Kollajen mercek altında

Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Kollajen hakkında bildiklerimizi güncelliyoruz! Ne işe yarar? Ne zaman kullanılmalıdır? İşte merak edilen soruların cevapları.


NE İŞE YARIYOR?
• Vücudumuzun yapı taşı olan kollajen canlı dokuyu bir arada tutan spesifik amino asit grupları yani protein gruplarıdır. Kollajen vücudumuzda en fazla bulunan proteinlerden biri olup kas ve iskelet sisteminin alt yapısını oluşturur.

• Kollajenin üç çeşidi dünyada kullanılıyor. Doğal kollajen olarak adlandırılan kollajen yapısı, yüksek emilimi olmayan kollajenlerdir. Doğal kollajenler, yapısı sayesinde plastik cerrahide, yanık hastalarında, kemiğin rekonstrüksiyonunda yarayı kaplayan patchler halinde kullanılıyor. Bu sayede yapay cilt görevi görerek yaranın daha hızlı iyileşmesini sağlıyor ve yaraları kapatarak enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Kollajenin bir başka çeşidi olan jelatin ürünleri de bize işlevsel olarak fayda sağlıyor. Jelatin ürünleri gıda hazırlıklarında, gıdalara form vermek amacı ile kullanışlı bir çözüm olarak tercih ediliyor. Hidrolize kollajen peptitler ise tüketimi sonrasında vücutta hızlı emilimi ve yüksek bioyararlınımı sayesinde vücudumuzdaki kollajen eksikliğini gidermeye yardımcı oluyor. Dolayısı ile kollajenin üç farklı kullanımı bulunuyor, her işlevi kollajenin çeşidine göre belirleniyor.

• Cilt, eklem ve kemik yapısı hatta kaslarımız, vücudun güçlü kollajen yapısı ile destekleniyor.

• Dermiste veya cildin orta katmanında, üzerinde yeni hücrelerin büyüyebileceği fibroblast adı verilen lifli bir hücre ağı oluşturmaya yardımcı oluyor. Vücudumuzda olduğu gibi cildimizde de doğal olarak hücre parçalanması gözlemleniyor ve yaş ilerledikçe hücre parçalanması artıyor; vücudumuz doğal olarak kollajen üreterek, cildin yenilenmesinde rol oynuyor. Ancak zamanla, belli bir yaştan sonra, vücutta hücre parçalanması daha da artıyor ve vücutta kollajen oluşumu azalıyor. Bu süreç doğal olarak kırışıklıkların oluşmasına yol açıyor. Vücudun kollajen yapısı normal seviyelerde tutulursa bu durumların önüne geçilebilir veya süreç yavaşlatılabilir.

• Cildimize güç ve elastikiyet kazandıran kollajenin yapısı ne kadar yoğunsa cildin nem ve elastikiyeti o kadar fazla oluyor.

• Biliyorsunuz iskelet sistemimiz vücudun yapısını oluşturuyor. Bu yapının güçlü olması iyi bir yaşam kalitesi sunuyor. Yaş ilerledikçe kollajen oluşumunun azalmasıyla kemiklerimizin süngere benzer yapısı ve küçük boşluklarında artış meydana geliyor. Bu boşlukların artmaması ve kemik yoğunluğunun normal seviyelerde olması için kollajen yapısı güçlü tutulmalı.

• Eklemlerin yapısı ve eklem sıvısının oluşumunda rol oynayan kollajen, hareket yetisi için de büyük önem taşıyor.

• Aslında tüm bu süreçler birbirine bağlı ve hepimizin zamanla karşılaşabileceği normal durumlar.



SEVİYESİ NE ZAMAN DÜŞÜYOR?
• Cildimiz sıkı, pürüzsüz, kırışıksız, nemli ve ışıltılı bir görünüm için yeterli miktarda kollajene ihtiyaç duyuyor. Ancak yaşla beraber kollajen üretimi azalarak, kollajen yapısında da zayıflık gözlemleniyor.

• Bunun sonucu olarak cilt inceliyor ve zarar görmesi kolaylaşıyor. Ciltte ilk çizgilenmeler ve sarkmalar baş gösteriyor. 30 yaşından sonra kollajen üretimi azalmaya başlıyor. Vücutta eksilen kollajenin yerine koyulması bu duruma etkili bir çözüm olabilir.

TÜRLERİ NELER?
• Vücudumuzda bulunan kollajen tiplerinin yüzde 90’ı Tip I, Tip II ve Tip III kollajenden oluşuyor. Bunların arasında da en fazla Tip I bulunuyor.

EKSİKLİĞİ NELERE NEDEN OLUYOR?
• Kollajen seviyesinin azalmasıyla cilt esnekliğini ve nem tutma kabiliyetini kaybediyor bunun sonucunda bağ dokuları zayıflıyor, bu da yaşlanma etkilerinin oluşmasına neden oluyor. Deride sarkma ve kırışıklıklar görülüyor. Saç, cilt ve tırnakların yapısı eskiye göre güçsüzleşerek yaşlanma etkileri gözlemlenebiliyor.

• İleri yaşlarda, güneş, sigara dumanı, stres gibi etkenlere maruz kalanlarda, spor yapanlar ve aktif yaşayanlarda, menopoz dönemi sonrasında kollajen ihtiyacı daha büyük oluyor.

NELER KOLLAJENE ZARAR VERİYOR?
• Güneş ışığındaki ultraviyole ışınları, kollajenin daha hızlı parçalanmasına, kollajen liflerine zarar vermesine ve anormal elastinin birikmesine neden oluyor.

• Sigara kollajen üretimini azaltıyor. Sigarada bulunan kimyasallar ciltte hem kollajene hem de elastine zarar veriyor. Yaraların daha zor iyileşmesine neden olabiliyor.

DOĞAL KAYNAKLARI NELER?
• Uzmanlar sağlıklı besinler yiyerek vücudunuzun daha fazla kollajen yapmasına yardımcı olabileceğini söylüyor. C vitamininden yüksek ürünler tüketmek vücudun normal kollajen oluşumuna destek olabilir.

NE KADAR ALINMALI?
• Kollajenin etkileri hakkında yapılan çalışmalar, kollajenin ciltteki elastikiyet kaybında ve kırışıklıklarda önemli bir azalmaya yol açabileceğine dair sonuçlar sunuyor. Çoğu çalışma, Tip I kollajen için günlük dozun 2 ile 10 gram arasında değişiklik gösterdiğini gösteriyor. Tip II kollajen için günlük doz daha düşük tercih edilebiliyor. Buradaki doz miktarı tüketicinin yaşına ve ihtiyacına bağlı olarak düzenlenebilir.



FAYDALARI NELER?
• Kollajen takviyeleri tablet, kapsül, likit ya da toz halinde bulunabiliyor. Kollajen takviyeleri üzerine pek çok araştırma mevcut olsa da kas kütlesine etkileri, iskelet sistemini destekleyici etkileri ve cilt üzerine etkileri araştırma konularının başında yer alıyor. Bu çalışmalarda söz edilen sonuçların gözlemlenmesi için kişiler kendi ihtiyaçlarına göre doğru ürünleri tercih etmeli. Bahsi geçen çalışmalar en az 3 ay süreler halinde yapıldığı için çalışmalarda bahsedilen etkilerin gözlemlenmesi için en az 3 ay düzenli kullanım öneriliyor.

KOLLAJEN NASIL ELDE EDİLİYOR?
• Doğal kollajen lifleri, vücudumuz tarafından daha hızlı ve etkin kullanılabilmesi için enzimlerle ayrıştırılarak işlem görüyor. Önce jelatin elde ediliyor. Biraz daha ayrıştırılınca spesifik amino asit gruplarına bölünüyor ve hidrolize kollajen peptitler yani biyoyararlanımı yüksek amino asit gruplarından oluşan kollajen elde ediliyor. Kollajen, doğal hayvansal kaynaklardan elde ediliyor. Bu hayvansal kaynaklar sığır, balık, tavuk ve ülkemizde kullanılmasa da domuzdan elde edilebilmektedir. Doğal kollajen önce işlemlerden geçirilip jelatin haline geliyor. Sonrasında moleküler ağırlığı 2000 dalton boyutundan küçük olduğunda hidrolize kollajen peptit yani amino asit grupları elde ediliyor.

HİDROLİZE KOLLAJEN PEPTİT NEDİR?
• HİDROLİZE Kollajen peptitler, parçalanan ve vücut tarafından daha kolay sindirilip emilen kollajen molekülleri.
• Çok yönlü bir protein kaynağı ve beslenmenin önemli bir unsuru.
• Besleyici ve fizyolojik özellikleri kemikleri ve eklemleri destekliyor ve güzel bir cilde katkıda bulunuyor.
• Kollajen peptitler sıvılarda kolayca çözünüyor. Sindirilebiliyor ve vücudumuz tarafından emilmeye hazır hale geliyor.
• Araştırmalar, kollajen peptitlerin yüzde 90’ından fazlasının tüketildikten bir saat sonra sindirildiğini ve absorbe edildiğini gösteriyor. Bu hızlı emilim, temel peptitlerin ve amino asitlerin vücudumuzdaki etki alanlarına etkili bir şekilde verilmesini sağlıyor ve peptitlerin biyoyararlanımının yüksek olduğunu gösteriyor.

KOLLAJEN PEPTİT NE İŞE YARIYOR?
• Kollajen peptitler ciltteki fibroblastların aktivitesini düzenlemekle beraber, nem dengesi için önemli olan kollajen ve hiyaluronik asidin üretimini uyarıyor.

• Yaşlanma sürecinde yeni kollajen liflerinin üretimi azaldıkça fibroblastların kollajen peptit sentezi azalıyor. Ciltteki kollajen daha fazla parçalanıyor. Bunun sonucunda ciltte su daha az bağlanabiliyor.

• Kollajen peptitleri, fibroblast hücrelerini uyararak yeni kollajen liflerinin sentezini tetikleyebiliyor. Bu konuda yapılan çalışmalar kollajen peptitlerin alt deri tabakasında fibroblast yoğunluğunu ve kollajen fibril oluşumunu arttırarak cildin mekanik gücünü arttırabildiğini gösteriyor.



HANGİ KOLLAJEN?
• Seçim yaparken kendi amacınıza yönelik olan ve rahat kullanabileceğiniz ürünleri tercih etmeniz devamlılık açısından çok önemli. Sizin aradığınız çözüm ne ise ona yönelik bir kombinasyon tercih etmelisiniz. Kollajenin pek çok kullanım alanı olması sebebi ile birçok farklı kombinasyonda ve formda ürün bulunuyor. Satın alacağınız takviye edici gıdanın Tarım Bakanlığı tarafından onaylanmış olması gerekli. Ülkemizde üretim çok gelişti. Eskiden yurt dışından bulup zahmet edip ülkemize getirdiğimiz ürünlerin çok daha iyilerini burada bulabiliyoruz. Nerede ne koşullarda yapıldığına hızlıca erişebiliyoruz, bakanlıklarımız da eskiye göre regülasyonları sıkılaştırdı.

“BİR FİKİRDEN, KOCAMAN HAYALLER YARATTIM”


COLLAQUIN MARKA SAHİBİ ALARA DİNÇER

Collaquin Marka Sahibi Alara Dinçer’den güzelliğin sırrını öğrenmek istedik. Cevabı netti; mutluluk güzelleştiriyor. Markasının hikayesini bize anlattı. Unutmayın her şey hayal etmekle başlıyor...

Biraz kendinizden bahseder misiniz?
Okul hayatımın çoğunda yurt dışındaydık. Tabii ki bunun zorluklarını da ve avantajlarını da yaşadık. Ama bize çok şey kattığına inanıyorum. Annem Farmakoloji dalında Prof. Dr. aslında ailemizde çok fazla doktor var. Dayım, halam, yengem, eniştem ve iki kuzenim hatta onların da eşleri doktor. Babam Dinçsa İlaç Fabrikası’nın kurucusu, yaklaşık 45 sene önce kendi imkanlarıyla kurmuş burayı.

Bugün endüstri 4.0 standartlarında dijital olarak yönetilen, dünyanın en modern fabrikaları arasında yer alıyor. Tabii ki çok büyük emeklerle bu noktalara varıldı. Fabrikada çok vakit geçirdik. Fabrikada büyüdüm diyebilirim. Sağlık ailemizde hep konuşulan bir konudur. Bizim de ilgimiz ve ortamımız bu yönde gelişti. Benden büyük bir abim var. İkinci nesil olarak biz de kendi girişimlerimizi kurduk birlikte ailemizin emeklerine eklemeye çalışıyoruz.

Gıda takviyeleri üzerine bir marka oluşturmaya nasıl karar verdiniz?
Bazen hayatta aniden bir yol belirir benim için de öyle oldu. Bir anda bir fikirden, kocaman hayaller yarattım hala bu hayallerimin çok başındayım. Eskiden takviyeler çok önemli bulunmuyordu. Çoğu araştırma ilaç ve hastalıklara yönelikti. Ancak insan ömrü gittikçe uzuyor ve bu da yaşam kalitesinin önemini ortaya çıkartıyor.

Bu sebeple hayatı nasıl yaşadığımız büyük önem kazandı. Artık ileri yaşlarda da yaşam kalitemizi sürdürebilmek istiyoruz. Bu sebeple yeni yayınlar ve çalışmalar bu tarz ürünlere yöneldi. Bu konuda beni destekleyecek çok büyük bir ekip olduğu için hem kendime hem onlara olan inancımla bu yola çok hızlı bir başlangıç yaptım. Ben şirketi kurduğumda ve markamın çalışmaları başladığında Türkiye’de kollajen takviyeleri satılmıyordu. Doğru bir zamandı.

Dünyadaki trendleri takip ettik, birçok görüş aldık ve çalışmalar yürüttük. Pazara çıktığımızda kollajenin ne olduğunu tanıtıyorduk aslında bu da bizim için çok değerliydi. Çünkü pazardaki yanlış bilgilendirmeler hem müşteri memnuniyetini azaltabiliyor hem de pazarı zedeleyebiliyor. Bu sebeple doğru bilgiyi aktarıp dürüst bir pazarlama yapmak bizim için çok önemliydi. İşin üretiminden başlayan tüm süreçlerde oluşan bilgiler bizim elimizi güçlendiriyor.

Gizli güzellik sırlarınız var mı?
Bence en büyük güzellik sırrı mutluluk. Mutlu insanlar hep güzeller. Yanlarında mutlu, huzurlu, güvende ve özgür hissettiğiniz her insan size güzel gelir zaten. O insanlar gibi olabilmek için kendimize iyi bakmamız gerektiğine inanıyorum.

Bugün geriye dönüp baktığınızda ‘hayat bana şunu öğretti’ diyebildiğiniz şey ne oldu?
Zamanın değeri. Yani hayatın kendisi zaman zaten. Elinizdeki zaman sınırlı ve bir şey yapsanız da yapmasanız da tüketiyorsunuz. Yani her saniye bir bedel ödüyorsunuz zamanınızı veriyorsunuz ama ne için olduğu her şeyi değiştiriyor.

FABRİKADA NELER OLUYOR?



Collaquin yüksek teknolojinin tüm gücünü kullanarak üretimini sürdürüyor. Her gün yeni bir yenilik işte bu fabrikadan çıkarak sizinle buluşuyor.

Collaquin Fabrikası Ankara 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde, 15.000 metrekare üretim alanına sahip. Burada sıvı formda (stick, şişe, saşe); toz formda (şişe, saşe, stick); kapsül, tablet, soft gel, yarı katı (jel, krem, pomad ve merhem) formlarında üretim yapılabiliyor. Collaquin markasının henüz toz ve katı formlarda ürünleri mevcut ancak ileride farklı formlarda ürünler de tanıtılacak. Tüm Ar-Ge, üretim, farmakovijilans, kalite, mikrobiyoloji, ruhsat süreçleri Collaquin tarafından yürütülüyor. Fabrikanın su sisteminden, havalandırma sistemine kadar tüm sistemleri dijital olarak yönetiliyor ve değiştirilemez kayıtlarla saklanıyor.



“Bakanlıklarımız seneler içerisinde firmalarımızı ve bizi çok geliştirdi ve bizde dünya rekabetinin bir parçası olabilmek için hep daha fazlasını yapmaya çalıştık. Bu ürünlerde yılda 250.000.000 tablet-film tablet, 40 milyon kapsül üretim kapasitesine sahibiz. İhracata yönelik attığımız adımlarla Türkiye’yi dünya rekabetinde ön plana çıkarmak istiyoruz.”

SAĞLIKLI BİR TARİF



Dyt. Gözde P. Eyüboğlu ile
COLLAQUIN BALKABAĞI ÇORBASI

COLLAQUIN Hydrolyzed Collagen’in tatsız, kokusuz ve renksiz yani nötr formülüyle çorbanız her zaman alışık olduğunuz tadında ve kıvamında olacak. Biz balkabağı çorbası önerdik ama siz dilediğiniz çorbaya da ekleyebilirsiniz. Sadece çorba değil bütün içeceklerinize COLLAQUIN Hydrolyzed Collagen’i ekleyebilirsiniz. Şimdiden afiyet olsun...

MALZEMELER
• 1 Saşe COLLAQUIN Hydrolyzed Collagen
• 3 büyük dilim balkabağı
• 1 adet soğan
• 3 diş sarımsak
• 1 kaşık sıvı yağ
• Tuz, pul biber, taze çekilmiş karabiber, zerdeçal, 1 çay kaşığı (tercihen) zencefil tozu
• 2 litre su
• 1 su bardağa süt
• 1 su bardağı et suyu veya 2 adet et suyu tableti

HAZIRLANIŞI
1. Kabakları küp şeklinde doğrayın, yıkayın ve tencerede kaynatın.
2. Küp küp doğradığınız soğan ve sarımsağı tavada sıvı yağı ile kavurun ve tencereye ilave edin.
3. Bir bardak et suyunu ve tuzu da ilave edin ve karıştırın Sebzeler yumuşayana kadar kaynatın.
4. Blendırdan geçirin ve süt, pul biber, yarım çay kaşığı zerdeçal ilave edin.
5. Kısık ateşte beş dakika daha kaynatın ve karabiber ilave edip altını kapatın.
6. Çorbanızı kasenize ekleyin ve kasenin içine 1 Saşe COLLAQUIN Hydrolyzed Collagen ekleyin ve karıştırın.
7. Servis için dilediğiniz gibi süsleyebilirsiz. Farklı tarifler için www.collaquin.com adresimizi ziyaret edebilirsiniz.

BU BİR İLANDIR.