Bembeyaz dişler, sağlıklı gülüşler için

Bu sloganı hepimiz hatırlıyoruz, bizi can evimizden vuruyor.

Levent Buda

Levent Buda


Herkes bembeyaz, sağlıklı dişler ister. Ben de isterim. Çünkü sağlıklı olmanın temel göstergelerinden birisi de güldüğümüz zaman ortaya koyduğumuz dişlerimizin bembeyaz ve parlak görünmesi. Bunu sağlamak adına gün boyu pek çok diş macunu ve gargara markasının reklamları ile karşı karşıyayız. Bin bir çeşidi var. Farklı tatlarda, farklı koruyucu özelliklerde, beyazlatıcılı aklıma gelmeyen daha bir dolu özellikte olanları sürekli ekranlarda boy gösteriyorlar. Hepimiz ihtiyacımıza ve genel beğenilerimize göre bu ürünlerden bir tanesini alıyoruz. 

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da benim için önemli bir kongre gerçekleşti. 2. Uluslararası Katılımlı Homeopati Kongresi. Bu kongrede benim de iki adet konuşmam vardı. Ancak asıl önemlisi bir de diş hekimliği ile ilgili bir oturum vardı ve bu oturumda diş hekimi arkadaşlarım kendi alanları ile ilgili çok güzel bilgileri paylaştılar. İşte bu oturum sırasında edindiğim ve bence çok işinize yarayacak birkaç bilgiyi paylaşmalıyım diye düşünerek bu yazıyı yazıyorum. 

Şimdi evet diş macunları ağızda çok önemli bir temizlik fonksiyonunun gerçekleşmesine katkıda bulunuyorlar. Farklı içerikleri ile ağız ve diş sağlığımızı korumak adına çok yardımcılar. Ancak fırçalamak hepsinden daha önemli bir alışkanlık. Mekanik temizliği sağlamak adına günlük düzenli fırçalama macunsuz bile olsa olmazsa olmaz koşul. Ayrıca sık sık fırçaların değiştirilmesi ve mutlaka kuru fırça ile diş fırçalamak mekanik temizliğin kalitesini artıran faktörler.

Sıkça duyduğumuz bir kavram da flor uygulaması. Diş macunlarına da flor ekleniyor ve pek çoğunun üzerinde floridli ibaresi ile bu belirtiliyor. Aslında flor tek başına doğada gaz halinde bulunuyormuş. Ama çevremizde florid bileşikleri halinde sularda, toprakta, kayaların içinde bitki ve hayvanların yapısına giriyor. En fazla da çay, tütün ve balıkta mevcut. İnsan bedeninde mutlaka 2-3 gram bulunması gereken, günlük besinlerimizin içinde bulunması gereken bir eser element. Standart beslenme ile ortalama 1-3 miligram günlük olarak alıyormuşuz. 

Pek çok diş hekimi özellikle çocukluk çağında yavrularımıza flor uygulaması yaptırmamızı öneriyor. Bunu diş çürüklerini engellemek için, diş hassasiyetini gidermek için, diş üzerindeki erozyonu gidermek ve özel bakıma muhtaç bireylerde olabilecek diş hastalıklarına karşı profilaktik olarak öneriyorlar. Ancak her uygulama gibi iyi bir şekilde incelenip, araştırılarak yapılması gerekli bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü yüksek miktarda floridin bedende olumsuz etkileri de mevcut. 

Dünya Sağlık Örgütü içme sularında 1,5 ppm’e kadar floride izin veriyor. Bunun üzerindeki miktarların zehirlenmelere neden olabileceği bildirilmiş. Bu yüzden içtiğimiz suların içerisindeki florid miktarlarına dikkat etmeliyiz. Az önce yazdığım gibi en yüksek oranda çayda bulunuyor. Günde yaklaşık 10 fincan çay içen bir kişi yeterli floridi bedenine alıyor. Ayrıca hazır gıdalar, meyve suları ve katkılı içecekler, floridli diş macunu ve ağız bakım ürünleri de günlük florid alımımıza katkıda bulunuyorlar. Böylece aslında yeterli floridi bedenimize zaten alıyoruz. 

Karbonhidratları tükettiğimiz zaman ağzımızda bir asit ortam oluşuyor ve bu asit ortamda diş minesindeki calcium ve fosfat mineralleri mineden uzaklaşıyor. Bu asit ortam yediklerimiz ve içtiklerimiz ile tekrar hafif bazik ortama döndüğünde bu mineden uzaklaşan ve aslında minenin sertliğini sağlayan calcium ve fosfat tekrar mineye geri çöküyor. İşte tekrar geri çökme işlevinde florid köprü ve taşıyıcı görevi görüyor. O yüzden mutlaka bedende bulunması gerekli. Ancak dengeli beslenen ve yeterli florid alan kişilerde ağız bakımına da özen gösterilirse çürük oluşumu azalıyor. 

Kronik flor miktarının yüksekliği ile Florosis denen bir durum ortaya çıkıyor. Bu durumda dişler iyice bozulup, çürüyerek kötü bir görünüm oluşuyor. Yani sizin anlayacağınız azı karar, çoğu yine zarar. "Aaaa ben alıyorum ama yine de dişlerim bozuldu" diyorsanız bu fazla almanızdan da kaynaklanıyor olabilir. Akut zehirlenmeler ise daha kötü bir durum, çünkü ölüme kadar giden bir tabloya neden olabiliyor. 

Florosis tablosunda sadece dişler de etkilenmiyor. Bütün iskelet sistemi etkileniyor ve bel-boyun ağrıları gibi bulgular ortaya çıkabiliyor. Ayrıca mide ülserleri vb. durumlar da tabloya eklenebiliyor. Oluşabilecek sperm anomalileri de işin bir diğer kötü yönü. Böylece doğurganlık da bozulabiliyor.

Ayrıca florid atılımı en fazla böbrekten oluyor ve bu sırada miktarı yüksek olursa böbrekte de önce mikroskobik sonra devamlı yüksekliklerde kalıcı hasarlara neden olabiliyor. Şimdi bu bilgilerin ışığında ne yapacağız diye düşünüyorsunuz. Seçim kendimizin ama zaten normal beslenirken yeteri kadar floridi alıyormuşuz. Daha düşünmeye gerek var mı?