Hayret etmek

Hiç bu kadar şaşırdığımız olayların cereyan ettiği olmamıştı, dediğimiz çok oluyor. Şaşırıp ve hatta dumura uğradığımız anlar artık çok sık gibi. Cinayetler, şiddet, traji-komik olaylar üst üste geliyor. Peki ya bireysel akıl sağlığımız, ne olacak?

Elbette bir şey olmayacak. Üzüleceğiz, şaşıracağız, hayret edeceğiz. Sonra sosyal medyada bir iki kelam edeceğiz ve yaşam süreci içerisinde yaşamaya devam edeceğiz. Başka çaremiz var mı? Kendimizi nasıl koruyacağız, yoksa. İnsanoğlunun garip yok sayma iç güdüsü bizi elbette içerisine çekecek ve o bana bir şey olmaz kalkanı içerisinde yaşamaya devam kararlılığımızı sürdüreceğiz. Bunun adı belki de hayatta kalma becerisi.

Bu bir kısım insanın kendi perspektifleri doğrultusunda yaptıkları. Bir diğer gurubun özelliği ise derhal duydukları karşısında mücadele etme duygusu içerisine girmeleri ve hızlıca bir aksiyon planı çıkarmaları. Sadece sosyal medya değil, sivil toplum örgütleri platformları ile çalışmaya başlamaları. Başkalarının acılarını, kendi acıları gibi belirleyen ve bu acı olayların üzerine aynı kendi acısı gibi giden bir zihin bilinci geliştirmek, galiba kişisel bir varoluş göstergesi.

Üçüncü bir kısım da var ki, ne dünyanın, ne de olan bitenin farkında. Tek telaşı rutini bozulmasın. Ne duygusal etkileniyor, ne de bir davranış geliştiriyor. Tek bir derdi var günlerin köpüğünde görünmezliği devam etsin.

Şimdi acaba hangisi doğru, ya da yanlış. Doğrusu fikir geliştirmek zor. Bence hepsi de doğru, hepsi de yanlış. Çünkü bu yaşama bakış açısı ve algılayış biçimi ile doğrudan ilgili. Hiç birisine şöyle ya da böyle diyemem. Çünkü, bütün bunlar aslında bireysel akıl, ruh, yok yok bütünsel olarak sağlığı koruma yolları.

Ancak burada belirtilmesi gereken bir şey var ki, değinmeden geçemeyeceğim. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”  düşüncesi. Bu her olan bitenin farkında olup, ve hatta olan biten yüzünden endişelere gark olup, belki de yine endişelerin ya da daha önemlisi bireysel çıkarların peşinde kılını kıpırdatmamaktır. İşte bu kabul edilemez, bir durumdur.

Peki hep kötü olaylar mı, bizi hayrete düşürür? Ya çocuğunuz beklenenden önce size anne ya da baba derse! Sevinçten takla atar insan, değil mi? Şaşırdınız mı? Evet. Sevinçli mi? Eee o da evet. O halde şaşırmak hayatın bir parçası.

Durum buysa, hep şaşıralım. Hayatın dönme dolap olduğunu , zaman zaman inişleri, zaman zaman çıkışları olabileceğini bir içimize sindirelim. Bun kabullendikten sonra şaşırmak güzeldir. Çünkü şaşırmak bizi düşünmeye teşvik eder. Düşünüp bir fikir geliştirmeye ve ondan sonra da kendi perspektifimize göre bir davranış profiline yönlendirir.

Hayret etmek yaşadığını fark etmenin en güzel yönlerinden birisidir. Aynen neşeli ol ki genç kalasın gibi. O yüzden bu yazını ana fikrinden doğan motto şudur:

“Hayret et, ama neşeni bozmadan hareketine karar ver.”

Çünkü hem akıl sağlığın, hem de bütüncül sağlığın senin ellerinde.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.