İlk af eden sen ol!

Kocaman kanepenin köşesine büzüşmüş bir halde çökmüştü. Aklından bir türlü ben bu davranışı hak etmiyorum düşüncesini çıkaramıyordu. Uzun zamandır bıraktığı tırnaklarını yemeye tekrar başlamıştı. İçini kemiren bu düşünce sistematiğinden bir türlü çıkamıyordu. Dönüyor dolaşıyor yine yine aynı düşünceye takılıp kalıyordu.

Levent Buda

Levent Buda


Bir göz kırpma ile başlamıştı her şey. Nasıl da kolayca kendini açıvermişti. Bir hafta sonu tatili için geldiği Bodrum’da yemek yerken karşılaşmıştı onunla. Arkadaşlarını beklediği sırada o da restoranın köşesinde birilerini bekliyordu. Gözü takıldığı bir anda kendinden emin bir tavırla göz kırpmıştı.  Hoş ve yakışıklı bir adamdı. Sonra bekledikleri kişilerin ortak çıkması ve yemeği birlikte yiyecek olmaları işin belki de gecenin cilvesiydi. O gece yemek sonrası takılmışlar ve sabaha dek birbirlerine kendilerini anlatmaya çabalamışlardı.

Böylece başlayan ilişkileri iki yılı doldurmuş ve huzurla devam ediyordu ki birden bir arkadaşının verdiği haberle sarsılmıştı. Aldatılmıştı. Bunu bir kez daha yaşamayacağını düşünmüştü. Ancak yine aynı durumla karşı karşıyaydı. Kendini açmış, güvenmiş olması ardından gelen bu salvo ile alt üst olmuştu.

Önce öfke yaşamıştı. Öfke ile ne yaptığını bilmez bir halde aslında kendine yakışmayacak davranışlarda da bulunmuş olabilirdi. Ancak kendine hakim olması güç bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Eski deneyimlerin getirdiği belki de biriktirdiği öfkeler de üzerine eklenmişti. Hala içerisinde söylenmemiş, kusulmamış öfkeleri de barındıran ve gün yüzüne çıkan duygu karmaşası ile veryansın etmişti.

Ancak geçen üç güne baktığında içindeki öfke bakiydi. Ama yanına üzüntü ve endişe eklenmişti. Evet bu “ben bunu hak etmiyorum” tümcesi içinde aslında pek çok duyguyu barındırıyordu. Üzüntü zaten olması gereken bir duyguydu. Kim aldatılınca üzüntü içerisine girmezdi. Neden başlı başına bir depresyon kaynağıydı. Durum böyle olunca işten bir iki gün izin alıp eve kapanmıştı. Hiçbir telefona çıkmıyor, kendi yalnızlığı içerisinde yemeden, içmeden sürekli aynı kısır düşünceler içerisinde durumu düşünüyordu. Uyuyamıyordu da.

Bir an geçmişi ve birlikte geçirdikleri anları düşünüyor, hafif mutlanıyor, sonra birden yine aynı sarmalın içine giriyordu. Bu arada aldattığını bile bile ona karşı cinsel isteği de artmıştı. Acaba paylaşamama duygusu yüzünden miydi? Ama geçmişi düşünüp, ya da aklına onu getirip sürekli fanteziler de aklından geçmiyor değildi. Bu ne yaman çelişkili bir durumdu. Bu ikircikli durum beynini kemiriyordu. Galiba delireceğim diye düşündüğü de olmuyor değildi.

Bir de işin ilginci olarak hep aldatılma konusunda bir beklenti endişesi varken, uzun zaman sonra ilk defa bu endişesinden bağımsız bir aşk yaşıyorken başına bunun gelmesi ilginç bir durumdu. Yani en naif olduğu bir anda baskın yemişti.

Birden aslında bu sarmal içerisinde kalmanın kendisine zarar vereceğini, neden tekrar tırnak yemeye başladım diye kendi kendine söylendiği bir anda fark etti. Bu düşüncelerden sıyrılıp hemen gerçek yaşantısına güçlü bir şekilde çıkmalıydı. Ama nasıl yapacaktı?

Derhal iki gündür orada öylece duran bilgisayarını fark etti. Kendi kendine ne yapabileceğini öğrenmek için aldı eline ve başladı araştırmalara. Önce duygularını tanımlaması gerektiğini anladı. Böylece bir sürece girmişti. Birden iyi de gelmişti. Araştırırken unutuyordu. Aldı kalem ve kağıdı, hızlıca duygularını, içinde bulunduğu kısır döngüyü yazmaya, yazdıkça da analiz etmeye. Kendisine an itibari ile en zarar verecek duygunun öfke ardında da üzüntü olduğunu farka etti.

Öfkeden kurtulmanın af ederek olacağını okudu. Ancak nasıl af edecekti. Bir türlü bilemiyordu. Bir yol bulamıyordu. Ancak af ederse bütün bu sürecin kısır döngü kıskacından çıkarak sakinleşme eğilimine geçeceğinin de farkındaydı. Acaba bir profesyonel yardım almalı mıyım diye düşündü. Kimden? Coach, psikolog, ilişki danışmanı, psikiatrist gibi önünde çoklu bir seçenek vardı. Of ne zordu.

Birden ilişkisini en başından inceler ve içerisinde belki de kendisine katkı koyan anların olduğu güzel ve doygunluk dolu anları öne çıkarırsa, karşısındakini anlamaya çalışır ve aldatmaya giden süreci irdelerse affedebilir miyim diye aklından geçirdi. Sonra birden aldatılmanın verdiği aşağılanmışlık aklına geldi. Yine öfkelendi. Öfff ya dedi, ne zormuş. Galiba yardım alsam iyi olacak.



Ancak ilaç içmek istemiyordu. İlaçla uyuşup, unutmak hiç ona göre değildi. Anlatmak belki iyi gelebilirdi. Bunu yapabileceği yakınlıkta arkadaşları vardı. Ancak onlar olaya objektif yaklaşabilecekler miydi? Bütünsel bir yaklaşımla durumu ele alacak bir yöntem var mıydı, acaba? Bilgisayar elinde araştırmaya başladı. Zihni karma karışıktı, bedensel bir iki yakınması da vardı. Sosyal hayattan bu kopuşu da bütünsel sağlığı açısından sağlıksız bir durumdu. Bu kadar çok bilginin olduğu bir ortamda ne yapabilirim diye araştırırken, birden homeopati diye bir yöntem ile karşılaştı. Bu da neydi. Hızlıca hakkında araştırmaya başladı. Gerçekten de bütün şikayetleri için çare gibi gözükmüştü. Az sayıda da olsa homeopat vardı ve aralarından birisini seçti.

Efendim, daha pek çok af edilmesi gereken durumla ilgili devam yazıları ile tekrar birlikte olacağız, sonuçları birlikte irdeleyeceğiz.