Hayata ‘doymak’ gerek!

İlk insanlar, bir gün gelecek hiçbir şey yememenin yemek yemekten daha doğru kabul edileceğini bilseydi, yıllarca karnını doyurmak için canı pahasına avlanmaya çıkar mıydı? Tabii ki çıkmazdı. Ama doğru yapan onlar mıydı yoksa güzel görüneceğim diye saatlerce aç kalanlar mı? Gündemimiz, mide küçültme ameliyatları!

Önce şarkıcı İrem Derici’nin haberi geldi. Kilo kaybına bağlı bağışıklık çökmesi yaşayan ve bu sebeple bir süre yoğun bakımda kalan genç şarkıcı, hepimizi bilinçsiz yapılan diyetler konusunda bir kez daha düşündürdü.  Ardından geçirdiği mide küçültme ameliyatı sonrası akciğerinin su topladığı ve bir süre makineye bağlı yaşadığı öğrenilen gencecik bir ismin Özge Şeker’in hayatını kaybettiğini öğrendik. Peki ne oluyordu da zayıflamak uğruna ölüm bile göze alınabiliyordu. Zayıf olmak gerçekten bu kadar önemli miydi ya da nereye kadar zayıf olmak gerekiyordu? Eskiden çok sık duyduğumuz ‘yemeğin salçalısı, kadının kalçalısı’ cümlesi ne oldu da değişti?

Genel Cerrah Prof. Dr.  Alper Çelik  “Son yılların en önemli gündem konularından birisi obezite ve zayıflık takıntısı.  Televizyonlarda gazetelerde ve internette hemen her gün zayıflık, kilo verme veya obezite haberlerine maruz kalıyoruz. Çeşit çeşit diyet reçeteleri elden ele dolaşıyor.  Ama bir yandan da göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçek var, o da giderek daha şişman bir topluma dönüşüyor olmamız. Fakat bu sadece bizim ülkemizde görülen bir sorun değil. Bütün dünyada aynı sorun söz konusu. Kuzey Amerika, Mikronezya Adaları, Ortadoğu, Körfez ve Arap ülkeleri ile karşılaştırıldığında ülke olarak gerilerde kalıyoruz. Hatta Avrupa’da dahi birinci sırada değiliz. Birinci sırada İrlanda yer alıyor. Bunu Kuzey İskandinavya ülkeleri takip ediyor ama Türkiye de ilk beşin içinde” diyor.

Herkes midesini aldırabilir mi?
Giderek artan zayıflama takıntısı beraberinde birçok bilinçsiz durumu da getiriyor. Peki obezite cerrahisi ya da mide ameliyatları gibi ameliyatlar her zayıflamak isteyene yapılabiliyor mu? Prof. Dr. Alper Çelik bu soruya şöyle cevap veriyor;  “Hem bir bilinçsizlik hem de internette bir bilgi kirliliği söz konusu ve ne yazık ki bu durumu fırsata çevirmeye çalışan insanlar var.  Cerrahi tedavi ile çok iyi sonuçlar almak mümkünken, cerrahi tedavi dışında uygulamaların sonuçları çok iyi değil. Ne yazık ki obezitenin bir pazara dönüşmesi sebebi ile herkes bu pazardan pay talebinde bulunuyor.  Ancak cerrahi tedavi ile ilgili en önemli nokta, şu an için obezite tedavisinin en iyi çözümünün bu ameliyatlar olması. Göz ardı edilmemesi gereken konu ise obezite sadece mide hacminden kaynaklanan bir rahatsızlık değil. Cerrahi olarak bazı platformlarda tüp mide, mide küçültme ameliyatı son dönemde obezite için lanse edilse de aslında durum gerçeği yansıtmıyor. Obezite ince bağırsaklardan kaynaklanan sinyal iletim sorunları ile alakalı bir durum ve mide küçültme ameliyatı yapıldığında düzeltilmeye çalışılan şey aslında bozulmuş beslenme davranışının tedavi edilmesi. Ancak iki önemli sorun var. Bir, beslenme bozukluğu sadece obezlerde görülen bir durum değil. İki, obez olup çok yüksek kalorili besin almayan milyonlarca insan var.

Bu insanlara bu sebeple mide küçültme ameliyatı yapıldığında uzun vadede elde edeceğiniz sonuç yüzde 50’nin altında olacaktır. Bu insanların kalorilerini kısıtladığınızda ya da sadece porsiyonlarını küçülttüğünüzde kısa vadeli bir netice alıyorsunuz. Uzun vadede özellikle mide ameliyatlarının neticesi ne yazık ki düş kırıklığına neden oluyor. Mide esnek bir organ iki tane yüksek basınç arasında kaldığında genişliyor. Sorun aslında midede değil. Sorun yiyeceklerimizin ince bağırsağımızın son kısmına ulaşmamasında ve ulaşma şeklinde. Rafine gıda teknolojisi son dönemde o kadar arttı ki artık yiyecekler ince bağırsağın son kısmına ulaşmıyor ve ulaşmadığında buraya sadece posa gittiği için ince bağırsağımızın son kısmından beyine tokluk sinyalleri ya hiç gitmiyor ya gecikmeli olarak gidiyor ya da düşük gidiyor. Bu nedenle obezite ve diyabet bu kadar arttı. Sorun yiyecek teknolojisindeki değişim ve bunu mideyi küçülterek düzeltemezsiniz. İnce bağırsaklardaki sinyal iletimini düzenlemeniz gerekiyor.”

Mide ameliyatları gerçeği
Prof. Dr.  Alper Çelik,  “Balon ve kelepçe takılması yöntemleri artık gündemde değil. Bu yöntemler depolamayı değil yutmayı engelliyor. Hormonları değiştirmiyor.  Vücut hala açım diye bağırıyor ve yiyemediğiniz için kilo veriyorsunuz. Yiyemediğiniz için zayıflıyorsunuz yemek istemediğiniz için değil. Arada çok büyük bir nüans var. Mide balonu geçici bir uygulama, altı ay kalabiliyor yeni uygulamalarda ise bu süre 1-1.5 yıla kadar çıkabiliyor. Mide balonunun süresi dolup çıkarıldığında ise kişi, yine insülin direnci ve diğer sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor. Mide balonu çıktıktan sonra eğer nihai cerrahi müdahale yapılacaksa bu yöntem tercih edilebilir. Bireyin diğer kalp, akciğer ve diğer organ durumları o an ameliyat olmasına müsaade edemeyecek kadar kötü ise bu durumda mide balonu takılarak hastaya geçici bir kilo kaybı sağlanabiliyor. Hasta balonla 20-25 kilo veriyor.  Altı ay sonra balon çıkarılıyor, kalbi ve akciğeri rahatlamış oluyor, başarılı bir ameliyat yapılması mümkün olabiliyor” diyor.



Aç kalarak zayıflama
Beslenme, yaşam kalitesini belirleyen en önemli etmen. Uygulanan her yanlış beslenme planı, vücuda zarar vermiyor ve metabolizmayı yavaşlatarak kilo vermeyi daha da zor hale getiriyor. Hızlı kilo vermek için yapılan hataların başında ise öğün atlamak ya da uzun süre aç kalmak geliyor.  Yemeklerden sonra harekete geçen metabolizma, besinleri sindirebilmek için enerji harcıyor. Hiç beslenmemek veya günde 1-2 öğünle beslenmek metabolizmayı yavaşlatıyor. Yeterince beslenemeyen metabolizma, farklı bir durumla karşılaştığı için metabolik strese girip durumu yoksunluk sendromu olarak algılıyor ve böylece tüketilen her besini vücutta yağ şeklinde depolamaya başlıyor. Diyetisyen Emre Uzun,  “Aç kalarak çok düşük kaloride yapılan diyetlerde temel olarak görülen, bireylerin öncelikle kas kaybına maruz kalmalarıdır. Kas kaybı olduğunda da bu verilen kilolar hızlı ve çok kolay bir şekilde geri alınıyor.  Aç kalarak verilen kilolar sonucunda vücutta bir takım hastalıkların görülme ihtimali artıyor ve sağlıklı doku kaybedildiği için sağlıklı bir kilo verimi görülmüyor” diyor.

Zayıf olan güzeldir algısı
Pek çok insan kilo konusunda reklam, mesaj ve baskılardan etkilenebiliyor. Bu sorun okul öncesinden başlayarak okul çocuklarında, ergenlerde ve yetişkinlerde giderek artıyor.  Aynı zamanda zayıflık, güzellik algısını, popülerlik durumunu arttırdığından ve medyada genellikle zayıf kişilere yer verildiğinden bu durum kişilerde takıntı haline gelebiliyor. Zayıflığa özenme, hedefe ulaşmak için zayıf kalabilmek adına kısıtlayıcı yemek yeme, yanlış bilinen detoks programları, şok diyetler, birçok farklı diyet modelini uygulamayan kişilerde olumsuz sonuçlar yaratıyor ve yeme bozuklukları görülebiliyor. Diyetisyen Emre Uzun, yapılan detoks programları sonucunda yetersiz kalori alımının yol açtığı protein azlığına bağlı olarak kas kayıpları ve su kayıpları görülebildiğini belirtiyor ve  “Uygulanacak olan diyet programları kişinin yaşına, boyuna, günlük alınması gereken kalori miktarına ve sağlık problemlerine göre planlanmalı ve kişiye özel olmalı” diyor.

Mide ameliyatları sonuçları
Kişi bazen istediği sonuca ulaşamayabiliyor. Beş yıl içinde başladığı noktaya geri dönebiliyor ve verdiği kiloları geri alabiliyor. Başlangıçta gitmiş olan hastalıkları geri gelebiliyor. Tüp mide ameliyatlarının beş yıllık başarı şansı yüzde 50’nin altında oluyor. En önemli sorun bu gibi görünse de daha önemli bir sorun var, o da kaçak sorunu. Prof. Dr. Alper Çelik, “Bunun anlamı, mide yarım ay gibi bir organ ve genişleyebiliyor. Yemek borusu ve mideyi ayıran bir kas lifi var, bir diğer kas lifi de mide ve 12 parmak bağırsağını ayırıyor. Genişleyebilen bir organ olan midenin bu tip ameliyatlarla genişleyebilen kısmı alınıyor. Artık genişleyemeyen bir organa dönüşüyor. Ama genişleyemeyen tüp şeklindeki organı iki yüksek basınç arasında bırakıyorsunuz ve bu basınç arasında mide genişliyor ama içerideki basınç çok yüksek ve midenin genişleyebilecek kadar zamanı yoksa, mide bir noktadan açılıyor ve kaçak başlıyor. Kaçak tüp mide ameliyatlarının en büyük sorunu bu ve ölümle neticelenebiliyor. İnce bağırsak tüp midenin altına bağlanırsa yüksek basınç sorunu ortadan kalkıyor. Midenin basıncı düştüğü için uzun vadede mide genişlemiyor” diyor.

Mide ameliyatı olurken dikkat edilecekler
• İnternetteki bilgi kirliliğini çok iyi araştırmalı ve akademik geçmişe dikkat edilmeli. İnternet sitelerinin yönlendirilebilir olduğunun bilinmesi gerekiyor.

• Vakıf dernek bağlantısı olan, konuyla ilgili bilimsel yayın yapmış, bilimsel geçmişi olan uzmanlara başvurmak en sağlıklısı.

Yanlış diyetlerin sonuçları
Yarattığı etkiler

• Halsizlik ve yorgunluk hissi görülüyor.  Vücut bitkin düşüyor ve halsizlik oluşumu gözleniyor.
• Konsantrasyon eksikliği görülüyor. Belli bir duruma odaklanma ve anlama kabiliyeti düşüyor.
• Gerekli besinleri alamayan midenin salgıladığı asit sonucunda mide rahatsızlıkları görülmeye başlanıyor.
• Açlık kan basıncı olumsuz etkileniyor. Tansiyon düşebiliyor. Özellikle ileri yaşlarda daha zararlı oluyor.
• Bağırsak problemlerine yol açıyor.
• Baş ağrıları görülüyor. Zaman zaman baş dönmesi ve ileri seviyede baş ağrıları olabiliyor.
• El ve ayaklarda titremeler olabiliyor.Aç kalmanın zararları ilerleyen dönemlerde çok daha şiddetli olarak hissediliyor.



Sağlıklı bir beslenme nasıl sağlanır?
• Sağlıklı beslenme vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeterli ve dengeli beslenmedir. Herhangi bir gıda tek başına vücudun tüm ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bu nedenle karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, mineral ve yeteri kadar su tüketmek önemli.

• Olabildiğince farklı gıdalar tercih etmeli ve her öğünde tüm besin gruplarına yer vermeye çalışmalı. Hayvansal kaynaklı besinler yerine bitkisel kaynaklı besinler tercih edilmeli.

• Kahvaltı yapmadan güne başlanmamalı.

• Günlük su tüketimi 2-2.5 litre olmalı. (tüketilecek su aromalı hale getirilebilir.) 

• Dengeli beslenme ile birlikte fiziksel aktivite de önemli. Haftada en az 2 gün 40 dakika yürüyüş yapmaya çalışmalı.

• Vücudun temel fonksiyonları için omega 3 ve omega 6 gibi bazı yağlara ihtiyaç var. Doymuş yağlar daha az tüketilmeli. Yüksek oranda yağ, doymuş yağdan zengin sosis, salam, sucuk, pastırma, yağlı etler, tereyağı gibi gıdalardan kaçınmalı.  Yemeklerde zeytinyağı tercih edilebilir.

• Tuz tüketimi kısıtlanmalı ve tuz arayışına girmemek adına yemeklere baharat eklenerek tüketilmeli.

• Kızartmalardan uzak durulmalı. Yemekleri pişirme teknikleri ızgara, fırın ya da haşlama şeklinde olmalı.

• Kompleks karbonhidratlar içeren besinler tüketmeli.

• Aşırı yağlı, kolesterollü, tuzlu, şekerli yiyecekler ile kanser yapıcı maddeleri içeren gıdalar tüketilmemeli.

• Her gün mutlaka en az 3 ara öğün yapılmalı ve saatleri atlanmamalı. 2.5 saatte bir öğün tüketilerek metabolizma yavaşlatılmamalı.