Yeni oyun kurucu: Hasan Can Kaya

Sahnelerden ekranlara, ekranlardan gönüllere son sürat bir yolculuğun başrolüyle birlikteyiz. Hasan Can Kaya, oyunu kurallarına göre oynamıyor! Anlatacaklarını dinlemeye hazır mısınız?


Sahnelerden ekranlara, ekranlardan gönüllere son sürat bir yolculuğun mutlak yıldızı olarak tüm bakışların odağında. İçinde bulunduğu her işin ve her ortamın doğal başrolü Hasan Can Kaya, oyunu kurallarına göre oynamıyor ve kendi kurallarıyla oyun kurmanın şifrelerini kıvrak zihninde saklıyor. Anlatacakları ise henüz yeni başlıyor…

RÖPORTAJ: BARAN ALIŞKAN
FOTOĞRAF: OZAN BALTA
STYLING: MERVE GÜREŞ/PORTER
SAÇ: HARUN ATEŞ/ARKHE HAIR DESIGN
MAKYAJ: HİDAYET KORKMAZ

Günün erken saatlerinde tüm ekip hazırlıklarımızı tamamlamak üzere stüdyoda buluşuyoruz. Fonda hafif sesli bir müzik ve çevrede hummalı bir çalışma var. Bugün başarıya giden yolda emin adımlar atmış bir konuğumuz olacak. Birkaç şarkı, ışık ayarları ve son hazırlıklardan hemen sonra; çok zaman geçmeden kapıda okuyucularımızla buluşturmak için sabırsızlandığımız o isim; Hasan Can Kaya beliriyor. O, son dönemin şüphesiz dikkatleri ve meraklı bakışları en çok üzerine çeken ismi. Hasan Can Kaya, adımını stüdyoya attığı ilk andan itibaren harikulade iletişim yeteneğini konuşturuyor ve günün kalanına dair bize net bir mesaj veriyor: Bugün çok eğleneceğiz! Uyumlu ve kendinden emin bir şekilde objektifin karşısına geçiyor ve bir taraftan radarına takılan herkesle istisnasız her konuda koyu bir sohbete dalıyor. Bu sırada ‘iyi mizah’ kavramı hakkında konuşuyoruz. Şüphesiz zekice kurgulanmış bir yaratım sürecine ihtiyaç duyduğunu düşündüğümüz bu kavramla birlikte onun yaratım sürecinin nasıl işlediğine dair sorumuzu soruyoruz. Hasan Can Kaya, belli bir stratejisi olmadığından bahsediyor. “Çocukluğumdan beri komiğim, dolayısıyla içgüdüsel hareket ediyorum” sözleriyle ekrandan gönüllere uzanan bu maceranın püf noktasını da vermiş oluyor. Komik olmak için belli başlı kurallara bağlı hareket etmiyor ve doğuştan sahip olduğu yeteneğiyle güldürmek ise tam olarak onun işi. Bunu her an hissedebiliyorsunuz. Her dakikası dolu bir ajandaya sahip olduğu için kusursuz bir program yapmamıza rağmen röportaj ve çekim için ayırdığımız zamanı biraz aşıyoruz. Çünkü Hasan Can, tıpkı Konuşanlar Talk Show’da olduğu gibi sorularıyla seti bir ‘Konuşanlar’ bölümüne dönüştürüyor. Kara tahtası ve tebeşiri yanında olmadığı için bazılarımızı aklına yazdığından ise kesinlikle eminiz. Bu sırada ‘biriyle göz göze geldiğinde karşısındaki kişide ilk bakışta hangi hisleri uyandırdığını düşündüğünü’ soruyoruz ve yanıtını bekliyoruz… ‘Merak olur herhalde’ diyor. Biz de bu merak hissiyle yanıp tutuşanları daha fazla bekletmemek adına son sözlerimizi söylüyoruz. Son dönemin ve gelecek günlerin yeni oyun kurucusunu takdim ediyoruz. Karşınızda, Hasan Can Kaya!


“İyi mizah hem yüzleşmeyi hem de birlik duygusunu getirebildiği için dünyadaki en etkili ve eski terapi yoludur. Mizah, hayatta sizi üzen dezavantajları malzeme olarak kullanma ve avantaja dönüştürme olanağı sağlar.”

Sizinle erkenden tanışmış olanlar sözlüklerde hakkınızda ‘gelecekte çok başarılı olacak’ temalı kehanetlerde bulunmuş. Geç keşfedenler, erken keşfedenlerden farklı olarak neyi kaçırdı?

Naçizane mizah hayatımın başından beri, çalıştığım yerlerde öne çıkan biriydim. O kehanetler de o dönemlerde yazıldı. Fakat şöhret çok sonra geldi. Arada kim neyi kaçırdı o konuda ne söylesem varsayıma girer. Ben önüme bakmaya çalışıyorum.

Gülümsemenin ve aynı fikirde olmanın lüks sayılabileceği günümüz şartlarında çoğumuz Hasan Can Kaya ismi üzerinde yazılı olmayan bir anlaşmayla sözleşmiş gibiyiz. Bizi size bağlayan asıl duygu ne olabilir?

Çok teşekkür ederim. Geçtiğimiz günlerde bir reklam şirketi de paylaştığı istatistiklerde hayran kitlemin, büyüklüğüne rağmen, çeşitliliğinden bahsederken, bunun yirmi yılda bir rastladıkları bir durum olduğunu söyledi. Gerçekten şükran doluyum. Sanırım tek bir ortak duygu yok… Dilerim bu teveccühün karşılığını verebilirim.

Seyirciyle etkileşimin kilit rol oynadığı ve doğaçlamanın ön planda olduğu bir formatla çok geniş kitlelere ulaşmayı başardınız. Riskli ve her türlü sonuca gebe bu formatı hayata geçirirken ve sürdürürken ateşleyici güç olan motivasyon tam olarak neydi?

Motivasyonum, zaten yıllardır küçük sahnelerde hiç tanınmıyorken çok başarılı bir şekilde doğaçlama gösteriler yapıyor oluşumdu. Üstelik ‘no name’ güldürmek, ofansif tarz edinmek çok daha zordur. Buna rağmen, Leman Kültür sahnede kulaktan kulağa, aralarında çok elit bir kesimin de bulunduğu sadık bir hayran kitlesi edinmiştim. Uzun zamandır sahnede güldürebilmek benim için bir soru işareti değildi artık. Sıra dışı bir şansızlık olmazsa başarılı olacağımı tahmin ediyordum.


“Yetenekli insanlar genellikle mükemmeliyetçi oldukları için sıradan insanlara göre daha fazla çalışır. ‘Yetenekli ama çalışmıyor’ ise yeteneksizlerin fantezisidir.”

Herhangi biri Hasan Can Kaya’nın yerine geçmiş olsa, spot ışıkları ve alkışlarla dolu gösteri dünyasında hangi görünmez gerçekle yüzleşir?

Ne kadar çok çalıştığı gerçeğiyle yüzleşir herhalde... Zaman zaman angaryaya kaçan çok fazla iş yapmasına da şaşırır. Ben yıllardır kendi işlerimi baştan sona kendim yapmaya alıştığım için ‘star/yönetici’ pozisyonunda görev verme konusunu yeni deneyimliyorum. Bu sebeple o süreç biraz yavaş ilerliyor.

Sizce, bu coğrafyanın güldürü kültürünün olmazsa olmazı nedir?

Hoşgörü. Hoşgörü olmazsa gülmeye ve güldürmeye daha mesafeli yaklaşılır. Doğuştan mizahçı eğilimleri olanlar deli muamelesi görür ve yaşadıkları toplumdan dışlanırlar.

Yaratıcılık doğuştan gelen bir yetenek mi, yoksa sonradan öğrenebilen, geliştirilebilen bir kıvılcım mı?

Bence ikisi birden... Yeteneğin tanımına, çalışmak da dahildir. Hatta yetenekli insanlar genellikle mükemmeliyetçi oldukları için sıradan insanlara göre daha fazla çalışır. ‘Yetenekli ama çalışmıyor’ ise yeteneksizlerin fantezisidir.

Sizi kimsenin tanımadığı kalabalık bir odaya girdiğinizi varsayalım… O odada var olmaya gözlem yaparak mı, iletişime geçerek mi başlarsınız? İlk 15 dakikada sizi ne yaparken bulabiliriz?

Aslında ikisi birden. Biz komedyenler biraz ‘yüksek sesli gözlem’ yaparız. Yani hemen fark edilemeyeni herkesten önce fark etmek ve onu paylaşma tutkusuyla lanetlenmişiz. O yüzden başarılı olmadan önce çok zordur komedyenlerin hayatı. Öyle bir ortamda da ilk 15 dakikada, muhtemelen grubun ortasında konuşurken bulabilirsiniz beni. Gruptan bazıları sever o yüzden, bazıları da nefret eder. Genellikle ortası yoktur.

Sevenlerinizi bir arkadaş grubu, ‘Konuşanlar’ı ise bir lise sınıfı kabul ediyorsunuz. Çok konuşanın tahtaya yazıldığı, eğlenceli gençlerin cezalandırıldığı ve susturulduğu o günlere inat, bu programda çok konuşan ve eğlenceli hikayelere sahip kişiler öne çıkıyor ve yıldızlaşıyor. Bu format ‘o eğlenceli kişilerin’ ve yaşanamayan güzel günlerin bir intikamı sayılabilir mi?

Tam olarak öyle! Ben de lise yıllarında, o listenin her zaman en tepesindeydim. Bizim toplumuzda neşeli, komik insan sadece sınıfta değil, iş ve akraba çevrelerinde de yadırganır maalesef. O yüzden duygudaşım olarak da görüyorum öyle arkadaşları. ’Konuşanlar Talk Show’ sınıfın komik çocuklarının, sistemden aldığı rövanştır.

Tüm dünyanın izlediği bir ‘Konuşanlar’ bölümü hayal edelim. Elinizde tebeşirle kara tahtanın başındasınız ve dilediğiniz ismi sahneye davet edebilirsiniz. Tahtaya kimlerin adını yazardınız? Sizce kimlerin anlatması gerekenler var?

Eğer her zamanki gibi hem enteresan düşünceleri dinlediğimiz hem de eğlenceli bir bölüm olsun diyorsanız, ilginç olduğu kadar çelişkili bir grup gerekir. O yüzden şöyle bir liste olabilirdi: Elon Musk, Kim Kardashian, Donald Trump, Vladimir Putin, Kim Jong-un ve Mark Zuckerberg.

Bir talk show, bir dizi ve standup gösterisiyle şu an sizinle sık sık buluşabiliyoruz. Fakat önümüzdeki dönemde sinema filmi, tiyatro oyunu, yetişkin çizgi filmi gibi farklı alanlarda yeni projeler geldiğini de biliyoruz. Hasan Can Kaya aynı anda kaç farklı parçaya bölünebilir?

Bundan sonra oyuncu veya komedyen olarak aynı anda ikiden fazla projede yer almayacağım. Fakat yazar ve mizahçı olarak, kamera arkasında aynı anda birkaç projeyi hayata geçireceğim. Örneğin, bahsi geçen projelere ek olarak, orijinal formatını benim oluşturduğum yeni bir skeç programımız olacak.

İnsanlık olarak mental anlamda zor bir dönemden geçiyoruz. Gülmeyi unutan modern insan, mutluluğu ve hayatın içindeki neşeyi nasıl yakalayabilir?

Mizahla yakalayabilir. Çünkü mizah, farkındalığı daha yüksek olanın, daha çok neşelenebildiği biricik alandır. İyi mizah hem yüzleşmeyi hem de birlik duygusunu getirebildiği için dünyadaki en etkili ve eski terapi yoludur. Mizah, hayatta sizi üzen dezavantajları malzeme olarak kullanma ve avantaja dönüştürme olanağı sağlar.

İnsanların kendileriyle ilgili ilginç, gizli hatta bazen utanılabilecek fikirlerini ve tecrübelerini rahatlıkla anlatmalarını sağlayan bir havanız var. Bunu neye borçlusunuz? Bunu nasıl başarıyorsunuz?

İnsanlar karmaşık varlıklar… Dolayısıyla bu sorunun tek bir cevabı yok. Tarz olarak, seyircinin travmalarını yok saymıyor, aksine ana malzeme olarak travmalardan besleniyorum. Bu, tarz olarak çok iddialı evet ama eğer benim gibi bu iddianın altından kalkmayı başarırsan da seyirciye travmalarının biricik olmadığını, hepimizin başına gelebileceğini, hepsinin bir süre sonra baktığında aslında gülünebilecek birer olay olduğunu göstermiş oluyorsun… Onlar da bu sayede içindekileri daha rahat anlatmaya başlıyorlar.

Hayatınız boyunca en sık karşılaştığınız klişe düşünce ne oldu?

Daha garantici olduğu düşünüldüğü için ‘yenilikçi tavra karşı negatif olarak yaklaşılması’ en sık karşılaştığım düşünce oldu.

Sarkastik bir tavrınız var ve bunu kıvrak bir zekaya borçlu olduğunuz aşikar. Sarkazm hayatınızda hangi ihtimalleri yok etti, hangi beklenmeyen güzellikleri getirdi?

Alıngan dostlarım olması ihtimalini yok etti. Ne getirdiği konusuna gelirsek; daha sancılı ama daha tutarlı, renkli bir hayat getirdi.

Hasan Can Kaya romantik ilişkilerde nasıl biri? Romantik bir aşık mı, yoksa iyi bir yol arkadaşı mı?

İkisinde de hem iyi hem kötü olduğum olmuştur. Bu karşımdaki kişiye de bağlı. Yani bu soru aslında iki kişilik bir soru…

Komik erkek gerçekten çekici midir? Karşı cinsi etkileme yolunda yakışıklılığa karşı güldürü yeteneğini geçer akçe sayabilir miyiz?

Belli bir donanımdaki kadınlar için sayabiliriz. Ama tabii ki sadece fiziksel görünümden etkilenenler de vardır.

Adım adım gelişen ve başarıya ulaşan bir kariyer yolculuğuna sahip biri olarak, bu röportajı okuyanlara vazgeçmemek noktasında ilham verecek tecrübenizi merak ediyoruz…

Eğer tutkuları olan alanı tespit edebilirlerse; zaten isteseler de vazgeçemeyeceklerdir. Benim hikayem biraz vazgeçmeme durumu değildi; mecburiyetti. Bu mesleğe aşık oldum ve artık yolcusu olmaktan başka çarem yoktu. İnsanın yolculuğunda belli bir mücadele eşiğinden sonra kimseye, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını anladığı bir kırılma süreci oluyor. Önemli olan tutkulu olduğun mesleğin kendisi oluyor. Başarı bile umurunuzda olmuyor artık. Beklentiyi tamamen bıraktığınızda enteresan bir şekilde, başarı da beraber geliyor.

Bir fantezinizi anlatabilir misiniz? Biliyorsunuz, cinsel olmak zorunda değil…

Dünyadaki tüm adrenalin dolu sporlarını yapmak istiyorum. Mesela paraşütle atlamak!


“Bu mesleğe aşık oldum ve artık yolcusu olmaktan başka çarem yoktu. İnsanın yolculuğunda belli bir mücadele eşiğinden sonra kimseye, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını anladığı bir kırılma süreci oluyor. Önemli olan tutkulu olduğun mesleğin kendisi oluyor. Başarı bile umurunuzda olmuyor artık. Beklentiyi tamamen bıraktığınızda enteresan bir şekilde, başarı da beraber geliyor.”

TEK BAKIŞTA

Nerede yazar?
Her yerde. Ruh halime göre değişiyor.
Ne yemekten bıkmaz?
Tatlı.
Hangi ikonik karakterin yerinde olmak ister?
Bilbo Baggins-Lord of the Rings
Neyi unutamaz?
Yapılan iyilikleri.
Neyi hatırlayamaz?
Yol tarifi.
Başarıyı nasıl kutlar?
Dostlarla bir araya gelerek.
Hangi yazarlardan etkilenir?
Franz Kafka, Fyodor Dostoyevski.
İlhamını nereden alır?
Hayatın kendisinden, her şeyden.