Hayvanlara işkence ve yasalar

Haziran ayında hepimizi çok üzen bir olay yaşandı. Minicik bir sokak köpeğinin dört patisi ve kuyruğu kesildi. Sonrasında ise ameliyata alınan can dayanamadı ve öldü. Bu olay haklı bir infiale sebep oldu. İnsanlar haklı olarak bu yapılanın cezasız kalmamasını istiyor ve her şeyden önemlisi bir insan, bir hayvana bunu neden yapar anlamlandıramıyor.

Herkes bu yavruya bunu yapanın yakalanmasını isterken ve bu canın hayata gözlerini yumuşundan sonra, internette bazı videolar dolaşmaya başladı. Birkaç Suriyeli çocuğun ellerinde bıçakla köpeklerin bacaklarını kesmeye çalıştığı videolardı bunlar. Hepsini izlemek istemedim, izleyemedim…

Sonra şunu düşündüm, insanların gırtlaklarının alenen sokaklarda, kalabalıklar içinde kesildiği; insanların kalplerinin sökülüp yendiği ve bunun videoya alınarak internete servis edildiği Suriye’den gelen çocuklardı bunlar… Yasalarda yeterli ceza olsa dahi yaşlarından ötürü ceza almadan aynı şeyi yapmaya devam edebilme ihtimali olan çocuklar… Devam  edebilirler çünkü gördükleri ve öğrendikleri en temel şeydi şiddet… Acıyla ve esefle bunu düşünürken bu çocuklara değil savaşı başlatanlara, gırtlak kesenlere ve çocuklarının zihninden savaşın izini silmeye çalışmayan cahil anne babalarına lanet okudum.

Peki bunu yapan çocuk değil de yetişkinse ne düşünürdüm? Muhtemelen yine dönüp çocukluğunu sorgulardım; geçmişinde ne var? Şiddet? Tecavüz?  İhmal?

Bunlar çok önemli mi diye sorarsanız, benim suça bakışım açısından önemli. Ben suçun bizzat kendisinin ve suçlunun rehabilite edilerek suç oranının azaltılabileceğini düşünenlerdenim. Suçu işleyene, işlediği suç kadar kötülük yapsanız da suçlu yaptığının farkına varmadıkça gerçek bir ceza çekmiş olmaz. Her şeyin daha iyi olabilmesi için, tekrarlanmaması, refah seviyesinin yükselmesi ve bu tür manzaraların ortaya çıkmaması için insanlarda suç işlememe bilincinin oluşması gerekir.

Tam olarak nereye varmak istediğimi açıklayayım: İyi yasalar ve bilinçli insanlar. Bilinçli insandan kastım nedir?
Bu canın patileri kesilmiş fotoğrafı binlerce kez binlerce yorumla paylaşıldı. Yorumların çoğu şöyleydi: Bunu yapanı bıçakla lime lime edeceksin, bunu yapanı keseceksin, bunu yapanın da ayaklarını koparacaksın…
Ya da tecavüz haberlerinde gördüğümüz paylaşımlar gibi: Bunu yapanı hadım edeceksin, bunu yapana da tecavüz edeceksin... Gibi.
Bunlar kısa süreli rahatlamaları sağlayacak uygarlık dışı yöntemler ve çok şükür ki uygulanmıyorlar. Zira bu kısas olurdu ki bu da modern hukukun değil şer’i hükümleri uygulanması ile mümkün olurdu. Yani kötü bir şey yapan birine aynı kötülüğü yapmak hukuk mantığında olan bir şey değil. Hukuk mantığı rehabilite etmeyi, suçu azaltmayı, topluma yeniden kazandırmayı ve refah seviyesini yükseltmeyi öngörür. O nedenle hangisini tercih ettiğimizi iyi belirlemeliyiz. Suç işleyene işkence edilmesi mi yoksa toplumu dönüştürecek bir hukuk reformu mu?

Hukukun bireylere intikal edişinin en belirgin mertebesi bireysel farkındalıktır ve çok önemlidir. Bu nedenle istenecek şey şiddet ve vahşet değil, tatmin edici uygulanabilir yasa ve bunu işletecek, bir daha yaşanmamasını engelleyecek kontrol mekanizmaları.

Örneğin hala ülkemizde hayvanlara zarar vermek -onlar da eğer sahipliyse- mala zarar vermek kapsamında soruşturuluyor. Hayvanların mal değil can olduğunun kabulüyle hayvanları yaralayan ve öldürenlerin hapis cezası alması ve toplumda hayvanlara karşı şiddetin durdurulması ile ilgili çalışmaların yapılması gerekiyor.

Biz maalesef hayvan seven bir toplum değiliz. Sokakta uyuyan hayvanı tekmelemekte beis görmeyen insanlarla bir arada yaşıyoruz. Yukarıda da bahsettiğim gibi çocukluğunda birtakım sorunları olan ve kendisi sevilmemiş, değer görmemiş insanlara hayvanlara saygı duydurmak ilk başta zor olacaksa da hapse girme tehdidi bu saygıyı otomatikman sağlayabilir.

Öncelikle şu anki Hayvan Hakları Kanunu’na bakalım:
Kanunda sadece idari para cezası var, hapis cezası yok. Para cezaları da insanı sinirlendirecek cinsten:
• Sahipsiz ve güçten düşen hayvanların 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu’nda öngörülen durumlar dışında öldürülmesi yasaktır. Cezası 600 lira.
• Veteriner hekim olmadan hayvanlara tıbbi müdahalenin cezası 200 lira.
• Bir hayvanın neslini yok edecek müdahalede bulunmanın cezası 10 bin lira.
• Hayvanların bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılmasının cezası 1200 lira.
• Satılırken kötü barınma, temiz olmayan ve sağlıksız şartlarda yaşatılmanın cezası 1000 lira.
• Hayvanların acı çektirilerek, kapasitesini veya gücünü aşacak biçimde ve acı çektirerek eğitilmesinin cezası 1500 lira.
• Dini kuralların gerektirdiği özel koşullar dikkate alınmadan hayvanı korkutarak, ürküterek ve acı çektirerek; hijyenik kurallara ve usulüne uymadan kesmek 600 lira.
• Kanunii istisnalar ile tıbbi ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan acil durumlar dışında yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvan öldürmenin cezası; kişiler yaparsa 600 lira, işletme gerçekleştirirse 1500 lira.

Ve;
• Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmenin,
• Hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamanın,
• Hayvan bakımı eğitimi almamış kişilerce ev ve süs hayvanı satılmasının,
• Ev ve süs hayvanlarını 16 yaşından küçüklere satmanın,
• Hayvanların kesin olarak öldüğü anlaşılmadan, vücutlarına müdahalelerde bulunmanın,
• Kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmanın,
• Tıbbi gerekçeler hariç hayvanlara ya da onların ana karnındaki yavrularına veya havyar üretimi hariç yumurtalarına zarar verebilecek suni müdahaleler yapmanın, yabancı maddeler vermenin,
• Hayvanları hasta, gebelik süresinin 2/3’ünü tamamlamış gebe ve yeni ana iken çalıştırmanın, uygun olmayan koşullarda barındırmanın,
• Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmanın, işkence yapmanın,
• Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermenin cezası 300 lira.
• Kesim hayvanları ve 4915 sayılı Kanun çerçevesinde avlanmasına ve özel üretim çiftliklerinde kesim hayvanı olarak üretimine izin verilen av hayvanları ile ticarete konu yabani hayvanlar dışındaki hayvanları, et ihtiyacı amacıyla kesip ya da öldürüp piyasaya sürmenin cezası 3000 lira.
• Pitbull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmenin, sahiplendirilmesinin, ülkemize girişinin, satışının ve reklamının yapılmasının, takas etmenin, sergilemenin ve hediye etmenin cezası 3000 lira.
• Bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır. Aksi takdirde cezası 300 lira.

Bu fiillerin tekrarı halinde idari para cezası bir kat artırılır; birden fazla ihlalinde ise üç kat artırılır.
Gördüğünüz gibi bir hayvana tecavüz etmenin cezası sadece 300 lira. Ayrıca kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek gibi işkence diyebileceğimiz fillerin cezası da sadece 300 lira.

Anlayacağınız, Hayvan Koruma Kanunu’nda 300 lira bugün bir cana biçilen değer. Bu kanunun kendisi dahi hayvanları sevmiyor. Bu nedenle bu kanun değişmeli ve bu tür fillere hapis cezası gelmeli. Para cezalarının miktarı artırılmalı ve cezalar istisna olmaksızın uygulanmalı.

Hiçbir hayvanın acı çekmediği bir dünya dileklerimle…