İlişki trendi olarak takılmak

Yeni ilişki trendimiz takılmak!

Oben Budak

Oben Budak


İLK ÖNCE TEK GECELİK İLİŞKİLERE GÜNÜMÜZDE VERİLEN İSİM OLARAK DÜŞÜNMÜŞTÜM AMA ETRAFIMDA O KADAR FAZLA KULLANAN OLDU Kİ BEN DE İŞİN ÖZÜNÜ ARAŞTIRMAYA BAŞLADIM. ‘Siz birlikte misiniz?’, soru cümlesinin hemen ardından sarf edilen ‘Yok hayır, takılıyoruz’ cevabından anlaşılacağı üzere ilişkiler konusunda yeni bir boyut oluyor kendisi. Adını koyamadığımız gök cisimlerine UFO denmesi gibi bir şey aslında. Ne olduğu anlaşılamayan ilişkilerde kullanılıyor. Birlikte olacak kadar etkilenmediğin ya da vaktinin tamamını ayırmak istemediğin ilişkileri takılmak adı altından yürütebiliyorsun. Herhangi bir yaptırım hakkı ya da en basitinden -belki üzülebilirsiniz ama- trip yapma hakkınız yok. Yani bir sevgilinin sırtına yüklediğiniz gereksiz yüklerin bir kısmı bu şekilde engelleniyor. Kötü tarafı, ilişkide herhangi bir akit olmadığı için anında bitebiliyor. Siz yeni bedene alışmış, güzel yatak maceraları yaşadığınızı düşünürken bir anda karşı taraf ben başka takılacak birini buldum, çekiliyorum, diyerek yolunuzdan ayrılabiliyor. İyi tarafı ise bir ilişkiniz var evet ama asla vaktinizden yemiyor. ‘Günaydın- iyi geceler’ gibi gereksiz muhabbetlere girme zorundalığınız yok. Aradı aramadı, geç kaldı, neredesin sorunsallarının hiçbiri yok. Tarafların birbirine söz vermemesini sağlayan bu güzide yöntem sayesinde gözünüz başka birine kaydığı anda yeni kişiye yönelebiliyor olmanız da bazı kesimler tarafından harika bir buluş olarak tanımlanabilir. Takılmaların sonu büyük aşkla sonuçlanabiliyor tabii. O kadar vakit geçirmişsin, birbirini boğmadan yaşamayı öğreniyorsun, bu, işin artısı. Ama genelde hevesini alıp yola devam ediyorsun. İşi başından aşkın olanların uydurduğuna inandığım güzel bir buluş bence. Duygu alışverişi olmuyor tabii ilişkide. Aman sanki diğerinde çok oluyor ya!

YENİ GÖZDE CEM BELEVİ


Çok mu genç kız işi acaba diye pek ilgilenmediğim Cem Belevi’yi Opera Club sahnesinde izledim. Hani sahnede devleşmek diye bir tanım vardır ya, Cem için onu söyleyebiliriz pekala. ‘Alışamıyorum’ isimli şarkısını yaz boyunca tüm beach kulüplerde dinledik. Radyolar desen neredeyse saat başı şarkısını çalıyor Cem’in. Ozan Çolakoğlu ile yaptığı ikinci single’ı da içinde bulunduğumuz ekim ayında piyasaya sürülecekmiş. Bu dönemde onu yakalayıp sahnesini izlemek lazım. Kulüp sahnelerinde Türkçe söylenildiği günleri özlemişim doğrusu. Cem bu açığı kapatmak için harika bir aday.

TANIDIK ÇİZGİLER

Ay Yapım’ın yeni gözdesi ‘İçerde’ başladı. Tabii ki hemen Çağatay Ulusoy ve Aras Bulut karşılaştırmaları yapılmaya başlandı. Çağatay’ın önceki dizilerden gelen hayran seli olmasına rağmen benim dizideki favorim Aras Bulut oldu doğrusu. Yönetmen Uluç Bayraktar’ın harikalar yarattığı dizinin benim için önemli olan bir bölümü de illüstrasyon şeklindeki ilanları. Socrates dergisinin kapaklarını da çizen Hüseyin Sadık’ın elinden çıkan çizgi karakterler diziyi de oyuncuları da iyi yansıtmış. Türkiye’de ilk kez bir dizi için bu şekilde bir çalışma yapılmış olması heyecanımıza ortak oldu. Dizi fena halde tutsun ve çizgi romanı da yayınlansın, ne güzel olur.


FESTİVALE GEL!

Festival ama müzikle bir alakası yok. İstanbul Kahve Festivali’nden bahsetmek istiyorum. Önceki senelerde düzenlenen bölümlerinde insanların hücumuna uğrayan bu festivalin üçüncüsü 6-9 Ekim arasında Küçükçiftlik Park’ta yapılacak. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen kahveleri deneyimleyebileceğiniz festivalde önemlibaristaların elinden kahve içmek ilginç olabilir. Festivale eğlence de lazım diye düşünerek 5 Cocktails&More’un birbirinden leziz kokteyllerini de programa eklemişler. Kendine ayrılan özel alanda hem eğlence hem de kokteyl sunacak olan 5 Cocktails&More o günlere özel kahveli kokteyller hazırlıyor. Lezzet konusunda anlatılmaz yaşanır dememe gerek var mı?

YAZDAN KALMA

Modanın kilit markalarından Versace, yıllardır değişmeyen tarzını kıyafetlerine yansıtırken şık parfümler piyasaya sürmeyi de unutmuyor tabii. Günümüz erkeğinin esansı olarak piyasaya sürülen Dylan Blue, odunsu aromasıyla öne çıksa bile bergamot, greyfurt ve incir yaprağı ile birleşerek Akdeniz ferahlığına da ulaşıyor. İçeriğindeki su notaları özellikle turunçgillerin keskin kokusuna kusursuz bir dokunuş yapmış. İçerikteki az miktarda biber kokuyu daha maskulen bir hale getirmiş. Şehvetli kokulardan biri denebilir.


SIKICI BİR GÜLÜMSEME

Gülmek, gülümsemek, hatta birini gülümsetmek… İnsanın içine huzur dolduran bir eylem baktığında. Ama pazar günü sosyal medyada dolaşan bir gülümseyiş vardı ki herkesin içine oturdu. Hemşire Ayşegül Terzi’yi otobüs içinde tekmeleyerek darp eden Abdullah Çakıroğlu’nun gözaltından serbest bırakıldığı andaki gülümsemesinin altında çok şey yatıyordu. Bu millete anlatmanız gereken şeyler var, bunlardan en önemlisi kimsenin özel hayatına müdahale gücünün/hakkının olmadığı. Ayşegül Hanım yaz sıcağında normal olarak şort giymiş. Bu eylemini cezalandırılabilecek bir vaka haline getirmek olmaz. Özgür Türk Cumhuriyeti sınırları içinde kadınların şort giymesi yasaklandı da bizim mi haberimiz yok? İnsanları kılık kıyafeti ile değerlendirmekten bıkmadınız mı? Bin kere mi söyleyeceğiz, isteyen başörtüsünü taksın, isteyen son model şortunu giysin. Kimsenin kimseyi yargılamaya hakkı yoktur. Ne meraklısınız Tanrıcılık oynamaya.

TRANSPARAN OLEY!

Tabii ülke durumu bu tip tecavüzcü erkeklerin serbest dolanımına izin verdiği sürece şortmuş, askılı elbiseymiş giymek zorlaştı. Artık şort giyip Asmalımescit’e gelen arkadaşlarımı alkışlar oldum mesela. Tabii ki cesaretlerinden ötürü. O yüzden 2016 kış modasının fazlasıyla transparan olduğunu okuyunca bu trendin ülkemize ne şekilde geleceğini merak ettim. Tül ve transparan kumaşlar üst üste kombinleneceğine göre, baz olarak koyu renkli ince bir astar giyilecek herhalde ne bileyim. Yoksa transparan yılı olması kulağa ne güzel tınlıyor!