Yurt içi vize yakındır

“Misafir misafiri istemez, ev sahibi hiçbirini” sözünü hatırlatacak bir bayram tatili yaşadık.

Yaprak Çetinkaya

Yaprak Çetinkaya


Tatil süresince yurt içindeki hareketliliğe ve sosyal medya paylaşımlarına bakılırsa herkes kendi şehrinin konsolosu olmuş, kimselere geçit vermiyor. 

Avrupa’ya gidebilmek için nüfus müdürlüğünden sigortacıya, iş yerinden çocuğun okuluna onlarca belge hazırlayıp üstüne kuyruklarda bekleyip bir de “aracı kurum” elemanlarının iki dudağının arasından çıkacak lafa mahkum olurken, “Nedir bu ya? Çektiğimiz çileye bak, adamlar bize bilmem ne muamelesi yapıyor” derken... 

Uzaktan bir ses, rahatsız edici bir vızıltı, hatırlanmak istenmeyen ama bir türlü bastırıldığı yerde duramayan bir hatıra çıkıverse ortaya... 

Dese ki...

Bu kadar uzağa gitmeye gerek yok, kendi şehrinde, imkanları ancak buna elverdiği için bayramdan bayrama şehrin merkezine inenlere “Hoş geldiniz” diye kucak açmış mıydın? Yoksa “Varoşlar merkeze aktı, en iyisi evde oturmak” mı demiştin? Demediysen bile içinden şöyle bir geçirmiş miydin? Onlar hep o dağ başlarında kalsın istemiş miydin?

Herkes tatilde sahillere inip şehir sana kaldığında “Dönmesinler, biz böyle çok iyiyiz” diye yazmış mıydın sosyal medya profiline? Hadi yazmadın, içinden şöyle bir geçirmiş miydin?

Bir zamanlar yerleştiğin ama kendini artık oralı saydığın deniz kenarına yerli turistler akın ettiğinde “Gelmeyin kardeşim, mahvettiniz burayı” demiş miydin? Sanki gelme hakkı sadece seninmiş gibi...

Esnaf komşun “Turist gelsin de kirayı çıkaralım bari” derken sen, oralar sadece sana kalsın istemiş miydin?

İnsanların otmobil plakalarına bakıp “Bu kesin ayı”, “Şu da trafik canavarı” diye etiketleri yapıştırmış mıydın?

O tatil beldelerinin beğenmediğin mekanlarını kiraya verenler hep o beldelerin halkı olsa da sen sadece kiralayanı, işleteni, gelip orada eğlenmeyi seçeni eleştirirken kiraya verenin yaşamı nasıl, kiraya neden veriyor, turizm patlayana kadar neler çektiydi hiç düşünmüş müydün? Yoksa ondan sana ne miydi? Senin yerleştiğin yer senin istediğin gibi olsun yeter miydi?

Liste böyle uzayıp gider...

Dürüst olursak cevaplar da pek iç açıcı olmaz.

Birbirimizi sevmiyoruz.

Üstelik bu sadece ideolojik bir durum da değil.

Gerçekten birbirimizi hiç sevmiyoruz.

Konuşmak, anlamak, anlaşmak, anlatmak yerine...

“Gelme, git, uzak dur, yaklaşma” diyoruz.

Üstelik bugün başımıza gelenler hep bu “anlamadan itmek” yüzünden ama inatla daha da itiyoruz, daha da parçalanıyoruz.

Yakında şehirlerimiz arasında vize uygulanmasını isteyeceğiz de bir yandan da bize vize uygulayana kızıyoruz.

Biz kendimizi sevmiyoruz, bizi kim sevsin?

Biz birbirimizi istemiyoruz bizi kim istesin?

ycetinkaya@doganburda.com