Mini eteğini çekiştirmeyen kızlar

Erkeklerin kendi aralarındaki konuşmalarında kullandığı terimler var.

Oben Budak

Oben Budak


Arkadaşlarının hoşlandığı bir kıza onay vermiyorlarsa ‘O kız ölmek üzere’ diyorlar mesela. Çok deneyimi olduğunu, uzun süre bu piyasada olduğunu ve bir hayli sevgili değiştirdiğini anlatmak istiyorlar birbirlerine. ‘O kız kaygan zemin’ derken seni ayartmaya çalışırken başka birini daha elden geçiriyordur demek istiyorlar. Hem iyi biri hem yatağının iyi olduğunu anlatmak için ‘Hem yemelik hem yatmalık’ terimini kullanıyorlar ki ‘Yeme de yanında yat’ deyiminden türettikleri için biraz kaba duruyor. Hem yaratıcı değil hem de komik değil. Çok beğendiklerini belirtmek için ‘Kız ateş ediyor’ ya da babalarımızdan miras kalan ‘Bir içim su’ tabiri hala yürürlükte. Bu terimleri duymaya alışmışken önceki gece mini etek giyen kızların da kendi aralarında ikiye ayrıldığını öğrenip şaşırdım. Evet mini etek giymeleri önemli detay çünkü karakter tahlili buradan başlıyor. Minisiyle ortada salınan hatunlar ‘Eteğini çekiştiren kızlar ve çekiştirmeyip zamanla mal varlığını ortaya koymaktan hoşlanan kızlar’ olarak ikiye ayrılıyormuş. Tamam insanın rahatsız olduğu bir bölgesinin olmaması ve onu dilediğince sergilemesinde bir şey yok. Ama topluluk içinde neredeyse boynuna kadar toplanan eteğini ve altındakileri göstermeye devam eden kızlara sulanmak bile içlerinden gelmiyor. Ana amaç tahrik etmek olunca erkekler bu tufaya gelmiyor kanımca. Hem olaya kanmıyorlar hem de soğuyorlar. Ve inanmayacaksınız ama erkekler de kendi kafasında bazı şeyler kuruyor! Özellikle de o eteğin yıllar boyunca düzeltilmeyip düzeltilmeyip kimlere malzeme olduğunu akıllarından geçirip beklenen hamleyi gerçekleştirmiyorlar. Yine edep kazandı görüyor musunuz sayın seyirciler. 


Çekiştirmeli mi çekiştirmemeli mi? 

Evet erkeklerin büyük bir kısmı sürekli etek çekiştirmeyi doğru bulmuyor. İlk olarak akıllarına ‘Madem bacaklarına güvenmiyorsun neden etek giyiyorsun?’ soru cümlesi geliyor. Özellikle dar mini eteklerin her adımda bir cm yukarı çıktığı düşünülürse, düzeltmekten başka yolu yok ama bu duruma erkekler söyleniyor. Onların sesini kesmek adına hiç dokunmadığınız ve bu sefer etek boyunuzun boynunuza doğru yol aldığı zamanlar içinse erkekler ikiye ayrılmış durumda. Kolay lokma olanları bu şekilde hipnotize edip istediğinizi yaptırmak mümkün ama aklı başında olan kesim etek boyu ile şov yapan kadınlardan hoşlanmıyor, benden söylemesi. Ne yapsan yaranamıyorsun durumu, mini etek giyenler için söylenmiş sanırım. 

Oslo babaları

Kasım ayı benim için Oslo’ya gidip hayran olmakla geçti doğrusu. O ne medeniyet, o ne güler yüzlü insanlar, o ne tasarımlar! Kuzey Avrupa kafasını sonuna kadar yaşayabildiğim şehirde dikkatimi çeken şeylerden biri çocuk arabalı babalar oldu! Sonradan öğreniyorum ki Norveç’te genelde kadınlar işlerine devam ederken, doğum izni hakkını babalar kullanıyormuş. Kadınlar da şirketlerdeki görevlerinden uzaklaşmayıp kariyerlerine devam ediyorlar yani. Bu sayede babaların çocukla iletişimi de gelişiyor ve alan memnun satan memnun deyiminin tam da kendisi yaşanıyor. Her yerine aşık olduğum Oslo’daki bu sistem Türkiye’de olsa nasıl bir şey olurdu acaba? Sürekli mızmızlanan çocuğuna bağıran babalar, sümükleri akan çocuklar! Bir anda fikirden soğudum.



SEVGİLİYE PARFÜM ÖNERİSİ 

Gece hayatı eğlencesi konusunda fena değilimdir. Gittiğim şehirlerin altını üstüne getirmekte hiç zorluk çekmem. Fakat dünya üzerinde öyle bir şehir var ki, baş etmesi mümkün değil! New York’tan bahsediyorum tabii ki, özellikle de gecelerinden. Kendinizi kaybedip bir daha gerçekliğinize dönemeyecek kadar hızlı ve büyülü olan New York geceleri Carolina Herrera’nın yeni erkek parfümüne de ilham olmuş. Açılışında burnunuza değen ilk koku olan viski ve greyfurt, bilinirlikleriyle sizi oyalarken baharat notaları bir anda yüzünüze çarpıyor. 2009 yılında piyasaya sürülen CH Men’in yeni sürümü diyebileceğimiz CH Men Prive, odunsu hatta deri kokusunu da barındıran bir lezzet içeriyor. İçeriğindeki lavanta ise bütüne uyum sağlamaktan geri kalmamış. Kampanyanın fotoğraflarını efsanevi isim Mario Testino çektiği için parfümü sürünce daha net bir erkeğin gözünüzde canlandığını görebiliyorsunuz. Carolina Herrera’nın tasarımlarına uyguladığı ikonik stilinde gizli olan sofistike duruş bu parfümü kullanan erkeklere de yansıyacak gibi. 


Karaköy’e kokteyl takviyesi 

Karaköy borsası hızla değişiyor, yeni açılan mekanlar tatlı savaşta yerini alıyor. Aramıza yeni katılan Finn, kokteylleri ile öne çıkan mekanlardan. Yaz ortasında açılmasını beklediğimiz mekana kavuşmak biraz uzun sürdü ama sonuç bir harika dostum! Ben genelde arkadaş ortamını yakalayıp kokteyllerinden içmeye gidiyorum ama yemek mönüsüne de göz atmışlığım var. Paris tadında bir soğan çorbasına ulaşmanın mümkün olduğunu söyleyebilirim. Mekanın sahibi Berk Akardaş’ın vejetaryen katkılı yemek mönüsü hakkında söyledikleri ilgi çekiciydi, hepsini denemek lazım.


KİNOA’YA DOYDUK SIRADAKİ SPİRULİNA 

En lüks restorandan köşe başındaki mahalle kafesine kadar her yerin mönüsüne girerek bir anda star olan kinoa önümüzdeki gelecekte yerini spirulinaya bırakacak. Protein, mineral ve vitamin açısından zengin bir yosun türü olan spirulinanın kansere karşı olumlu etkileri de söylenenler arasında. Ama korkmayın, bu sefer yosunlu yemekler karşımıza çıkmayacak. Daha çok hap ya da toz halinde karşımıza sunulan bu süper besinin portakallı, limonlu ve zencefilli şekerleri de tercih edilebilir. Özellikle kış dönemi için yosuna sığınmakta yarar var.  


FETİŞ OBJESİ 

Biliyorum özellikle Gülşen’in ‘Dan Dan’ klibinden sonra uzun kırmızı bot alıp seksi seksi dolaşasınız geliyor ama uzun bacak boyuna sahip olmadan o tip botlar giymek biraz sakıncalı. Klipte filan gidiyor ama gerçek hayatta sizi bodurlaştırıyor. Bu yüzden kış botları arasından daha cool bir tanesini seçmek istedim. Bu gördüğünüz Riccardo Tisci imzalı bot napa derisi ve tahta topuğu ile kendine hayran bırakan cinsten bir çalışma olmuş. Topuğunun genişliği ayakta daha rahat durmanızı sağlarken boyunuzun da uzamasına etki edecek. Üstüne ne giyerseniz giyin, kötü durmayacağını biliyorsunuz!


NEDEN TAYT? 

Evet yoga pantolonu esneme hareketleri sırasında en makul kıyafet olabilir ama gündelik hayata taşımak zorunda mıyız? En azından üzerine bir şort geçirebilir miyiz? Bilmiyorum soruyorum; bu ara etrafta çok fazla taytlı erkek görmeye başladım. Eskiden sadece spor salonlarında rastladığım bu kıyafet şimdilerde yollara taştı. Russel Brand’in gündelik yaşama soktuğu taytı Mickey Rourke’un üzerinde görünce şaşırmış, Shia LaBeouf’un üzerindeki pembe taytın ardından sessizliğe bürünmüştüm. Erkeklerde tayt hadisesini 90’larda ilk çıktığı dönemde de sevmemiştim, şimdi de sevmiyorum. Şort altına giyilenler ne kadar tarz duruyorsa tek başına giyilen taytlar da o kadar kötü.