Gebelikte  vitamin-mineral takviyesi

Gebelikte vitamin-mineral takviyesi

40 haftalık gebelik sürecinin ardından bebeğini sağlıkla kucağına almak isteyen anne adaylarının, bu dönemde vitamin ve mineral tüketimine özen göstermesi her iki taraf için de büyük önem taşıyor.

Anne olmak için bir bebek sahibi olmayı istemekten daha fazlası gerekiyor. Çünkü gebelik döneminde ortaya çıkan birtakım sorunlar hem annenin hem de bebeğin sağlık durumunu etkileyebiliyor. Bunların başında da vitamin ve mineral eksiklikleri geliyor. En sık demir ve iyot eksikliğine rastlandığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum, Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bildirici, “Günde üç porsiyon süt ve yoğurt (örneğin, iki bardak süt ve bir kase yoğurt) tüketmeyen gebelerin kalsiyum; haftada iki kez balık yemeyenlerin de Omega-3 desteğine ihtiyacı oluyor. Gebelerde anemi (kansızlık) de çok yaygın görülüyor. Çünkü kanın sıvı kısmı gebelikte ciddi artış gösteriyor. Alyuvar üretimi artmasına rağmen, bir nevi dilüsyon (seyrelme) oluyor. Bu nedenle gebelerin demir ihtiyacı artıyor. Demir preperatları kullanan gebelerin ortalama hemoglobinleri daha iyi olurken, kansızlık riskleri azalıyor” diyor.

Sağlıklı bir omurga için folik asit şart
Tüm bu nedenler, gebelikte vitamin-mineral takviyesi kullanmanın önemine işaret ediyor. Ama bazı takviyeleri, gebelik öncesinden itibaren kullanmaya başlamak gerekebiliyor. Dolayısıyla en ideali, daha gebeliğin planlama aşamasında veya gebe kalmadan bir ay öncesinden başlayarak, gebelik ve lohusalık boyunca sürdürülmesi şeklinde ifade ediliyor. Örneğin; folik asit gebe kalmadan önce başlanmış ve alınıyorsa bebeğin kafatasında, sırtında, omurgasında açıklık (nöral tüp defekti) riski belirgin olarak azalıyor. Omurga gelişimi çok erken dönemde olduğundan, çoğu durumda gebelik fark edildikten sonra folik asit başlanması riskleri azaltmakla birlikte ortadan kaldırmayabiliyor. Gebelik öncesinde ve sırasında sadece folik asit ve demir takviyesinin yeterli olup olmadığını ise Prof. Dr. Bildirici, şöyle açıklıyor: “Bugün biliyoruz ki folik asitle birlikte B12 vitamini fetusta nöral tüp defekti riskini daha fazla azaltıyor. Buna ek olarak her anne adayının vitamin veya eser element eksikliği ya da ihtiyacı farklı olabiliyor. Dolayısıyla multivitamin ve eser elementlerin beraberce takviye edilmesi, en azından annenin asgari ihtiyaçlarının karşılanması açısından daha mantıklı. Anne adayında kansızlık varsa bunun nedeninin araştırılması da önem taşıyor. Eksiklik saptanması halinde bu tablonun düzeltilmesi, kırmızı et tüketimi yeterli değilse örneğin, vejetaryen ya da vegan bir gebe olması halinde demirle birlikte B12 vitamini, kalsiyum, D vitamini ve Omega-3’ün de takviye edilmesi gerekiyor. Tüm vitamin ve eser elementler önemli olmakla birlikte, bebeğin büyüme gelişimi için folik asit ve demirin yanı sıra kalsiyum, DHA, iyot ve D vitamininin de yeterince alınması önem taşıyor.”

Beyin gelişiminin temeli Omega-3’le atılıyor
Folik asit ve demirin yanı sıra Omega-3’ün de gebelikte alınması önem taşıyor. Çünkü bu yağ asidi insan vücudunda sentezlenemiyor ve diyet ya da takviyelerle dışarıdan alınması gerekiyor. Araştırmalar, en faydalı iki Omega-3’ün EPA ve DHA olduğunu gösteriyor. EPA; kalp, bağışıklık sistemi ve vücudun iltihaba yanıtında rol alırken, DHA ise beyin, gözler ve santral sinir sistemini destekliyor. Dolayısıyla gebe ve emziren kadınlar açısından önem taşıyor. Omega-3’lerin bebeğin nörolojik ve erken dönem göz gelişiminde de önemli role sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bildirici, “Gebe kadınların diyetine EPA ve DHA eklenmesinin, bebeğin görsel ve zihinsel gelişimine olumlu katkı sağladığı bildiriliyor. İnfantlarda alerji riskini azalttığına yönelik yayınlar da bulunuyor. Bu iki takviyenin erken eylem ve doğum, preeklampsi risklerini azaltırken, infantın doğum kilosunu arttırdığı da çalışmalarla ortaya konuyor. Eksikliği halinde annenin depresyon riskini de arttırıyor. Gebelerin günde 200-300 mg DHA alması gerekiyor” diyor.


Prof. Dr. İbrahim Bildirici
Kadın Hastalıkları ve Doğum, Perinatoloji Uzmanı


Farklı mineraller tüketmek gerekiyor
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), iyotlu tuz kullanımının yaygınlaşması için büyük çaba harcamış ve son 25 yılda önemli iyileşmeler kaydedilmiş olsa da iyot eksikliği tüm dünyada oldukça yaygın. Oysa iyot, tiroit hormonlarının üretimi için gerekiyor. Annenin tiroit hormonları da bebeğin beyin gelişiminde kritik bir rol oynuyor. Bu nedenle, tercihen gebelik öncesi dönemde anne adaylarının tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi; tiroit hormonu ile iyot takviyesi gerekiyorsa daha gebe kalmadan önce başlanması; gebelik süresince de takip edilerek devam edilmesi gerekiyor.

Çinko da önemli bir mineral. Hücre büyümesi, gelişimi ve diferansiasyonu için öneme sahip bu eser elemente dair eski yayınlar, annede çinko eksikliğinin düşük, erken ya da ölü doğum ile fetal nöral tüp defektleri gibi gebelik komplikasyonları arasında bağlantı olabileceğini gösteriyordu. Yeni araştırmalar ise çinko takviyesinin özellikle malnütrisyonun yaygın olduğu bölgelerde gebelik süresini uzatırken, erken doğum riskinde azalmaya yol açabildiğini ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Bildirici; bebeğin kemik, diş, kalp, kas ve sinir gelişiminde rol oynayan kalsiyumun da gebelikte günlük 1000 mg düzeyinde alınması gerektiğini söyleyerek, “Eğer gebelikte yeterince alınmazsa kemiklerde kalsiyum kaybı oluyor ve gelecekte osteoporoz ile kemik kırığı riski artıyor” diyor.

Beslenme alışkanlıkları takviyeyi gerekli kılıyor
Birçok anne adayının aklında benzer sorular oluyor. Bunlardan biri de “Gebelikte profilaktik multivitamin ve mineral kullanımı gerekli mi?” Prof. Dr. Bildirici, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Ben gerekli olduğuna inanıyorum. Çünkü her kadının beslenme alışkanlıkları farklı. Kimi gıdalara karşı duyarlılık söz konusu olabiliyor. Örneğin, Türk toplumun yarıya yakınında laktoz intoleransı var ve süt tüketimi bundan olumsuz etkileniyor. Dolayısıyla anne adayının kalsiyum takviyesi alması gerekiyor. Demir takviyesi kullanımı da hemen her gebe için büyük önem taşıyor. Avlanma yasağı olduğunda ya da denize kıyısı bulunmayan yerlerde yaşayan pek az aile haftada iki gün balık tüketebiliyor. Bu durumda Omega-3 desteği kullanmak da önem arz ediyor.”

Eksikliği anneyi de bebeği de etkiliyor
Bir kadının vücudunda ciddi değişikliklere yol açan gebelik döneminde vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımı büyük önem taşıyor. Prof. Dr. İbrahim Bildirici, bu tablonun annede kansızlık, halsizlik, osteoporoz, bağışıklık sisteminde zayıflama ve depresyon gibi birçok soruna yol açabildiğine dikkat çekerek, “Bebeklerde de erken doğum, düşük doğum ağırlığı, doğumsal anomaliler, zihinsel gerilik, kemik ve dişte gelişim bozuklukları ile görme sorunları gibi birçok rahatsızlığa neden olabiliyor” diyor.

Bulantılara karşı B6 vitamini+zencefil
Herkeste olmasa da birçok gebe, bulantılardan şikayet edebiliyor. Bu dönemde bulantıyla mücadele etmede alınabilecek önemlerin ilk sırasında B6 vitamini ve zencefil kombinasyonunu öneren Prof. Dr. İbrahim Bildirici, şu bilgileri veriyor: “Gebelere sık sık küçük öğünler şeklinde beslenmeyi öneriyorum. Koku duyarlılığı olabileceği için ev dışında hazırlanıp getirilen atıştırmalıklar avantaj sağlayabiliyor. Ciddi olgularda kademe kademe çeşitli ilaç alternatifleri de önerilebiliyor. Reflüsü, mide yanması şikayeti olanlarda ise buna mide koruyucu ve anti-reflü tedavisi eklenebiliyor.”