Bacaklara özgürlük!

Yaz yaklaşırken sadece kilolar değil selülitler, çatlaklar ve bacaklardaki diğer pürüzler de can sıkabiliyor. Bacakları kışın saklandıkları yerden çıkarma vakti geldiyse eğer, panik düğmesine de basıldı demektir. Peki ne yapmalı da bu panik anından kolayca sıyrılmalı?

Selülitler, çatlaklar, varisler... Bacakların pürüzsüzlüğüne gölge düşüren sadece kilolar değil! Yaz yaklaşırken eteklerin, elbiselerin, şortların ortaya çıkması gerekirken ne yazık ki gardırobun köşesinde kalmaya devam edebiliyorlar. Neyse ki, günümüzde güzel ve problemsiz bacaklara kavuşmanın pek çok yöntemi var. Yaz tam da gelmeden, öğrenmek isteyebilirsiniz...

Varisleri yok etmenin formülü
Pek çok kadının en büyük derdi olan varisler neden oluşur? Bu sorunun cevabını Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof Dr. Semih Barlas şöyle yanıtlıyor: “Bacaklarımızda iki önemli damar grubu bulunuyor. Bunlardan biri, kalbin pompaladığı temiz kanı ayak parmak uçlarımıza dek ulaştıran arterler(atardamar)dir. Diğeri ise, kirli kanı temizlenmek üzere kalbe ve akciğerlere taşıyan venler (toplardamarlar)’dir. Venler, yer çekiminin aksi yönünde gerçekleştirdikleri bu önemli işlevlerini yerine getirirken, içlerinde yer alan ve adeta bir ‘çek-valf’ gibi tek yönlü çalışan kapakçıklardan yardım alıyorlar. Bu kapakçıkların bozulup geri kaçırması, venöz yetmezlik (reflü) adı verilen damar hastalığına yol açıyor. Venöz yetmezliğin bacaklarımızda yarattığı tüm belirtilere de varis adı veriliyor. Hastalığın ciddiyeti ultrason incelemesi ile belirleniyor.”

İşin kötüsü, varisi önlemenin hiçbir yolu bulunmuyor. Yaşam, çalışma koşullarımız, hamilelik, bazı hastalıklar veya kullanımı kaçınılmaz olan bazı ilaçlar en önemli nedenleri arasında. Hepsinden önemlisi ise aileden olan genetik geçiş. Bu arada varisler sanılanın aksine bir ileri yaş hastalığı değil; çocukluktan yaşlılığa her dönemde görülebiliyor. Sürekli topuklu ayakkabı, dar pantolon giymekten ve uzun süreli güneş banyoları ile sıcaktan kaçınmak, anneanne çorabı diye bilinen eski varis çoraplarının yerine geliştirilen, kolay giyilebilen, bacağın havalanmasını bozmayan, estetik görünümlü kademeli basınçlı çorapları kullanmak sorunun karşımıza daha geç dönemde çıkmasını sağlayabiliyor.

Evta yöntemi
Prof Dr. Semih Barlas varis için uygulanabilecek yöntemler arasında EVTA yönteminin olduğunu belirtiyor. Bu yöntemde, ister radyofrekans isterse lazer enerjisi kullanılsın, ‘ince plastik boru’ olarak tanımlanabilecek bir kateter aracılığıyla hastanın toplardamarının içine cerrahi dışı yöntemle ısı uygulanıyor. Dikiş gerektiren hiçbir kesi yapılmıyor. Görüntüleme altında hedefe yöneltilen ısı, ven duvarını etkiliyor, damar büzüşüp kendi üzerine kapanıyor. Devre dışında kalan bu damar, vücut tarafından 8-12 ay içinde emilip yok oluyor. Ortalama 9-17 dakika sürüyor. Yöntemin başarısı yüzde 80-90 arasında değişiyor. Lokal anesteziyle uygulanıyor ve steril girişim ortamının bulunduğu poliklinik şartlarında veya ameliyathanede yapılması önem taşıyor.

Prof Dr. Barlas, “Öncelikle, işlem öncesinde diğer tüm varis müdahalelerinde olduğu gibi, bir kalp ve damar cerrahı tarafından çok ayrıntılı bir damar muayenesi yapılmalı. Tanının kesinlik kazanması için kullanılan en önemli tanı yöntemi Renkli Doppler Ultrason. EVTA yapılan hastalar işlemden hemen sonra yürümeye başlayabiliyor. Ayaktayken üç ay süreyle, 20 kg’dan fazla ağırlık kaldırmamak dışında her türlü spor ve iş yapılabiliyor. İşlemden sonra varis sorunu ortadan kalkarken, kesin sonuç ödem ve şişliğin inmesiyle ortaya çıkıyor” diyor.



Selülitleri mikrodalgaya atın!
Kadınların yüzde 80-95’i hayatlarının herhangi bir aşamasında selülit görüntüsüne sahip oluyor. Erkekler daha şanslı çünkü bu oran, erkeklerde yüzde 10’lara düşüyor. Peki selülit nedir?
Selülit deri altı alanda birbirinden odacıklarla ayrılmış yağ toplanmalarının deri yüzeyinde düzensizliklerle kendini göstermesi olarak tarif ediliyor. En sık kalça ve uyluk bölgesinde olan ve portakal kabuğu görüntüsü diye de adlandırılan selülit ergenlik sonrası ortaya çıkmaya başlıyor.

Selülit için geliştirilen en yeni yöntemlerden biri de Coolwave Mikrodalga. Rene Clinic’ten Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahı Prof. Dr. Reha Yavuzer, “Mikrodalga teknolojisi estetik alanında aslında yeni bir teknoloji. Bir dönem terleme tedavisinde kullanıldı. Şu anda gerek yağ dokusunun azaltılması gerekse selülit görüntüsünün azaltılması amacıyla kullanılıyor. Erken dönem sonuçları ise oldukça başarılı. Uygulama sırasında kullanılan akıllı cihazlar, enerji düzeyleri değiştirilerek aslında aynı süre içerisinde farklı doku kalınlıklarına müdahale edebiliyorlar. Cihazlarda cinsiyet, bölge ve yağ kalınlığı belirlendikten sonra otomatik olarak verilecek olan mikrodalga düzeyi belirleniyor. Çoğumuzun mutfağında bulunan mikrodalga fırınlar gibi mikrodalga teknolojisini kullanan bu yeni uygulamada, 2.45 gigahertz yüksek frekansta mikrodalga hedef hücrelere ulaştırılıyor. Hedefe ulaşan enerji yağ dokusunda kalıcı azalma sağlarken aynı zamanda deri altında sıkılaşmaya ve selülit görüntüsünde de azalmaya yardımcı oluyor” diyor.

Nasıl uygulanıyor?
Dışarıdan bir prob ile yüzeye bir kayganlaştırıcı eşliğinde uygulanıyor. Ağrısız bir uygulama. Dolayısıyla sanki hafif bir masaj etkisi ile karşılaşıyorsunuz. Ardından mikrodalganın verdiği enerjiyle birlikte alt tabakada yağ dokularında bir tahrip ve ölme süreci, ardından da kolajende bir yeniden yapım süreci meydana geliyor. İlk seanstan itibaren etki görmeye başlanıyor. Seans sayısı arttıkça başarıda giderek daha yukarıya çıkması hedefleniyor. Bir bölgenin işlemi yaklaşık 10 dakika gibi kısa bir zamanda tamamlanıyor. Yağ kalınlığının fazla olması süreyi uzatmıyor ancak verilen enerji düzeyi daha yüksek hale geliyor. Uygulama sırasında hiç ağrı hissedilmemesi ise teknolojinin bir diğer önemli avantajı. Altı seansa kadar kullanılabilmesine rağmen çoğu bireyde üç seans yeterli olabiliyor. İlk uygulamadan sonra bile kısa zamanda sıkılaşma ve incelme hissedilmeye başlanıyor. Sonuçların tam oturması 30-45 gün sürebiliyor. Bu süreci hızlandırmak için bol su tüketimi, hafif egzersiz veya lenfatik drenaj tercih edilebiliyor.

Çatlaklara son!
Bacaklarımızda sadece selülit ya da varis sorunu yok aynı zamanda çatlaklar da görsel algıda büyük bir sorun oluşturabiliyor. Çatlaklar için uygulanan yeni yöntemlerden biri de Stirort Methodu. Estemia Güzellik Salonu’ndan Uzman Estetisyen Canan İstanbullu Kürklüoğlu, “Bu yöntem ile orta moleküler teknik kullanılarak deri çatlaklarının onarımı sağlanıyor. Lifler arasındaki kohezyonun azalması ve elastik liflerin bozulmasından kaynaklanan deri çatlamaları kadınlarda genellikle uylukların kenarında, göğüslerde, kalçalarda ve karında görülürken erkeklerde daha çok omuzlarda, karında ve kalçada oluyor” diyor.

Nasıl uygulanıyor?
Uygulama başlamadan dolaşımı hareketlendiren üç farklı ürün bölgeye sürülüyor. Sonra bölgede kızarma başlaması bekleniyor. Kızarıklık oluşmaya başlar başlamaz özel bir cihaz ve cam başlıklarla hava basıncı serbest bırakılarak uygulanıyor. Seans süresi çatlakların konumuna ve kolajen döngüsüne göre değişiyor. Her 21 günde bir uygulanıyor ve genellikle üç seans ile son buluyor. İlk seans sonrasında sonuç alınmaya başlanıyor. Uygulama yapılan bölgenin 15 gün boyunca güneş ışığına doğrudan maruz kalmaması gerekiyor. Hamam, sauna ve kese önerilmiyor. Yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanmak gerekiyor ve gluten içeren gıdalardan uzak duruluyor.

Selülitlere hyalüronik asit
Tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de de kullanılmaya başlanan enzimatik hyalüronik asit, selülitin tüm nedenleriyle aynı anda mücadele ediyor olmasıyla hızlı ve etkin tedaviler arasında hızla yerini aldı. Dermatolog Dilek Başaran, “Bu uygulamanın içerisindeki hyalüronik asit ve kollajenaz enzimi, fibrotik kolajen bantların yıkılmasını sağlamayı, böylece gamzelenme görünümünün yok olmasını hedefliyor. Yıkılan bu bantların yerine vücut yeni kolajen üretimine başlıyor ve derinin daha pürüzsüz görünüme kavuşması amaçlanıyor. İçerdiği bir diğer enzim olan lipaz ise, yağ hücrelerinin içindeki yağların eritilmesine yardımcı oluyor. Liyaz enzimi bağ dokusundaki sertliği ve ödemi azaltmayı amaçlıyor. Hyaluronik asit, cildin nemlendirilmesini sağlarken cildin hücrelerinden olan fibroblastların yeni taze kolajen üretmelerini tetiklemeyi hedefliyor. Tüm bunların etkisi ile cilt ödemden arınmış, pürüzsüz, yeni oluşan kolajenin etkisi ile gergin bir görünüme kavuşuyor” diyor. İşlem sırasında çok ince iğneler selülitin olduğu bölgeye enjekte ediliyor. Ağrı yok denecek kadar az oluyor. Seans sayısı kişiye ve duruma göre değişiyor. Bazı hastalarda bir seans bile yeterli olabilirken bazen 2-3 seans gerekebiliyor. 15 gün-1 ay içinde etkisi görülüyor ve gerekirse tekrarı yapılabiliyor.

4 seansta sıkı kalçalar
Eskiden spor dışında kasları forma sokmanın herhangi bir yolu yoktu. Fakat yeni bir uygulama olan EmSculpt kasları çalıştırırken aynı zamanda yağ hücrelerini de parçalayarak bölgesel fazlalıklardan kurtulmaya yardımcı oluyor. Yüksek yoğunluk odaklı elektromanyetik enerji kullanarak etki ediyor. Bu güçlü enerji sayesinde tedavi edilen bölgedeki kasların yarım saat gibi kısa bir sürede ortalama 20 bin defa kasılması amaçlanıyor. Kasların bu derece yoğun şekilde çalışması ise sadece kas liflerinin yoğunluğunu artırmakla kalmıyor aynı zamanda tedavi edilen bölgedeki yağ yakımını da artırmayı hedefliyor.

Dr. Mustafa Karataş, “Karın bölgesinde etkili olan bu yöntem, kalça ve popoda da etkili. Özellikle kalçalarının formunu kaybetmesinden ve popo düşüklüğünden şikayetçi olan kişiler, EmSculpt uygulamasında ciddi faydalar sağlayabiliyor. Popo düşüklüğünde ve kalça biçimlendirmede etkili olan bu yöntemin kol ve bacaklarda da kullanılması üzerine çalışmalar yapılıyor. Uygulama birkaç gün arayla yapılan dört seanstan oluşuyor. Dördüncü ve son seanstan 2-3 hafta sonra, tedavinin nihai sonucu ortaya çıkıyor” diyor.

Yarım saat kadar süren uygulama ağrısız bir yöntem. İşlemden hemen sonra normal yaşama geri dönülebiliyor. Tedavi edilen bölgede, çok fazla egzersiz yapıldığındaki gibi ağrı ve sızı olabiliyor. Bunlar tamamen normal görülüyor ve birkaç gün içinde geçmesi bekleniyor. Klinik çalışmalar tedavinin olumlu etkilerinin bir yıl sonra bile devam ettiğini gösteriyor. Ancak aynı egzersizde olduğu gibi bu tedavinin de sonuçlarının devamlılığı için 1-2 yılda bir birkaç seans yapılması öneriliyor. Koruyucu etki için kaç seansa ihtiyacınız olduğu doktor tarafından belirleniyor.



Bölgesel yağlanmaya son!
Selülitler üzerinde etkili yöntemlerden bir diğeri de G5 Masajı. Hedef bölgeye titreşim verilerek uygulanan yöntem, vücutta bulunan fazla yağ kütlesinin ve toksinlerin atılmasını sağlayan bir masaj tekniği. Divinia Güzellik Merkezi’nden Uzman Nuriye Çay, “Daha çok üst bacak, popo ve kalçalara uygulansa da vücudun her bölgesinde kullanıma uygun. Her cilt tipi için uygun başlıkları bulunan cihaz sayesinde kolaylıkla uygulanan G5 Masajı, hassas ya da alerjik ciltlerde de güvenle tercih edilebiliyor. Bu masaj için özel olarak hazırlanan krem ve yağ yakmayı hızlandıran özel terapi yağlarıyla uygulanıyor. Yaklaşık 30 dakika süren seans sırasında hızlı titreşim ve iterek sıkıştırma yöntemi uygulanıyor ve rahatsız olunan sorunların giderilmesi amaçlanıyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte tam etkisi 5 seans sonunda görülebiliyor” diyor. Uygulama sonunda zayıflama, sıkılaşma ve selülit problemlerinde ilerleme hedefleniyor. Özellikle bölgesel yağlanma ve selülit sorunlarına etkin çözümler geliştiren uygulama, verilen ritmik titreşimler ile kan akışını hızlandırarak damarların açılmasını amaçlıyor.

Donarak çare bulun
Son dönemlerde adını çokça duyduklarımızdan biri de Soğuk Lipoliz yöntemi. Bu yöntem bölgesel yağlanmalar için oldukça etkili. Nuriye Çay, soğuk lipoliz hakkında şöyle diyor; “Soğuk Lipoliz, yüksek soğutma gücü ile  eksi 9 dereceye kadar yağ hücrelerini dondurarak kristalize eden ve diğer dokulara zarar vermeden yağları parçalayan, metabolik yollar aracılığıyla vücuttan atılmasını sağlayan bir zayıflama uygulaması. Vücut kitle indeksinin normal ve normalin biraz üstünde olması, en çok 10 kilo fazlası olması ve kilosu normal olup belirli bölgelerinde yağlanmanın olması gerekiyor. İç bacak, basenlerde de oldukça etkili” diyor.

Nasıl uygulanıyor?
Anestezi gerektirmeyen özel başlıklı bir cihaz yardımıyla uygulanıyor. İlk 10 dakikada vakumdan kaynaklı hafif bir rahatsızlık hissedilebiliyor. Fakat sonrasında soğuğun verdiği anestezik etkiyle rahatsızlık duyulmuyor. Soğuk Lipoliz tek seanslık bir uygulama. Aynı bölge için uygulama üç ay sonra tekrar edilebiliyor, farklı bölgeler için uygulama eş zamanlı yapılabiliyor. Uygulama süreci kişinin ihtiyacına göre 40 ila 60 dakika sürüyor. Yapılan klinik çalışmalar neticesinde incelme miktarı kişilere göre farklılık gösteriyor. Etkisi uygulamadan üç hafta sonra görülmeye başlanıyor. Vücut üç aya kadar işlem görmüş yağ hücrelerini dışarı atıyor ve ilerleme bu süreçte devam ediyor. İyi bir diyet programı ve egzersiz ile desteklendiğinde çok daha etkili sonuçlar elde edilebiliyor.

Masajla kurtulun!
Yaz ayları yaklaşırken pek çoğumuz kışın aldığımız kilolardan en hızlı yöntemle kurtulmak isteriz. Aynı zamanda Medikal Koç olan Lady Spa Genel Koordinatörü ve Güzellik Uzmanı Gizem Günaydın, VelaShape III uygulamasının oldukça etkili olduğunu belirtiyor. Günaydın, “Bugüne kadar klasik yöntemlerden biri olan selülit masajı 30 dakika olmak üzere haftada en az 3 kere yaptırılmasını tavsiye ediyoruz. Hasta, beslenme düzenine dikkat ettiğinde ve bol su içtiğinde altı seanstan sonra cilt tabakasında gözle görülür bir iyileşme sağlanıyor. Diğer yöntemlerden biriyse ilk seanstan itibaren etkisi gözlemlenebilen VelaShape III uygulaması. Son yıllarda etkisi klinik testlerle de kanıtlanmış olan yöntem, kilo ve selülit problemleri yaşayan kadınların dışında özellikle spor yaptığı ve beslenmesine dikkat ettiği halde vücudunda istediği şekli yakalayamayan kadınlar tarafından da tercih ediliyor” diyor.

Ne kadar sürede uygulanmalı?
Selülit derecesi ve kilo ölçümüne göre haftada bir kez olmak üzere hastanın ihtiyacına göre 8 ila 10 seans öneriliyor. Bacak, basen, karın, sırt, kol ve boyun bölgelerinde uygulanan yöntemle hasta, problemli bölgelerinde oluşan portakal kabuğu görünümünden kurtulmakla beraber, vücutta kolajen ve elastin hücrelerinin uyarılmasıyla daha sıkı ve pürüzsüz bir görünüme ulaşıyor. Çatlakların görünümünde de gözle görülür bir iyileşme sağlanıyor. Vücut yapısına bağlı olarak yapılan uygulamalar sayesinde 8 ila 10 hafta içinde cilt kalitesinde belirgin bir artış gözlemleniyor.

Neden selülitim var?
Selülitin tam nedeni bilinmemekle beraber sorumlu tutulan birtakım faktörler söz konusu.
• Hormonel faktörler... Östrojen, insülin, noradrenalin, tiroit hormonları ve prolaktin, selülit gelişiminde rol oynayan hormonlardır.

Genetik: Bazı genetik özellikler selülit gelişimi için altyapı oluşturuyor. Bazı ırklar, kadın cinsi, yavaş metabolizma özellikleri, yağ dağılımındaki değişkenlikler, dolaşım yetersizlikleri genetik olarak sorumlu tutulan faktörler. Bu nedenle de fazla kilosu olmayanlarda selülit görülebiliyor.

• Diyet: Özellikle aşırı yağ ve karbonhidrat tüketimi selülit gelişimine neden oluyor. Buna ek olarak tuzdan zengin fiberden fakir beslenme alışkanlıkları da sorumlu faktörlerden.

Yaşam stili: Sigara içenlerde selülit daha fazla görülüyor. Egzersiz yapmayanlarda, uzun süre boyunca ayakta veya oturarak hareketsiz çalışanlarda da bu soruna daha sık rastlanılıyor.

• Giyim stili: Sıkı iç çamaşırı kullanımı, özellikle lastik kısımlarının kalçanın ortasından geçtiği tipteki külotlar, bölgenin dolaşımına olumsuz etki ediyor ve selülit gelişiminde rol oynuyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.