleği de özellikle evinde hayvan besleyen çocuklar için revaçta mesleklerden diyebilirim. Bu konuda biz veteriner hekimlere daha fazla sorumluluk düşüyor. Daha önce de belirttiğim gibi, bize gelen hastaların yanında eğer hasta sahibinin çocuğu varsa mutlaka direkt olarak çocukla da iletişim kurmamız gerekiyor.

Öğretmenlerin hayvanlara, mesleğe yaklaşımı nasıldı? Hayvanlardan korktuğunu belirten eğitimci var mıydı?
Gizem Taktak: Hepsinin oldukça iyiydi. Genelde çoğu hayvan besliyordu. Hiç hayvanlardan korkan eğitimci yoktu. Hepsi veteriner hekimlik mesleğini tanıtmak için istekliydiler.
Evren Esin: Öğretmenlerin de yaş ortalamasının düştüğü gözetildiğinde, ben korkuyla yaklaşanı görmedim. Ayrıca pedagoji eğitiminde artık hayvanlar, doğa sevgisi gibi konularında bir yeri var. Öğretmenlerin geneli de doğa sevgisi ve hayvan sevgisi gibi konularda bilimsel olarak donanımlılar.

Çocukların sizin ziyaretinizden edindiği tecrübeler sizce neler oldu?
Gizem Taktak: Kafalarında veteriner hekim nedir, hayvan doktoru ne iş yapar gibi sorulara yanıt gelmiş oldu böylece farkındalıkları biraz daha arttı.
Evren Esin: Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; artık çocuklar evcil hayvanların birer oyuncaktan öte evin bir bireyi olduğunu kavramışlar. Haliyle evcil hayvanların da kendileri gibi ve ya kardeşleri gibi,  bakım, besleme ve sağlık ihtiyaçlarının olduğunun farkındalar. Veteriner hekimler de bu ihtiyaçlar noktasında destek aldıkları profesyoneller olarak çocukların hayatında önemli bir yere sahip.

Anaokulu oyunları içerisinde veteriner hekimlik oyunu oynanıyor mu? Anaokullarında hayvan doktorluğu oynamak için gerekli oyuncaklar, setler gördünüz mü?
Gizem Taktak:
Maalesef böyle bir oyunları yok. Bence kesinlikle olması gerekir. Ama bizi çağırıp veteriner hekim mesleğini tanıtmak istemeleri bile oldukça etkileyici. Yurt dışında bu tarz oyunlar oldukça etkili. Belki birkaç firmadan bu tarz oyuncaklar sipariş edilip anaokullarına tavsiye edilebilir.
Evren Esin: Bu ziyaretimde görmemiş olsam da okul yönetimi bu setlerin temini konusunda planlama yapmış. Bunun da ötesinde okul bahçesinde mini hayvanat bahçesi kurulması konusunda oldukça ciddi girişimleri var.

Eklemek, paylaşmak istedikleriniz var mı?
Gizem Taktak: Geleceğin hayvan severleri, doğa tutkunları, veteriner hekimleri, biyologlar hepsi bu çocuklardan çıkacak o yüzden onlara ne kadar çok hayvanları, doğayı tanıtırsak o kadar çok farkında olacaklar ve onları korumak isteyeceklerdir. Bizim mirasımız olan çocuklarımıza doğayı ve hayvanları ne kadar çok sevdirirsek dünyamız için o kadar iyi bir gelecek sağlamış oluruz. Globalleşen dünyamızda artık yetişkinlerin dünyasına ulaşamıyoruz ama çocuklarımıza dünyamızı, doğayı, canlıları anlatma imkanımız hala var.
Evren Esin: Bu güncel konu, dünyanın, çevremizin ve bizimle yaşayan sessiz dostlarımızın geleceği için oldukça kilit bir nokta.  Buradan sizin aracılığınızla ailelere, öğretmenlere ve tüm meslektaşlarıma bu konuda üzerlerine düşeni yapmalarını rica ediyorum. Küçük bir bilgi, minicik zihinlerde tarifi imkansız derecede olumlu sonuçlar gösterecektir. Size de bu önemli konuya gereken hassasiyeti gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

Ben de bu imkanı çocuklara sağlayan meslektaşlarıma, değerli eğitim kurumlarına, eğitimcilere ve bu harika çocukları yetiştiren ebeveynlere teşekkür ederim. Geleceğin kurtarıcıları çocuklarla daha fazla bir arada olmak dileğiyle…
Sevgilerimle.


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.