Estetikte yeni boyut

En yeni estetik trendleri, 2019’un güzellik kriterlerini de az çok etkiledi. En belirgin değişim ise yanaklarda. Dolgun elmacık kemikleri yerine tercih edilen ince yanaklar, yüze yeni bir boyut katıyor.

Her şeyde olduğu gibi estetik dünyasında da her şey hızla değişiyor. Bir gün biyonik gibi görünen kusursuz yüz ve vücut modayken, ertesi sene doğala yakın görünümler tercih edilebiliyor. Kısacası estetik dünyasında da sezon modası diye bir gerçek var! Ve eğer yaptırmayı düşünüyorsanız, bilmeniz gerekenler...

İnce hatlar
Biz hep yanaklar biraz daha dolgun olunca daha güzel görünürüz diye düşünmüştük ki yıllardır estetik uygulamaların başında da yanaklara yapılan dolgular geliyordu. Ama 2019’da bu anlayış bir nebze değişiyor artık, yanakların içeri doğru olmasının yüze daha çekici ve feminen bir görünüm kazandırdığı savunuluyor. “Yuvarlak yanaklar, sizi daha kilolu göstermekle kalmaz, yüzünüzün daha sarkık algılanmasına sebep olur, yaşınıza yaş ekler” diyen Medikal Estetik Hekimi Dr. Mustafa Karataş, “Yıllarla beraber yüz dokuları aşağı doğru kaydıkça yanaklar daha dolgun görünmeye ve yüz ideal formundan uzaklaşmaya başlar. Peki, ideal olarak kabul edilen yüz formu nedir? Elmacık kemiklerinin olduğu bölge geniştir. Aşağı doğru indikçe yüz incelmeye başlar. Yanaklar hafif içeri doğru görünür, çene ucu sivri ve net bir hatta sahiptir. Ben bu yüz şeklini V şekli olarak tanımlıyorum” diyor.

Yüz şekliniz ne diyor?
Tabii ki herkes ideal bir yüz şekliyle doğmuyor. Bazı kişiler genetik olarak daha toplu bir yüze sahip. Karataş; yanak bölgesinde yağ yastıklarının bulunduğunu söylüyor ve ekliyor; “Yüzün daha yuvarlak görünmesine neden olan bu bölgesel yağ birikimi, kilo verilse bile fazla küçülmez. Yaşla birlikte bu yağlar aşağıya doğru yer değiştirir. Yüzün daha da sarkık görünmesine yol açar.” Kimileri ise V şeklinde, zarif hatlara sahip bir yüze sahip olsa da zamanın etkileri bu yüz şeklinin de değişmesine neden oluyor. Yaşın ilerlemesi ile birlikte ister istemez cilt elastikiyetini ve yüzdeki tüm dokular aşağı doğru sarktığı için V şeklini kaybediyor, dikdörtgenimsi bir form alıyor. Peki, elmacık kemiklerinin belirgin olduğu, elmacık kemiklerinin altından başlayarak ve çene kemiğine doğru uzanan yanak bölgesinin  daha çukur olduğu bir yüz şeklini teknolojinin yardımıyla yeniden yaratmak mümkün mü? Dr. Mustafa Karataş; bunun mümkün olduğundan bahsediyor.

Yüz biçimlendirme
Yüz şekli cildin elastikiyetinin kaybolmasıyla değişmiş olan ve yanak bölgesi toplu görünenlerde, iki teknoloji kombine olarak kullanılarak daha ince ve biçimli bir çehre yaratılabiliyor. Bahsi geçen teknolojiler ise; Forma ve Agassi. Forma, cildin derin katmanlarına kadar inerek optimum antiaging etki sağlayan bir radyo frekans teknolojisi. Radyo frekans enerjisi kolajen ve elastin liflerini uyararak, yeni ve sağlıklı kolajen üretimini tetiklemeye yardımcı oluyor. Bu da hem cildin genel görümünü iyileştiren hem de sıkılığını artıran güçlü ve uzun vadeli bir etki yaratmayı amaçlıyor. Sıkılaşan cilt, yüzün daha ince görünmesini sağlıyor. Bu sistemin başka bir avantajı ise cilt kalitesini arttırmayı, daha pürüzsüz ve parlak görünmesini hedeflemesi. Forma lazer uygulaması, haftada bir seans olmak üzere altı hafta öneriliyor. Eğer elastikiyet kaybı hafifse, arzu edilen sonuçlar daha az seansla elde edilebiliyor, seans aralıkları 10-15 güne çıkabiliyor.

Yanak inceltme
Yeni nesil yüz biçimlendirme uygulaması olan Agassi, yanaklardaki yağ dokusunu küçültmek ve bu bölgedeki cildi sıkılaştırmak için geliştirilmiş bir teknoloji. Uzak Doğu’da geliştirilen bu uygulama ırksal olarak yanaklarının dolgunluğundan şikayetçi olan Uzak Doğulu kadınlar için tasarlanmış. Daha biçimli yüz hatlarına kavuşmak isteyen herkes bu monopolar radyo frekans teknolojisinden faydalanabiliyor. Uygulamanın en ilginç özelliği ağız içinden yapılması. Karataş, işlemin yaklaşık 10-15 dakika sürdüğünü söylüyor: “Tedavide yanak bölgesindeki yağ dokusunun hacmi küçülüyor. Ağız içinden iletilen yüksek radyo frekans enerjisi ile yanak bölgesindeki deri altı dokularının sıkılaşması ve yağ hücrelerinin azalması amaçlanıyor.” Monopolar radyo frekans teknolojisi iki hafta arayla yapılan 2-3 seanstan oluşuyor ve işlemin etkileri ilk seanstan kısa bir süre sonra ortaya çıkmaya başlıyor. Yanak bölgesini belirgin şekilde incelten bu tedavinin her mevsim uygulanabilmesi de önemli bir avantaj.

Dr. Mustafa Karataş, Agassi teknolojisinin Forma lazer sistemi ile kombine olarak kullanılıp kullanılmayacağının, hastanın yaşı ve cildinde elastikiyet kaybı olup olmadığına göre belirlendiğini belirtiyor ve; “Genç ve cildinde sıkılık kaybı olmayan ama yanaklarının tombulluğundan şikayetçi olanlarda sadece Agassi tedavisi yeterli oluyor. Ama eğer hastanın cildinde elastikiyet kaybı ve yanaklara toplanmış yağ dokusu problemi varsa en iyi sonucu iki sistemi birlikte kullanarak alıyoruz” diyor.

Dolgu ve botoks takviyesi
Bazı kişilerde sadece yanakları inceltmek yetmeyebiliyor. Genetik olarak elmacık kemikleri basık olan ya da yaşla beraber belirginliğini kaybetmiş olanlarda, elmacık kemiklerine dolgu yapmak uygulamanın olumlu sonuçlarını artırıyor. Yüzün üst kısmını hyalüronik asit bazlı dolgu enjeksiyonu ile şekillendirerek, elmacık kemikleri ortaya çıkarılıyor ve çeneye doğru incelen bir form oluşuyor. Bazı kişilerde ise tedaviyi çeneye yapılacak botoks enjeksiyonu ile desteklemek gerekebiliyor. Bu hastalarda yüzün alt bölümündeki güçlü ve gelişmiş çene kasları yüze köşeli, sert bir görünüm veriyor. Doğru noktalara yapılan botoks enjeksiyonu ile çene hattını yumuşatmak mümkün.

Yeni nesil yağ enjeksiyonu
Yüzdeki yaşlanma belirtileri kişiden kişiye değişiyor. Bu süreci, güneş banyolarınızın uzunluğundan nasıl beslendiğinize ve yeni nesil antiaging uygulamalardan yararlanıp yararlanmadığınıza göre birçok farklı faktör belirliyor. İlk gençlik fotoğraflarınızla yeni çekilmiş selfie’leriniz arasındaki en belirgin fark nedir? Yüzünüzün daha çökük, yanaklarınızın içi boşalmış gibi görünmesi değil mi? Elmacık kemikleriniz eskisi gibi belirgin değil, burun kenarlarınızdan dudaklarınızın yanına doğru inen hat artık giderek daha belirgin. Estetik ve Plastik Cerrah Dr. Osman Şenel; “Nedense yaşlanma dendiğinde akla sadece cilt geliyor. Halbuki yağ dokusundaki ve kemik yapısındaki değişimler yaşlanma sürecinde rol oynayan en önemli unsurlar. Yüz hacmini kaybediyor, yüzün çatısı olan kemik yapısı az da olsa eriyor ve yüzü eskisi kadar desteklememeye başlıyor. Kulağa moral bozucu gelse de, bu unsurların çoğuna müdahale etmek mümkün. Kemik yapısındaki değişiklikler geri döndürülemez ama yağ dokusu yerine konabilir, yeni teknolojiler ve doğru seçimlerle cilde gençliğini veren elastin ve kolajen lifleri korunabilir” diyor.

Günümüzde, yüz yaşlanmasının nedenleri daha iyi anlaşılıyor ve daha başarılı sonuçlara ulaşmak için bu değişimlerin arkasındaki küçük detaylar tespit edilebiliyor. Bu da estetik cerrahi ile çok daha doğal ve başarılı sonuçlar almayı sağlıyor. 20-25 yıllık bir geçmişe sahip olan yağ enjeksiyonu da estetik cerrahideki gelişmelerden nasibini almış bir uygulama.

Yıllarca insan yüzünün dikey ve eşit oranda yaşlandığına inanıldı. Ancak günümüz modern plastik cerrahi ekolü, yağ bölmelerinin yüzün farklı bölgelerini nasıl desteklediği bilgisine sahip. Bu bilgi de alınan sonuçları önemli ölçüde etkiliyor. Dr. Şenel, yağ bölmesi teorisini şöyle anlatıyor: “Yağ, yaradılış icabı yüzün farklı yerlerinde veya bölmelerinde bulunur. Vücudumuzun farklı yerleri nasıl farklı biçimde yağlanıyor veya yaşla beraber yağ kaybediyorsa, yüzümüzde de aynısı oluyor. Bugün artık alt yağ katmanı dediğimiz bölgeler olduğunu, yanak ortası ve gözaltında bulunan bu yağın yüze şekil ve dolgunluk vermekle görevli olduğunu biliyoruz. Bu da yağ enjeksiyonu müdahalesini eskisine kıyasla kusursuzlaştıran bir etken” diyor.

Peki, yüzdeki yağ dokusu ve yaşlanma süreciyle ilgili öğrenilen bu yeni bilgiler, pratikte ne fayda sağlıyor? Yağ bölmeleri sistemini anlamanın en önemli avantajı, plastik cerrahlara hangi bölgeye yağ takviyesi yaparlarsa en iyi sonucu elde edecekleri bilgisini veriyor olması.



AntIagIng fayda
Yağ enjeksiyonu, mikro yağ enjeksiyonu ya da yağ transferi olarak adlandırılan bu işlem sırasında popo, kalça ya da üst bacaklardan yağ alınıyor. Bu yağ da yüzü yeniden şekillendirmek, yaşla beraber azalan yüz hacmini geri kazandırmak için kullanılıyor.

Dr. Osman Şenel’e göre başarılı bir yağ enjeksiyonunun püf noktasının cerrahın deneyimi olduğunu söylüyor. “Doğal ve kalıcı sonuçlar almanın sırrı doğru ellerde olmaktır. Estetik cerrah bu konuda ne kadar deneyimliyse sonuçlar da o kadar başarılı olur” diyor. Mesela, “Eğer bir bölgeye gereğinden fazla yağ enjekte ederseniz, o yağ hücreleri damarlanamaz ve kısa süre sonra yüze enjekte edilen tamamen erir. Az yağ enjekte ederseniz de yine aynı şey olur.” Bir yağ dolgusunda yüze yapılan yağ transferinin yüzde 40 ile yüzde 50’si kalıcı oluyor. İlk uygulanmaya başlandığı zamandan bu yana hayli geliştirilen yağ enjeksiyonunun, ciltteki kolajen ve elastin üretimini de artırdığı görülüyor. Yani bugün artık uygulamanın antiaging fayda sağladığını da biliyoruz. Bu son derece önemli bir bilgi. Yağ dokusu kök hücre açısından en zengin doku. Doğru ve modern teknikler kullanılarak yapılan yağ enjeksiyon tedavisinde yüze kök hücre tedavisi de yapmış olunuyor. Kök hücreler de zamanla cilt kalitesinin artmasını ve gençleşmesini sağlıyor.

French KIss Dudak Dolgusu
Son yılların popüler estetik uygulamalarından biri olan French Kiss Dudak Dolgusu, bu yıl da kadınların en çok tercih edilen uygulaması olacak gibi görünüyor. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Haytoğlu, güzellik anlayışında dudakların büyük önem taşıdığını ve dolayısıyla kadınların tercihinin dolgun, hacimli ve etkileyici bir görünüme sahip olan dudaklara kavuşmak olduğunu vurguluyor.

Güzel dudak nasıl olmalı?
Güzel dudağın kriterleri dudağın hacmi, genişliği, simetrisi, alt ve üst dudağın birbiriyle orantısı olarak sayılabilir. Ayrıca, gülümserken diş etleri ortaya çıkmamalı. French Kiss Dudak Dolgusu uygulanırken öncelikle dudağa sürülen bir anestezik krem ile enjeksiyon işleminin acısız olması sağlanıyor. Dolgu maddesi ince uçlu enjeksiyon iğneleriyle enjekte edilerek dudağa hemen hacim veriyor. İçeriğindeki hyalüronik asitin yanı sıra bilinen en güçlü antioksidanlardan birisi olan mannitol bulundurması diğer dolgulardan farklı olmasını sağlıyor. Ortalama 15-20 dakika süren ağrısız ve basit bir işlem. Böylece, dudağın cazibesini artıracak kıvrımlar da belirgin bir şekilde ortaya çıkarılıyor. Dudak dolgusu gençlerde alt ve üst dudak oranlarını uyumlu bir şekilde artırmak için ve dudaklardaki yaşlanmaya bağlı olarak oluşan hacim kaybını gidermek için yapılıyor. Bu uygulama hamilelere, aktif uçuk sorunu olanlara, iltihabi deri sorunu olanlara ve kullanılan dolguya karşı aşırı duyarlılığı olan kişilere uygulanamıyor.

Kalıcılık süresi ne kadar?
Dr. Haytaoğlu; “Dolgunun kalıcılığı kişinin mimik yapma alışkanlıklarına, çevresel şartlara göre değişiyor. French Kiss Dudak Dolgusu içerisinde bulunan hyalüronik asit 6-12 ay süreyle kalıcı oluyor. Aynı zamanda farklı çapraz bağ teknolojisi sayesinde hem doku ile uyumlu oluyor hem de kalıcılık süresini uzatıyor. Fakat düzenli olarak dudak dolgusu yaptıran kişilerde dudak dolgusunun kalıcılık süresinin uzadığı gözlemleniyor” diyor.

Plazma Enerjisi
Yaşlılık belirtileri, kuşkusuz ki en kısa zaman zarfı içerisinde göz kapaklarına etki ediyor. Plexr Plazma Enerjisi ile daha dinamik, daha genç ve aydınlık bir yüz ifadesinin oluşması amaçlanıyor.

Peki Plexr Plazma Enerjisi ne demek?
Op. Dr. Gökhan Haytoğlu; “Maddenin dördüncü haline plazma deniliyor. Madde katı haldeyken enerji verilirse önce sıvı sonra da gaz haline geçiyor. Gaz halindeyken enerji vermeye devam edersek o zaman plazma elde etmiş oluruz. Kısaca iyonize atmosferik gaz da diyebileceğimiz bu enerji arkıyla çeşitli uygulamalar uzunca bir zamandır yapılabiliyor. Sağlıkta ise bunun kullanılabileceği alanlar çevre dokulara zarar vermeksizin istenmeyen doku veya hücre topluluklarının ortamdan uzaklaştırılması olarak tanımlanabilir” diyerek açıklıyor. Plexr, alt ve üst göz kırışıklıklarından şikayetçi olan ameliyat olmakla olmamak arasında kararsız kişilerde, yüzde smoker line dediğimiz üst dudak kırışıklığı olanlarda boyun kulak önü çizgilenmeleri ve kırışıklıklarında, güneş ve hamilelik lekesi gibi leke sorunu olanlarda, akne skarı ve benzeri yara izlerinde, akne tedavisi ile yüzeyel siğil ben alınmasında, keloidlerde uygulanabiliyor.

Uygulama nasıl yapılıyor?
Uygulama yapılacak bölge antiseptik sıvı ile temizleniyor. Lokal anestezik krem sürülüyor, 20 dakika bekleniyor. İşlem, üst ya da alt göz kapağı şeklinde, bölgeye göre 5-20 dakika arasında sürüyor. Ağrı-acı hissinin yaşanmadığı uygulama sonrasında üst göz kapağında ertesi gün başlayan ve azalarak devam eden ödem oluşuyor. Beşinci günden itibaren kabuklar dökülüyor ve normal görünüme kavuşuluyor. Uygulama sonrası özellikle açıkta kalan bölgelere, içerisinde güneş koruma faktörü de olan sıvı bir fondötenin veya yatıştırıcı bir kremin, tabaka halinde sürülmesi gerekiyor. Her yıkama sonrası ise işlemin tekrarlanması önemli. Uygulamanın kalıcılık süresi 3-5 yıl aralığında oluyor. Daha erken de deformasyonlar oluşabildiği durumlarda ikinci seans uygulanabiliyor. Bu uygulamada lekeler en zor tedavi olan ve baş ağrıtan sorun. Çok iyi korunurlarsa aynı yerde tekrarlamayabiliyor, kırışıklıklar içinse yaşa ve duruma bağlı olarak 1-2 sene ortalama süre verilebiliyor. Akne ve yara izi gibi skar dokularında sorunun genişliğine ve derecesine göre birkaç seans tedavi gerekebiliyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.