Hayalindeki işi yapan bir kadın: Meltem Ersöz

Hayalindeki işi yapan bir kadın: Meltem Ersöz

Gözlemlemeye, yaratıcılığa meraklı bir kadın Meltem Ersöz. Tam da hayalindeki işi yaptığını söylüyor. Roche İletişim Direktörü Ersöz’ün değişik ülkelerde değişik alanlarda edindiği tecrübeler renkli kişiliğinin ana hatlarını oluşturuyor.

Yazı: Gülru İncu
Fotoğraf: Nurdan Usta

“KÜÇÜK BİR ÇOCUKKEN BABAMIN ABBA VE BEE GEES PLAKLARINA UYDURMA SÖZLERLE EŞLİK EDERKEN NEDENSE İYİ BİR ŞARKICI OLACAĞIMA EMİNDİM AMA ABİMİN TEPKİLERİNDEN BUNUN İMKANSIZ OLDUĞUNU ANLAMAM UZUN SÜRMEDİ” DİYEN MELTEM ERSÖZ, sonraları ilk aşkı müzi��i bırakıp başka sulara yelken açmış. Lise son sınıfta herkes işletme üzerine eğitim almak isterken, iletişim okumaya karar vermiş ve Marmara Üniversitesi’nde almış soluğu. Bu iş için de ABD’ye gitmekmiş en büyük isteği ama babasıyla girdiği pazarlık sonucu, ancak üniversiteden sonrasına ikna edebilmiş babasını. Üniversitede okurken iş hayatına atılmış atılmasına ama gizli gizli TOEFL, SAT sınavlarına girmekten ve okullara başvurmaktan da geri kalmamış. ABD’ye gitmek için hazırlanırken bir sene Show TV ve Cine 5’in reklam pazarlamasını yapan MEPAS’ta çalışmış. Ailesiyle girdiği ikinci tur ikna süreçlerinin sonunda, koparabilmiş Amerika iznini. Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) macerası da böyle başlamış işte. Oradayken McDonald’s ve Toyota’nın yerel medya ajansı Davis Elen’da medya planlama müdürü, PepsiCO Food’un ajansı olan D’ailey’de müşteri temsilcisi, ardından müşteri süpervizörü olarak çalışmış. Türkiye’ye döndüğünde ise “10 harika sene geçirdim” dediği P&G macerası başlamış. P&G’de altı yıl iletişim müdürlüğü yaptıktan sonra Cenevre’de Pampers, Gillette ve Always markalarının bölge stratejilerini hayata geçirmiş. Rusya’dan Kenya’ya, Polonya’dan Güney Afrika’ya iletişimi şekillendirmenin kişisel gelişimi için inanılmaz bir deneyim olduğunu söylüyor. Avea ve Samsung’un ardından haziranda Roche’a giren Meltem Ersöz, halen markanın iletişim direktörü. Hayatta her şeyin göreceli olduğunu söylüyor. Ayıp, mutluluk, zenginlik, fakirlik gibi kelimelerin manasının her ailede bile değiştiğini düşünüyor. Başka dinamiklerle insanları kabul edebilmek, yargılamamak ise çok önemli ona göre, tabii bunu başarabilmek de.


TUTKU, DENGE VE İSTİKRAR
Hepimiz hayatın anlamını, var olma amacımızı sorgulamıyor muyuz çoğu zaman, hele ki bilim adamlarının ileri sürdüğü kaos kuramını yerle bir edecek kadar ilginç gelişmeler yaşadığımız şu günlerde. Meltem Ersöz’e göre aslolan mutlu olmak. Bunun için hayatını yöneten üç kelime olduğunu söylüyor: Tutku, denge ve istikrar. “Hayatımı paylaştığım insanlar, yaşayacağım ev, alacağım çiçek, yapacağım iş, yiyeceğim yemek… Hepsinde aynı tutkuyu hissetmeliyim. İş hayatında her şeyin hep fazlasını istemeye alışığız ama durup sahip olduğumuz her şey için şükretmek, güzelliklerin farkına varmak lazım.”

KEŞİF DUYGUSU PAHA BİÇİLMEZ
Bir gece kalacak olsak bile seyahat etmek, farklı bir yerin havasını solumak bambaşka bir tutku hepimiz için ama bazıları için seyahat etmek turistik yerleri görmenin dışında çok farklı anlamlar taşıyor. Şehrin arka sokaklarında kaybolmak, zamanı durdurmuşçasına, hesapsızca anı yaşamak, şehrin insanlarını anlamaya çalışmak paha biçilmez bir keyif. Meltem Ersöz de olaya böyle tutkuyla bakanlardan işte. En büyük keyfi yeni ülkeler görmek, yeni kültürleri anlamak, bilmediği sokaklarda dolaşmak. Senede en az üç kez hiç görmediği bir ülkeyi ya da şehri görmeye çalışıyor. Her gittiği ülkeden mutlaka bir resim, espresso fincanı ve fil biblosu alıyor. “Ege kıyısında nerede denize girsem ruhum aydınlanıyor. ABD’de hiç yabancılık çekmiyorum ama Japonya’da kalmak da çok besleyici, Kapadokya’da balonla uçmak da, Kenya’da fillerin etrafında kahvaltı etmek de, Lapland’de husky'lerin çektiği kızağa binmek de” diyor. Ama en çok İtalya’da kendini evindeymiş gibi hissediyor: “Keyif, sanat, yemek, eğlence, deniz, kayak, tarih, neye meraklı olursanız olun, bana göre İtalya’da herkesi mutlu edecek bir şey var.”


ŞIK AYAKKABI VE ÇANTALAR VAZGEÇİLMEZİM
Hudson jean’leri çok beğeniyorum. Genelde Diana von Furstenberg’in elbiselerini kendime yakıştırıyorum. Tod’s ayakkabılar, Tory Burch babetler, Prada ayakkabılar her zaman her yere uygun. Jimmy Choo’lar çok kadınsı ama sivri topuk giymeyi çok nadir göze alıyorum. Çanta hepimizin tutkusu. Trençkotları da çok seviyorum. Sade, şık, klasik ama kadınsı.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.