“Menümüz ilk günkü halini koruyor”

“Menümüz ilk günkü halini koruyor”

Cafe Wien’le yolları 20 yıl önce kesişen, dört yıldır da bu güzel kafenin sahibi olan Tayyar Yıldırım, hem özel lezzetlerinden bahsetti hem de Cafe Wien’in İstanbul kafe kültüründeki yerini anlattı.

Cafe Wien, İstanbul’un en köklü markalarından. Kuruluş hikayesini sizden dinleyelim mi?
İstanbul, Viyana kahveleri benzeri bir kültürü 20’nci yüzyılın başlarında yakalamışken, sonraları gittikçe kalabalıklaşan kentte Markiz ve Lebon benzeri kahveler yavaş yavaş yok oldu. 1990 yılında Nişantaşı Atiye sokakta açılan Cafe Wien ile İstanbullular bu geleneğin yeniden filizlenişine tanık oldu.

Atiye Sokak’ta açılan ilk Cafe Wien’den bu yana menünüzde değişiklikler yaptınız mı yoksa her şey eski haliyle korundu mu?
Hayır, menümüzde değişiklik yok. Eski haliyle devam ediyoruz.

Cafe Wien, bir kafeye göre hayli geniş bir menüye sahip. Mutlaka tadılması gereken özel tatlar neler?
Viyana Usulü Şinitzel ve Patates Salatası’nın tadını çıkarabilirsiniz. Cafe Wien’in Schnitzel’i, Istanbul Life Dergisi tarafından oluşturulan İstanbul’un Klasikleşmiş 100 Lezzeti listesinde de yer alıyor.



Tatlılar ve kahveler arasında favorileriniz hangileri?
Cafe Wien’in özelliği, Avrupa tarzında çok çeşitli kahve ve pasta ürünlerini kendi bünyesinde hazırlaması ve satışa sunması. Viyana’nın ünlü kahvesi melange veya yaz aylarının favorisi dondurmalı eiskaffee, pastalardan sacher torte ve elmalı apfelstrudel, limonlu cheesecake topfentorte ya da haşhaşlı çörek Wiener brezel Cafe Wien’in spesiyalitelerinden bazıları. Tüm pastalar ve tatlı-tuzlu çeşitler hiçbir katkı maddesi veya boya kullanılmadan Viyanalı pasta ustaları ve onların denetimindeki Türk pasta ustaları tarafından özenle hazırlanıyor.

Viyana’da her şeyin bir hikayesi olduğu söylenir. Tatlılarınızın özel hikayeleri var mı?
Evet, hemen hepsinin bir hikayesi var. Size en önemli spesiyallerimizden olan Sacher Torte’nin hikayesini anlatayım. 1832 yılında, Avusturyalı diplomat Wenzel von Metternich önemli misafirlerini ağırlayacağı davet için mutfağında çalışan aşçıdan özel bir tatlı hazırlamasını ister. Ancak usta aşçının hastalanması üzerine tatlıyı hazırlama görevi 16 yaşındaki genç aşçı Franz Sacher’e kalır. Sacher’in o an eline geçen malzemelerle yaptığı pasta davetliler tarafından çok beğenilir. Pastanın ünü gittikçe artar ve dünyaca ünlü pastalar arasına girer.