Güzelliğin hayaletleri

Eller, gıdı, diz kapakları ve boyun bölgesi cilt bakımı yaparken de estetik uygulama yaptırırken de nedense ikinci planda olur. Oysa bu bölgelerimiz de yaşımızı ele verir ve göz ardı edildiğinde iyileştirilmesi en zor olanlardır.

Nilgün Yıldız

Nilgün Yıldız


Ellerimiz, gıdımız, boynumuz ya da diz kapağımız, aynaya baktığımızda belki de en az göze çarpan bölgelerimiz. İtiraf edelim ki onlara göz çevremize ya da yüzümüze yaptığımız gibi özenli davranmayabiliyoruz. Yaşımız, bu bölgelerde yavaş yavaş kendini göstermeye başladığında ise panik halinde en hızlı çözümleri arıyoruz. Unutulan bu hayalet bölgeleri gençleştirmenin yolunu arıyorsanız; bu uygulamalarla tanışmanın zamanı çoktan geldi.

BELİRGİN EL DAMARLARI
YÜZEYEL KÖPÜK SKLEROTERAPİ YÖNTEMİ
Yaşla birlikte ellerde ve kollarda cildin incelmesi, venlerin yani toplardamarların daha belirgin hale gelmesine sebep olabiliyor. Genelde ince yapılı kadınlarda veya ciddi spor ve ağırlık çalışması yapanlarda görülen bu durum, kişiye zamanla görsel olarak rahatsızlık verebiliyor. Ellerdeki damarların belirgin olmasının sağlık açısından bir sorun yaratmadığına dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Semih Barlas, kişinin estetik kaygılarla bu durumdan kurtulmak istemesi durumunda anestezi gerektirmeyen, basit bir işlemle bu venlerin görünmez hale getirilebildiğini belirtiyor. Prof. Dr. Semih Barlas: “Kozmetik işlemlerin odağı, sıklıkla yüz bölgesi oluyor. İlerleyen yaşın bir göstergesi olan eller ise, çoğu zaman göz ardı ediliyor. Genel olarak bakıldığında, ellerin üzerindeki damar görüntülerinden kurtulmak isteyen bireylerin sayısı, yüzlerine veya vücutlarına estetik tedavi yaptırmak isteyenlere göre çok daha düşük sayıda. Yaşla birlikte ise ellerde ve kollarda cilt incelirken bazı değişimler oluyor. Bu değişimleri cilt ve damar duvarlarının elastikiyeti, cilt altı yağı, kolajen ve dokuların su içeriğinin kaybolması olarak sıralayabiliriz. Bunun sonunda el ve kollardaki venler, belirgin hale geliyor ve özellikle ellerin üzerindeki venler, ‘kablo’ gibi görünmeye başlıyor. Bu venler, spor yaptıkça, ağırlık taşıdıkça daha da kalın ve dolgun görünüyor” diyor. Bacaktaki inceden kalına doğru, değişik çaplarda gördüğümüz venler ise genellikle ‘venöz yetmezlik’ denen bir damar hastalığının belirtisi olan varislerdir. Oysa ki ellerde ve kollarımızda gördüğümüz venler, hasta değil; normal çalışan damarlar. Bu nedenle de varlıkları bir sağlık sorunu yaratmıyor. Eldeki istenmeyen venlerin yok edilmesinde en sık kullanılan tedavi, bacaklardaki kılcal varislerde de kullanılan yüzeyel köpük skleroterapi yöntemi. Prof. Dr. Semih Barlas: “Bu işlem sırasında ilgili damara çok ince bir iğne ile giriliyor. Damar büzücü ilaç, karbondiyoksit ve oksijenin karıştırılması ile elde edilen köpüklü karışım, damar içine veriliyor. Hiçbir anestezi de gerekmiyor; sadece iğnenin girişi hissediliyor. İlaç verildiğinde damar hattı önce beyazlaşıyor, ardından da kademeli olarak incelip kayboluyor. Bu kaybolma süresi damarın çapına göre iki ila altı hafta arasında değişiyor. İşlem sonunda ele giydirilen özel bir basınçlı eldiven veya sarılan bir elastik bandaj ile damarın yeniden açılmasının önüne geçiliyor. Müdahale edilecek damar sayısına göre köpük skleroterapi işlemi, 15-60 dakika sürüyor. Tedavi bitiminde normal yaşantıya dönülebiliyor, araba kullanılabiliyor, ağırlık kaldırmaktan 48 saat kaçınmak kaydıyla spor yapılabiliyor. Arzu edilen hedefe ulaşmak için birden fazla seans gerekebilir. Seans aralıkları ise en az 7-10 gün oluyor” diyor.

SARKAN GIDI
CELLUFORM PLUS YÖNTEMİ
2015 yılında American Society for Dermatologic Surgery (ASDS) tarafından yapılan bir anket, insanların yüzde 67’sinin çene altındaki gıdı oluşumundan rahatsızlık duyduğunu ortaya koyuyor. Gıdı olarak adlandırılan bu çene altı dolgunluğu, cinsiyet fark etmeksizin hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebiliyor. Gıdı oluşumunun kilo almanın yanı sıra genetiğe ve yaşlanmaya bağlı da görülebildiğini belirten Medikal Estetik Hekimi Şelale Derya Jemiri, sorunun çözümü için farklı tedavi yöntemlerinin bulunduğunu söylüyor. ‘Çene altı submental yağ’ olarak da bilinen gıdı, çene altındaki yağ birikimi ve sarkmadan oluşuyor. Kişileri, gerçekte olduğundan daha yaşlı ya da kilolu gösterebildiği için rahatsızlık verebiliyor. Sağlıklı beslenip düzenli egzersiz yapanlarda da gıdı görülebiliyor veya geçmişte varsa da erimeyebiliyor. Şelale Derya Jemiri, çene altı yağ hücrelerini yok etmek için kullanılan Celluform Plus yöntemini şöyle anlatıyor: “Gıdı azaltmanın cerrahi olmayan tedavilerinden biri Celluform Plus’dır. Gıdı bölgesindeki yağ hücrelerini yok etmeyi amaçlayan, enjekte edilebilir bir tedavi yöntemidir. İçeriğindeki aktif bileşen sentetik deoksikolik asittir. Deoksikolik asit, vücutta doğal olarak oluşan ve diyetteki yağların parçalanmasına ve emilmesine yardımcı olan bir molekül. Celluform Plus, gıdı yağına enjekte edildiğinde yağ hücrelerini yok ederek çene altındaki dolgunlukta gözle görülür bir azalma sağlamayı amaçlıyor. Bu hücreler, bir kez yok edildiklerinde artık yağ depolayamıyor veya biriktiremiyor. Bu nedenle, istenen hedefe ulaşıldığında daha fazla tedavi gerektirmiyor.” Celluform Plus tedavisi, bu konuda uzman bir doktor tarafından uygulanabiliyor. Her tedavide gıdıya, birden çok küçük enjeksiyon yapılıyor ve enjeksiyon işlemi yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Kesin enjeksiyon sayısı, gıdıdaki yağ miktarına ve isteğe göre değişiyor. Enjekte edilen içerikte, en güçlü antienflamatuar etkiye sahip bitkilerden Arnica Motana bulunuyor. Bu durum uygulama sonrası ağrı, şişkinlik ve morarma gibi etkilerin azalmasını sağlıyor. Her tedavi seansı, en az bir ay arayla yapılıyor ve altıdan fazla uygulanmıyor. Şelale Derya Jemiri: “Lipoliz uygulamalarının sonunda kesin sarkma ya da gevşeme olacak diyemeyiz. Bu kişinin yaşına, gıdının büyüklüğüne ve cilt kalitesine göre değişebiliyor. Gıdı yağının azalmasından dolayı gevşeme yaşayan kişiler için, deriyi sıkılaştırıcı tedaviler uygulamak gerekiyor. Cerrahi olmayan tedavilerde sıkılaştırma amaçlı enjeksiyonlar, lazer, radyofrekans ve ultrason gibi enerji cihazları ve ip tedavileri yapılabiliyor” diyor.

DİZ KAPAĞI KARARMASI
AKILLI PEMBE PEELING
Yıllar geçtikçe kalıtsal özelliklerimiz, çevresel faktörler ve dış etmenler ile vücudumuzda belirli bölgelerde kararmalar yaşanmaya başlıyor. Melanin aktivitesini artıran hücreler, diğer bölgelerimizden daha koyu alanlar oluşturuyor. Özellikle kadınların koltuk altı, genital ve bikini bölgesi, göğüs ucu, diz ve dirsekler gibi bölgelerindeki bu kararmalar, zaman zaman kişinin konforunu olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle yaz ayları yaklaşırken koltuk altında ve bikini bölgesinde yaşanan koyuluklar ile diz ve dirseklerde oluşan koyulukları, hızlı ve uzun süreli ortadan kaldırmak; çok daha özgüvenli ve keyifli bir yaz tatili geçirmenize yardımcı oluyor. Kararmalar için özel olarak geliştirilen Pink Intimate akıllı pembe peeling, içerdiği beyazlatmaya ve renk açmaya yarayan etken maddeleri ile birlikte kararma yaşanan bölgelerde ilk seanstan itibaren etkisini göstermeye başlıyor. İlerleyen seanslarda ise daha uzun süreli beyazlatma amaçlanıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ozan Doğan: “Sadece bununla da kalmayıp yine akıllı pembe peeling, içerdiği sıkılaştırıcı ve canlandırıcı etkiye sahip maddeler ile birlikte daha da toparlanmış ve lifting sağlanmış sonuçlar elde edilmesine yardımcı oluyor. Masajla yapılan uygulama, içerdiği asitlerle beraber hücresel düzeyde bir iyileşme ortaya koyuyor. Hem hücrenin melanin üreten bölümünü hem de üretilen melanini inhibe ederek sağladığı bu etki, 10 günde bir ve üç ile dört seans uygulandığı takdirde; altı aya kadar etkisini sürdürüyor. İçeriğindeki doğal bitki özlerinden elde edilmiş etken maddeler ise cilt irritasyonunu azaltmayı ve hastayı yanma, soyulma gibi durumlardan korumayı amaçlıyor” diyor.

BOYUN YAŞLANMASI
INFINITE YOUNG TEKNOLOJİSİ
Boyun, yüz ve gıdı bölgesinde son yıllarda kullanılan en yeni uygulamalardan biri de Infinite Young teknolojisi. İlk seans itibarıyla cildin dört katmanını tedavi ederek; iğneye veya ameliyata gerek kalmadan etkili, hızlı ve konforlu bir seçenek sunuyor. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr Selçuk Aytaç: “Yüz ve gıdı bölgesini toparlayan dört başlıktan oluşan bu sistem, ilk olarak cildin en üst katmanını iyon ve plazma enerjisi ile yenileyerek tedavi etmeyi amaçlıyor. Sonrasında radyofrekans teknolojisiyle cildin orta katmanını hedef alan kolajen ve elastinleri, pozitif yönde harekete geçiriyor ve cildi hacimlendirerek sıkılaştırmaya yardımcı oluyor. Soğuk smash focus ultrason ile yüz ve boyun bölgesini yeniden şekillendirme olanağı sağlıyor. Dermolift başlığı, yüksek yoğunluklu odaklanmış elektromanyetik enerjisi kullanarak; yüz ve boyun kaslarını güçlendirmeyi hedefliyor. Böylelikle ameliyat veya iğne işlemine gerek duyulmadan etkili bir yöntem ile kalıcı çözüm sunmayı amaçlıyor” diyor. Kanser hastaları ve hamileler hariç herkese uygulanabilen bu yeni teknoloji için ortalama dört seans öneriliyor.