Ben ettim siz etmeyin altı ay sadece emzirin

Telefondaki ses şöyle dedi: “Bakanlık denetimi var. Sizi arayacaklar, ilk 6 ay sadece anne sütü verdiğinizi söyler misiniz?” Neden? Öyle yapmadım ve siz de beni bunun için desteklemediniz ki!

Yaprak Çetinkaya

Yaprak Çetinkaya


Eğer çocuğunuz bebeklik dönemini geride bırakalı çok zaman olmuşsa, bebek beslenmesine, bakımına, gelişimine dair okuduğunuz, dinlediğiniz bazı haberler vicdanınızı sızlatabilir. Kötü bir anne olduğunuz için değil ama yeterince bilgi sahibi olmadığınız için bazı hatalar yapmışsınızdır ve geriye dönüp bunları değiştirmek artık imkansızdır.

Benim için bu konulardan biri de kızıma ilk altı ay sadece ve devamında da yeterince uzun süre anne sütü verememiş olmaktır. 

Geçtiğimiz günlerde konuk olduğumuz Hollanda’nın Utrecht kentindeki Science Park’ta bulunan Nurticia Anne Sütü Araştırma Merkezi’nde bir araya geldiğimiz Danone Türkiye Entegrasyonu Genel Sekreteri Dr. Yalım Üner, Sağlık Bakanlığı verileri üzerinden Türkiye’deki emzirme oranlarını anlatırken yine anılar üşüştü başıma.

Verilere bakınca tüm kampanyalara rağmen Türkiye’de ilk altı ayda doğru beslenen yani sadece anne sütü alan bebek sayısının azaldığı görülüyor. 4-5 aylık bebeklerin 2008 yılında yüzde 24’ü doğru beslenirken, 2013 yılında bu rakam yüzde 10’a düşmüş.

Anne sütü ve diğer sütlerin (inek, keçi sütleri, formül mamalar) birlikte verildiği bebeklerin oranı ise yüzde 29 iken yüzde 24 olmuş. Biberon (biberonun içinde ne olduğuna bakılmaksızın; yani anne sütü de olabilir, pekmez de, inek sütü de) ile beslenen bebekler ise 2008’de yüzde 57 iken, 2013’te bu rakam yüzde 47’ye inmiş. Anne sütü ile birlikte ek besin alan bebekler 2008’de yüzde 19 iken, 2013’te rakam yüzde 29’a çıkmış! Yani bu tabloda artış gösteren tek rakam ek besinlerin buluduğu bölüm.
Benim anne oluşumun üzerinden 12 yıl geçti ve bunca kampanyanın ardından gelinen noktada fazla bir değişiklik olmadığı ortada… Dünyada da manzara çok parlak değil, emzirme süresi birçok ülkede hala yeterli değil.

Kızımı sadece dört ay boyunca “sadece anne sütü” ile besleyebildim. Uzun yıllardır yakın çevremde bebek doğumu olmamıştı. Mesleğime ara verdiğim bir dönemdi, sağlık haberlerinin içinde yaşamıyordum. Bir bebeğin büyütülmesi ile ilgili sadece birkaç kitabım, içgüdülerim ve o zaman yeni yeni başlayan anne-bebek sitelerinden ve tartışma gruplarından bildiklerim vardı. Tabii bir de doktorumuz…

Buradan bakınca şimdi çok garip gelse de o aylarda emzirmekten zaman zaman bunalmış, “sütümü sağıp bıraksam ve ben çıkıp biraz dolaşsam” gibi firar fikirlerine kapılmış ve hatta formül mamalarla beslenmenin kızım için de daha eğlenceli olacağını düşünebilmiştim. Bir yeni annenin anlaşılabilir hezeyanları…

Şimdi hatırladığımda hala içime ılık ılık bir şeylerin aktığını hissettiğim o günleri yaşarken zaman zaman da işte böyle bunalıyordum. Dördüncü ayın sonuna geldiğimizde doktorumuz kilo artışının biraz yavaşladığını, meyve sebze sularına, pürelerine başlayabileceğimi söyledi. Sevindim, tarifler hazırladım, önce günde bir kez, zamanla artarak devam ettim. Dokuzuncu ayda artık kendisi de istemiyor diye zaten sadece gecelere ait olan emzirme ritüelimiz de bitti. Bu yazıyı yazarken tarihlerden emin olmak için geçmiş fotoğrafları taradım. Evet, tam beş aylıkken ağzına meyve püresi uzattığım bir fotoğraf karşımdaydı işte!

Sonra bir gün doğumumu yaptığım ve çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı ziyaretlerine de devam ettiğimiz hastaneden aradılar. Telefondaki ses şöyle dedi: “Bakanlık denetimi var. Sizi arayacaklar, ilk 6 ay sadece anne sütü verdiğinizi söyler misiniz?” Neden? Öyle yapmadım ve siz de beni bunun için desteklemediniz ki! Bakanlık görevlileri aradığında da gerçek neyse onu söyledim.

İşte ben de az önce verdiğim rakamlardan birindeydim. Eğitimli, okuyan, araştıran sözde bilinçli anne…

Yemek yedirmenin sevgi göstergesi olduğu, “Ama hiçbir şey yemedin ki! Az yiyorsun, hasta olacaksın” gibi söylemlerle büyümüş bir çocuk olsam neyse… Benim motivasyonum tamamen değişiklikti; yeni bir şeyler denemek. Bu konuda doktor tarafından da desteklenmiş, çevremden de aksi bir bilgi duymamıştım. Sonradan öğrendim ki bu durum sadece benim doktorumla ya da sadece doktorlarla sınırlı bir mesele de değil… Tıp dünyasından medyaya ve ilgili resmi kurumlara kadar tam olmayan çok şey var hala. Örneğin ek gıdaya geçilen dönemde anne sütüne devam edilmesi öneriliyor evet ama önerilen listelere baktığınızda sadece ilk sırada anne sütü yazdığını, altında diğer uygun ek gıdaların sıralandığını görüyorsunuz. Anne sütünün miktarından bahsedilmiyor. Yani sadece geceleri emziren bir anne, haklı olarak doğru davrandığını düşünüyor.

Net olarak bilmemiz gereken şu:
Bebeğin midesinin anne sütü payları;
İlk 6 ayda yüzde 100,
6.-9. ayda yüzde 70,
9.-11. ayda yüzde 50,
12-13. ayda yüze 40.
Araştırma rakamları ise, Türkiye’de annelerin ilk altı ayda ancak yüzde 67’yi yakalayabildiğini gösteriyor. Kalan bölümün yüzde 23’ü katı gıda, yüzde 10’u ise diğer sütler ile doluyor. Altı aydan sonra ise anne sütünün değerinin düştüğü ve sadece bir keyif haline geldiğini düşünülüyor. 7-12 ayda bebeklerin midesinin sadece yüzde 17’si anne sütü ile doluyor. Bu arada ilk altı aydaki katı gıdaya şeker, hamur işi ve hatta çiğ köfte bile girebiliyor.

Ama bebeğim sağlıklı…

Şimdi tüm bu konuşmaları dinlerken insan kaçış noktaları arıyor. Benimkiler genelde şöyle oluyor: “Ben de sadece iki ay emmişim ama bağışıklığım çok iyidir. Kızım dokuz ay emdi ama çok şükür o da az hastalanıyor.” Zaten çok zeki, dersleri çok iyi, boyu uzun vs. diyenler de oluyormuş. İşte Dr. Üner’in şu sözü bu bahaneleri de bir kenara itiveriyor:  Daha iyi olmayacağını nereden biliyorsunuz?

Evet, gerçek şu ki bilmiyoruz. Elimizden gelenin en iyisini yaptık ama hatalarımız oldu. Toplantı çıkışı bir meslektaşımla dertleşirken şimdi biz şekerli gıdaları ağzımıza sürmemeye çalışırken minicik yavrularımıza sağlıklı kahvaltı hazırlıyoruz diye yine uzman tavsiyesi ile nasıl ezilmiş bisküvi verebildiğimize hayret ettik. Şimdi gayretimiz yeni hatalar olmasın, annelerin içi hep rahat olsun diye…

Anne sütünün mucizelerini bir kez daha özetleyerek, “İlk ay sadece emzirin, o minicik ellerin teninize değişinin, gözlerinin sizin gözlerine kilitlenişinin, aranızdaki derin sevgi bağının günden günde güçlenişinin tadını çıkarın. Bebeğinizin daha güvenli, mutlu yetişmesinin anahtarı olan o emzirme seanslarının kıymetini bilin” diyorum.

Her annenin sütü kendi bebeğine uygun
Nutricia Araştırma ve Geliştirme Merkezi İletişim ve Strateji Direktörü Dr. Alma Nauta, yeni bir bilgiyi de bizimle paylaştı. Erkek bebek annelerinin sütlerinin kalori oranı, kız bebek annelerininkinden yüzde 25 daha fazla oluyormuş. Biri erkek biri kız olan ikiz annelerinin sütlerinde neler olup bittiği ise henüz araştırma aşamasındaymış. Görüldüğü üzere gerçek bir mucizeden bahsediyoruz! Bebeğin cinsiyetine göre kendi içeriğini hazırlayan ve bebeğin tüm hayatını etkileyen bir formül.

İşte ilk altı ay sadece anne sütü vermek ve iki yaşına kadar doğru ek gıdalarla birlikte anne sütü vermeye devam etmeniz için nedenleriniz:
- Her bebek için en iyi, en doğal ve en taze besindir.
- Daima hazır ve bedavadır.
- Tamamıyla ve kolaylıkla sindirilir.
- İshal, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.
- Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlardan korur.
- Bebeklerin daha zeki olmasını sağlar.
- Bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur.
- Doğumdan sonra gelen ağız sütü, bebeği hastalıklardan korur. Kanser, alerjiler, solunum yolu hastalıkları ve mide-bağırsak sorunlarından korunmak için anne sütü eşsiz bir seçenek.
- Bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
- Emzirme, annenin de sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır.