İş yerinde cinsel taciz

Taciz kelimesini çok sık kullanıyoruz. Çünkü kadınlar olarak hayatın her alanında taciz ediliyoruz. Ne var ki hak odaklı olmak, doğru yerde doğru kelimeyi kullanmak bizi hedefe daha hızlı götürür.

Sosyal anlamda taciz, cinsel tacizden ya da sarkıntılık düzeyindeki cinsel saldırıdan farklıdır. İş yerinde mobbing’e uğrayan yani Türkçe söylenişiyle psikolojik şiddet gören çalışanlar genellikle sosyal olarak taciz edildiklerini söyleme eğiliminde olurlar (iş yerinde psikolojik şiddeti başka bir yazımda irdeleyeceğim).Şahsen bunun doğru bir kullanım olduğunu düşünmüyorum. Çünkü taciz kelimesi her zaman cinselliği çağrıştırır.

Türk Ceza Kanunu’nun 105’inci maddesi cinsel taciz fiilini düzenler. Bu suçun daha az cezayı gerektiren basit işleniş biçimleri ve nitelikli halleri vardır.

Bu suç, mesleki tecrübeme göre, kameralarla izlenen kalabalık kurumsal firmalarda daha çok mail, SMS, sosyal medya hesaplarından mesaj göndermek şeklinde gerçekleşiyor. Unutulmamalıdır ki bir fiilin cinsel taciz olduğunu söyleyebilmek için cinsel amaçlı bir davranış sergilenmiş olması gerekir. Örneğin, cinsel organ fotoğrafının yollanması ya da cinsel içeriği bulunan mesajların gönderilmesi. Ayrıca bu suçun posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanarak işlenilmesi durumunda cezanın yarı oranında artırılması gerekir, yani suçun nitelikli halidir.

Çalışırken iş arkadaşınızın size sürtünerek geçmesi, istemediğiniz biçimde vücudunuza dokunması, cinsel içerikli şakalar, cinsel amaçlı ıslık çalma, laf atma gibi pek çok husus cinsel taciz olarak değerlendirilebilir. Ayrıca iş yerinde karşılaşılan cinsel taciz nedeniyle işi bırakmak zorunda kalırsanız bu da cezanın artırılmasını gerektirir.

Bundan da öte giden fiiller, cinsel saldırı yani tecavüz olarak değerlendirilir.
Yaşadığınızın cinsel taciz olup olmadığını elbette anlayacaksınızdır. Cinsel taciz karşısında işverenin ne yapması gerekir? Bilinmelidir ki işverenin işçiyi gözetme borcu vardır. Yani bir işçi, başka bir işçiyi cinsel olarak taciz ederse işveren derhal soruşturma başlatmalı ve tacizi oluşturan ortamı ortadan kaldırmalıdır; aksi takdirde anayasal bir gerekliliği yerine getirmemiş sayılacaktır. Ancak cinsel tacizin olup olmadığını somut şekilde aydınlatamayabilir, yine de gerekli alakayı göstermesi ve sonuç odaklı hareket etmesi esastır. Eğer bunu yapmazsa, taciz devam ettiği sürece tacize uğrayan işçi de iş akdini haklı olarak feshedebilecektir ki bu da ihbarda bulunmadan işe gitmeyi bırakabileceği ve yine de tüm işçi alacaklarını talep edebileceği anlamına gelir. Ancak herhangi bir yazılı bildirim, suç duyurusu yahut delil olmaz ise, ispatta sıkıntı yaşanabileceğinden gerekli hukuki işlemleri derhal başlatmak gerekir.

Yani işin Ceza Hukuk kısmı ile İş Hukuku kısmı birbirinden ayrılmakta ve farklı kanun ve usullere tabi olmaktadırlar. Bunun için de muhakkak dosyaları bir avukat ile götürmeyi tavsiye ediyorum. Özellikle İş Hukuku gibi nispeten daha teknik bir alanda usuli hata yapılması olası olduğundan haklıyken bu hakkı elde edememe söz konusu olabilir.

Bu bilgiler ışığında neyin cinsel taciz olup olmadığını ayırt etmek daha kolay olacaktır. Örneğin iş arkadaşınızın “Seni seviyorum” diye attığı mail cinsel taciz sayılmayacaktır. Ancak kişinin ısrarı ve sürekli olarak rahatsız etmesi iş hukuku anlamında sonuçlar doğurabileceği gibi bu durum huzur ve sükun bozma suçunu da oluşturabilecektir.

Özet olarak bilinmelidir ki, cinsel taciz durumunda işverenin sorumluluğu vardır. Tacize uğrayan ise suçun cezalandırılması için öncelikle polise ya da savcılığa başvurmalı, beyanlarını bir A4’e yazarak ifade vermelidir. Dilekçesinde başvurulan makamın adı, şikayetçinin adı ve şüphelinin adı ve adresi, olayın olduğu yer, zaman gibi bilgiler bulunmalıdır.

Daha önce de belirttiğim gibi ben hukuki işlemleri her zaman avukat ile götürmekten yanayım. Cinsel suçları dile getirmenin pek de kolay olmadığını çok iyi biliyorum. Bir de açığa çıktığında zor bulunan işi kaybetme tehlikesi maruz kalınan tacize göz yummaya sebep olabiliyor. Ama unutulmamalı ki doğru adımlar izlendiğinde taciz mağduru değil taciz fiilini gerçekleştiren işten çıkarılacaktır. Buna samimi olarak inanıyor muyum merak ederseniz, cevabımın çalıştığınız şirkete ve iş yerine göre değişeceğini söylerim. Zira işverenin tacizi gerçekleştirdiği küçük ölçekli iş yerlerinde işten çıkmak kaçınılmazdır ama bu fiil artırılmış biçimde cezalandırılacak ve maddi manevi tazminat söz konusu olacaktır.

Diğer bir işçinin tacizi gerçekleştirdiği iş yerlerinde de bu işçi kayırılırsa işveren tazminatın ve işçilik alacaklarının talep edildiği davanın muhatabı olacaktır. Hatta bu dava Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmelere de aykırı olduğu gerekçeleriyle desteklendiğinde kazanmak kaçınılmaz. Tacizi gerçekleştiren işçinin işten çıkarıldığı durumlarda ise tacize maruz kalanın suç duyurusu sonucu kişi yargılanır. Bilgi, özellikle hukuki bilgi bugün altın değerinde. Size tüm bunları aktarmamın en önemli sebebi, eğer böyle bir durum içerisindeyseniz yahut -umarım asla o gün gelmez- bir gün karşılaşırsanız, tam olarak ne yapmanız gerektiğini bilmelisiniz. Eğer maddi durumunuz yok ise barolara başvurup adli yardım talep edebilirsiniz.

Adli yardım için muhtarınızdan fakirlik kağıdı almanız gerekiyor. Bazen sahip olunan bir tarla, eski bir araba ya da başka bir taşınmaz, fakirlik kağıdı almaya engel olabiliyor. İstanbul Barosu artık bu durumun özellikle kadınlara zorluk yarattığını fark ettiği için fakirlik kağıdı alamasa da adli yardım hizmetini veriyor. Hangi şehirde yaşıyor olursanız olun şehrinizdeki baroya bu durumu sorun.

Eğer maddi açıdan sorununuz yoksa tanıdığınız, referansı iyi olan konusunda uzman avukatlar bulabileceğinize eminim.

Unutmayın ki sahip olduğunuz hakkı almaktan, almak için çabalamaktan daha kutsal bir uğraş yok. İş yerleri kadınlar için üretim sahası olmalı, kişiliksizleştirildikleri işkence odaları değil. Bu nedenle kadınlar haklarını bilmeli ve ne iş yerlerinde ne sokakta cinsel tacize boyun eğmemeli. Dilekçe yazımında kolaylıklar dilerim.