Dilan Çiçek Deniz: Anksiyete bir zayıflık değil
Ünlü oyuncu Dilan Çiçek Deniz, "Ben yapı itibarıyla anksiyeteye yatkın biriyim. Ne zaman huzursuz hissetsem Kierkegaard'ın 'Anksiyete, özgürlüğün baş dönmesidir' sözü aklıma gelir. O baş dönmesini bir zayıflık değil, potansiyel olarak görmeye çalışıyorum" açıklamasıyla dikkat çekti.
Elele Online
Dilan Çiçek Deniz, hem kariyeri hem de özel hayatına dair açıklamalarda bulundu.
"DAHA ÇOK BİR İÇGÜDÜYDÜ"
Lise yıllarında tiyatroya başladığını belirten ünlü oyuncu, "O yıllarda sizi sahneye çeken motivasyon neydi?" sorusuna şu yanıtı verdi:
İlk tiyatro ödülümü 17 yaşımda aldım ama sahneyle ilişkim çok daha önce başladı. Yedi yaşındayken bu dünyayla haşır neşir olmaya başlamıştım. Annem bir oyun yönetiyordu: ‘Sevgili Doktor.’ Bütün replikleri ezberlemiş, dekor kurulumuna yardım etmiş, her provaya ve temsile gitmiştim. O dünyanın büyüsü beni içine çekti. Motivasyon doğru kelime olmayabilir benim için. Daha çok bir içgüdüydü.
KÜÇÜK YAŞTAN BERİ ŞİİR YAZIYOR
Küçük yaştan beri şiir yazdığını da belirten Dilan Çiçek Deniz, "Şiir, edebiyat türleri içinde belki de en zoru. Sadece yazması değil, anlayanının az oluşu da onu zorlaştırıyor. İlk okuduğumda içimde bir şey uyandırmıştı. Önce merak saldım, sonra gecenin bir yarısı ‘şiirim geldi’ diye annemi uyandırmaya başladım. Beraber kalkıp yazardık. Hayata daha dikkatle bakmayı öğretti bana" ifadelerini kullandı.
"ANKSİYETE ÖZGÜRLÜĞÜN BAŞ DÖNMESİDİR"
"Anksiyeteye yatkın biriyim" diyen Dilan Çiçek Deniz, "Ne zaman huzursuz hissetsem Soren Kierkegaard’ın sözü gelir aklıma: ‘Anksiyete, özgürlüğün baş dönmesidir.’ O baş dönmesini bir zayıflık değil, potansiyel olarak görmeye çalışıyorum. Atlayabilme değil; başarabilme potansiyeli" dedi.
Numéro Dergisi'ne konuşan oyuncu, ‘Dilan Hakkında Konuşmalıyız’ filmiyle yapımcılığa adım atmasıyla ilgili de açıklamalar yaptı: Bir işin yüzü olmaktansa omurgası olmayı deneyimlemek bana çok iyi geldi. Yaratım sürecinden dağıtıma kadar işin başka bir tarafında olmak beni besledi.