Zeynep Bastık: Altın çağında
Büyük tutkusunu ve sonsuz neşesini, gösterişli yetenekleriyle taçlandıran Zeynep Bastık, kendinden emin adımlarla çıktığı zirveden göz kırpıyor. Hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir hikayenin başrolündeyiz.
Baran Alışkan
Hayatının en dengeli ve dingin döneminde, sesi her nereye gidersek gidelim kulağımızda yankılanan Zeynep Bastık ile buluşmak üzere harekete geçiyoruz. Ama öncesinde hem kendi hafızamda hem de Elele’nin arşivinde bir yolculuğa çıkacağım. Takvim yaprakları 2019 yazının son günlerini gösterirken Elele, yeni bir kapak hazırlığındaydı. Elele, sonbaharın ilk sayısında genç, yetenekli ve muhakkak ilerde çok konuşulacak bir isimle buluşuyordu… İlk kapak hikayelerinin başrolü olmayı alışkanlık haline getirmiş bir dergi olarak, tesadüfi buluşmadan ziyade adeta kültür arşivimize bir hatıra bırakmak istiyordu. Bu karar, o isme ne kadar güvendiğini ve yeteneklerinden keyif aldığını gösteriyordu. Zeynep Bastık ile ilk buluşma işte böyle gerçekleşti. Aradan geçen yıllarda mükemmel yükselişini emin adımlarla sürdüren, milyonlarca ruha zahmetsizce dokunan ve kendini çoktan ispat etmiş biri olarak; başarılı, stil sahibi, global listelerin yerlisi, müziğimizin trend belirleyicisi bir pop yıldızı dönüşümünü tamamlamış biri olarak yeniden bizimle buluşuyor.

Röportaj: Baran Alışkan
Fotoğraf: Ali Yavuz Ata
Styling: Zeynep Enderer
Saç: Burhan Çılgın
Makyaj: Yağız Yoldaş
Fotoğraf Asistanı: Emir Kırıcı
Styling Asistanları: Dilara Gamze Çeribaş, Simay Ökten
Saç Asistanı: Mehmetcan Yılmaz
Makyaj Asistanı: Arzu Sezar
Set günü bir araya geldiğimizde, çekim boyunca neden bu kadar sevildiğini ve nasıl bu başarıyı yakaladığını tahmin edebiliyorsunuz. Sadece birkaç dakika onu gözlerinizle sessizce takip etseniz dahi bunu anlamak zor değil. Doğuştan sahip olduğu aura, iletişimi ve yetenekleriyle birleşince yıldız olmanın doğal formülü ortaya çıkıyor sanki. Bir sonraki adımımız olan röportajda, başarısının sırrını sorduğumda da aldığım yanıt beni yanıltmıyor…
Gerçekten bir aile gibi yaşayan profesyonel ekibi, çevresine yaydığı enerjisi, iş disiplini ve mükemmel motivasyonuyla mutlak başarısının tesadüf olmadığına tanıklık ediyorum. Müzikal kariyerinde bir albüm ve onlarca tekliyle ruhlara dokunmayı alışkanlık haline getirdikten sonra, global listelerde kendi müziğini dünyaya duyurarak başarısını ve yola çıkarken belirlediği hedeflerini taçlandıran bir isim çünkü. Şimdi, gelecek ajandasında daha büyük planlar, yeni hedefler ve farklı tınılar var. Her geçen gün yeni zirvelere ulaşan ve hayranlık uyandıran Zeynep Bastık ile yeniden buluşmanın ve kariyerinin yeni dönüm noktasında kilometre taşı olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İzmir’den İstanbul’a yolculuğuna, mutlu aşk hikayesinden yeni hayallerine, çocukluk yıllarından gelecek planlarına ve çok daha fazlasına dair derin bir sohbete bırakıyoruz kendimizi. Kariyerinin başındaki ilk buluşmamızdan sonra, bir sonraki büyük buluşmamızdan önce tam yerinde, tam zamanında Zeynep Bastık ile sohbetimize davetlisiniz. Bir pop star’la buluşmak ne kadar heyecan verici olabilir diye düşünüyorsanız sonraki sayfalarda buluşalım!

Hayatınızın hangi döneminde bir araya geldik?
Dinginleştiğim, yavaşladığım, yapmak istemediğim hiçbir şeyi yapmadığım, bir yandan da kariyerim için hayal ettiğim şeyleri üretmeye ve gerçekleştirmeye devam ettiğim, ailemle huzurlu ve mutlu olduğum, hayatımın en dengeli biraz da kafama göre döneminde bir araya geldik diyebilirim.
Soğuk bir mevsimde, gri bulutların hakim olduğu bir gündeyiz. Yine de sizin ruhunuzda genellikle hangi mevsim yaşanır? Bir yaz coşkusu mu, yoksa kış melankolisi mi?
Ben gerçekten tam bir yaz kadınıyım. Kasım-mayıs arası bana çok lüzumsuz geliyor, modumu düşürüyor. Soğuk ve kapalı havaya maalesef yokum. O yüzden kış aylarında işim olmadıkça evden çıkmıyorum. Melankoliyi severim ve besleyici de bulurum kendim için, yaratıcılığım için. Fakat güneşli havada da melankolimi bulabilecek kadar yengeç burcuyum bence o yüzden soğuk havaya asla gerek yok.
Geçmişi anımsadığınızda aklınıza gelen ilk fotoğraf karesinde neler var? Geçmiş, hafızanızda nasıl canlanıyor ve kendinizi hep nerede, kimlerle, ne yaparken hatırlıyorsunuz?
Geçmiş çok katmanlı benim hayatımda. Çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik şeklinde seyrediyor herkes gibi. Ve tüm bu süreçlerimde kare kare o kadar çok resim var ki hafızamda… Çocukluğum; sokakta top oynadığım, dedemin apartmanın kapısında bütün gün beni beklediği ve izlediği bir dönem demek mesela. Ergenliğim; müzik, dans, tiyatro demek. Rock müzik demek, sokak demek. Birçok yerde, birçok Zeynep, birçok şekilde birçok insanla. Bir sürü ‘an’lar geliyor gözümün önüne.

Uzun yıllardır İstanbul’da yaşasanız da İzmir hala hayatınızın bir parçası… Değil mi? İzmir’de büyümenin bugüne taşınan en büyük mirası neydi? Bir gün, yine farklı bir şehirde hayatınızın yeni bir dönemini kurmak gibi bir hayaliniz var mı?
İzmir benim çocukluğum, özgürlüğüm, neşem, kahkaham, sırdaşım. Bir yanım hep oraya dönmek istiyor, aynı zamanda da bir tarafımla hep oraya dönmem gerektiğini hissediyorum. İstanbul’un da büyüsü ve kalbimdeki yeri büyük ve başka. Fakat sanıyorum ki en fazla 10 sene sonra kendimi hala İstanbul’da yaşarken görmüyorum. Bir noktada Çeşme’ye dönüp tüm hayatımı orada devam ettireceğimi, düzenimi orada kuracağımı ve sakinliği seçeceğimi, çocuklarımı orada büyüteceğimi hissediyorum. Umarım öyle olur.
İzmir’de arkadaşlarıyla sokakta oyun oynayan Zeynep, global müzik listelerinde zirvelerde yer alan Zeynep’ten mutlaka neyi duymalı?
“Kalbinin ve uyurken hayal ettiklerinin gücüne güven, seni savurmalarına izin verme, merkezini koru ve ışığına gölge düşürme” derdim.
Gerek hit şarkıların sahibi olmak gerek başka hit parçaların yeniden yorumlayanı olmak söz konusu olduğunda ‘o şarkıyı’ nasıl seçiyorsunuz? Bu bir süper yetenek mi, yoksa bazı kriter ya da algoritmalardan söz edebilir miyiz?
Ben, ilk olarak tamamen dinleyici kimliğimle sevdiğim şarkıları seçiyor ve listeliyorum. Daha sonra bana uyar-uymaz süzgecinden geçiriyorum. Aslında tamamen bundan ibaret. Youtube serüveninizdeki Zeynep Bastık’ın koltuğu herkesi saran ve etkisi altına alan akustik bir devrimdi adeta… O başarı ve başarıyı yaşadığınız dönem size nasıl hissettirmişti ve ‘daha fazlası için’ baskı yaratmış mıydı? Baskı yaratmadı dersem yalan olur ama hiçbir zaman da beni etkisi altına alan hırslarım olmadı. Amacım sesimi ve şarkılarımı kitlelere duyurmaktı. Önce başkalarının şarkılarıyla sonra da kendi şarkılarımla başarmış oldum bunu. Olsun. Bu da çok öğretici ve eğlenceli bir yoldu benim için. Yeteneği ve ışığı olan herkesin bir kırılma noktası ve zamanı olduğuna inanıyorum. Benimki de bu şekilde ve bu zamanmış demek ki. Yeter ki üretelim…

Birçok kez karşıma çıkan bir konuyu doğru kişiye sormak isterim… Bir şarkıyı yeniden yorumlamak, yani cover yapmak neden bazıları tarafından bu denli eleştiriliyor ve mesafeli bir duruş sergileniyor?
Mesela hala bir kesim tarafından “cover yapan kız” olarak anılıyorum. Yaptığım ve yayınladığım onlarca şarkım varken hem de. Bazı insanlar başarı yaftalamayı ve emek küçümsemeyi çok seviyor ve onların da ekmeğine yağ süren bir sosyal medya aracı var. Buna da yapacak bir şey yok bence. Ben bir süredir kendime dönmüş ve sadece kendimi dinler vaziyetteyim. O yüzden ne etkileniyorum ne de şekil değiştiriyorum. Hatta bir yandan da hala da cover söylemeye devam ediyorum. Seviyorum. Yorumumla başkalaşan şarkılar seslendirmekten hoşlanıyorum. Hikayenin başladığı yerden kopmamak da bana çok iyi geliyor.
Yaratıcılığınızı ve müziğe tutkunuzu besleyen duygu tam olarak nedir? Sizi harekete geçiren o motivasyonu merak ediyoruz…
Benim çocuk ruhumun ve çocuk neşemin yaratıcılığımı ve motivasyonumu inanılmaz aktive ettiğini düşünüyorum. Küçük Zeynep bana kariyerimde çok yardımcı oluyor bence.
Müzikal bir dönüşüm ihtimali üzerine konuşmak istiyoruz… Zihninizde “yeni bir ses” var mı? Daha deneysel, belki de pek beklenmeyen başka bir türde Zeynep Bastık albümü duyar mıyız gelecekte?
Bir süredir global anlaşmamız için yurtdışında bir araya geldiğimiz müzisyenlerle stüdyo süreçleri geçiriyoruz, şarkılar yapıyoruz. Farklı sound’ların, sürpriz global feat’lerin ve iş birliklerin olacağı yeni bir sürece girdim. Üretimim de değişkenlik gösteriyor ve sıklaşıyor bu süre içinde. Birleştirici güç olma hikayesinden de çok mutlu oluyorum ve besleniyorum. Hayal ettiklerimi gerçekleştirmeye devam ediyorum diyebilirim özetle.

“Başarı” kavramını nasıl tanımlarsınız? Bir varış noktası mı, yoksa yolculuk mu?
Başarı kavramı çok görece bir kavram bence. Neyi başardığında kendini yeterli, özgüvenli ve iyi hissedeceksin, seni ne kamçılayacak bu yolculukta… Bunlar çok değişen şeyler herkese göre. Benim neşemin ve huzurumun yerinde olduğu her dönem başarılıyımdır ben. Mutlu anlar yaratabildiğim her dönem başarıdır benim için. Neşemin önüne hiçbir kimseyi, hiçbir tutkumu koyamam, koymam. Sevdiklerimle istediğim yerde istediğim şekilde var olabilmek, büyük sofralar, şarkılarımın dokunduğu her insan, müzikle iyileşmek ve iyileştirmek, almak-vermek, sevgiyle çoğalmak, paylaşmak, kutlamak başarı bunlardır benim için.
Sürdürülebilir başarı için mutlaka disiplin ve doğru takım arkadaşları gerekir diye düşünüyoruz, bize katılır mısınız? Genellikle profesyonellerden oluşan bir ekiple ve bu ekibin birbiriyle kurduğu arkadaşlıkla çevrili olduğunuzu gözlemliyoruz hayatınızda. Sette de buna şahit olduk. Bir ekip nasıl kurulur ve bu ekip nasıl birbirine ortak bir başarı için bağlanır sizce?
Ben sevmediğim kimseyle çalışamam. İsterse dünyanın en yetenekli insanı olsun, kendi kalbime göre seçerim tüm ekip arkadaşlarımı. Göz-göze bakabileceğim her şeyden önce. Sonrasında da iletişimi, yeteneği, benimle olan uyumu ve ekipçiliği gelir. Ailem gibi görürüm tüm ekibimi. Gözetirim, sayarım, severim, paylaşırım karşılığını da alırım hep. Alma-verme dengesini güzel oturttuğumuzu düşünüyorum hepsiyle. Uzun süredir birlikte çalışmanın mesaisiyle de hızlıca akan bir sistem, ahenk ve empati var aramızda. Bir yerde yemek yiyorsak ortaya söyleriz mesela tüm yemekleri. Paylaşırız tüm güzellikleri ve başarıyı. Buralardan geliyor sanki.
Sosyal ilişkilerde mutlaka dikkat ettiğiniz bazı kriterler, olgular var mı? Mesela yeni tanıştığınız biri sizin nazarınızda tam krediyle mi başlar ilişkinize, yoksa zamanla mı toplar?
Eskiden koşulsuzca açardım kalbimi ve kredimi ama ünlü olduktan sonra değişti bu normal olarak. Daha temkinli ve sakin tanışıyorum herkesle. Yeni birini haneme ve hayatıma sokmak artık zaman geçtikçe daha çok zorlaşıyor. Ne için benimle tanışıyor ya da sevmiş gibi yapıyor konularını ne yazık ki artık kestiremiyorum. Çocukluk arkadaşlarım olmasa çok zor olurdu her şey. Hepsi iyi ki var gerçekten.

Bugüne dek, birinden duyduğunuz ya da aldığınız en iyi tavsiye neydi ve hayatınızda neyi değiştirdi?
Birinden aldım tavsiye değil ama bir dua beni çok etkiliyor. Kendime çok hatırlatıyorum bu sözleri zaman zaman. Şöyle diyor dua: “Tanrım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme cesareti ve ikisini ayırt edebilecek akıl ver.”
İlk kapak röportajınız Elele ile Eylül 2019’da gerçekleşmişti… O günleri tekrar hatırlarsanız, ilk teklifi aldığınızdan itibaren nasıl hissetmiş ve nasıl bir deneyim yaşamıştınız?
İlk kapak çalışmamızı, bu çekim için konuşurken yeniden buldum ve kapağa bakınca o günün hissine gittim. Can (Büyükkalkan) ile çekmiştik, çok yakın arkadaşımdı Can ve o çekimde de çok eğlenmiştik. Can’la çocukluk arkadaşıyız. Küçükken bazen hayallere dalardık; “Düşünsene sen ünlü bir müzisyen olmuşsun ve ben de senin fotoğraflarını çekiyorum” demişti. İşte o kapak bir hayalin gerçeğe dönmesiydi. Saçları rüzgardan uçan o kızdan bugün burada stüdyoda sizinle buluşan Zeynep’e uzanan yolculuğa gülümseyerek ve şükürle bakıyorum.
Aşka ne kadar inanıyorsunuz ve onu nasıl tanımlıyorsunuz?
Serkay’dan (Tütüncü) öncesine kadar aşkı hep bir acı, istediğin gibi yaşayamadığın, kavuşamadığın bir hikaye olarak tasvir ederdim. Ama gerçek aşkın iyileştirici gücünü gördükçe ve tadını aldıkça aşkın insan hamurunu en net şekillendiren, en kontrolsüz, filtresiz, en savunmasız ve en güçlü duygu olduğunu anladım. Aşkınızı kimin avucuna bıraktığınız çok önemli.
Bir aşkın başrolü olduğunda nasıl birine benzersiniz? Zeynep nasıl bir aşıktır?
Bu soruyu bana değil, Serkay’a soralım bence.

Serkay Tütüncü ile mutlu bir beraberliğiniz dışarıdan bakanlara “ne çift ama!” dedirtecek kadar karizmatik görünüyor. Bu aşkın alametifarikası nedir?
Biz eşitler arası bir çizgide, empati ve anlayış dolu, herkesin önce kendini çok sevdiği ve önemsediği, daha sonra da birlikte yaşadığımız hayatı sevip sahiplendiği, zaman zaman hırçın ve tutkulu, zaman zaman huzurlu ve güvenli, birçok rengi ve dalı olan büyük ve görkemli bir ağacın gövdesi olarak büyüyoruz…
Bu hikayede birlikte kurduğunuz ortak bir hayal veya gelecekte ‘yapılacaklar listesi’ var mı?
Tanıştığımız günden beri birbirimizin hayatının ve hayallerinin ortasındayız diyebilirim. Birlikte gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştirmeye de devam edeceğimiz çok güzel hayallerimiz var.
Son olarak, Elele arşivi için ‘zaman kapsülü’ niteliğinde bir soruyla bitirelim… Bir sonraki Zeynep Bastık röportajımızda mutlaka hangi soruyu sormalıyız ve neden?
“Aynı anda hem popstar hem de ‘hot mama’ olmayı nasıl başarıyorsun?” olabilir.

Tek Bakışta
Başarıyı nasıl kutlar?
Kalabalık, uzun ve özenli bir sofrayla.
Kaybedince nasıl tepki verir?
Bir süre sessizleşirim; sonra kaldığım yerden devam ederim.
Neyi yemekten bıkmaz?
Lahmacun!
Rüya gibi bir tatil rotası?
Güney İtalya ya da tekneyle Yunan Adaları.
Favori kahve siparişi nasıldır?
Decaf, badem sütlü, ice latte.

İmza aksesuarı nedir?
Yüzüklerim.
Favori kokusu hangisi?
Deniz ve kum kokusu.
En çok kimi arar?
İş arkadaşlarımı, erkek arkadaşımı, ailemi, dostlarımı.
“Guilty pleasure” diyebileceğimiz bir alışkanlık?
9/8’lik çalan her şeyde dans etmeden duramamak olabilir.
Neye tahammül edemez?
Kendiyle kafayı bozmuş insanlara, ast-üst ilişkilerini çok ciddiye alanlara, adaletsizliğe ve şefkatsizliğe.
Eleştirileri nasıl karşılar?
Gelişim alanlarımı destekleyen eleştirileri dikkati alırım, kalanını görmem bile.