Çocuklara ders çalışmayı sevdirme yolları: 6 öneri

Ebeveynlerin çocuklarıyla doğru iletişim kurmasının önemini belirten Eğitimci Can Uysal, çocuklara dersi sevdirmenin yolları hakkında bilgilerini aktardı. İşte Uysal'ın yorumlarıyla çocuklara ders çalışmayı sevdirme yolları ve 6 öneri


Çocuklara ders çalışma alışkanlığı nasıl sevdirilir? Pek çok anne babanın yanıtını aradığı bu soruyu eğitimci Can Uysal yanıtlıyor... İşte Uysal'a göre çocuklara ders çalışmayı sevdirme yolları:

ÇOCUKLARA DERS ÇALIŞMAYI SEVDİRME YOLLARI

Eğitimciler olarak en çok  karşılaştığımız sorular arasında evlatlarımızın neden ders çalışmadıkları, neden ödevlerini yapmadıkları ve dersle geçirdikleri zamanın neden az olduğu soruları bulunuyor. Örneğin “Oğlum haydi ders çalış!”, “Neden ödevlerini bitirmedin?”, “Bu ödevler hala tamamlanmadı mı?” gibi soru tipleri kullanıyoruz.

Tam bu noktada bu soruların dönüşebileceği çok basit bir kavşak bulunmaktadır. Bizler bu soru tipleri yerine “Evladım, hangi dersi yapmaktan keyif alıyorsun?”, “Hangi yeteneğini geliştirmek istersin?”, “Birlikte hangi etkinliği yaparsak daha keyif alır ve daha mutlu olursun?” diye sorabiliriz. 

Bu soruları dönüştürdüğümüzde birçok problem iletişim bazlı çözülmüş olacaktır. Böylece bizler çocuklarımızla doğru iletişim kurarak, onları destekleyip güzel anlarımızın birikimini sağlamış olacağız. Bu uygulamalar ve sorularla birlikte çocuğa ders çalışmayı, ödev yapmayı ve uygulama ve deney yapmayı sevdirme fırsatı bulacağız.

1-AİLECEK BİR ÇİZELGE OLUŞTURUN

Kişilik yapılarımız, öğrenme stillerimiz çalışma düzenimizi etkileyebiliyor. Hayatın içindeki koşturma ile birlikte bazen çalışma düzenimizi oluşturmakta zorluk yaşayabiliriz. Bu öğrenciler içinde geçerlidir. Öğrencilerin kendilerini tanıyarak, kendi özelliklerini göz önünde bulundurarak bir plan halinde çalışmaları onların hayatlarını kolaylaştıracaktır. Ayrıca öğrenmelerini daha etkin kılacaktır.

Bu çalışma çizelgelerini çocuk-ebeveyn-öğretmen ortak fikirler belirterek oluşturmalı. Çizelge hazırlanırken mutlaka öğrencinin sosyal hayatı göz önünde bulundurulmalıdır. Tek taraflı olarak öğretmen veya ebeveyn fikirleri üzerinden oluşturulmamalıdır. Mutlaka öğrencinin söz sahibi olduğu bir çizelge olmalıdır çünkü bu çizelgeyi uygulayacak olan çocuktur. Yaş grubuna uygun şekilde çizelgeyi planlamaya çocuk dahil edilmelidir. O sorumluluğu alacak olan ve uygulayacak olan öğrenci olduğu için kendini söz sahibi hissediyor olması onu motive edecektir. Daha istekli ve daha başarılı olmasını sağlayacaktır.

Bu yapacağınız çizelgede sadece ders programı akademik odaklı değil çocuğun sosyal hayatına da değinilmelidir. Yani bu çizelgede, çocuğun tüm gününü planlayacak şekilde olması daha etkili olur. Okuldan geliş saati, dinlenme ve oyun saati, çalışma saati, yemek saati ve uyku saati program içinde yer alırsa çocuğun kendi hayatını planlaması daha sağlıklı olur. Yukarıda da değindiğimiz gibi ailecek yapacağınız bu çizelgede çocuğun yaş dönem özellikleri, kişilik özellikleri, hobileri mutlaka düşünülmelidir.

Diğer önemli nokta bu çizelgeyi uygulama konusu. Çocuğa bunu uygulamazsa ceza alacağını belirtmeniz katı, bozulamaz olması gibi yanlış bir beklenti geliştirmemektir. Buradaki amaç ve içeriğe odaklanmalıyız. Çocuğa o günlük yaşam rutinini kazandırabiliyor olmak değerlidir. Çeşitli yaptırımlarla, zorla yaptırılmaya çalışılan her işte zaten negatif sonuç verir. Motivasyonu her zaman hareketli tutmalıyız. Bu çizelgeyi hep birlikte zevkli hale getirebilirsiniz. Ailecek yapacağınız çizelgeleri renkli kartonlara yapabilirsiniz. Görsel materyallerle ve aile fotoğraflarınızla destekleyebilirsiniz. Çocuğunuzun bir duvarını çizelge duvarı yapabilirsiniz. Aslında her gün bu çizelgeyi rahat görebileceği ve dikkatini çekecek şekilde tasarlamak daha çok faydalı olacaktır.

Unutmayın ki aile olarak siz bir ekipsiniz, bu ekip ortak çok güzel işler başaracaktır…

2- MOTİVASYON KAYNAĞI BELİRLEMEK

Nedir bu motivasyon?

Motivasyon kişiyi harekete geçiren ve etkinleştiren güçtür. Bir işi yaparken içimizdeki istek olarak düşünülebilir. Amacı yolda giderken yanımızda olması gerekendir, motivasyon. İstekler, dürtüler, güdüler, içgüdüler, gereksinimler, düşünceler, duygular, değerler ve zorunluluklar motivasyon kaynağı olabilir. Kişinin, başarılı olması ve motivasyonu doğru orantılıdır. Ancak kişinin motive olabilmesi için en temelde kendini tanımlamayı bilmelidir. Kendi güçlü ve zayıf yönlerini analiz etmelidir. Kendini neyin motive ettiğini bulmak aslında işin zor kısmıdır. Bulduktan sonra uygulamak kolaydır…

Motivasyon içsel ve dışsal olarak iki taraflıdır.

“İçsel motivasyon, yalnızca bir problemi çözmenin kişisel tatminini sağlamak gibi bireyin içinden ortaya çıkan motivasyonu ifade eder.”

“Dışsal motivasyon, bireyin dışından kaynaklanan ve genellikle ödül, sosyal tanınma veya övgü içeren motivasyonu ifade eder.”

MOTİVASYONUNUN BAŞARIDAKİ ROLÜ

Motivasyonun çocuklarımız üzerindeki etkisinin ne kadar önemli olduğunu bilmeliyiz. Çalışma becerilerinin sağlıklı ilerlemesi için mutlaka motivasyon kaynaklı ilerlenmelidir. Ailecek yaptığınız çizelgenin amacı çocuğunuzun başarılı olmasına destek olmak içindir. Bu çizelgeyi uygularken katı kurallarla değil de çocuğun motivasyonunu destekleyici çalışmalarla uygulanırsa başarı o zaman size daha yakındır. Yaptığınız çizelgede çocuğun motivasyonunu artırıcı aktivite saatleri olmalı. Hobilerine zaman ayırmalı. Ailecek yapılan bir aktivite, bir film saati, çok istediği bir müzenin gezilmesi vb. onun için motive edici çok güzel kaynaklardır. Eğer çocuk çizelgeye uymakta zorlanıyorsa ve siz bunu fark ediyorsanız onunla konuşup fikirlerini almalısınız. Çizelgede küçük değişikliklere gidebilirsiniz. Onu yüreklendirip daha iyisini yapacağı konusunda motive edebilirsiniz.

Motivasyon her zaman özgüven oluşturur. Aslında burada çocukların özgüven kazanmasını da desteklemiş oluyorsunuz. Özgüveni ve motivasyonu yüksek çocuk çalışma becerilerinde daha başarılı olacaktır. Motivasyonlu birey pes etmeden tekrar tekrar deneme konusunda daha başarılıdır. Motivasyonumuzu her zaman canlı tutmalıyız.

3- SINIRLARI ESNETMEMEK

Her ailenin kendi içerisinde belirli sınırları vardır. Bu, aile yapısının bir parçasıdır ve olması gereken bir durumdur. Sınır kavramı birçok kişinin zihninde yasaklayıcı, cezalandırıcı, reddedici bir imgeyle bütünleşip korkutucu görünebilse bile evdeki sınırları belirlemek hem çocukların hem yetişkinlerin hayatlarında önemli bir yere sahiptir. Sınırlar sayesinde aile bireyleri birbirleriyle daha sağlıklı ve mutlu bir ilişki kurarlar. Sınırlar bir diğer taraftan, çocukların dünya ile kurdukları ilişki, öğrenme süreci, kendilerini tanımaları ve güvenlikleri için ayrıca önem taşımaktadır. Çocuklar, sınırlar sayesinde dünyayı öğrenirler, bir bakıma onlar için yol göstericidir. Ev içerisinde öğrendikleri doğrultusunda diğer insanlarla ilişki kurarlar. Eğer çocuklar sınırların belli olduğu, herkesin birbirine ve sınırlarına saygı duyduğu bir ortamda büyürse ilerleyen yaşlarda başkalarının kendi sınırlarını ihlal etmelerine izin vermezler. Ne zaman hayır demeleri gerektiğini ne zaman dur demeleri gerektiğini bilirler.

Aile içerisinde koyulan her sınır işlevsel olmayabilir. Temelde ilişkiyi ve aile bireylerini korumak, mutlu olmalarını sağlamak için çizilen bu sınırlar, dikkat edilmediğinde tam tersi bir etki de yaratabilir. Sınırların belirsiz olduğu, iç içe geçtiği ailelerde roller belirsizdir. Bu da karmaşanın ve çatışmaların yaşanmasına neden olur. Kimse duruma ya da kişiye nasıl yaklaşacağını, nerede durması gerektiğini bilemediği için bir belirsizlik hakimdir ve sonunda ne ile karşılaşılacağının bilinmemesi kişiler üzerinde güvensizlik ve kaygıya neden olur. Sınırların çok katı olduğu ailelerde ise durum tam tersidir. Aile bireyleri arasında oldukça zayıf hatta yok sayılabilecek bir ilişki vardır. Çocuklar ve ebeveynler arasında olması gereken destekleyici ve sevecen ilişki kurulmaz. Katı sınırlar gerçek bir bağ kurulmasının önünde engel oluşturur. Bu nedenle belirlenen sınırların gerektiği yerlerde esnetilebilir olması gerekir.

Sınırlar belirlenirken açık ve net olmasına, herkes için geçerli olmasına, herkesin hakkını koruyor olmasına dikkat edilmeli ve sınırların neden konulduğuyla ilgili konuşulmalıdır. Çocukların sınırları benimsemesini kolaylaştırmak amacıyla çocuk ilk zamanlarda yüreklendirilebilir, övgü veya ödül kullanılabilir. Ancak burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta sınırları belirlemek kadar onları korumanın da bir o kadar önemli olduğudur. Eğer belirlenen sınırlar ihlal edilirse ne kadar doğru bir başlangıç yapılmış olsa da devamlılığı ve verimliliği olmaz. Bu nedenle tutarlı olmak en önemli kuraldır. Bir gün dikkat edilen bir kural diğer gün ihlal edilirse, biri tarafından önem verilen sınır başka bir üye tarafından dikkate alınmazsa sınırların korunması oldukça zorlaşır.

Sonuç olarak aile içinde hem eşler hem de çocuklar ve ebeveynler arasında rollerin ve sınırların açık ve net olması ve doğru şekilde korunması mutlu ailenin altın anahtarı denilebilir.

4- O SAATİ ÖZEL HALE GETİRMEK

Ders çalışmak için uygun bir çalışma ortamının hazırlanması oldukça önemlidir. Nasıl günlük hayatta bulaşıkları banyoda yıkamıyorsak, çalışmayı da evin farklı bölümlerinde (televizyon karşısında, salonda, mutfakta, yatak üzerinde) yapmamak gerekir. Bu nedenle mevcut fiziksel ve çevresel koşullar dahilinde çalışma için en uygun ortam yaratılmalıdır. Bu her zaman özel bir oda olmayabilir ama yine de her koşulda küçük bir ders çalışma köşesi hazırlamak, çocuğun verimli çalışmasına yardımcı olur. Çalışma için ayrılan köşenin dikkati dağıtacak öğelerden uzak olması en önemli şarttır. Çalışma masasının yeterli derece aydınlık olması, sandalyenin ve masanın çalışma için uygun olması, masa üzerinde çalışma sırasında gerekli olacak eşyalardan (kalem, silgi, cetvel, kalemtıraş, gerekli kitaplar vs.) başka bir şeyin bulunmaması, ortamın iyi havalandırılmış olması önemlidir. Çocuk ders çalışırken ihtiyaç duyacağı her şeyi çalışmaya başlamadan önce hazırlarsa, bu masadan sürekli kalkmasını ve dolayısıyla dikkatinin dağılmasını önleyecektir. Fındık, ceviz gibi atıştırmalıklar, taze meyve suyu gibi içecekler ve yiyecekler de çalışma saatini özel hale getirmek için dahil edilebilir. Ayrıca ders araç gereçlerini çocuğun ilgi duyduğu alana göre, kendi kendine seçmesine izin vermek ders çalışmaya özendirebilir. Mesela, sevdiği çizgi karakterin kalem kutusu, sevdiği renklerde değişik kalemler, kendi seçtiği defterler…

Çalışma için ayarlanan yerden sonra, ikinci aşama uygun çalışma saatini belirlemektir. Çocuğunun bireysel özellik ve ihtiyaçlarına göre çalışmayı en verimli yapacağı saat ayarlanmalıdır. Çalışma için gün içinde belli bir saat belirlenmesi önemlidir. Okuldan gelen çocuğa hemen ders çalışması için baskı yapılmaması önemlidir, yorgunluğunu atması için zaman tanınmalı, 1 ile 1 buçuk saatlik bir dinlenme molası verilmelidir. Bu dinlenme sürecinde çocuk yemeğini yiyebilir, ebeveyniyle birlikte gün içerisinde neler yaptığıyla alakalı konuşabilir. Birlikte hoş sohbetle bu saat diliminin bitirilmesi önemlidir. Böylece bu ders çalışmaktan strese giren çocuklar için stres azaltıcı bir yöntem olabilir. “Ders saati” ya da “ödev saati” diye ayarlanan saat diliminde çalışma zamanı çocuğa 15 dakika önce hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmaların sık sık olmaması önemlidir. Çocuklar ders çalışmaya başlarken onun yanında bulunmak veya ilk 5 dakika birlikte çalışmak odaklanmalarına yardımcı olacaktır. Bu süreçte ders saati ya da ödev saati bittiğinde çocuğun yapmış olduğu çalışmayı kontrol etmekte de yarar vardır. Çocuk dersini ya da ödevini zamanında bitirmiş ise bunun ardından çocuğun hoşlandığı ve keyif aldığı bir etkinlikte bulunulabilir. Çocuk ödevin tümünü aynı anda yapmakta sıkıntı yaşıyorsa daha kolay ve daha dikkati toplayabileceği şekilde ödevini parçalara ayırabilir, 20-30 dakika arasında ödevin bir kısmını tamamlayıp 10 dakika mola vererek yapılabilir.

5- PROJE ÖDEVLERİNİN SAHİBİ: ANNE, BABA!

Çocuklarda ödev sorumluluğu bir gelişim aşamasıdır!

Çocuklar için, ödevlerini bir erişkinin yardımıyla yapmaktan, kendi başına yapabilmeye geçmek önemli bir gelişim aşamasıdır. Bu gelişimin olabildiğince erken sağlanabilmesi için ev ödevlerinin en önemli işlevinin bağımsız çalışabilme, bilgiye ulaşabilme ve sorumluluk becerilerinin gelişmesi olduğu unutulmamalıdır. Çocuğun ödevlerini kendi başına yapması, ebeveynlerin bu konuda hiç sorumluluk almaması anlamına gelmemelidir.

Anne babanın ödevlere önem vermesi, izlemesi, kontrol etmesi ve cesaretlendirici olması bu becerilerin gelişimi için önemlidir. Başlangıçta çocuk daha yakın bir izleme ve daha fazla yardıma gereksinim duyacaktır. Anne ve baba ödev süresince çocuğun yanında oturup yanıtları vermek ya da hataları düzeltmek yerine araştırma, karar verebilme, plan yapabilme becerilerini geliştirecek fırsatlar tanımalıdır. Çocuk ödevlerini kendi başına yapamadığını söylüyor ve ebeveynlerinden yardım istiyorsa önce bunun nedenleri araştırılmalıdır.

Bazı zamanlarda çocuk ödevi anne ve babayla birlikte yapmayı onlarla baş başa olma fırsatı olarak görmektedir. Çocuğa ödevlerin asıl amacının verilen bir işin sorumluluğunu üstlenme ve onu kendi başına yapabilme becerilerini geliştirmek olduğu açıklanmalıdır.

ÇOCUKLARA ÖDEV YAPMA VE SORUMLULUK ALMA BİLİNCİ NASIL KAZANDIRILIR?

  • Destekleyici ve takdir edici söylemlerde bulunulmalıdır.
  • Anne ve babanın çocuk ile baş başa geçirdiği, ona ayırdığı zaman dilimi sadece “ödev saati” olmamalıdır.
  • Ödevin nerede ve hangi saat aralıklarında yapılması gerektiği belirlenmelidir.
  • Ödevi nerede ve ne zaman yapmak istediğine dair ebeveynlerin çocukların fikirlerini de almaları önemlidir.
  • Ödev yaparken zaman yönetimi ile ilgili çocuklara destek olunmalıdır. Örneğin, “Okuldan 16:00’da dönüyorsun ve 21:00’da da yatıyorsun, bu saat aralıklarında, dinlendikten sonra ödevlerine başlaman mantıklı olabilir. Ancak ödev yaparken vereceğin molaları iyi hesaplayalım ki, ödevler bittikten sonra oyun oynamak için zamanın kalsın, ne dersin?”
  • Ödev saatinde, ödevlere anne ve baba ile birlikte bakılabilir ve hangisinden başlanılacağına birlikte karar verilmelidir. Ödevlerin uzunluğuna ve çocuğun dikkatini sürdürebilmesine göre ödevleri 2 ya da 3 parçaya bölmek ve bu aralıklarda 10-15 dakika mola vermesini sağlamak yararlı olacaktır.
  • Ödevlerde anne ve babadan destek istendiğinde elbette destek olup, yol gösterilmelidir. Önemli olan çocuğun yerine ödevi yapmamak, soruları çözmemektir, yani o sorumluluğu çocuğa bırakmaktır.
  • Ödevlerin kontrolünde önemli olan özenli bir şekilde hepsinin yapılıp yapılmadığıdır. Ödev özenle tamamlanmış ise önce takdir edip, sonra tekrar göz atması için yanlış yerler gösterilmelidir. Yanlışını düzeltemiyor ise, onunla soru üzerinden gidip, çözümü nasıl yaptığını-yanıtı ne düşünerek verdiğini anlamaya çalışarak; “Şuraya tekrar bir dikkat et istersen.” gibi, dikkatinden kaçan şeyi çocuğa belirtmek önemlidir.

 

6- ÖĞRENCİ ÇALIŞMA SIRASINDA CEP TELEFONUNU NE YAPMALI?

Akıllı telefon ve tablet kullanımı yaşı düşüyor. Pek çok ebeveyn küçük yaştaki çocuklarının dijital dünyanın bir parçası olma isteği karşısında ne yapacağını bilmiyor. Çocuğunun bilinçli bir akıllı cep telefonu kullanıcısı olmasını isteyen ebeveynler, rol model olduklarını unutmamalı, cep telefonlarını bir kenara koyabilmeli.

DERS ÇALIŞIRKEN UYARANLARDAN UZAK DURUN

Ders çalışırken yanımızda bir cep telefonunun veya buna benzer bir uyaranın olması verimli bir çalışmanın önüne geçer. Sık sık dikkatimizin bozulmasına sebep olur. Bu sebeple etkili bir çalışma için uyaranlardan uzak ders çalışmak önemlidir. Çocuğun ders çalışırken en verimli şekilde çalışabilmesi ve tam konsantrasyon sağlaması için cep telefonu ve tabletlerden uzak bir ortam hazırlanmalıdır.

Ders çalışırken cep telefonu bir numaralı düşmanımız olsun. Cep telefonları genel olarak kolay taşınır, akıllı ve çekici bir araçtır. Bu çekici araç bizi sürekli kendine çeker. Özellikle internete sahip akıllı telefonlar çok daha fazla çekici gelir. Yakınımızda bir cep telefonu olduğu sürece dersi bırakıp sürekli telefonu kullanmak (oyun oynamak, arama yapmak, mesajlaşmak vb.) isteriz. Aklımız sürekli telefona gider ve bir türlü derse konsantre olamayız. Bunun önüne geçmek için ne yazık ki telefonu kapatmak bile yeterli olmuyor çünkü açmak dahi çok kolay ve kısa zaman alıyor. Bu yüzden yapılacak şey ya başka bir odaya koymanız ya da bir tanıdığınıza emanet etmek olmalı. Aksi taktirde telefon kullanma isteği ders çalışma isteğinizin önüne geçecektir. Peki hiç mi telefon kullanmayalım? Tabii ki kullanabiliriz. Boş zamanlarınızda kullanabilirsiniz ancak ders çalıştığımız zamanlar uzak durmakta büyük fayda var.

Bilgisayar da yine cep telefonlarımız gibi akıllı, çok fonksiyonlu ve çekici bir araç. Mesajlaşma, internet ve bilgisayar oyunları gibi kendine çeken birçok özelliği var. Bu sebeple bağımlılık yapma ihtimali de büyük. Mümkünse tamamen teknolojik aletleri kaldırmaktır.

Ders çalışırken telefonunuzu dikkatinizi dağıtmayacak mesafede bir alana bıraktıktan sonra mümkünse sessize alarak çalışmalarınıza devam etmeniz konsantre olmanızı kolaylaştırır.

AKILLI CEPLERİN KULLANIMI ÇOCUKLARA YASAKLANMALI MI?

Uzmanların bu soruya yanıtı net: Hayır yasaklanmamalı. Anne ve babaların, çocuklarına kendi akıllı telefon ya da tabletlerini kullanmalarına izin verebileceği ama bu kullanıma bir süre sınırlaması getirilmesi ve kullanımın yetişkinlerin kontrolünde olmasının büyük önem taşıdığına vurgu yapılıyor. Ebeveynlerin çocuklarıyla bu konuda anlaşmaları ve mutabık kalınan esaslara uyulmasını da sağlamaları gerekiyor. Ayrıca küçük çocukların, kendi isimleri adına hesap açmalarına izin verilmemesi gereken sosyal medya platformları hakkında merak ettikleri soruların yetişkinler tarafından yanıtlanması, olası tehlikeler konusunda da bilinçlendirmenin iyi olabileceği belirtiliyor.

İLGİLİ İÇERİKLER