Acil çıkış

Hepimiz daha önce hiç yaşamadığımız, neredeyse bir korku filmine konu olacak zor günlerden geçtik ve geçmeye devam ediyoruz. Yeni normale alışmaya çalışırken aylardır ihmal etmek zorunda kaldığımız cildimizi ve vücudumuzu yaza bir an önce hazırlamanın telaşı içine girdik. Abartıdan uzak ama etkili yöntemler hayatı ‘güzel’leştirmenin başka bir yolu...

Nilgün Yıldız

Nilgün Yıldız


DOLGUSUZ OLMAZ!
Evet, uzun bir süre cildimizi ihmal ettik. Botoks ihtiyacımız geldi, dolgular gitti. Peki yaza bakımsız mı gireceğiz? Tabii ki hayır. Her zamanki gibi yeni yöntemler imdadımıza yetişiyor. Bu yöntemlerden biri de Simon Dolgu. Dr. Hüseyin Tırman bu dolguyu şöyle anlatıyor; “Simon Dolgu ile ideal oranlarda kayıp ne ise tamamını yerine koymayı hedefliyoruz. Hepimiz biraz yanaklardan, göz altından, çene köşelerimizden, burnumuz ve hatta dudağımızda yer alan ve onlara şeklini veren destek doku ve yağlarımızdan zaman içinde farklı farklı oranlarda kayıplar yaşıyoruz. Yüzümüzdeki parçaların özel ve milimetrik ölçümler ile altın orana uygun bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Sadece dudak ya da göz altı dolgusu bir fark yaratsa da bütün yüz değerlendirilmediğinde genel görüntümüz bizi tatmin etmiyor. Yani 40 yaşında bir göz çevresi, 50 yaşında yanaklarla ve 20 yaşında bir dudak ile örtüşmediği için abes duruyor. Bu dolgu yöntemiyle genel görünümün genç ve sağlıklı duracağı şekilde uygulama yapabiliyoruz.”

Bu yöntem, sadece yüze bütünsel bakmak ve ince hesaplamalar değil tabii ki. Aynı zamanda ihtiyacımız olan bölgelerde ne kadar güçlü ya da yumuşak, nasıl karakterde bir dolgu malzemesi gerekiyorsa onun doğru seçilmesi anlamına geliyor. Üstelik 6-12 ay dayanan dolgular yerine iki yıldan daha uzun süre kullanılabiliyor. 

OZON TERAPİ İLE YENİLENİYORUZ
Bugünlerde özellikle bağışıklığımızı güçlendirmemiz çok önemli. Hem vücudumuza ihtiyacı olan bakımı vermek hem de hastalık karşısında daha güçlü durabilmek için kullanılan yöntemlerden biri de ozon terapi. Virüs ve bakterileri öldürmede oldukça etkili bir gaz olan ozon, sağlık alanında da önemli bir role sahip. Gökhan Haytoğlu Kliniği’nden Medikal Estetik ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Dr. Ezgi Eryılmaz, “Bağışıklık sistemini güçlendirmeye sağladığı destek, etkisini yavaş yavaş öğrendiğimiz ve henüz yeni tanıdığımız bu virüse karşı bizi güçlü kılıyor. Virüse bir şekilde maruz kalsak bile etkilenmememiz için muhteşem bir destek” diyor. Aynı zamanda dolaşımı düzenleyerek bir çok açıdan vücudun tüm sistemlerinin sağlıklı bir şekilde işleyişine devam etmesine yardımcı oluyor. Hem medikal estetik alanında cildin daha diri ve parlak görünmesini sağlamaya hem de metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı oluyor. Böylece, bağışıklık sistemini güçlendirerek sağlıklı zayıflamak isteyenler için de, özellikle bu dönemde ideal bir destek. Dolaşımı destekleyerek birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ozon terapi, medikal estetik alanında selülit tedavisi, çatlak tedavisi gibi dirençli problemler için de başarılı bir çözüm sağlıyor. Kısacası bu yöntem bağışıklığı güçlendirerek zayıflamaya da yardımcı oluyor.



GENÇLİK AŞILARI
Güneş ışınlarının cilde verdiği hasarları etkileyen bir takım faktörler var. Güneşe maruz kalan kişinin deri tipinin açık ya da koyu olması, UV ışınlarının yoğun olduğu öğle saatleri, bulunduğunuz yerin coğrafi konumu, oluşabilecek hasarın boyutunu etkiliyor. Çok uzun süre maruz kalındığında güneş ışınları, vücutta birikici etki yaparak birçok cilt hasarına neden olabiliyor. Foto yaşlanma da bunlardan biri. En erken bulgusu deride açık ya da kahverengi lekelenmeler, hafif kırışıklıklar, deride kabalaşma, son aşamalara gelindiğinde deri atrofisi ve ciltteki kolajen, elastik liflerde meydana gelen bozulmalar oluyor. Böylece cildin yenilenmesi yavaşlıyor, ciltte lekeler, benler ve damarlar belirebiliyor, cildin rengi solarken, güneş gören yerlerde kırışıklıklar derinleşiyor ve ciltte sarkmalar oluşuyor. Peki bu etkilerden nasıl korunabiliriz? Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Koç, güneşin yaşlanma etkilerini azaltarak sağlıklı, canlı, parlak ve genç bir cilt hedefleyenler için ‘Saf DNA Işıltısı’ seçeneği olduğunu söylüyor. Bu yöntem, nemlendirme, serbest radikal temizleme ve biyo-uyarıcı olmak üzere üç sinerjik etkisi ile diğer ürünlerden ayrışarak ciltte yaşla ve güneşin etkisiyle oluşan kayıpları hızlı ve doğal bir şekilde yerine koyabiliyor. Saf DNA Işıltısı, dokulara derin nemlendirme sağlayarak hücresel sağlık için yararlı bir ortam oluşturmaya yardımcı oluyor. Güneşten dolayı oluşan cilt kuruluğunu gidermeyi hedefliyor. Güneş ışınları serbest oksijen radikallerinde artışa neden oluyor. Bu serbest radikaller doku hasarından sorumlu. Güçlü nemlendirmenin yanında, kimyasal yapısı sayesinde serbest radikalleri hapsederek anında temizleyici antioksidan bir etki yapmaya da yardımcı oluyor. Tüm yaş ve cilt tiplerine uygulanabilen Saf DNA Işıltısı güçlü bir lifting etkisi de gösteriyor. Olgun ciltlerde kolajeni arttırarak deri elastikiyetini geri kazandırmayı amaçlıyor. Genç bireylerde kullanımı ise elastikiyet kaybını yavaşlatıyor. 10-15 gün ara ile 3-4 seans uygulanmasıyla, ciltte güneşten ve yaşla oluşan yaşlanma etkilerini doğal yollarla tersine çevirebiliyor.

PEKİ YA SELÜLİTLER VE SARKMA?
Yazın alarm veren selülit ve vücuttaki sarkmalar için de evde kaldığınız dönemde önlem alamadığınızı biliyoruz. Ama selülitlerden kurtulmak için artık çok hızlı sonuç alabileceğiniz uygulamalar var. Bunlarda biri de Cellulaze. Özel bir lazerle uygulanan bu yöntem, tek seansta,  özel bir dalga boyu ile selülitli alanda hem fibröz bantları serbestleştirmeyi hem fıtıklaşmış yağ dokularını eritmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda cildi sıkılaştırarak; portakal kabuğu ve ciltteki gamzeleri yok etmeyi de hedefliyor. Estetik ve Plastik Cerrah Dr. Alpaslan Topçu, “Bu uygulamada, hastanın uyutulmasına gerek kalmadan, sadece selülitli alan uyuşturularak, çok küçük bir kesi ile cilt altına giriliyor ve özel bir dalga boyuna sahip lazer ile selülite neden olan tüm etkenler tedavi edilebiliyor. Cellulaze’yi farklı kılan bir diğer özellik de özel dizaynı sayesinde, lazer ışınını istenen alanlara verebilmesi. En büyük avantajı selüliti tek seansta ve kalıcı bir şekilde tedavi etmesi” diyor.

HEM KAS YAPIN HEM YAĞ YAKIN
Mükemmel vücut hatları için bir yandan kas yaparken diğer yandan yağ yakmak istiyorsanız, Emsculpt son zamanların en trend uygulaması. Dr. Alpaslan Topçu, “Emsculpt sadece inatçı yağ bölgelerinin incelmesine yardımcı olmuyor aynı zamanda daha belirgin karın kası, daha sıkı bir popoya sahip olmanıza destek oluyor. Ayrıca bu sonuçlar hiçbir ameliyat ya da enjeksiyon da içermiyor. Uygulama alanına yerleştirilen başlıklar ile sadece 30 dakikada 20 bin kez kasların çalışmasını sağlıyor. Yani 30 dakikada 20 bin mekik ya da squat yapmayı mümkün kılıyor. Bu sayede hem yağ yakıyor hem kas yaparak daha biçimli bir karın ya da daha şekilli ve kalkık bir popoya sahip oluyorsunuz” diyor.

İdeal kilonuza yakınsanız fakat diğer taraftan daha fazla karın kası ya da kalkık, yuvarlak ve daha sıkı bir popo istiyorsanız Emsculpt sizin için uygun. Özellikle fiziksel olarak aktif olan fakat istediği görüntüye ulaşmak için desteğe ihtiyacı olanlar için tercih edilecek bir uygulama. İdeal kilonuzun çok üstündeyseniz farklı teknolojiler ile birlikte kullanılabiliyor. Uygulama için ayrı bir hazırlık yapmak gerekmiyor. Uzanıyor ve uygulamanın kaslarınızın yüzde 100’ünü çalıştırmasını hissediyorsunuz. Bu his ne bir ağrı ne de bir acı şeklinde oluyor. 30 dakika boyunca, kasılmalar bir algoritmayı takip ediyor. Bazen daha hızlı bazen daha yavaş bazen daha güçlü oluyor.

Çoğu kişi ilk seanstan sonra farkı hissediyor. Uygulama iki hafta sürüyor kasların şekillenmesi ve büyümesi ise yaklaşık 1-2 hafta daha gerekiyor. Yani bir ay sonunda daha belirgin sonuçlara ulaşıyorsunuz. Bu etkiyi devam ettirmek isteyenler ayda bir, üç ayda iki ya da altı ayda dört seanslık paketler alabiliyor.



IŞILDAYIN!
Son zamanlarda uygulanan en yeni yöntemlerden biri de Paris Işıltısı denilen uygulama. Bu anti-aging bakım yeni nesil bir mezoterapi formülü. Yorgun ve elastikiyetini kaybetmiş ciltte kırışıklıkların görünümünü hafifletmek, cildin canlılığını ve parlaklığını artırmak için geliştirilmiş. İçeriği ise yaşlanan cildi onarmayı amaçlayan 55 aktif maddeden (vitaminler, amino-asitler, proteinler ve antioksidanlar) oluşuyor. Dr. Buket Yıldırım, ciltteki ince çizgiler, elastikiyet kaybı, nemsizlik, cansız ve donuk görünüm gibi problemlerde, bu yöntemin uygun olduğunu söylüyor. Uygulama hem yüz için hem de vücut için geliştirilmiş. Boyun, dekolte, el ve kollar gibi yaşlanma belirtilerinin görüldüğü her yere uygulanabiliyor. Mesela el üstlerindeki ince çizgileri hafifletmek, daha genç görünümlü, nemli eller yaratmak için ideal bir tedavi. Yaşla beraber pek çok kadının kollarının iç kısmında meydana gelen çizgilerde, bu bölgedeki ince deriyi gençleştirmede de etkili. Bunun dışında yine vücuttaki sorunlu yerlerden olan karın ve iç bacaklara da uygulanabiliyor. Dr. Buket Yıldırım, “Paris Işıltısı hassas ve ince bir deriye sahip olan, bu yüzden de yaşlanma belirtilerinin ilk görüldüğü yerlerden biri olan göz çevresi için de uygun bir uygulama. Bu bölgedeki derinin yapısı gereği maalesef yüze uyguladığımız her tedaviyi göz çevresine uygulayamıyoruz. Paris Işıltısı bu bölgede de güvenle kullanabilen, etkili bir tedavi olarak ön plana çıkıyor. Göz çevresindeki ince çizgileri hafifletmek, göz çevresine daha parlak ve daha taze bir görünüm vermek için etkili bir uygulama” diyor. 7-10 gün arayla 3-4 seans uygulanıyor. Bazı kişilerde ayda bir defa olmak üzere iki seans daha önerilebiliyor.

SAÇ BAKIMI ŞART!
The Most Bağdat Caddesi’nden saç tasarımcısı Bünal Demir, karantina sonrası en çok yapılan işlemler arasında balyaj ve bakımların ön planda olduğunu belirtiyor. Uzun süre bakımsız kalan saçlar için yoğun bakım serilerini öneren Demir, “Kesimler ve fresh balyajlar çok tercih ediliyor. Bizim genelde kişiye özel renklendirmemiz var. Trend olan kesimler ve renkler üzerinden kişinin yüz hatlarına göre karar veriyoruz. Genelde bu sezon asi ve özgür görünümlü saçlar çok moda. Renklendirmede ise ya çok belirgin sarılar ya da fresh renkler göze çarpıyor. Örneğin kahve ve bej tonları, bronz renkler, sarılar ön planda” diyor.