Ters yöne gitmeye var mısınız?

Yine yeniden bu sene de yeni yıl kararları almak gibi bir düşünceniz var mı? Öyleyse bu kez normalde yapacağınızın tam tersini yapmaya, hayatınızın altını üstüne getirmeye ne dersiniz?


Kendine güven onay bekleme
Mutluluğun en önemli formülünün kendini sevmekten ve kendine güvenden geçtiğini artık hepimiz biliyoruz. Kendine güvenmek içinse ‘el alem ne der?’ klişesinin yarattığı baskıdan kurtulmak gerekiyor. Aslında birçok alışkanlığımız bu klişenin bize dayatmaları. İşte o alışkanlıkların ters yönüne giderek bu klişeyi de hayatınızdan çıkarabilirsiniz.

•    İçinizden geldiği gibi davranın. Örneğin bir erkeği aramak istiyorsanız arayın, ‘ilk önce erkek aramalı’ gibi kurallara kendinizi hapsetmeyin.
•    Başkalarının tepkisinden korkarak onlara göre yaşamayın. Örneğin dizi izlemeyi seviyorsanız bunu açık yüreklilikle söyleyin. ‘Ben asla dizi izlemem hep belgesel izlerim’ diyerek kendinizi başkalarına kabul ettirmeye yönelik yalanlara esir olmayın.
•    ‘Hayır’ demeyi öğrenin. Her gün bir kere de olsa cesaretle ‘hayır’ deyin. Bu, taksici ‘şu yoldan gidelim’ dediğinde de olabilir, patronunuz ‘bu akşama bunu yetiştirirsin’ dediğinde de... Kime dediğiniz önemli değil, ‘hayır’ deme alışkanlığını kendinize yavaş yavaş kazandırın.
•    Kusurlu olmayı deneyin. Kusursuz olduğumuzda kabul göreceğimiz, sevileceğimiz algısını yıkmanın zamanı geldi. Kusurlu olmaktan korkmayın. Örneğin en basitinden lekeli bir gömlekle işe gidin.
•    Başkalarına yaranmak adına kafa sallamayın. Tam tersine her gün birine itiraz edin. Saçma bir şey olması önemli değil. İtiraz etme cesaretini kendinizde keşfetmek için bunu yapın. ‘Limonata çok güzel bir şey’ diyen birine ‘bence çok anlamsız’ demek bile bir cesaret göstergesi. Önemli olan kendini ifade etme becerisini artırmak.
•    Herkesin gittiği yöne gitmek zorunda değilsiniz. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünü düşünmeyi bıraktığınız gün gerçekten özgür olacaksınız        bunu unutmayın.Yazı: Deniz Gürlek

Elif Şafak’ın ‘Aşk’ romanındaki 14’üncü kuralda dediği gibi: “Hakk’ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. ‘Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir’ diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”
Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, sizi rutin hayatınızın dışına çıkaran her türlü faaliyet beyninizin kapasitesini artırıyor. Yani ters yöne gitmek sadece yeni deneyimler yaşamak için değil, beyniniz için de çok faydalı. Üstelik alışkanlıklarınızın dışına çıkacağınız çok basit şeyler bile, beyniniz için yepyeni uyaranlar demek olduğundan aynı etkiyi gösteriyor.

Beyniniz için küçük alıştırmalar
•    Sabah yataktan kalkma rutininizi değiştirin. En basitinden yatağın sol tarafından kalkıyorsanız sağından, sağ tarafından kalkıyorsanız solundan kalkmaya başlayın.
•    Dişinizi solaksanız sağ elinizle, sağlaksanız sol elinizle fırçalayın.
•    Haftada bir kere farklı bir yoldan işe gidin.
•    Öğünlerinizin yerlerini değiştirin. Örneğin kahvaltıda çorba içmeyi deneyin. Belki de çok hoşunuza gider...
•    Yatma-kalkma saatlerinizi değiştirin.
•    İş yerinizdeki masanızı değiştirin. Masanızı değiştiremiyorsanız üzerindeki yerleşimi değiştirin. Her şeyin yerini ezbere bilmek yerine beyninizi çalıştırmanın tam zamanı.
•    Yer değiştirmeye başlamışken evinizdeki dolaplara da el atın. Giysi dolabınızda değişiklik yapabilir veya mutfakta örneğin bardakların durduğu yeri değiştirebilirsiniz. Beyninizi faal hale getirmeden dolaptan bir bardak almak yerine beyninizi su içmek için bile çalıştırmak, uzun vadede sizi Alzheimer’dan dahi koruyacaktır.
Değişimin birinci aşaması: Bakış açınızı değiştirin
Ters yöne gitmek demek elbette illa somut bir eylem içine girmek demek değil. Düşünce kalıplarınızı yıkarak bakış açınızı değiştirmek, ters yöne yolculuğunuzun aslında en önemli adımı. Olayları kendi bakış açımızla yorumluyoruz ama aslında bu, bizi çok dar bir dünyaya hapsedebiliyor. Bazen çevremizdeki insanları yanlış anlamamıza neden oluyor, bazen büyük bir fırsatı kaçırmamıza, bazen de gereksiz yere kurban psikolojisine girmemize... Öyleyse;
•    Haftada bir kere emin olduğunuz bir şeyden şüphe etmeye çalışın. Kesin bildiğimizi sandığımız konularda araştırma yapıp yeni bakış açıları kazanmak hem beynimizi geliştirecek hem de sabit fikirliliğimizi yenecek.
•    Birine sinirlendiğinizde tepki vermeden önce kendinizi olayın dışına çekin. Size başka iki kişi bu olayı anlatsaydı nasıl bir yorum yapardınız, onu düşünün. Olaya kendi gözlerinizden değil, üçüncü bir göz olarak bakmayı deneyin.
•    Yıllar önce, bir ayakkabı şirketinin sahibi pazar araştırması yapmak üzere Afrika’ya aralıklı olarak iki pazarlamacı göndermiş. Birinci pazarlamacı araştırmasını bitirdikten sonra patronunu arayıp şöyle demiş: ‘Burada bizim için hiçbir fırsat yok, çünkü hiç kimse ayakkabı giymiyor.’ Birkaç ay sonra giden ikinci pazarlamacı ise patronunu arayıp heyecanla, ‘Afrika’da inanılmaz fırsatlar var. Burada hiç kimsenin ayakkabısı yok!’ demiş. Sizin şanssızlık olarak nitelendirdiğiniz durumların içinde bile bir fırsat gizlidir, bakış açınızı değiştirip onu bulmaya çalışın.