Kadınlar soyadlarına sahip çıkıyor

Kadınlar evlendikleri zaman kocalarının soyadlarını alıyorlar. 1997’den beriyse kocalarının soyadlarının yanında kendininkileri de alabiliyorlar.

Pek çok kişiye evlenince kocanın soyadını almak son derece normal geliyor olabilir. Ne de olsa yıllardan beri süregelen bu zorunluluk bize normal olanın bu olduğunu gösterdi. Fakat benim gibi soyadının kimliği ve benliği olduğunu düşünen bazı kadınlara bu değişiklik bir zulüm gibi geliyor.

Öncelikle yıllarca kullandığınız soyadınız değişiyor ya da isminizin yanına bir yenisi daha ekleniyor. Buna alışmaya çalışmak yıllar alıyor. Eğer çalışıyorsanız, hele hele kendi işini yapan bir kadınsanız vergi levhanızdan tutun SGK kaydına kadar her şeyinizi baştan sona değiştirmek zorunda kalıyorsunuz.

Üstelik çalışıp didinip kendi alanında tanınan bir iş insanına dönüşüp ün saldığınızda ve boşanmaya kalktığınızda da bu soyaddan vazgeçmek zorunda kalıyorsunuz. Sonra sil baştan tüm kayıtlarınızı tüm evraklarınızı yeniden değiştirmek zorunda kalıyorsunuz.

Erkekler ne rahat… Farkında mısınız hayatlarındaki hiçbir şey onları etkilemiyor. Onlar hep oldukları gibi olma ve kalma şansına sahipler.

Kadınlar, bir mülk gibi babadan kocaya el değiştirirken, soyadı dayatması da, kadının ikinci bir cins gibi ya da muhakkak bir erkeğin sahip çıkması gereken bir çuval gibi görüldüğünü bir kere daha tescil etmiş oluyor.

Neyse ki bizden önce, zeki ve cesur kadınlar sadece kendi soyadımızı kullanabilmemiz için birtakım başvurularda bulundular da başlattıkları hukuki yolda yılmadan devam ettiler. Yapılan başvuruların reddedilmesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi kadınlara kendi soyadını kullanma hakkı tanımadığı için tazminata mahkum etti.

Kadınların kocalarının soyadını almasını gerektiren uygulamanın dayanağı Türk Medeni Kanunu 187’nci maddedir. Madde şöyle söyler:

Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

Birçok kez bu maddenin iptali istenmişse de ‘aile birliğinin korunması’ için başvurular reddedilmiştir.

2015’te Yargıtay Genel Hukuk Kurulu görüş değiştirerek kadınların kocalarının soyadları olmadan sadece bekarlık soyadlarını kullanmasının yolunu açmıştır ve özetle Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8’inci ve 14’üncü maddelerine aykırı bulmuştur. Bu da kadınların, kocalarının soyadı olmadan tek başına kendi soyadlarını kullanmaları anlamına geliyor.

Maalesef diğer bir sıkıntı da bekarlık soyadının ‘kızlık soyadı’  olarak anılmasıdır. Maalesef ‘kızlık soyadı’ tamlaması içinde bir bekaret vurgusu taşımaktadır. Bu nedenle kızlık soyadı yerine bekarlık soyadı denmesini tercih ederim.

Peki evlilikten sonra sadece kendi soyadımızı taşımak istiyorsak ne yapmalıyız?

İki soyadı kullanmak istiyorsanız evlenmeden önce belediyenin size verdiği formdaki ‘her iki soyadını kullanmak istiyorum’ seçeneğini işaretlemeli ya da bir dilekçe vererek bunu bildirmelisiniz. Bunu bildirmezseniz direkt olarak kendi soyadınız yerini kocanızınkine bırakır.

Eğer bu dilekçeyi vermeyi unuttuysanız daha sonradan bağlı olduğunuz nüfus müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurarak bekarlık soyadınızı ekletebilirsiniz.

İnternette ‘soyadı değiştirme’ diye yapacağınız aramalar sizi yanıltmasın. Çünkü son yapılan bir düzenlemeye göre Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun kapsamında vatandaşların Soyadı Kanunu’na aykırı olan, umumi edebe uygun olmayan, küçük düşürücü veya gülünç olan soyadları, yazım, imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmasından kaynaklı anlam değişikliği bulunan ad ve soyadlarını mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurullarının vereceği kararla bir defaya mahsus değiştirilebilecek.

Bu da kadınlara da sanki bir defaya mahsus soyadlarını değiştirme fırsatı veriyormuş gibi algılansa da bu değişikliği ancak kanun lafzıyla ‘iğrenç ve gülünç’ soyadları için gerekli olacak.

Örnek olarak; Satılmış, Verici, Veren, Bunak, Tezek, Alıcı, Yalak, Kalas, Kereste, Memeci, Gösterir, Kıllıbacak, Kıllı, At, Ölü, Öldürücü, Döllü gibi toplumda alay edilmesi olası soyadları gösterilebilir. (Bu soyadlar gerçekten vardır ve bugün çoğu kişi değişmesi için başvuruda bulunmaktadır.)

Neticede, evlendikten sonra kocanızın soyadı yanına kendinizinkini bir dilekçeyle ekletebilecek olsanız da sadece kendi soyadınızı kullanmak için dava açmanız gerekli. Çünkü Nüfus Müdürlüğü sadece kanunu uygulamakla mükelleftir, içtihatları değil. Madde 187 değişmedikçe kadınlar bu uzun çetrefilli yolda mücadele vermek zorunda kalacaklardır.

Yani her münferit olayda evli bir kadının sadece kendi soyadını kullanmak için dava açma zorunluluğu hem kadınların gözünü yıldırdığından vazgeçirmekte hem de mahkemelerde iş yükü oluşturmaktadır.

Bu nedenle maddenin değişerek kadına gerek sadece kendi soyadını gerek sadece kocasının soyadını ya da isterse her ikisini kullanabilme seçimlik hakkını verecek şekilde yasal düzenleme yapılması bu konunun kökten çözülmesini sağlayacaktır.

Öbür taraftan, meslek hayatında, kariyeri boyunca kocasının soyadı ile ünlenmiş kadınların boşandığı eşinin soyadını kullanmak istediğine de şahit olmaktayız. Maalesef erkeklerin sırf boşandığı kadına zarar vermek için buna izin vermediğine şahit olabiliyoruz.

Öncelikli olarak, eğer koca izin veriyor ve bu konuda sorun çıkarmıyorsa yapılması gereken şey durumu boşanma protokolüne yazmaktır. Bu durumda mahkeme boşanma protokolünü usule aykırı bir durum yoksa onaylayacaktır ve Nüfus Müdürlüğü de kadının soyadını değiştirmeyecektir.

Eğer bu husus protokolde yazılmamış ya da koca soyadını taşımak için kadına izin vermiyorsa, kadın izin davası açabilir.

Peki dava açıldıktan sonra mahkeme, hangi durumlarda kocanın soyadını taşımaya izin veriyor?

Kadın tüm eğitim hayatı boyunca diplomalarını, sertifikalarını bu isimle almışsa, tezlerinde, kitaplarını bu isimle yazmış ise; bu isimle tanınıyor ve bu isimle ünlenmişse mahkeme kendisinin kocasının soyadını kullanmasına izin verecektir.

Koca ise kadının kendi soyadını taşımasına engel olmak için kadının kendi soyadını taşımasının kendisine zarar verdiğini somut bir şekilde ispat etmek zorundadır. Bunu ispatlayamayan koca kadının kendi soyadını kullanmasına engel olamaz.

Anlayacağınız kadın kendi soyadını taşımak isterken de boşandıktan sonra kocasının soyadını taşımak isterken de zorluklarla karşılaşıyor ve bir yığın prosedür ve bürokratik işlemle muhatap olmak zorunda kalıyor. Tabii harç, dava ve avukatlık ücretlerini saymıyorum bile.

Şahsi fikrimi sorarsanız kadının evlendikten sonra kütüğünün değişmemesi ve baba hanesinde kalmaya devam etmesi hem anlamsız işlemler yığınını azaltacak hem de kadınları bu tür işlemlerle uğraştırmaktan kurtaracaktır.

Tüm bunları yazarken kocanın soyadının taşınmasına karşı olduğum anlaşılmasın. Ben kadınlara özgürce seçebilecekleri seçenekler tanınmasından ve tercihin kadına bırakılması taraftarıyım.

Bir sonraki yazımda annenin çocuğa soyadını verip veremeyeceğini yazacağım.