Onunla yaşamak zor...

Sabah olduğunda tuvalette oturup, kitap okuyarak saatlerini geçirmeye o kadar alışmıştı ki, bu başına gelen duruma dayanamıyordu...

Levent Buda

Levent Buda


Makatındaki ağrı inanılmaz kötü idi. Oturamıyor ama ayakta da duramıyordu. Sadece hafif yana dönük, belinden yukarısı hafif yukarıda uzanmak ve hiç hareket etmemek ağrısını biraz olsun hafifletebiliyordu. Doktora giderken arabadaki en küçük bir sarsıntı ağrısını azdırıyor ve çığlık atmasına sebep oluyordu. Çevresine karşı belki de ağrı yüzünden bir öfke ortaya çıkmıştı. Gülene, gelip teselli etmeye çalışana da acayip sinirleniyor, bazen kendini tutamayıp carlıyordu.

Basur memesi dokunulamaz halde, hassastı. Doktor muayene ederken çığlığı ortalığı kaldırmıştı. Öğrendi ki anüs çevresinde genişleyen damarlar içerisinde kan pıhtılaşmış ve bu ağrılı akut duruma sebep olmuştu. Doktor bir dolu şey anlattı, yapması gereken önerileri sıraladı ve ilaç reçete etti. Şu akut durumda ameliyat yapılamayacağını, ancak bu akut durum geçtikten sonra ameliyatın bir çözüm olabileceğini söyledi. Kanarsa endişe etmemesi gerektiğini, hatta bu ağrılı durumu hafifletebileceğini söyledi.

Öğrendi ki, tuvalette uzun oturmak, gün boyu oturarak çalışmak, uzun süre ayakta kalmak, ağır kaldırmak, kabızlık ve ishal, hamilelik, çok ıkınmak (doğum), hareketsizlik, şişmanlık, uzun süre gaita yumuşatıcı ilaç kullanımı, yaşlılık ve lifsiz gıdalar ile beslenme bir de genetik yatkınlık ile birleşince hemoroidin oluşmasını kolaylaştırıyormuş. Bir de bazen karaciğer hastalıklarına eşlik edebiliyormuş, o yüzden mutlaka bir tetkik sürecinden geçmek gerekiyormuş.

Tabii ki modern çağın muhteşem ansiklopedisi interneti kullanmak için eve gelir gelmez bilgisayarının başına geçti. Kullandığı ağrı kesici bir nebze olsun ağrısını hafifletmişti. Doktor ılık suda oturma banyosu önermişti. Ancak kendisi internette okurken bu oturma banyosu içerisine bazı tıbbi bitkileri eklemenin faydalarını da okudu ve hemen uygulamaya geçti. Tıbbi Nergis (Calendula officinalis) ya da halk arasında bilinen adı ile ayn-ı safa bitkisi, tıbbi papatya (Chamomilla matricaria) ya da yine halk arasında bilinen adı ile Alman papatyası ve bir de meşe kabuğu ile hazırlanan ılık oturma banyosu bulguları hafifletebiliyordu. Bir kaynakta da 125 gram keten tohumunun bir bardak sıcak su içerisinde bekletilmesi ile hazırlanan lapanın makat bölgesine ılık olarak uygulanmasının şikayetleri hafifletebileceğini okudu. 

Gerçekten de oturma banyolarını yaparken bu ağrı birazcık hafifledi. Ancak yaşam tarzında da önemli değişiklikler yapması gerekiyordu. Hem doktorundan, hem de internette okuduğu kaynaklar bunun üzerinde çok duruyordu. Her insan gibi bazı yanlış alışkanlıkları vardı ve bunları bildiği halde bazen zaaflarına yenilip yapıyordu. Ama sonucu kötü olmuştu. Çok canı yanıyordu. O yüzden hızlıca bu değişiklikleri hayatına entegre etmeliydi. 

Öncelikle tuvalet keyiflerini bitirmeli, kitapları daha rahat bir ortamda okuyarak tuvalette kalma süresini kısaltmalıydı. Fazla kilolarından kurtulmak da diğer bir önlemdi. Hızlıca bir diyet programına başlamalıyım diye düşündü. Egzersiz yapıp hareketli bir yaşama geçmeliydi. Egzersiz ikincil bir fayda olarak bağırsak hareketlerini düzenliyordu. Gün içinde oturma ve ayakta durma sürelerini de ayarlamalıydı. Hem oturmak, hem de uzun süre ayakta kalmak da hemoroidi tetikliyordu. Ayrıca besinlerini de düzenlemeliydi. Lif içeriği zengin gıdalara doğru beslenme düzeni kurmak temel bir yaklaşımdı. Bu hem gaitanın yumuşamasını sağlıyor, hem de kilo vermeye yardımcı oluyordu. Gaitanın yumuşak kalması için bağırsak florasını düzenlemesi de diğer bir çözüm ve yardımcı yöntemdi. Bu yüzden probiyotik kullanması gerektiğini düşündü. Hemen doktorunu aradı. Bu konuyu hiç konuşmamışlardı. Doktoru da olumlu karşıladı, hatta mutlaka kullanmasını önerdi. Onun önerdiği bir hapı almaya karar verdi. 

Yine internet sağ olsun, bazı bitkisel ilaçların adına ulaşmasına da sebep oldu. Gerçi doktoru bir reçete yazmış ve iyileşmesine yardım edecek ilaçları kullanmaya başlamıştı. Ancak bu bitkisel ilaçların da iyileşmesini hızlandıracağını düşünerek hemen nereden alabileceğini sorgulamaya başladı. Ve okuduğu makalelerin en iyi standardize edilmiş ekstrelere eczanelerden ulaşabileceğini öğütlüyorlardı. Bu amaçla iki bitki öne çıkıyordu. 

Cadı fındığı – Hamamelis Virginiana damarların çeperlerinin gücünü artırarak ve oradaki enflamatuar süreci azaltarak etki ediyordu. Bu variste de kullanılabilir diye içinden geçirdi. Hakikatten kullanılabiliyordu da! Lokal kullanım öneriliyordu. Bu yüzden piyasada merhemler şeklinde bulunuyordu. Ayrıca homeopatik olarak hazırlanmış ağızdan alınan ilacının da kullanılabileceğini okudu.

İkinci önemli bitkisel ilaç da at kestanesi – Aesculus Hippocastanum’du. Şişliği ve ağrıyı azaltıyordu. Ayrıca damarları da güçlendiriyordu. Birkaç hafta boyunca ağızdan alınan tabletlerinin kullanılması gerekiyordu.

Ayrıca öküzgözü – Arnica Montana ve yine at kestanesinden yapılan lokal kullanımlı merhemlerin anal bölgeye sürülmesinin de enflamatuar süreci hafifleterek etki edebileceği yazıyordu. 

Bilgilerin çok olması kafasını karıştırmıştı. Ne yapacağını bilemediği için bu konuları iyi bilen bir doktor ile görüşmesinin iyi olacağını düşünerek, derhal bir randevu aldı. Bu doktor üç gün süre homeopatik Hamamelis önerdi. Bu arada da at kestanesinin tabletlerini önererek, öküz gözünün merhemini ekstra reçete etti. Diğer ilaçlar ile bir arada kullanabileceğini söyledi. Böylece tedaviye devam etti. Hamamelis ile şikayetleri hafiflemişti. Ancak tedaviye her iki doktorun önerdiği sürelerde devam etti. Sonuçta genel cerraha gittiğinde hastalık artık ameliyata ihtiyaç olmayacak düzeyde toparlamıştı. Ancak sağlığını koruyucu yaşam tarzı değişiklikleri de yanına kar kalmıştı. Bu hastalık kendini düzeltmesi için bir vesile olmuştu.