Yeni kimlik kartı

Yeni kimlik kartı

Biz kadınlar çantadan astrolojik harita çıkaracak kadar profesyoneliz. Şimdiyse zaman ‘tasarım’ zamanı. Ünlü markaların çantaları alışveriş listemizde yerini yerli tasarımlara bıraktı. Hepsinin ortak özelliği çevre dostu olmaları ve sürdürülebilir modayı desteklemeleri...

Yazı: İrem Atayık

Bago

Palmiye yapraklarının örülmesiyle üretim sürecine başlayan ‘Bago’ doğanın bize sunduğu güzelliklerden sonuna kadar yararlanıyor. Mevsimi kesinlikle yaz olan İpek Kocatepe’nin tasarımları; renkleri, doğayı ve doğallığı sevenler için!



Markanız nasıl doğdu?
Bago’yu kurarken amacım doğayı modern hayata ve modaya uygun hale getirebilmek, insanlara doğal olan ve doğadan gelen zenginliği en yaratıcı şekilde sunabilmekti. Her yaşa hitap edebilen el işçiliğinin ve doğal güzelliklerin ön planda olduğu farklı tasarımlar geliştirmek istedim.

Tasarımlarınızın mevsimi var mı?

Kesinlikle yaz!

Sizin tasarımınız en çok hangi şehir?
Renklerin büyülü dünyasını her detayında barındıran Marakeş sanırım.

Markanızın isminin bir hikayesi var mı?
Mitolojide ‘ormanın ruhu’ demek Bago. Okuduğum bir kitapta karşıma çıkan bir sözcük. Marka DNA’sını daha güzel anlatan bir kelime arasam da bulamazdım.

Hangi malzemeleri kullanmayı seviyorsunuz?
Yüzde 100 doğal olan ve kaliteli bir şekilde tasarımlara adapte edebileceğimiz doğanın bize sunmuş olduğu tüm zenginliklerden yararlanmayı seviyoruz. Benim kullanmayı en çok sevdiğim ise muz ağacı yaprakları.

Çevre dostu tasarımlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Doğal kaynakların kullanımındaki sürdürülebilirlik sorunu gibi çevresel problemler büyük boyutlara ulaşmışken; çevre dostu ürünler ve çevre dostu markalar kullanmalıyız. Bu yolda ilerleyen tasarımcıları daha çok desteklemeliyiz.

Üç kelime ile Bago... 
Renkli, farklı ve doğal.

Stiline hayranlık duyduğunuz isimler var mı?
Kate Moss, Brigitte Bardot ve Frida Kahlo.



Bago’yu neden sevelim?
Koleksiyonlarımızda istiridye kabuklarından ananas yapraklarına, muz ağacından palmiye yapraklarına, deniz yosunundan sedefe uzanan zengin bir materyal paletimiz var. Ayrıca bu güzelliklerin yanında koleksiyonlarımızı daha da zenginleştiren doğal ametist, turkuaz, inci, mercan, kuvars, lapis gibi taşlar da kullanıyoruz. Bu olayın en güzel yanı üretim sonunda hiçbir çantanın birbiri ile aynı olmaması...

Üretim sürecinden bahsedebilir misiniz?
Tabii ki, toplamda 25 zanaatkar kadın Bago’nun en önemli bireyleri. İşleyişimiz önce palmiye yapraklarının elde örülmesi ve ardından kök boyalarla renklendirilmeleriyle başlıyor. Daha sonra bu örgüler koleksiyondaki tasarımlara adapte ediliyor. Bütün süreç el emeği ile yaratıldığından koleksiyonların tamamlanması oldukça uzun zaman alıyor ve çok emek gerektiriyor.

Bir dolapta ne olmazsa olmaz?
Vücut tipinize uygun jean pantolon ve iyi kalıplı bir basic tişört.

Renk mi, yalınlık mı?
Renk.

Tarz mı, moda mı?
Tarz.



Bago tasarımlarına, Arnavutköy’deki showroom’undan ve Beymen mağazalarından ve bagohandicrafts.com’dan ulaşabilirsiniz. Fiyatlar 550 lira ile 2250 lira arasında değişiyor.


İpek Kocatepe kimdir?
Fashion Institute of Technology (FIT)’de Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Bölümü’nden mezun olan İpek Kocatepe, Monsoon-Accessorize, Ralph Lauren ve Beymen gibi büyük moda markalarında çalıştıktan sonra beş senelik tecrübe, el sanatlarına duyduğu sevgi ve merakı bir araya getirerek 2015 yılında Bago’yu kurdu.



Máh-roc
Sürdürülebilir modanın en büyük destekçilerinden olan Roksan Sarfati, ‘We travel. We collect. We re-design’ sloganıyla aşırı tüketime karşı çıkarak atılan kumaşları yeniden hayata kazandırıyor. İsmini ay ve güneşten alan ‘máh-roc’ seyahat ederek ve kumaş toplayarak farklı hikayelerin bir araya geldiği tasarımlar ile özgünlüğünü ortaya koyuyor.

Markanız nasıl doğdu?
Marka kafamda üniversitede moda tasarım okurken doğdu. Mezun olurken geriye dönüp baktığımda yaptığım bütün projelerin doğa, göçebe kültürler ve geri dönüşüm üzerine olduğunu fark ettim. Daha sonra fast fashion sektöründe tasarımcı olarak çalışırken atılan kumaşları toplamam ve biriktirmeye başlamam ile máh-roc ortaya çıktı.

Tasarımlarınızın mevsimi var mı?
Tasarımlarımızın mevsimi yok. Genelde aynı tonlar ve benzer dokular üzerinde çalışıyoruz. Bizim için önemli olan mevsim değil her mevsim ‘easy to wear’ olması.

Tasarımınız en çok hangi şehir?
İstanbul çünkü burası binlerce kültürü ve hikayeyi barındıran, her yerde ayrı dokusu olan bir şehir.

Hangi malzemeleri kullanmayı seviyorsunuz?
Atılmış ama hala güzelliğini koruyan el dokumalarına çok hayranız. Çevre dostu tasarımlar kesinlikle daha çok hayatımızda olmalı. Bu bir farkındalık. Geleceğimiz için...